Basın Nedir

Resim bulunamadı

basın Nedir

günlük, haftalık, aylık, yıllık gibi belirli veya belirsiz aralıklarla yayınlanan her türlü ceride gazete, mecmua dergi, salname yıllık, broşür ve benzeri yayınların hepsi, matbuat. Bu tür yayınların muhtevasını, haber ve fikir yazıları meydana getirir, baskı makinaları ile çoğaltılarak geniş kitlelere kolayca ulaşma imkanı sağlanır

Haber toplama ve bunları çeşitli vasıtalarla insanlara duyurma çalışmalarının insanlık tarihiyle yaşıt olduğu bilinmektedir. Zira ilk insan ve ilk peygamber Adem aleyhisselam zamanında Süryani, ibrani ve Arabi diller ile kerpiç üzerine kitap yazıldığı kıymetli eserlerde bildirilmektedir. mısırda milattan önce on sekizinci asırda resmi bir gazetenin yayınlandığı, yine M.Ö. Romalılar devrinde günlük olayları halka

duyuran acta diurnaların bir gazete hüviyeti taşıdığı, Çinde ise, 12. asırdan beri gazetenin var olduğu basın tarihçileri tarafından bildirilmektedir. Sözlü gazete denilebilecek forum ve agoralar da basın, tarihinde önemli yer tutarlar. Haber ve fikirlerin elle yazılıp satılması ise, 14. asrın sonları ile 15. asrın başlarında Venediklilerde görülmüştür. zamanın Venedik parası olan Gazetta karşılığında, Gazettanti denilen müvezzilerde satılan haber el kağıtları, bugünkü gazeteciliğe adını veren bir faaliyet olmuştur.

Osmanlı ordusunun ilerleyişinin avrupada nasıl heyacanla takib edildiği de birkaç baskı yapan bu haber kağıtları nüshalarından öğrenilmektedir. On beşinci asrın ilk yarısında Matbaanın J.Gutenberg tarafından kullanılmasından sonra, müteharrik hareketli harflerle baskı tekniğine geçilmesi, basın hayatının gelişmesini ve gazeteciliğin bir meslek haline gelmesini sağlamıştır. Fakat buna rağmen 17. asra gelinceye kadar basın faaliyetleri emekleme devresinde kalmıştır

ilk zamanlar gündelik olmayan gazeteler neşredilmiş, 17. ve 18. asırlardan itibaren Almanya, ingiltere

ve Fransa gibi avrupa ülkelerinde günlük gazeteler yayınlanmıştı. On sekizinci asırdan itibaren meydana gelen bazı siyasi ve ilmi gelişmeler, gazeteciliği, habercilik hüviyetinden çıkarıp, çeşitli konuların işlendiği ve kendi bünyesinde teşkilatlanmaya gidilen bir sektör haline getirdi. Ulaşım ve haberleşme vasıtalarının gelişmesi, gazetelerin yayılıp dağıtılmalarını kolaylaştırdı ve böylece büyük kitleleri etkilemesi sağlandı

Bugünkü anlayışa uygun ilk gazete, Strasburgda Almanca olarak Avisa, Relation oder Zeitung adıyla 1609da yayınlanan gazetedir. Ondan sonra, Anverstte Nieuwe Tijdingen 1619, Londrada, The Weekly News From italy and Germany 1622, Pariste, Gazette 1631, Romada Gazetta Publica 1640 yayınlanmıştır

ilk günlük gazeteler Almanyada Leipziger Zeitung 1660, ingilterede Daily Courant 1702, Fransada Journal de Paris 1777 dir. Siyasi gazetecilik ise ingilterede başlamış, ilk başma kale 1704te yazılmıştır. Fransa ve Almanyada ilk siyasi gazeteler Fransız ihtilali sırasında çıkmaya başladığı gibi, siyasi haber ve yorumu da gazeteciliğin temel vasıfları arasına soktu

Osmanlılarda basın
Osmanlı Devletinde ibrahim Müteferrika tarafından 1727 de ilk Osmanlı resmi matbaasının kurulmasından sonra, belli bir çevre içinde haberleşme, risaleler aracılığıyla olmuştu. Matbaanın kullanılışından yaklaşık bir asır sonra mısır Valisi Mehmed Ali Paşa tarafından Kahirede 1828 yılında türkçe ve Arapça olarak Vakayi-i Mısriyye adlı resmi vilayet gazetesi yayınlandı

ikinci Mahmud han devrinde 11 kasım 1831 yılında istanbulda Takvim-i Vekayi adlı resmi gazete çıkarıldı. Türkçenin yanında Arapça, Fransızca, Rumca ve Ermenice de yayınlanan Takvim-i Vekayinin basılması için istanbulda Takvimhane matbaası kuruldu. Takvimhane nazırı olarak da Esad Efendi tayin edildi. Haftalık olan bu gazetede resmi devlet haberlerinden başka iç ve dış dünya hadiselerine de yer verildi. Ancak Sultan ikinci Mahmud Hanın vefatından sonra sadece resmi devlet haberlerine yer verildi. Yıllık abonesi 120 kuruş olan bu gazete beş bin adet basılıyor, belli başlı devlet

adamlarına ve memurlara şehir ve kasaba ileri gelenlerine, yabancı devlet temsilciliklerine dağıtılıyordu. Önemli hadiseler olduğu zaman Varaka-i Mahsusa adıyla özel ilaveleri de yayınlanıyordu. tanzimattan sonra bir ara yayını durdurulan Takvim-i Vekayi, 1855 ten sonra, Meclis-i Ali-yi tanzimat Nizamnamesini ve bu müessesenin hazırladığı nizamnameleri yayınlamakla resmi gazete olma hüviyetine daha çok yaklaştı

1860 tan sonra tamamen devletle ilgili belge ve nizamnameleri yayınlayan Takvim-i Vekayi 1878de kapandı. Ancak üç yıl sonra 1881 de yeniden yayınlanmaya başladı. 4 Kasım 1922 tarihine kadar 4609 sayısı yayınlandı. ankara hükumeti tarafından 2.1. 1922 de Resmi Ceride 1.2. 1928 de Resmi Gazete adını alarak yayınına devam etti

Takim-i Vekayiden başka, yabancı devletler nezdinde Osmanlı menfaatlerini korumak için Sultan Mahmud han, Alexander Blacque Beye Le Moniteur Ottoman adlı Fransızca bir gazete de çıkarttırmıştı. Bu gazetenin, Takvim-i Vekayinin Fransızcası olduğu da söylenmektedir

Sultan Abdülmecid Han tahta geçince, 1840 ta Türkçe yayınlanan Ceride-i Havadis adlı gazeteyi neşrettirdi. Başında, William Churchill adlı bir ingiliz gazetecisi vardı. 1850 yılından sonra bu iki Türkçe gazeteden başka Fransızca, italyanca, Rumca, Ermenice ve Farsça olmak üzere on altıya yakın gazete yayınlanmaya başladı. 1864 yılında William Churchillin ölümünden sonra oğlu, Ceride-i Havadis gazetesini kapatıp Ruzname-i Ceride-i Havadis adlı gazeteyi çıkarmaya başladı

Türkler tarafından çıkarılan ilk özel gazete, 21 ekim 1860 ta neşredilen Tercüman-ı Ahvaldir. Sahibi Çapanoğlu Agah Efendi, başyazarı

Şinasi olan bu gazete, bir haber gazetesi olmaktan ziyade, hükumet tenkidine kadar bugünkü gazetec ilikte görülen pekçok şeyin menşeini teşkil eden hususlara yer verirdi. ilk zamanlar haftada bir, sonra üç, sonra Cuma hariç her gün yayınlandı. Ancak siyasi şartlar ve basında giderek artan rekabet karşısında 11.3.1866 da Yayın hayatına son verdi. Tercüman-ı ahval gazetesinden ayrılan Şinasi, 27 haziran 1862 den itibaren Tasvir-i Efkarı çıkarmaya başladı. Osmanlı ülkesinde Avrupai fikirlerin yayılmasına, dil tartışmasını ortaya atarak devletin bölünüp parçalanmasına yönelik akımların gelişmesi için çalışan, devletin temel politikalarını ve hükumetin icraatını tenkid eden muharrir ve yazarların çalıştığı Tasvir-i Efkar gazetesi, daha çok fikir gazetesi özelliğini taşıyordu

Bu özelliği sebebiyle gazeteye ilgi artıp, trajı yükseldi. Şinasi ve Namık Kemal avrupaya kaçınca, Recaizade Ekrem tarafından çıkarıldı. Fakat kamuoyundaki etkisini giderek kaybeden Tasvir-i Efkar 830 sayı çıktıktan sonra 1866 da kapandı

ilk Türk dergisi ise, 1850 de yayınlanmaya başlayan Vekayi-i Tıbbiyedir. Meslek dergisi özelliğinde olan bu dergiden başka temmuz 1862 de Münif Paşa tarafından Mecmua-i Fünun yayınlanmaya başladı. Ancak 1864 te kolera salgını yüzünden yayınını durduran Mecmua-i Fünun, 1866 da yeniden yayınlanmaya başladıysa da kısa bir müddet sonra yayına ara verdi. Üçüncü defa 1883 yılında tekrar yayınlanmaya başladı. Fakat yeniden kapandı. Mirat-ı Mecmua-i iber-i intibah ve devamı olan

ibretnüma ile Ceride-i Askeriyye de ilk çıkan dergilerdendir. 1860 tan sonra Türkçe basınının, devlet ve hükumet ile hükumet ricaline karşı tutum alması, diğer dillerde yayınlanan gazetelerin de Osmanlı devletinin bütünlüğünü bozmaya yönelik yıkıcı yazılar neşretmeleri üzerine, saltanatı, hükumeti, Osmanlı toplumunu meydana getiren milletleri ve dinlerini saldırılardan koruyabilmek için bazı tedbirler alındı. 1860 ta özellikle yabancı basından şöyle bir taahhütname alınmaya başlandı

Osmanlı hükumetini, diğer devletlerle münasebetlerini, memurların çalışmalarını tenkid etmemek başyazıları önceden Basın Bürosuna bildirip tasdik ettirmek, Basın Bürosunun tasdik etmediği haberleri yayınlamamak, Avrupa gazetelerinde çıkan yazıları düzeltmek gayesiyle Basın Bürosunca verilecek yazıları aynen yayınlamak gibi

Bu doğrultuda yapılan uygulamalar birçok şikayetlere sebeb oldu. Tanzimatın getirdiği eşitlik ve kanunlara dayanan uyg ulama ilkelerinin çiğnendiğini ileri süren yabancı basın mensupları, kapitülasyonlardan faydalanmak istediler. Yabancı gazeteleri ve gazetecileri cezalandırma veya yasaklama teşebbüsleri karşısında, yabancı devlet elçilerinin basın hürriyetinin sınırlarını belirleyici bir kanun bulunmaması ve kendi konsolosluk mahkemelerinde muhakeme edilmek istemeleri sebebiyle kanuni düzenlemeye gidildi. 1864te Matbuat Nizamnamesi çıkarıldı

