Yazılar

Çeşme Nedir

Çeşme Nedir

Kaynaktan çıkan suyun bir depoda toplanarak veya kaynaktan borularla getirilerek akıtılan suyun toplandığı lüleli veya musluklu bir hazne şeklinde taştan, mermerden veya herhangi bir malzemeden yapılmış umümi su alma yeri. Farsça bir kelime olup çeşm sözünden gelmektedir. Bu söz Türkçede göze karşılık olup, su kaynağı manasındadır. Türkçede suyun kaynağına göze veya göz dendiği gibi Farsçada da Çeşme denmektedir. Arapçada da durum aynı olup, pınara ayn denmektedir. Ayn göz manasındadır

Çeşmeler, ya bağımsız olarak ortada veya herhangi bir mimari esere bitişik olarak yapılırlar. Bunlarda bir su deposu bulunur ve bu deponun duvarına lüle veya burma musluk konularak su alınır. Çeşmeler lüleli veya açık kalabilen musluklu ise suları devamlı akar. Açılıp kapanabilen burmalı musluklu ise istenildiği zaman açmakla su akar. Çeşmelerin musluklarından akan suların döküleceği yerde mermerden, çiniden veya diğer malzemelerden yapılan çukur kısma tekne veya oluk denir.

Her Milletin kendi kültürüne uygun olarak Çeşmeleri görülür. Ama özellikle Türk mimarisinde Çeşmeler önemli bir yer tutar. islamiyetin temizliğe önem vermesi ve yine su hayrının sevabının çok olduğunun dini kaynaklarda yer alması sebebiyle Türklerin günümüze kadar gelen eserleri arasında Çeşmelerin, çokluğu dikkat çekicidir. ibadet için insanların daima abdest almak ihtiyacını hissetmeleri suya ve

Çeşmelere çok ehemmiyet verilmesine sebeb olmuştur. islamiyette bedenin ve üzerindeki elbisenin temiz olması lüzümu saraylarda, konaklarda ve hatta evlerde odaların içine kadar Çeşmeler yapılmasına sebeb olmuştur. Hayır sahipleri adeta birbirleriyle yarış edercesine meskün yerlerde, yol boylarında, ıssız dağbaşlarında Çeşme, yaptırmaya ve su getirtmeye girişmiştir.

Türk islam sanatında günümüze kadar gelebilmiş olarak çeşit çeşit Çeşmeler görülür. Bunları yaptıranların maddi imkanlarına göre küçüklü büyüklü olmakla beraber, diğer mimari eserler gibi devrin üslübuna uygun olarak yapılmışlardır. Yapıldıkları devrin üslüb özelliklerine göre Çeşmeler çok farklıdır.

Selçuklu devrinin en güzel Çeşmesi sivas gök Medresedeki Çeşmedir 1271. iki sıra bord ürün çevrelediği duvar üzerine mermerden yapılmış niş içine alınmıştır. Niş kemeri iki renkli taştan, köşelerde geçme motifleri ve iki satır Selçuklu nesihi ile kitabesi vardır. Yine Selçuklulardan kalma Sahibata camii ve Afyon Çay Medresesindekiler devrin en önemli Çeşmelerindendir. istanbulda

Silivrikapıda Davutpaşa Çeşmesi, klasik devir mimarisinin önemli eserlerindendir. Şu anda istanbulu süsleyen Çeşmeler Lale devrinden kalma olduğu için bu devrin mamari özelliklerini taşırlar ve Mimar Sinanın su yollarının getirdiği sularla beslenirler. Bu Çeşmeler abidevi ölçülerde olup her Çeşmenin ortasında küçük bir musluğu ve Çeşme nişi bulunurdu. Cephe kabartma çiçek ve yazı motifleriyle süslü olurdu.

Saray ve konaklarda, odalarda abdest almak için yaptırılan Çeşmeler son derece süslüydü. Buna en meşhür örnek Topkapı Sarayında Sultan Üçüncü Murad odasındaki ile Sultan Birinci Abdülhamidin yatak odasındaki Çeşmelerdir. anadoluda aynı tarzda oda içlerine yapılan Çeşmeler, daha çok barok tarzında olup, mahalli üslübla inşa edilirdi. Osmanlı mimarisinde klasik devir üslübuna göre yapılmış Çeşmeler ile Lale devri ve Barok devir üslübunda yapılmış Çeşmeler arasında büyük farklar görülür.

Osmanlı sanatında inşa edilmiş Çeşmeler arasında en güzel, en ihtişamlı olanları padişahların yaptırdığı Çeşmelerdir. Bugün caddelerde, sokak aralarında kalmış, suyu kesilmiş Çeşmelere, rastlamak mümkündür. Bu garip durumlarıyla dahi tarihten birer hatıra olarak abidevi bir hal almışlardır.

Çeşmelere su sağlayabilmek için su terazileri geliştirilmiş, bentler, su yolları ve sarnıçlar yapılmıştır. Bu sayede kilometrelerce ötedeki su kaynağından su getirilip Çeşmelerden akıtılmıştır. Mimari açıdan Çeşmeler birkaç sınıfa ayrılır ki, ana hatlarıyla şu şekilde sıralanabilir

mahalle Çeşmeleri Bulunduğu mahallenin sakinlerinin veya o mahelleden gelip geçenlerin su ihtiyacını karşılaması için mahallenin belirli yerlerine yapılan Çeşmelerdir.

Bu Çeşmeler, umümiyetle bir kurna ve bir zonk veya ayna taşından ve arkasında bir su haznesinden ibaret basit Çeşmelerdir. Galatadaki Bereketzade Çeşmesi gibi. Mimari abide sayılacak kadar süslü ve güzel olan Çeşmeler de vardır. Çeşmeden su alanları güneşten ve yağmurdan muhafaza için ekseriyetle her Çeşmenin, üzerine, tavanları oyma ve nakışlarla süslü, ahşap saçak yapılmıştır. Kurnanın iki tarafında su kaplarını koymak veya kaplar doluncaya kadar oturup beklemek için seki şeklinde, yüksekçe düzlükler oturtulmuştur. Bazı Çeşmelerde, gelip geçenlerin su içmesi için musluk taşına gömülü bir halkaya, zincirle asılı bakırdan bir tas veya maşrapa konmuştur.

Bunların bazılarına günümüzde, köylerde halen rastlanmaktadır.

Ev Çeşmeleri

Eskiden evlerde su tesisatı olmadığından sakalar mahalle Çeşmelerinden evlere su taşırlardı. Her evin cephesinde saka deliği denen taştan küçük bir teknecik vardı. Su buradan bir boru ile avludaki küplere dolar ve lazım oldukça bu küplerden alınarak kullanılırdı.

cami Çeşmeleri

camilerde cemaatin abdest alması için yapılmış Çeşmelerdir. Cami binasına bitişik olarak sıralanırlar.

Şadırvan Çeşmeleri

camilerin iç avlularında, ortada yer alır. Ortası hazneli, etrafında musluklar sıralanmış Çeşmeler vardır. Bunlar da cemaatin abdest alması içindir.

Oda Çeşmeleri

Eski saraylarda, konaklarda, büyük evlerde odalar içine yapılan Çeşmelerdir. Bunlar, el ve yüz yıkamak ve abdest almak için yapılmışlardır. Topkapı Sarayında, Üçüncü Murad han odasındaki Çeşme bunlardandır.

Musluklar

Evlerin içinde, mutfak, banyo, tuvalet gibi yerlerde bulunan Çeşmelerdir. Mimari bir önemi yoktur. Bunlara Çeşme yerine musluk demek daha uygun olmaktadır.

Anıt abidevi Çeşmeler

Hem halka su vermek, hem de şehrin süslemesine katkıda bulunmak için şehrin meydanlarına, önemli yerlerine yapılmış Çeşmelerdir. Bunlar başlı başına birer mimari eserdir. istanbulda Sultan Ahmed, Tophane Çeşmeleri gibi.

Sebiller

Kalabalık yerlerde halkın ücretsiz su içmesi için yapılan binalara sebil denir. Sebillerin Çeşmelerden farklı tarafı suyun doğrudan Çeşmeden değil de sebilci tarafından doldurulmuş bakır taslardan su içilmesidir. Sebillerin içinde mermer bir su hazinesi vardır. Su bu hazneye ya künkler vasıtasıyla veya sakalar tarafından taşınır.

Selsebiller

Bunlar su içmeye veya su almaya mahsüs olmayıp, akan suyun çıkardığı sesten zevk almak için yapılmışlardır. Selsebiller üst üste yapılmış küçük yalakçıklardan ibaret olup, su en üstteki yalakçığa, oradan bir alttaki yalakçığa akarak sonunda bir havuzda toplanır.

Havuzlar ve fıskiyeler

Havuzların ortasına mermerden yapılan fıskiyelerin içinde taş oymacılığının şaheseri sayılabilecek kadar güzel olanları vardır. Bunlardan biri Topkapı Sarayında Bağdat Köşkünün tarasası üzerindeki havuzun ortasında bulunun fıskiyedir.

Günümüzde her eve su tesisatı bağlanması sonucu meydan Çeşmelerine gereken önem verilmediğinden kullanılabilir olanların sayısı yok denecek kadar azalmıştır. Ancak dinimizin suya verdiği önemi bilen ve susamış bir kimsenin su gibi mübarek ol duasına kavuşmak isteyen Türkiye gazetesi başlattığı bir faaliyetle istanbul, izmir ve anadolunun pekçok şehirlerinde altmışa yakın Çeşmeyi hizmete açtı. Yapılan Çeşmeler son devir Osmanlı mimari üslübunda inşa edildiği için, şehrin meydan veya parklarında bir güzellik abidesi olarak da dikkati çekmektedir.

istanbuldaki Meşhur Çeşmeler
Çeşme Bulunduğu inşa
ismi Semt Tarihi

  • Sultan Üçüncü Ahmed … Topkapı Sarayı.. 1728
    Nevşehirli ibrahim Paşa …. Fatih … 1730
    Bereketzade … Galata … 1732
    Sultan Üçüncü Ahmed … Üsküdar … 1729
    Tophane … Tophane … 1732
    Azapkapı… Galata … 1735
    ishakağa … Beykoz … 1746
    Yusuf Efendi … Fatih … 1757
    Ragıp Paşa … Laleli … 1762
    Silahtar Yusuf Paşa … Kağıthane … 1765
    Sultan Birinci Abdülhamid Eminönü … 1777
    Şevkini Halusta … Gedikpaşa … 1780
    Hekimoğlu Ali Paşa … Davutpaşa … 1782
    Nakşi kadın … Sultan Ahmed … 1788
    Ebü Bekir ağa … Fatih … 1793
    Mihrimah Sulta … Eyüp … 1801
    Hatice Sultan … Mısır Çarşısı … 1806
    Nakşidil Sultan … Fatih … 1814
    Sultan ikinci Mahmüd … K.Mustafa Paşa 1821
    Ahmed Ağa … Yusuf Paşa … 1845
    Kethüda Halife Efendi … aksaray … 1852
    Sultan ikinci Abdülhamid .. Sirkeci … 1877
    Sultan ikinci Abdülhamid .. Tophane … 1892

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir