9 Åžubat 2012 - PerÅŸembe
Ana Sayfa » Genel Bilgiler » Araba Nedir

Araba Nedir

Eklenme Tarihi : 03 Ekim 2008  |  621 Okundu

Sponsorlu Bağlantılar

Araba Nedir

Araba Nedir

tekerlekli, motorlu veya motorsuz her türlü kara taşıtına araba denir tekerlek üzerinde giden, hayvan veya insan gücü ile yürütülen, eÅŸya ve insan taşımaya yarayan taşıt. insanların arabayı yapmasında, tekerleÄŸin bulunmasının önemli rolü vardır. Eldeki en eski bilgilere göre arabanın ilk olarak Türkler tarafından Asya’da yapıldığı anlaşılmaktadır. Yapılan araÅŸtırmalara göre ise, MÖ.. 2500 yıllarından itibaren Orta Asya’da kullanılmaya baÅŸlanmış ve oradan yayılmıştır. ilk zamanlar savaÅŸ arabaları ÅŸeklinde büyük önemi vardı. Fakat manevra kabiliyetinin az olması bu önemini kaybettirdi. Yalnız yük ve yolcu taşımacılığında kullanılmaya baÅŸlandı. asya ve Önasya’da kullanılış tarihi bilinmeyecek kadar eski olmasına raÄŸmen, Avrupa’da ortaçaÄŸda kullanılmaya baÅŸlanmıştır

Sponsorlu Bağlantılar


Umumiyetle dört veya iki tekerlekli olan arabaların en basit şekli, elle yürütülen ve hafif eşyaları taşımak için kullanılan el arabası denen tek tekerlekli arabadır arabalar iki bölümden müteşekkildir

Alt yapı Üst Yapı Alt yapı hemen hemen her arabada aynıdır. Esas olarak tekerlekleri birleştiren dingil ve koşum hayvanlarının bağlandığı ok tan meydana gelir.

Dört tekerlekli arabalarda, arkada kalan büyük tekerlekler sabit bir dingille bağlanırlar öndeki tekerlekler ise, dönme işlemlerini kolaylaştırmak gayesiyle daha küçük ve okla beraber dönebilecek şekilde yapılırlar.

Üst yapıları kullanılma maksatlarına göre istenildiği gibi yapılabilir. insan nakli ve eşya nakli için olmak üzere iki ana bölüme ayrılabilen üst yapılar, muntazam yapılmış sandık, ağaç sürgünlerinden örülmüş bir sepet veya kafes biçiminde olur.

arabalarda tekerlekleri levha şeklinde veya merkezine parmaklıklarla tutturulmuş bir çemberden ibarettir. Tekerleklerin etrafında aşınmayı azaltmak için çelik veya lastik çemberler takılıdır.

Arabalar umumiyetle atlara, öküzlere, mandalara çektirilir. hayvanlar oka bağlanırlar. Sarsıntıyı azaltmak için alt yapısı ile üst yapısı arasına tekerleklerin hizasına gelecek şekilde yay sistemi yerleştirilir. Bilhassa yolcu taşıyan arabalar, da yay sistemine önem verilip süslü olarak yapılmışlardır.

ilk arabalar, yük taşımağa mahsus öküzler tarafından çekilmiş ve atların arabaya koşulması, öküzden sonra başlamıştır. Türklerin kullandığı arabalara Çinliler, keçi arabası demişlerdir. Bu araba dört tekerlek üzerine oturtulmuş bir çadırdan ibaretti. Türkler, savaşlarda atı tercih ettiklerinden, savaş Arabalarını Çinliler kullandılar.

Osmanlılarda önceleri arabaya, binme hakkı padiÅŸaha, ÅŸeyhülislama ve kadı askere tanınmıştı. Bir de Avrupa’ya gönderirken, elçilerin yanına devletin ÅŸerefiyle ilgili iki mükellef araba verilirdi. Bu arabalardan birisinde elçi, padiÅŸahın mektubunu götürür, ikinci araba ise hediyeleri taşırdı. Daha sonra vezirler ve ileri gelenlerin arabaları oldu. Fakat gene de ata karşı büyük muhabbeti olan Türkler, ata binmeyi tercih ettiler.

Osmanlı padiÅŸahlarından bazıları kendileri için tahsis edilen arabalara bindiler. OÄŸlu Yavuz Sultan Selim han lehine tahttan feragat eden Sultan ikinci Bayezid han, 1512 tarihinde, Bayezid’deki eski saraydan bir arabaya binerek edirne kapısına kadar oÄŸlu ve askerler tarafından teÅŸyi edilmiÅŸtir. Yavuz Sultan Selim Han bu teÅŸyi esnasında, payitaht kapısına kadar araba yanında edeble yürümüş, babasının nasihatlerini hürmetle dinlemiÅŸtir.

Kanuni Sultan Süleyman Han yetmiÅŸ iki yaşında Zigetvar seferine çıkarken, saraydan DavutpaÅŸa’ya kadar beyaz bir atın üzerinde gitti. Sonra iki beygirle çekilen dört tekerlekli, üstü örtülü ve yanları yeÅŸil perdelerle kapalı bir arabaya bindi ve öylece sefere devam etti. Zigetvar’da vefat ettiÄŸinde de mübaret cesedi aynı araba, ile yola çıkarıldı.

istanbul’un binek arabaları saray, konak ve kira arabaları olmak üzere üç Kısım idi. Binek arabalarından saray arabaları, Saray-ı hümayun için bir ihtiyaç olmuÅŸtu. Valide, Haseki ve Hanım Sultanlar ÅŸehir sokaklarında dolaÅŸtırılmayıp sayfiye, yalı, köşk ve kasırlarına ya harem-i hümayun kayıkları ile veya saray arabaları ile gitmiÅŸlerdir.

Saray arabalarının başında saltanat arabası gelmektedir. Sultan ibrahim, Sultan ikinci Mahm ud, Sultan Abdülmecid ve Sultan abdülaziz hanlar ÅŸehir içinde gezintilerini meÅŸhur saray saltanat arabası ile yaptılar. Sultan ikinci Abdülhamid Han da Cuma selamlığına bu araba ile giderdi. Namazdan sonra da bizzat kendi kullandığı saray faytonu ile ikametgahı olan yıldız Sarayı’na dönerdi.

Saltanat arabası Cuma selamlığında gayet yavaÅŸ gider yaverler arabayı, iki yanı sıra yürüyerek ta kip ederlerdi. Hırka-i ÅŸerif ziyaretinde ise araba sür’atli gider, yaverler de atlı olarak takib ederlerdi. Saltanat Ara basında padiÅŸahın karşısında daima zamanın ser askeri olan müşir otururdu. Saltanat arabası, çift çift dört atlı, arabacı oturağı sırmalı, bordürleri altın yaldızlı muhteÅŸem bir faytondu. Sultan Abdülhamid Han arabanın körüğünü daima yarı açık bulundururdu. Arabayı arabacı başı kullanırdı. Yanında bir de ispir otururdu. Arabayı çift çitf çeken dört attan soldakilerin üzerine de birer süvari neferi bindirilirdi. Bu dört kiÅŸi kırmızı veya yeÅŸil çuhadan som sırma iÅŸlemeli cebken – ceket, kenarları sırmalı pantolon ve siyah çizme giyerlerdi.

Sultan Abdülhamid Hanın Cuma Namazı dönüşünde kendi sürdüğü saray faytonunda arabacı oturağı yoktu. Önü açık dizginler, ufki bir maden çubuk üstünden geçerdi. Arabacıbaşı bu faytonu cami avlusuna getirir, kendisi saraya yaya dönerdi. Gayet sade fakat son derece zarif bir araba idi. Bunun da körüğü yarı açık olurdu.

Saltanat arabasından, başka, diğer, saray arabaları umumiyetle kapalı, sade kupa arabalardı. Arabacıları ve ispirleri daima siyah temiz elbise ve siyah çizme giyerlerdi. Saray arabaları istabl-ı Amire denilen has ahırda muhafaza edilirdi. Kadrosu kalabalık bir teşkilat olup, Amirleri istabl-ı Amire müdürü idi.

Konak arabalarına da saray arabaları gibi aynı boyda aynı renkte ikiz denilecek çok bakımlı atlar koşulurdu. Zamanın yüksek devlet ricalinin ve zenginlerinin birer ve hatta bir kaç binek arabası olurdu. Konak sahipleri arabalarının bakımı, kullanılması ve muhafazası için konaklarında özel kişiler görevlendirmişlerdi.

Kira arabaları ise, umumiyetle eski, az bakımlı konak arabalarının emekliye ayrılmışlarıydı. Konak arabalarında ve kira arabalarında plaka yoktu. Kira arabası oldukları, belediye dairesince verilen numaraların fenerleri üzerine yazılmasıyla anlaşılırdı.

On dokuzuncu asırda Osmanlı sarayının atları ve arabaları, eski tüfekhane yerinde yapılan istabl-ı Amire’ye nakledilmiÅŸti. 1881 yılı eylül ayında istabl-ı Amire’deki büyük yangında Sultan ikinci Mahmud Hana ve daha eski sadrazamlara ait Altın ve gümüş iÅŸlemeli çok sanatkarane yapılmış saltanat arabaları ve alay günlerine mahsus altın iÅŸlemeli mücevherli, incili eyer ve araba takımları tamamen yanmıştır.

Bugün Topkapı Sarayında iki eski taht-ı revanla, kafesli eski bir araba ve Sultan abdülaziz, Sultan ikinci Abdülhamid Han ile Sultan BeÅŸinci Mehmed ReÅŸad’a ait arabalar teÅŸhir edilmektedir. at koÅŸumları ve eyer kısmında da geçen asra ait bazı saray eyerleri bulunmaktadır.

Yük arabaları ise şehrin günlük hayatında fetihten beri ihtiyaç olmuştur. Konakların, sarayların her türlü inşaatların, çarşıların, pazarların çeşit çeşit ağır yükü arabalarla taşınmış, yazın sayfiyelere çıkanlar, göç eşyalarını iskelelere yük arabalarıyla indirmişlerdir. Yük arabalarına çarşı arabası da denir. Kağnılar eskiden çok yaygın bir şekilde kullanılan öküz ve mandalar tarafından çekilen arabalar idi. istiklal Harbinde Milletin dini ve vatanını müdafaa için yaptığı mücadelede, s ilah ve cephane nakliyesinde çok kullanıldı ve bu harbin adeta sembolü haline geldi.

Saltanat arabalarının kendileri gitmiş, tarih olan isimleri ise gelecek nesillere yadigar kalmıştır. Daha düne kadar en lüks taşıt olan bu arabalar bugün tarih olmuştur.

Saltanat arabaları dairesinde bulunan bu arabaların hepsi başlı başına bir sanat şaheseridir. Sultan Abdülhamid Hana ait olan ve bazı kısımları Altından yapılan Araba, Yıldız Sarayı yağma edilirken 1909, parça parça sökülerek, parçalayanlar tarafından zimmete geçirilmiştir

Sponsorlu Bağlantılar

Etiketler: , ,

YORUMLAR (Bu yazıya 2 defa yorum yapılmış.)

Yazan : seviç17 Kasım 2008

cok yararlı ama uzu hemde cok

Yazan : seviç17 Kasım 2008

bırazdaha kısa olmalıydı ama guzel yıne

Yorum Yaz
*
*