Bu dönemde istanbulda devletin yarı resmi gazetesi olan Fransızca Journal de Costantinople, ingilizce The Levant Herald, Fransızca Courier dOrient, Rumca Bizantis, Bulgarca Bulgaria, Ermenice Megs, Masis, Avedapar ve Tar gazeteleri çıkıyordu. izmir, Kahire, Beyrut gibi şehirler başta olmak üzere diğer şehirlerde de azınlıklar ve Müslümanlar tarafından hayli gazete yayınlandı. Ayrıca yine istanbulda Mecmua-i Havadis ve Münad-i Erciyas adlı Anadolu gazeteleri de yayınlanıyordu

1864te Matbuat Nizamnamesinin düzenlenmesinden sonra, Türk basın hayatı yeni bir devre girdi. Bu nizamname, ön sansürü bütünüyle kaldırıp, yabancı basının sorumsuzluklarına da sınırlar getirmişti. Nitekim Nizamnamenin üçüncü maddesi, yabancıların da yerliler gibi muamele göreceklerini hükme bağladığından, kapitülasyonların basın alanına da yayılması önlenmiş oluyordu

Nizamname ile daha önce kurulmuş olan Babıali Tercüme Odası, Matbuat Müdürlüğü gibi kurumlara yeni vazifeler veriliyordu. Siyasi özellikteki yayınlara ruhsat vermek, yayınların muhtevasını kontrol etmek, gazetelere verilecek resmi ilanları hazırlamak, Avrupada Osmanlı devleti aleyhinde yayın yapan gazete ve Kitapların ülkeye girmesine mani olmak, bu kaidelere aykırı davrananlar hakkında para ve Hapis cezalarını uygulamak bu vazifeler arasındaydı

Nizamname, bir ön sansür koymuyordu ama, ağır Para ve hapis cezalarıyla, başta padişah olmak üzere, bütün idareyi bakanlar, meclisler, mahkemeler, devlet kurumları ve memurlar, yabancı devlet başkanları ve temsilcilerini, suçlayıcı ve kötüleyici yayınlardan koruyordu. Nizamname, umumi çizgileriyle 1909 yılına kadar yürürlükte kaldı

1867 senesinde Ali Süavi de çıkardığı Muhbir Gazetesinde hükumeti daha sert bir dille tenkid etmeye başladı ise de, kısa süre sonra kapandı.

Matbuat Nizamnamesinin boşluklarından faydalanan basının, hükumet erkanını sert bir şekilde tenkid etmesi üzerine 1867 de basını kontrol maksadıyla bir kararname çıkartıldı. sadrazam Ali Paşa tarafından, aynı zamanda kendi mevkiini kuvvetlendirmek düşüncesi ile hazırlanan bu kararnameye Ali Kararnamesi denildi. Bundan sonra basına karşı sert tedbirler uygulandı. 1867 yılında ingilizce

olarak çıkan The Levant Herald gazetesi de, Yunanlıların, Girit ihtilalcilerini destekleyen hareketlerini övdüğü için kapatıldı. istanbuldaki ingilizce gazetelerden, The Levant Times, bir de Bulgarca nüsha çıkarıp, Bulgar kavmiyetçiliğini destekleyen yazılar yayınlayarak Osmanlı Devletinin parçalanmasına çalıştı. Bu dönemde Arap kavmiyetçiliğini teşvik için Avrupada Arapça yayınlanan gazetelere karşı, Babıalinin maddi desteğiyle istanbulda Arapça El-Cevaib gazetesi yayınlandı

Hükumetin kendilerine verdiği vazifelere gitmeyerek Avrupaya kaçan Ali Süavi, Namık Kemal ve Ziya paşalar, gittikleri yerde Prens Mustafa Fazıl Paşa ve Agah Efendi ile buluş arak Muhbir, Ulum, Hürriyet, ittihad adında çıkardıkları gazetelerde Babıalinin aleyhinde yazılar yazdılar. Dergilerin mali kaynağını mason locasına kayıtlı olan Mustafa Fazıl Paşa karşılıyordu. Bu sırada istanbulda Eğribozlu Mehmed Arif tarafından Ayine-i Vatan, Şakir Efendi tarafından Muhib, Andon Efendi tarafından Muhibb-i Vatan gazeteleri de yayınlandı. Daha sonra bu gazeteler de çeşitli sebeplerle kapatıldılar

Mustafa Fazıl Paşa, Sultan Abdülazizden affedilmesini isteyerek yurda dönünce, yurtdışına kaçmış olan ve sürgünde bulunan Yeni Osmanlılar, 1870 sonundan başlayarak yurda dönmeye başladılar. Saraydan gördükleri para yardımı ile Basiret adlı gazeteyi neşreden Yeni Osmanlıların ılımlı grubunu teşkil eden Basiretçi Ali ve arkadaşları, Türk ve müslüman unsurların çıkarlarını savundular. Basiret

Gazetesi bu sebeple 1871 de on binlik bir tiraja ulaştı. 1870-1871 Alman-Fransız savaşında Almanyayı destekleyen yazılar neşreden ve Alman hükumetinden destek gören Basiret, Çırağan Vakasından sonra Ali Süavinin bir makalesini yayınladığı için 20 mayıs 1878de kapatıldı. Aynı dönemde Ali Raşit ve Filip Efendi tarafından Terakki Gazetesi çıkarıldı. Haftada altı gün yayınlanan ilk

gazete olarak dikkat çeken Terakki Gazetesi, hukumete yönelik aşırı tenkitlerinden dolayı 1870 ve 1874 te iki defa kapatıldı. Ebüzziya Tevfik, Ayetullah Bey, Recaizade Mahmut Ekrem gibi imzaların yeraldığı Terakki, mizahi Letaif-i Asar ve hanımlar için Hanımlara Mahsus adlı haftalık ilaveler neşretti. Hakayık-ül-Vekayi adıyla yayın hayatına devam ettiyse de aynı iddialı tutumunu sürdüremedi. 1870 te bütün yazıları Ahmed Midhat Efendi tarafından yazılan, sonraları Bedir adını alan Devir Gazetesi neşredildi

1872 Haziranında Ahmed Midhat Efendinin idaresine geçen ve daha önce iskender Efendi tarafından yayınlanan ibret Gazetesi, Yeni Osmanlıların sözcüsü haline geldi. Namık Kemalin baş yazarlığını yaptığı bu gazete 25.000 gibi o güne kadar görülmemiş bir tiraja ulaştı ve yayın hayatı boyunca 12.000den aşağı düşmedi. Ya zarları çeşitli sebeplerle istanbuldan uzaklaştırılan ibret Gazetesi,

Namık Kemalin Magosaya gönderilmesiyle 1873 yılında kapandı. Bu müddet içinde Aşir Efendi tarafından çıkarılan ve yazı işlerini Ebüzziya Tevfikin yürüttüğü Hadika, Ahmed Midhat Efendi tarafından yayınlanan ve okuyuculara faydalı bilgiler veren Dağarcık Dergisi, Ravdat-ül-Mearif ve Ceride-i Tıbbiye-i Askeriyye dergileri ile Diyojeni çıkaran Teodor Kasap Efendi tarafından çıkarılan Hayal ve Çıngıraklı Tatar gibi mizah dergileri de neşredildi

1873 yılında Ebüzziya Tevfikin siyasi yazılarıyla dikkati çeken ve kısa süre içinde kapatılan Sirac adlı gazete, yirmi beşinci sayısında kapatılan ve bir mizah gazetesi olan Latife, haberlere geniş yer ayırmasıyla tanınan ve akşam ilavesi çıkaran Hülasat-ül-Efkar Gazetesi, Ahmed Midhat Efendinin çeşitli fıkra ve hikayelerden başka roman tefrikalarına da yer verdiği Kırkanbar Dergisi, dolap, Mecmua-i Nevadir-i Asar, Müteferrika, Revnak adlı gazete ve dergiler yayınlamışsa da ömürleri kısa ve tesirleri az olmuştur

1873 yılında memleketin içine düştüğü siyasi ve ekonomik sıkıntılara ortak ve yardımcı olması beklenen basın ve yayın organları tamamen devletin karşısında yer alınca, memleketin içine düştüğü sıkıntılar gözönüne alınarak basına, karşı bazı tedbirler alındı. Bu tedbirler üzerine, Amerikan ve ingiliz misyonerlerinin mali desteği ile geniş bir Arapça yayın merkezi haline gelen Beyruttaki basın çevreleri, 1874 ten sonra kendilerine daha rahat çalışma imkanı veren mısıra gittiler. Midhat Paşanın

sadrazamlığı zamanında istanbul basınına karşı zecri tedbirler uygulandı. Bu tarihte vilayetlerde yayınlanan gazetelerin sayısı yirmiyi buldu. Ayrıca devletçe masrafları karşılanarak kurulan vilayet basımevlerinde yerli ve özel gazete ve kitapların basılmasına da izin verilince kültür faaliyetlerini destekleme yolunda oldukça müsbet adımlar atıldı. Yine aynı dönemde ülkenin dört bir yanında yayınlanan gazetelerin toplu halde okuyucuların incelemesine sunulduğu kıraathaneler okuma salonları açıldı. Ancak o zamana kadar hiçbir vergi ve rüsuma tabi olmayan gazetelere, 1874 te, her gazeteye iki p aralık pul yapıştırma mecburiyeti getirildi

Gazetelerin memleket şartlarını dikkate almamaları, tenkit ve hicivde ileri gitmeleri üzerine Haziran 1875 te siyasi özellikteki kitap ve dergilerin ön sansürden sonra yayınlanmasına karar verildi. Aynı yılın eylül ayında, 1864 Nizamnamesine ilave baskıların sadece resmi ilanlar için kullanılabileceği maddesi eklendi

1874te Münif Paşa tarafından çıkartılan, sanat ve ilim yazılarına yer veren haftada birkaç defa yayınlanan Mecmua-i Maarif, Agop Baronyan tarafından yayınlanan ilk tiyatro gazetesi olan tiyatro, Basiretçi Ali Efendi tarafından çıkarılan mizah dergisi Kahkaha, Mehmed Arif Bey tarafından çıkarılan Medeniyet Dergisiyle, Şafak, Afitab-ı Maarif ve Misbah-ı Felah dergileri de yayınlandı. 1875 yılında, Tevfik Bey tarafından çıkarılan ve bir mizah dergisi olan Geveze, yine bir başka mizah dergisi Meddah, Mehmed Efendinin günlük çıkardığı dini bilgiler neşrederek ilgi gören Sadakat Gazetesi,

Teodor Kasap tarafından yayınlanan günlük istikbal Gazetesi, Filip Efendinin yayınladığı Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinde de çeşitli şahıslar tarafından devam ettirilen Vakit Gazetesi, Şemseddin Saminin başyazarlığını yaptığı, Rum asıllı Papadapulas tarafından yayınlanan, daha sonra Mihran Efendi tarafından devralınan sabah Gazetesi, Mehmed Tevfik Bey tarafından çıkarılan haftalık mizah dergisi Çaylak ile bunların dışında Müsavat, Ümran, Selamet, Mirat-ı iber, Muharrir, Mecmua-i Maarif gibi kısa ömürlü gazete ve dergiler yayınlandı

1877 de Midhat Paşanın sadrazamlığı zamanında bir matbuat kanunu hazırlandı. Bu ta sarı mecliste kanunlaşmadan önce meclis dağıldı. iki bölümden meydana gelen bu kanunun birinci bölümü matbaalara, ikinci bölümü ise basına ait hükümleri ihtiva ediyordu. Aynı yıl içinde basın suçlarını yargılayan Meclis-i Ahkam-ı adliye kuruldu. Harb hali sebebiyle gazetelerin hükumeti tenkide yönelik yayınlar yapmaları yasaklandı. Bu suretle Osmanlı basını yeni bir döneme girdi

1876-1878 senelerinde pekçok gazete ve dergi çıkarıldı. Bunların belli başlıları başyazarlığını Ahmed Midhat Efendinin yaptığı Çaylak, Tevfik Mehmet Bey tarafından çıkartılan Osmanlı Gazetesi, Şemseddin Saminin başyazarlığını yaptığı ve Mihran Efendinin yayınladığı kısa süreli Tercüman-ı Şark Gazetesi, Türk basınının en dikkate değer gazetelerinden olan, Ahmed Midhat Efendinin çıkardığı Tercüman-ı Hakikat Gazetesi, mizah gazetesi Kara göz, çocuk gazetesi Bahçedir

1878 de memleketin içinde bulunduğu harb hali sebebiyle, Osmanlı birliğini ve ülkesinin bütünlüğünü bozmaya yönelik yayınlara karşı bazı tedbirlere ihtiyaç duyuldu. Maarif Nezareti, Matbuat Müdürlüğü ve Zabtiye Nezaretinin katkısıyla gazeteler üzerinde sansür uygulamasına gidildi. Hariciye Nezaretinde de dış basınla ilgili Matbuat-ı Hariciye Müdürlüğü kuruldu

1878de çıkmaya başlayan Tercüman-ı Hakikat Gazetesi, Ahmed Mithad Efendinin başarılı kalemi ile ve hükumeti tenkid etmeyen büyüklere şantaj, sansasyon özelliğinde olmayan ciddi haberciliğiyle bu devrin en uzun ömürlü ve itibarlı gazetesi oldu. Daha sonraki senelerde Ahmed Midhat Efendinin damadı Muallim Nacinin idare ettiği bir edebi ilave verdi. Bu son derece ciddi ve terbiyevi bir edebiyat mecmuasıydı. Çocuklar için haftalık ilaveler verdi

Bu gazetede telif romanlar tefrika edildiği gibi, batı klasikleri de veriliyordu. Midhat Efendi bu arada 150 den fazla roman ve ilmi kitap yayınladı. kitaplar, çekici ve akılcı bir üsluba sahib olduğundan, okutucu ve öğreticiydi. On dört ciltlik Avrupa tarihi, üç ciltlik Dünya tarihi serileri, o devirde halk tarafından merakla okundu

1879da Ebüzziya Tevfik Bey tarafından Mecmua-i Ebüzziya Dergisi çıkarıldı. Ebüzziya Tevfik, pekçok kitaplar, yıllıklar yanında bazı klasik eserler yayınladı. Kütüphane-i Ebüzziya adlı bir kolleksiyon meydana getirdi. 1879 da Mehmed Ali tarafından iktisadi ve zirai konulara yer veren 15 günlük Vasıta-i Servet ve 1880 de Vakayi-i Tıbbiye adlı meslek dergileri de yayınlandı. 1881 de Encümen-i Teftiş ve Muayene, Maarif Nezaretinde de Tetkik-i Müellefat Komisyonu kuruldu. 1888 de matbaaların bastığı bütün yayınlara önceden izin aldıktan sonra Basma şartı getirildi.

1891den önce Tercüman-ı Hakikatten başka on iki bin tirajlı Sabah, Saadet ve Tarik gazeteleri de çıkarıldı. Jön Türkler hareketinin belli başlı simalarından olan Murad Bey, 1885 yılında haftalık Mizan Dergisini çıkarmaya başladı. Bir ara Avrupaya kaçan Mizancı Murad, yayınına Pariste devam etti. ikinci Meşrutiyetin ilanı üzerine istanbulda tekrar yayınlanmaya başladıysa da uzun ömürlü olmadı 1909 da tekrar kapandı

Kadrosunda Namık Ke mal, Abdülhak Hamid Tarhanın da bulunduğu Gayret Gazetesi, 1886 yılında yayınlanmaya başladı. Abdülhalim Memduh, Tepedelenlizade Kam il, Cenab Şehabeddin gibi kimselerin yazı yazdığı Muhit Gazetesi 1888 de çıktı. ilkokul çocuklarına temel bilgiler vermek gayesiyle eğitim ve öğretime yönelik olan Mekteb Dergisi 1891 de kitapçı Karabet tarafından çıkarıldı. Bir müdet böyle yayınlandıktan sonra 1894 yılında edebiyat dergisi haline geldi, Edebiyat-ı Cedidecilerin toplandığı bu dergi, okuyucuların ilgisini çekmek için çeşitli edebi anketler düzenledi.

Edebiyat tarihi açısından önemli bir yer işgal eden Servet-i Fünun Dergisi, Ahmed ihsan Tokgöz Bey tarafından 27 mart 1891 de çıkarılmaya başlandı. Aynı dönemde yayınlanan Malumat adlı edebi dergiyle edebi tartışmalara giren Servet-i Fünun Dergisinde, Edebiyat-ı Cedideciler olarak adlandırılacak şair ve yazarlar bir araya geldi. ocak 1895 te mecmuanın idaresini Tevfik Fikret aldı ve altı yıllık bir yayından sonra 1901 de ayrılmasına rağmen yayınına devam etti

Servet-i Fünunla tartışmalara giren ve önce Artin Efendi tarafından yayınlanan Malumat Dergisi, 1894 te kapatıldı. 1895 te Baba Tahir tarafından tekrar yayınlanan Malumat Dergisinde eski edebiyatı savunan edebiyatçılar toplandılar. 5 Temmuz 1894 te Ahmed Cevdet Oran tarafından yayınlanan ve Türk basınının uzun ömürlü ve tesirli gazetesi olan ikdam, Latin harflerinin kabulüne kadar devam etmiştir. ikdamı yayınlayan Ahmed Cevdete bu yüzden ikdamcı takma adı verilmiştir. 1895 te ilk kadın gazetesi Kadınlara Mahsus Gazete çıkarıldı. 1899 da Mehmed Rıza tarafından yayınlanmaya başlayan Resimli Gazete, 1916 yılına kadar yayınını sürdürdü. Daha çok tercümeye yer veren ve resimli bir gazete olan Musavver Terakki 1900 de yayınlanmaya başladı

Yurt dışındaki basın Padişaha ve Babıali hükumetlerine karşı olan, çeşitli vesilelerle Avrupaya kaçan devlet aleyhinde bulunan ve kendilerine Genç Osmanlılar, Jön Türkler ve ittihatçılar adını veren kimseler, Avrupada çeşitli cemiyetler kurdular. Bu cemiyetlerin ilki Şinasi, Namık Ke Mal, Nuri, Refik ve Ayetullah Bey tarafından kurulan Yeni Osmanlılar Cemiyetidir

Bu cemiyetin reisi Mirat Gazetesi sahibi Refik Bey idi. Daha sonra kurulan ittihat ve Terakki Cemiyeti, Yeni Osmanlıların yurt dışındaki basın faaliyetlerinin çok üstünde faaliyet gösterdi. ingiltere, Fransa, Avusturya, isviçre, Belçika, Bulgaristan, Romanya, italya, Yunanistan, Kıbrıs, mısır, Amerika ve Brezilyada, Abdülhamid Han ve Babıali hükumetleri aleyhinde yayın yaptılar. Dış kaynaklardan ve Mısırlı Prens Mustafa Fazıl Paşadan destek gören bu kimseler, çeşitli gazeteler çıkardılar

Yurt dışında çıkan bu muhalif basının ekseriyeti Türkçe olmakla birlikte Fransızca, Arapça, Almanca,

ingilizce ve hatta ibranice olarak yayın yapıyordu. Bu gazetelerin en eskisi, Ali Süavinin Avrupaya kaçmasından sonra Londrada yayınlamaya başladığı Muhbirdir. Fransızca ve ingilizce ekler de veren Muhbir, Mustafa Fazıl Paşanın maddi desteğiyle 1867-1868 yıllarında 50 sayı kadar yayınlandı. Muhbirden sonra Yeni Osmanlıların yayın organı olan Hürriyet, Ziya Paşa ve Namık Kemal tarafından 1868-1869 yıllarında Londrada seksen dokuz sayı çıkarıldı. Ali Süavinin, Sadrazam Ali

Paşa hakkındaki bir yazısı üzerine, ingiltere adliyesi tarafından takibata uğrayınca, 1870 yılında Cenevrede Ziya Paşa tarafından on bir sayı olarak çıkarıldı. Altmış üçüncü sayıdan itibaren Namık Kemal gazeteden ayrıldı ve 1869 da yurda döndü. Ziya Paşa ise 1871 de döndü. Ali Süavi, Mustafa Fazıl Paşanın verdiği para ile Pariste Ulum adlı bir gazete çıkarmaya başladı. 1870 de Cenevrede Hüseyin Vasfi Paşa ve Mehmed Bey tarafından yayınlanan inkılab Paris 1878, Hayal Londra 1879,

istikbal Cenevre 1880, Gencine-i Hayal Paris 1881, Yeni Osmanlılar döneminin yurt dışında yayınladığı basın organlarıdır. 1895 yılında Ahmed Rıza tarafından yayınlanan Meşveret, 1897 de Fransızca nüsha da yayınlamaya başladı. Hükumetin takibi neticesinde Paristen ayrılmak zorunda kalan Ahmed Rıza, Meşvereti, isviçre ve Belçikada yayınlamaya devam etti. Jön Türk hareketinin ileri gelenlerinden olan Mizancı Murad, 1877 de Mizan Gazetesini Kahirede yayınlamaya başladı. Bu gazetede, Hıristiyan Arap kavmiyetçilerinden Halil Ganem, Fransada Türkiye aleyhtarı yazılarıyla tanınan Albert Koda gibi şahıslar yazı yazdı

Daha sonra Cenevrede yayınlanan Mizan bir ara Fransızca olarak da çıkarıldı. 1897de ittihad ve Terakki mensuplarından olan ishak Sükuti ve Abdullah Cevdet tarafından Türkçe ve Fransızca olarak Osmanlı

Gazetesi çıkartıldı. 1900 yılından sonra Londrada ve Kahirede yayınlanan Osmanlı Gazetesi, Abdullah Cevdetin Viyana sefaretine doktor, ishak Sükutinin ise Roma sefaretine sefir olarak tayin edilmeleri üzerine, bir müddet kapandı. 1902 den sonra yeniden yayınlanmaya başladı. Jön Türklerin ikiye ayrılmalarından sonra, Pariste toplanan Ahrar Grubuna karşı ortaya çıkan Ekseriyet Fırkasının yayın organı oldu. Bu dönemde yazı işleri müdürü Hüseyin Siret, idare müdürü ise ismail Hakkı Paşa idi. 1896 da Tunalı Hilmi tarafından Cenevrede çıkarılan ezan, 1897 de Kahirede yayınlanan Kanun-i Esasi ve el-Katib, 1899 da Cenevrede yayınlanan intikam, 1899 da Londrada

yayınlanan hilafet, 1900 de Kahirede Leon Efendi tarafından çıkarılan Sada-yı millet, 1901 de Brükselde Avlonya mebusu ismail Kemal tarafından yayınlanan Selamet Gazeteleri de Padişahın ve hükumetin yardımları ile hayatlarını idame ettirdikleri halde, Abdülhamid Hana ve Babıali hükumetlerine karşı çıkan dış basındandır. 1904 te Abdullah Cevdet tarafından Cenevrede çıkarılan ictihad Gazetesi bir ara Mısırda ve daha sonra istanbulda yayınlandı. Prens Sebahaddin ve Ahmed Fazıl tarafından 1906 da Kahirede çıkarılan Terakki Gazetesi, adem-i merkeziyetçilerin yayın organı oldu. Yine bu fikri savunan Şura-yı Osmani, Yeni fikir ve hilafet gibi gazete ve dergiler de vardı

Sultan ikinci Abdülhamid Han, çoğu gayri müslim azınlıkların ve yabancıların elinde olan ve devlet adına tahsile gidip Avrupalıların kontrolüne girerek, yaşadığı toplumun değerlerine yabancılaşan sözde aydınların elindeki basın ve yayın organlarına karşı zamanın siyasi şartları sebebiyle bazı tedbirler aldı. Müslim, gayri müslim ve Türk olmayan çeşitli unsurlardan meydana gelen Osmanlı Devletinin dünya konjonktürü içindeki o günkü yeri bunu icab ettiriyordu. Sultan ikinci Abdülhamid Han, basını,

tam serbest bırakıp bazı tedbirler uygulamasaydı, 1908 sonrasında olan hadiseler otuz yıl öncesinden patlak verirdi. Osmanlı toplumunu sömürmek için bütün yolları deneyen ve bu kirli maksadlarını gerçekleştirebilmek için türlü hilelere başvuran Hıristiyan Avrupa devletlerinin saldırılarına, çok daha hazırlıksız yakalanılırdı. Sultan ikinci Abdülhamid Hanın, aldığı bu tedbirler, Osmanlı toplumu içindeki Müslümanlara ve Türklere otuz yıllık bir hazırlanma ve dinlenme dönemi sağlamıştır

Abdülhamid Hanın basın politikası devletin parçalanmasını, Milletin düşman kamplara ayrılmasını önlemek gayesine yönelik şuurlu bir adımdır. Ayrıca Osmanlı Devletini yıkmak için asırlardır uğraşan Hıristiyan Avrupa devletlerinin tehditleri ve oyunlarıyla, Osmanlı ülkesinin sosyo – ekonomik yapısından kaynaklanan nazik durum ve 1876-1878 yıllarında meydana gelen, abdülaziz Hanın hali ve şehid edilmesi, Beşinci Murada karşı yapılan hareketler, Ali Süavi baskını ve Rusların Yeşilköye kadar gelmeleri de bu basın politikasını etkilemiştir

Abdülhamid Hanın uyguladığı bu basın politikasına karşı çıkan ve ikinci Meşrutiyetin verdiği serbestlikten istifade ederek bir baskınla iktidara gelen ittihat ve Terakki Fırkası ve daha sonraki iktidarlar, bu tedbirlerin çok daha şiddetlisini uygulamışlardır. Bunun yanında Abdülhamid Hanın, matbuata verdiği önem pek fazladır. Şahsına karşı olsa bile zamanındaki dergi ve gazetelerin mükemmel ve en güzel şekilde çıkmasını sağlamak için Servet-i Fünun gibi bazı gazete ve dergilere yardımda bulunduğu, hatta onlar için Avrupadan usta elemanlar getirttiği de bir başka hususiyettir

ittihat ve Terakki devri
Meşrutiyetin ikinci defa ilanı üzerine, yurt dışına kaçmış olanlar yurda döndüler ve yurt dışında yayınladıkları gazeteleri, istanbulda çıkarmaya başladılar. ikinci Abdülhamid Hanın ikinci Meşrutiyeti ilan ettiği 24 Temmuz 1908 günü toplanan gazeteciler, gazete müsveddelerini sansüre vermeme kararı aldılar. 25 Temmuz 1908 günü gazeteleri ön kontrolden geçirtmeden

piyasaya sürdüler. Bu gazeteler Sultan ikinci Abdülhamid Han döneminde yayınlanan ikdam, Sabah, Tercüman ve Saadet gazeteleriydi ve her biri alelacele meşrutiyet ve hürriyet savunuculuğuna girip, kadrolarını yenilediler. 24 Temmuz günü, daha sonra Gazeteciler bayram ı olarak kabul edildi. Kanun-i Esasideki Matbuat, kanun dairesinde serbesttir. hükmü Hiçbir şekilde kablettabı baskıdan önce teftiş ve muayeneye tabi tutulamaz. şeklinde değiştirildi. Sans ürün kaldırıldığı bu şekilde ilan edilirken, 1877 Ramazan-ı mübarek 1294 tarihli idare-i Örfiyye ve askeri Me hakim Kanunu kasten yerinde

bırakıldı. 1919 tarihine kadar bu kanuna dayanarak sansürü aratacak uygulamalarda bulunuldu. Bir çok dergi ve gazete defalarca kapatıldı. Mesela 1910 yılında Baha Tevfikin çıkardığı, eşek adlı mizahi dergi, kırk bini bulan ilk sayısından sonra kapatıldı. Ancak Baha Tevfik birkaç defa Divan-ı Harb-ı Örfi karşısına çıkmak bahasına yılmadı ve dergilerinin biri kapanınca diğerini çıkardı. Eşeki Yuha, El-Malum, Kibar, alafranga Eşek takib etti. Bu devirde en fazla gazetesi kapatılan ve mahkemeye çıkan Lütfi Fikri Bey oldu. 1911 ila 1913 tarihleri arasında çıkarmış olduğu Tanzimat Gazetesi tam on altı defa kapanıp yeniden yayına başlamıştır

Bu dönemin en bariz özelliği, pekçok gazete ve derginin hep birlikte Abdülhamid Hanın memleketin içinde bulunduğu nazik durumlar sebebiyle tatbik ettiği Meşrutiyet öncesi icraatı tenkid etmekti. Sadece istanbulda 1908-1909 senelerinde 353 gazete ve dergi yayınlandı. Bu sayıya ülkenin dört bir yanında yayınlanan Türkçe gazetelerle yabancı dilde yayınlananlar da eklenince, birdenbire binlerce yayın ortaya çıktığı görülür. Bunlar arasında Osmanlı Devletinin parçalanmasını ve yıkılmasını isteyen her fikrin savunucusu ve sözcüsü olan yayın organları ortaya çıktı. Böylece memlekette bir fikir anarşisi doğdu

Eski gazeteler kendilerini yenilemeye çalışırken, Abdullah Zühdü ile Mahmud Sadık Yeni Gazeteyi Tevfik Fikret, Hüseyin Cahit Yalçın ve Hüseyin Kazım Kadri Tanini kurdular. iktidara muhalif yayınlar yapan Tanin Gazetesi birkaç defa kapatıldıysa da Cenin, Renin, Senin ve Hak gibi değişik isimler altında yeniden çıktı. Yeni Tasvir-i Efkar Gazetesi de, ittihatcıları destekler mahiyette yayınlar yaptı. Kısa ömürlü Hukuk-i Umumiyye ile Selanik ve Manastırda yayınlanan Şura-yı Ümmet, Rumeli

ve S ilah gibi gazeteler de ittihat ve Terakki fikirlerinin savunuculuğunu yaptı. Bunların yanında ittihat ve Terakkinin fikir ve icraatlarına karşı çıkan partilerin yayın organı şeklinde gazeteler de ortaya çıktı. Ahrar Partisinin Osmanlı, Mevlanazade Rıfatın Hukuk-ı Umumiyye, Serbesti gazeteleri, Mizancı Muradın Mizanı, Ali Kemalin başına geçtiği ikdam, 31 Mart Vakasını kışkırtan Derviş Vahdetiin Volkanı, Cemiyet-i ilmiyye-i islamiyyenin Beyan-ül-Hak adlı gazeteleri bu kısımda sayılabilir. Bu arada çıkan sayısız mizah dergisi de, kamuoyuna tesir etmeye çalıştı

Ayrıca bu dönemde, her türlü düşünce, doğudan ve batıdan kaynaklanan her türlü akım yazıya dökülüp kamuoyuna sunuldu. Her milletin, her azınlığın, hem kendi dilinde, hem de Türkçe olarak yayınlanan gazeteleri ortaya çıktı. Komünizmi ve sosyalizmi öven, iştirak, Sosyalist, insaniyet, Medeniyet, idrak gibi yayın organları bu dönemde yayın hayatına girdi

ikinci Meşrutiyetin ilanının ilk aylarında serbestlik içinde bulunan, dilediklerini yazan, milleti padişah ve devlet adamları aleyhinde isyana teşvik eden gazete ve dergiler üzerinde, 31 Mart Vakasından sonra iktidarı ele geçiren ittihat ve Terakki komitesince, kontrol sıklaştırıldı. 5 nisan 1909da ittihatçılara karşı

olan Serbesti Gazetesi yazarı Hasan Fehmi öldürüldü. Meclise 28 Nisan 1909 da bir Matbuat Kanunu getirildi. Meşrutiyetin yıldönümünde kanunlaşan ve Fransız Basın Kanunu esas alınarak hazırlanan bu kanuna göre, gazete çıkarmakta beyanname esası getiriliyordu. Bu kanunda devletin temelini sarsmaya yönelik, padişahı, dinleri ve Osmanlı milletini koruyucu, suçu ve ayaklanmayı kışkırtıcı yazıları frenleyen maddeler de vardı

31 Mart Vakasında Tanin başyazarı Hüseyin Cahit zannedilerek bir milletvekili öldürüldü. 31 Mart Vakası bastırılınca kışkırtıcılardan olan Derviş Vahdeti idam edildi ve ittihatçılara muhalif olan gazetesi volkan kapatıldı. ittihatçılara muhalif olan Sadayı millet Gazetesi yazarı Ahmed Samim, 9 Haziran 1910 da Şehrah Gazetesi yazarı Zeki ise 10 Temmuz 1911 de öldürüldüler

Etiketler:

Bu Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz