Yazılar

Çevre Yasası Nedir

Çevre Yasası Nedir

Çevre insan ve diğer canlıların yaşamları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri dış ortamdır. Yaşam ve canlılığın üç temel elemanı su, hava ve topraktır. Bu üç unsur aynı zamanda ekolojik dengenin de unsurlarıdır Çevrenin korunması ve bozulanın düzeltilmesi günümüzde üzerinde önemle durulan konular arasında yer almaktadır. Gerçekten çevreye verilen zararlar ve ortaya çıkan sorunlar ister gelişmişlik yönüyle isterse politik sistemler açısından değerlendirilsin tüm dünyanın ortak sorunudur

Çevre sorunları ve çevre, koruması gibi kavramlar özellikle geçen son 20-25 yıl içinde tüm dünya kamuoyunu etkileyen zaman zaman da uygarlığın geleceği konusunda toplumları ve bireyleri kaygıya düşüren kavramlar olmuşlardır.

Çevreye ilişkin sorunun çözümü için Ülkemizde yapılan çalışmalar çok sınırlı kalmıştır. Buna ilk neden olarak; araştırma kuruluşları çevre sorunlarının belirlenmesi ve çözüm yollarının saptanması açısından yeterli bir çalışma düzeyi gerçekleştirememişlerdir. ikincisi, kamu yönetimi çevre sorunları karşısında bilinçlenememiş ve bunun sonucu olarak ta gerekli ölçüde örgütlenememiş yada bu alanda yapılan çalışmalar yetersiz kalmıştır. Üçüncüsü bazı sanayi kuruluşları doğal kaynakların aşırı istismarında tam bir sorumsuzluk örneği vermiş ve aşırı kâr he defi toplumsal bütün amaç ve ilkelerin üstünde tutulmuştur. Dördüncü ve bir diğer nedende toplum ve çevrenin korunması yada bozulan ç evrenin yeniden kazanılmasında gerekli tepki ve duyarlılığı göstermemesidir.

Ülkemizde çevre hukuku yeni oluşmakta olup gelişmesini henüz tamamlamamış bir hukuk dalıdır. 2972 sayılı Çevre kanunu 1983 yılında yürürlüğe girinceye kadar çevreye ilişkin hükümler değişik yasal düzenlemeler içinde dağınık olarak bulunmaktaydı. Çevre Kanununun çıkarılmasıyla bu konudaki önemli bir eksiklik giderilmiş ancak boşluk tamamıyla doldurulamamıştır. Bu yasaya ilişkin yönetmelikler oldukça geç çıkarılmıştır. Halen tüm düzenlemelerin tamamlandığını söylemek mümkün değildir.

Çevre kanunu ve buna bağlı olarak çıkarılan yönetmeliklerde Mülki idari Amirlerine pek çok yetki ve beraberinde sorumluluk verilmiştir. Bunların en önemlileri, faaliyetin durdurması idari para cezası verme, denetim, ruhsat ve benzeri yetkilerdir. Bu yetki ve gör evlerin bilinmesi çevre koruma olgusu konusunda en gerekli hususlardan biridir.

Düzenli, sağlıklı ve yaşanabilir bir hayat biçiminin temeli çevre sorunlarına tutarlı çözümler getirebilmenin sonucuna bağlıdır. sağlıklı, düzenli ve huzurlu bir toplum, çevre sorunlarını en aza indirebilmiş toplumdur. insanlara yaşanabilecek bir çevre sağlama hususunda Mülki idare Amirlerine bu sorumluktan önemli bir pay düşmektedir. Bu bakımdan çevreyle ilgili sorunların mülki amirlerce öncelikle ele alınması gereken konulardan biri olmaya başladığı muhakkaktır.

Nüfusun hızlı artışı, çarpık kentleşme, azalan, yok olan doğal kaynaklar, enerjinin sınırlılığı, çevrenin kirlenmesi problemleri, insanlığın geleceği konusunda öylesine karamsar bir tablo çiziyor ki bunun sonucu çevrenin çok tartışılan bir konu olması kaçınılmaz hale gelmektedir.

Çevre konusunda ortaya konan sorunların dünyada olduğu gibi ülkemizde de cevap verme arayışı içinde hukuksal ve idari düzenlemeler önemli bir yer almaktadır. başta uluslar arası anlaşma ve sözleşmeler olmak üzere anayasa, kanunlar ve diğer bağlayıcı ve diğer bağlayıcı kurallar hem yönetilenlerin sorumluluğunu artırıcı ve çevre kirlenmesini önleyici ve kirletenlere daha ağır yaptırımların uygulanmasını sağlayıcı yönde düzenlenmektedir.

Çevre hukukunun karma hukuk dallarından birisi olduğu görüşü yaygındır. Kamu hukuk-özel hukuk ayrımını özellikle Çevre Kanunu üzerinde yapmak çok daha zordur. 2872 sayılı Çevre Yasası hukuk tarihimiz içinde yerinin oldukça yeni olması ve bu yasayla ilgili yönetmeliklerin daha yeni zamanlarda çıkarılmaya başlanmış olması nedeniyle yasa, uygulanabilirlik platformuna yeni yeni oturmaktadır.

2972 sayılı Çevre Yasası, dikkati çeken önemli unsurlardan en önemli bir tanesi yaptırımların daha çok “ idari yaptırım “ olmasıdır. Söz konusu yasanın uygulanmasında mülki idare amirlerinin yetkisi, bilgilendirme ve izinden, ceza vermeye kadar son derece geniş tutulmuştur.

2972 sayılı Çevre Kanunu çevre koruma konusunda genel düzenlemeleri yapmış ve temel ilkeleri belirlemiş bulunmaktadır. Çevre Kanunu ile belirlenen temel ilke ve düzenlemelerin hangi tür kirlenme olgusunda ne şekilde önleneceği yönetmeliklerle belirlemiş bulunmaktadır. Bu yönetmelikler faaliyetin durdurulması yetkisi çevre kanuna bağlı yönetmeliklerde şu şekilde düzenlenmiştir.

Hava Kalitesinin Korunması Yönetmeliği, izne tabi tesislerin ve bu tesislerin kurulması ve işletmesindeki temel yükümlülüklerini belirlemiş bulunmaktadır. Yönetmeliğin 25.maddesinde, izne tabi tesisin işleticisinin sınırlama ve ek düzenlemelere uymaması durumunda, yetkili makamın bunlara uyuluncaya kadar tesisi kısmen veya tamamen işletmeden alıkoyabileceği hükmü yer almaktadır. Yetkili makam, aynı yönetmeliğin 5.maddesine göre mülki amirdir.

5. maddenin (e) fıkrası Sağlık Bakanlığı ve Çevre Bakanlığı ile birlikte mülki amirlere de aynı yetkiyi vermiş bulunmaktadır. Mülki amirin işletmeyi faaliyetten men yetkisi yalnızca yönetmelikte yer alan sınırlama ve ek düzenlemelere uyulmaması ile sınırlı değildir. Yönetmeliğin 25/2 maddesi hükmünce tesisin gerekli izin alınmadan kurulmuş olması durumunda bu tesisler yetkili makam olan mülki amir tarafından kapatılabilir veya kaldırılabilir. Öngörülen kapatma veya faaliyetten men kararları Hava Kalitesinin Korunması Yönetmeliğinde yer alan usul, esas, önlem ve yasaklara uyulmaması durumunda alınacaktır.

Yönetmelikte ayrıca tesislerin faaliyetten men’inden başka “kişi”lerin men’i söz konusudur. 25.maddenin 3.bendi gereğince mülki amir bir tesisi çalıştırmakla sorumlu operatör veya kişinin çevrenin korunması için uyulması gerekli şartlara uymadıkları hakkında bilgi edinirse, tesisin bu kişi veya operatör tarafından işletilmesini men edebilecektir. Tesisi işleten kuruluş, tesisin güvenilir bir kişi tarafından işletilmesi için izin başvurusunda bulunabilir. Bu başvuru üzerine mülki amir tarafından verilen izin şarta bağlı olabilir.

Hava Kalitesinin Korunması Yönetmeliği izne tabi olmayan tesisler için de mülki amirlere faaliyetten men yetkisini tanımış bulunmaktadır. Yönetmeliğin 29.maddesinde izne tabi olmayan tesislerin kurulması ve işletilmesinde yükümlülükleri belirlemiş bulunmaktadır. Bunlar çevreye olan zararlı etkilerin teknolojik seviyeye uygun olarak azaltılmasına çalışılması, ileri teknoloji kullanılmasına rağmen ortadan kaldırılmayan çevreye olan zararlı etkilerin asgari düzeyde tutulması, tesislerin işletilmesi sonunda açığa çıkan atıklar ve artıkların uygun metodlarla ortadan kaldırılmasıdır. 31. maddede mülki amirlerin, 29.maddede yer alan hususların uygulanması için ek düzenlemeler getirilebileceği hükmü yer almaktadır. Bu düzenlemelerden beklenen fayda işçi sağlığı ve güvenliği ile ilgili tedbirlerle sağlanabiliyorsa bu tedbirlere de başvurulur.

Bu hükme bağlı olarak getirilen bir düzenlemeye tesisin tesisin işleticisi uymazsa, tesis mülki amir tarafından getirilen düzenlemeye uıyuluncaya kadar kısmen veya tamamen işletmeden mülki amir tarafından faaliyetten alıkonabilir. (Md.32-1) Bir tesisin çevre üzerinde yarattığı zararlı etkiler insan hayatı, sağlığı ve mal varlığı üzerinde tehlike yaratıyorsa ve kamu menfaati başka metodlarla yeterince korunamıyorsa, yetkili makam, tesisin kurulması ve işletilmesini kısmen veya tamamen yasaklayabilir.(Md.32-2)

Yönetmelikte beşinci bölümde taşıtların uyması gereken şartlar belirlenmiş bulunmaktadır. Burada valilere hava kirliliğini önleme veya azaltmayı sağlama bakımından trafiğin sınırlandırılması konusunda bir yetki tanınmış bulunmaktadır. Maddeye göre “ hava kalitesinin belirli kritik değerlere ulaşması halinde veya hava akımlarının sınırlı olduğu bölgelerde valilikler geçici veya sürekli olarak trafiği sınırlandırılabilir, veya yasaklayabilir.”

Yönetmeliğin 53.maddesinde işletmelerin kurum ve kuruluşların özel durumlarda çalışmalarına sınırlandırma getirme veya faaliyetlerini durdurma yetkileri düzenlenmiştir. Hükme göre bir bölgedeki tesis ve yakıtların insan ve çevresi üzerindeki zararlı etkileri normal tedbirlerle ortadan kaldırılamıyorsa bu bölgeler valilikler tarafından özel koruma bölgesi olarak tespit edilebilir. Valilikler bu özel koruma bölgelerinde hareketli tesisleri çalıştırmamaya, veya bunlardan yüksek işletme teknikleri talep ederek çalıştırmaya,tesislerde yakıt kullandırmamaya veya sınırlı olarak kullandırmaya yetkilidirler.

gürültü Kontrol Yönetmeliğinde faaliyetin durdurulması yetkisi şu şekilde düzenlenmiştir. Yönetmelikte işitme sağlığı açısından kabul edilebilir en yüksek gürültü seviyeleri belirlenmiştir. Mülki amir tarafından veya görevlendirileceği görevliler tarafından yapılan kontrollerde yönetmenlikle belirlenmiş bulunan teknik gürültü sınırlarını aşan bir çalışma düzeni uyguladığı tespit edilen işyeri sahipleri ve kamuya ait işyeri yöneticilerine mahallin en büyük mülki amiri tarafından bir aylık süre verilerek durumu düzeltmelerin istenir.

Endüstriyel makine araç ve gerecin gövdeleri ve egsozlarıyla yayılan hava kaynaklı seslerin aracın yapısal özelliğine, kaynağın yapı içindeki konumuna ve oturduğu yere ve bağlantılarına, çevredeki ses yansıtıcı diğer Yüzeyleri ve Yapı elemanı aracılığıyla yayılan darbe seslerinin ve mekanik vibrasyonların ise aracın yapısına, monte edilme şekline operasyon tekniğine, yapılan işe, bakımına ve kullanılan araç adedine bağlı olduğu göz önünde tutularak gürültü kontrolü yapılır. Bu gereği yerine getirmeyen imalathane ve işyerlerinin faaliyetleri kısmen veya tamamen, süreli veya süresiz olarak durdurulur. (Md.11-2)

32.maddede 11.maddeye paralel bir düzenleme ile bir diğer faaliyetten men yetkisi düzenlenmiş bulunmaktadır. Hükme göre “ her kim kasten veya ihmal ile bu yönetmelik ile getirilen;

sanayi, yol, inşaat makinalarının çalıştırılmasında hizmete sokulması ve kullanılmasında yasaklara şantiyeler için belirlenmiş gürültü sınırlarına uymazsa,

Karayolu taşıtları ile ilgili tedbirlere, gürültü sınırlarına ve yasaklara uymazsa
Taşıtların iç gürültü düzeyler için verilen sınır değerleri aşarsa
Havayolu taşıtları gürültü sertifikasına sahip olma zorunluluğuna uymazlarsa
banliyo ve şehirlerarası trenler, ağır ve hafif metro için verilen gürültü sınırlarını aşarsa
işyerleri için getirilen işitme sağlığı açısından düzenlemelere uymazsa
Yönetmelikte öngörülen önlemleri almaz ve yasaklara uymazsa
Gürültü verilerinin sağlanması ve denetime hazır bulundurulması zorunluluğunu yerine getirmezse
yönetmeliği ihlal etmiş olur

Bu durumda, fabrika, atölye, işyeri, ve eğlence yeri sahipleri de mahallin en büyük mülki amirince verilecek bir aylık süre zarfında durumu düzeltmedikleri takdirde müesseseleri kısmen veya tamamen, süreli veya süresiz olarak kapatılır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir