Yazılar

Bilgisayarın Kısa Tarihi

bilgisayarın Kısa Tarihi

bilgisayarın geçirdiği tüm evrelerin keyifli hikayesi bilgisayar ve iletişim teknolojilerinin tarihi kısa olsa da, aslında olağanüstü gelişmelerle doludur. işte, dünyayı değiştiren bu mucize cihazın tarih boyunca attığı önemli adımlar

uçak ve otomotiv gibi bazı sektörler, yüzlerce yıllık tarihleriyle gurur duyarlar. ama bunların hiçbirinin kat ettikleri aşama bilgisayarınki kadar hızlı olmamıştır. örneğin günümüzde artık bilgisayarcılarda bile satılmayan eski bilgisayarlar, yaklaşık 20 yıl önce çoğu kişi için erişilmez cihazlardı. bu sayfalara bilgisayarın tüm tarihçesini sığdırmaya imkan yok ama en önemli satır başları, size bu kısa fakat baş döndürücü gelişimin hikayesini anlatmak için yeterli olacaktır.

ilk adımlar
belki size garip gelecek ama bilgisayar düşüncesi, aslında bundan yüzyıllarca önce doğdu. babası bir vergi tahsildarı olan fransız filozof blaise pascal, 17. yüz yılın başlarında muhasebe ile uğraşanların hayatını kolaylaştıracak bir cihaz geliştirdi. bu cihaz toplama ve çıkarma işlemlerini yapabilen bir aritmetik makine idi. fakat bu ilk adımdan sonraki aşamalara geçilmesi için iki yüzyıl kadar beklemek gerekti

19. yüz yılda ingiliz matematikçi charles babbage, analitik motor ve ayrımsal motor adını verdiği iki proje üzerinde çalışmaya başladı. ardından astronomi ve med-cezir hesaplamalarını yapabilecek bir cihaz geliştirmeye uğraşan babbage, ne yazık ki bu hayallerinin gerçekleştiğini göremeden hayata gözlerini yumdu.

şifreler ve ustaları
elektrik ve özellikle elektroniğin gelişmesiyle birlikte matematikçiler, mekanik yay ve iletkenleri elektrik akımı tarafından yani elektronların metale akımı ve sarmallarda bunların ürettiği manyetik alan tarafından kontrol edilen sigortalarla değiştirmek için büyük bir fırsatın doğduğunu fark ettiler

modern bilgisayarın babaları arasında, ingiliz dahi matematikçi alanturingindeadı geçer. bu büyük dahi, hesaplama ve verilerin hafızada tutulması teorisini mükemmelleştirdiği gibi, ikinci dünya savaşında müttefiklerin zaferinde önemli bir rol oynamıştır. ingiliz ordusunda şifre çözme analisti olarak askere alınan turing, amerikalı araştırmacılarla birlikte ünlü fizikçi john atanasoffun bir çalışmasından faydalanarak bu projeyi geliştirmiştir.

atanasoff ilk elektrovalfı, sayısal bir he-saplayıcının iletkenleri olarak kullanmıştır. bu tip makinelerin bir başka öncüsü ise 30lu yıllardan itibaren adı duyulmaya başlanan alman konrad zuse olmuştur. turing, alman ordusunun özellikle kuzey denizine kıyısı olan istasyonlar ile korku saçan u-bo-at denizaltıları arasında yapılan şifreli iletişimi deşifre etmeye çalışıyordu. alman sistemi ise enigma adı verilen elektromekanik makinelere dayanıyordu

bu makineler, açık bir metindeki harflerinin sayısız kez birbirleriyle yer değiştirmesini sağlıyordu. turing, orijinal metni yeniden oluşturmak için ilk gerçek dijital hesaplayıcı olan colossustan faydalanmıştır. yapılan hesaplamalar, mantıksal açıdan son derece basit hesaplamalardı.

bu makinenin hızı bugünkü pcıer ile kıyaslandığında komik gibi görünse de, tarihin ilk hackerları olan turingin şifre ana-listlerine birkaç saat içinde enigma mesajını çözme imkanını sağlıyordu. zaten turing, tarihçiler tarafından anglo amerikalıların gerçek gizli silahı olarak kabul edilmektedir.

ilkler
ticari bilgisayarlar ilk olarak 50li yılların ortalarında, yani savaştan hemen sonra ortaya çıkmaya başladılar. projenin başındaki isim ise john von neumanndı. ancak ulaşılan sonuç, günümüzün modern bilgisayarlarına neredeyse hiç benzemiyor daha çok bir kaç oda büyüklüğünde dev bir kazanı andırıyordu. ayrıca hata yüzdeleri son derece yüksekti ve enerji tüketimleri de başa çıkılacak gibi değildi. bu bilgisayarları kullanabilmek için ciddi bir programlama becerisi gerekliydi.

o dönemlerde bilgisayar, henüz klavyedeki bir kaç tuş ve fare yardımıyla kontrol edilemiyordu. makineler, eletrik kabloları ve delikli şeritlerin yardımı ile her seferinde yeniden programlanmak zorundaydılar.

mikro elektronik
iletişim teknolojilerinin tarihi iki farklı döneme ayrılabilir. ilk gerçek aşama 1947 de transistörün bulunmasıyla gerçekleşti. kat haldeki tertibat, cam yerine silisyum gibi yarı iletken bir materyali ve metal yerine elektronik tüp leri kullanıyordu. tabii bu durumda, bilgisayarın boyutlarının küçülmesi ve enerji tüketiminin azaltılması da sağlanmış oldu. yani transistor ile birlikte, elektronikte hızlı bir gelişim süreci de başlamış oldu.

yaklaşık 25 yıl sonra, 1971 de, transistörler tek bir silisyum parçası üzerinde yüzlerce girişi bulunan ve çiftli rakamların işlenebil-mesini sağlayan yarı iletken bir düzenek ile yoğunlaştırıldı. busicom adlı hesap makinelerinin üreticisi olan ve o zamanlarda pek detanınmayanlntel şirketine sipariş edilen bu mikroişlemcinin bulunuşu, bugün kullandığımız bilgisayarların doğuşunun ilk gerçek işareti olarak kabul edilebilir. ıntel, ilk işlemcisi olan 4004ü kaliforniya silikon vadisindeki mühendisler ordusunun yardımıyla üretti.

appleın katkıları
elma şeklindeki logosuyla tanınan apple, bilgisayar kavramını popüler hale getiren ilk şirkettir. uygun fiyatlar ve kullanım kolaylığı sayesinde büyük başarı elde eden ilk bilgisayar modelleri, apple tarafından piyasaya sürülmüştür. ayrıca apple, windowsun en önemli özelliği olan grafik arayüzlü işletim sistemi düşüncesini ilk ortaya atan ve uygulamaya geçiren şirket olarak da önemli bir konuma sahiptir

fakat şirketin geliştirdiği bilgisayarlar, hem geçmişte hem de günümüzde görünüm, dosya sistemi, komut tipi ve donanım açısından bazı farklıklara sahiptir. bu yüzden de, özellikle grafik çalışmaları ve dijital video işlemleri için kullanılırlar ve daha profesyonel bir kullanıcı kesimine hitap etmektedirler.

bıgblue ya da ıbm
1981 yılında, mavi logosu nedeniyle big blue olarak da anılan ıbm ortaya çıktı. şirket, ıntel tarafından üretilmiş işlemcileri ve o zamanlarda pek tanınmayan microsoftun geliştirdiği bir işletim sistemini kullanarak bilgisayarlarını üretmeye başladı. bu genç ve tanınmamış insanlar yaptıkları işe inanıyorlardı ve ne kadar haklı olduklarını bir yıl geçmeden 600.000lik satış rakamı ile ispatlamayı başardılar. bir sonraki yıl bu rakam bir milyona ulaştığında ise, artık bu gençleri herkes tanıyordu.

ıbm imzasını taşıyan bilgisayarların bu kadar beğenilmesinin en önemli nedeni, donanım ve yazılım anlamında geliştirilmeye müsait olmalarıydı.

büyük yarış
bu gelişmeler sonucunda, bilgisayar üreticileri arasında spor müsabakalarındakini aratmayan bir yarış ve rekabet başladı. tüm şirketler en hızlı, en gelişmiş ve tabii ki en çok satan bilgisayarı üretmek istiyorlardı. bu rekabet sayesinde bilgisayarların hızları giderek artmaya başladı ve boyutları da giderek küçüldü.

bugün şaka gibi gelse de, zamanında 80 mblık bir sabit diski doldurmak neredeyse imkansızdı. dolayısıyla tüm çabalar, gelişime daha çok ihtiyaç duyan işlemcilere yöneldi. işlemcilerin bugün geldiği noktayı düşünürsek, yapılan çalışmaların ne kadar etkileyici olduğunu da daha rahat bir biçimde anlayabiliriz.

tabii her şey sadece işlemcilerin gelişimiyle ilgili değil. buna ek olarak diğer donanımların geldiği noktayı da dikkatli incelemekte yarar var. artık bellek modüllerinden tutun da ekran kartlarına ve büyük sabit disklere kadar hemen her türlü donanım, hız rekorlarını kırabilmek için birbirleriyle yarışıyorlar.

son olarak yazılım dünyasından bahsetmekte de büyük yarar var. yukarıda da söylediğimiz gibi, 80 mblık sabit diskler artık çok gerilerde kaldı. bugün piyasada bulabileceğiniz en küçük sabit disk 20 gblık bir kapasiteye sahip olacaktır. tabii dilerseniz, 100 gb ve üzerindeki kapasiteleri tercih etme şansına da sahipsiniz.

peki ama bu hızlı kapasite artışının altında yatan neden ne? tabii ki yeni nesil yazılımlar. sadece tek bir bilgisayar oyunu bile, sabit disk üzerinde 1 gba yakın bir depolama alanına ihtiyaç duyabiliyor. aynı durum ofis yazılımları ve benzeri tüm yazılımlar için de geçerli.

programların gelişimi
donanımın gelişmesine paralel olarak, başta işletim sistemleri olmak üzere her türlü yazılım da sürekli aşama kaydetmeye devam etti. günümüzde yerini windowsa bırakmış olan dos işletim sisteminin 1984 yılında piyasaya çıkan 3.0 sürümünü, 1.4 mblık disket sürücüsü ve 20 mblık sabit diski olan bilgisayarlarda rahatlıkla kullanabiliyordu. metin tabanlı bir sistem olan dosun ardından windows geldi ve bilgisayarlar da bu sayede ilk grafik arayüz ile tanıştılar.

başlangıç olarak 1974 yılında palo alto xerox araştırma merkezinin geliştirdiği grafik arayüz fikri, 1984 yılında apple tarafından hayata geçirildi. bugünkü excel programına benzeyen ve hesaplamalar için kullanılan ilk program ise 1979yılında apple ıı için geliştirilen visicalc idi. bundan üç yıl kadar sonra, ıbmin ilk bilgisayarı için geliştirilen lotus 1-2-3 ile bu tip programlar da altın çağlarına eriştiler. artık bilgisayarlann hesep gücü de artmıştı.

word ise ilk kez 1983 yılında piyasaya sürüldü. 1990 yılında zamanının en ileri işletim sistemi olan windows 3.0 piyasaya çıktı. ama bugün kullandığımız windowsa en çok benzeyen sistem 1995 yılında üretilen windows 95 oldu. ardından 1998yılında windows 98 ve 2000de windows me kullanıcıların beğenisine sunuldu. ve tabu ki internet… ilk tarayıcı programlar 1994 yılında hazırlandı ve kısa sürede çok sayıda kullanıcıya interneti tanıtmayı başardılar.

interneti oluşturacak dev bir ağın ilk düşüncesi 1957 yılında abdde, dönemin diğer süper gücü sovyetler birliğinin sputnik uydusunu fırlatmasına cevap olarak geliştirildi. o devirde abd başkanı olan eisenhower ülke savunması ve yeni teknolojilerin geliştirilmesi amacıyla bir organizasyon kurdu. advanced research project agency, yani arpa, kurulduktan kısa süre sonra internetin ilk ciddi temellerini atmaya başladı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir