Yazılar

Elektron Nedir

elektron Nedir

En küçük elektrik yük birimi ve atomu meydana getiren temel elemanlardan biri. elektriğin hep bir elektrik biriminin katları şeklinde ortaya çıkması, araştırmacıları, elektriğin bölünmeyen parçacıklardan meydana geldiği fikrine sevketmiştir. Franklin, daha 1755 te, elektriğin de

madde gibi süreksiz bir yapıya sahip olduğu fikrini ileri sürmüştür. Bu konudaki ilk müsbet netice 1833 te Faradayın elektroliz kanunlarından çıkmıştır. Faraday, bir elektrolitten elektrik akımı geçirildiğinde, elektrotlarda ayrılan madde miktarının elektrolitten geçen elektrik miktarıyla orantılı olduğunu, muhtelif elektrolitlerden aynı miktar elektriğin geçmesiyle ayrılan madde mikdtarının her

cismin eşdeğer gramıyla orantılı olduğunu bulmuştur. Faraday bir eşdeğer gram madde ayırmak için gerekli olan elektrik miktarının 96.494 kulon 1 faraday olduğunu bulmuştur. Bir başka ifadeyle, bir değerli bir iyon gram 96.494, iki değerli bir iyon gram 2×96.494 kulonluk elektrik taşır. Halbuki bütün cisimlerin birer atom gramlarında 6,02.1023 atom bulunduğuna göre, bir değerli bir tek iyonun taşıdığı elektrik miktarı e

96.494 e = …… = 1,59.10-19 kulon coulomb 6,02.1023

olduğu ortaya çıkar. işte bu miktar bugün bildiğimiz negatif – elektrik yüklü elektronun taşıdığı elektrik miktarıdır. 1 coulomb 3.109 e.s.u elektrostatik ünite olduğuna göre, e = 4,80.1010 e.s.u esyb da yazılabilir.

Katot ışınları elektronların hakiki özelliği, atom hakkındaki bilgiler ve X ışınlarının keşfi, elektriğin gazlar içerisinden geçişinin incelenmesiyle sağlanmıştır. normal basınçta gazlar fena iletkenlerdir. Ama gazın basıncı azaltılacak olursa iletkenliğinin arttığı görülür. Mesela bir cam borunun havası boşaltılıp, içindeki basınç 10 mm Hgya düşürülsün. camın iki tarafına elektrot bağlanıp, 10.000 voltluk

bir gerilim uygulandığında, boru içindeki gaz ışık yaymaya başlar. ışığın rengi boru içindeki gazın cinsine bağlıdır renkli reklam lambalarının prensibi. Basınç 0,01 mm Hgdan aşağı düşürülürse tüp karanlık olur. Buna karşılık katodun karşısındaki cam hafif yeşilimsi fluoresans verir. Burada katottan çıkan ışınlar camı bomba rdıman ederek, bu fluoresansa sebeb olmaktadır ki bu ışınlara, katot ışınları ismi verilir.

Katot ışınlarının meydana gelmesi, gazın iyonlaşmasından ileri gelir. Bir gaz molekülünün iyonlaşması, bu molekülden elektronların, ayrılması biçiminde olur. 1895te, katot ışınlarının, bir manyetik alandan geçirilerek pozitif kutba doğru saptıkları ve dolayısıyla negatif yüklü partiküllerden meydana geldiği anlaşılmıştır. Daha sonra bu partiküllerin elektrik ve manyetik alanda saptırılmasıyla hızları bulunmuş ve bunlara elektron, ismi verilmiştir.

Millikanın denemeleri Uzun yıllar birçok araştırıcı elektronun, kütle ve yükünü bulmaya çalıştı. 1909 yılında en az hata ile e elektronun yükü ve m elektronun kütlesi değerlerini tesbit etmeyi başaran

R.A Millikandır. Millikan yağ damlaları metoduyla elektronların yükünü tesbit etmiştir. Bunun için kuru havayla dolu bir hazne içine yerleştirilmiş bulunan pirinçten yapılmış ve aralarındaki uzaklık 12 mm olan iki metalik levha arasına 10.000 voltluk bir potansiyel farkı uygulanıp, bir pulverizatörle yağ

püskürtülmüştür. Yağ damlacıkları arasında negatif yüklü tanecikleri, kendi ağırlıkları ile yere doğru düşmeyip üst taraftaki pozitif kutup tarafından çekildikleri için askıda kalmışlardır. mikroskopla damlacıkların hareketi gözlenmiş ve uygulanan elektriksel çekim kuvveti gözönüne alınarak, damlacıkların q yükünün daima q = nx1,602.10-19 coulomb olduğu bulunmuştur.sayılardır. O halde elektrik yük birimi 1,602.10-19 coulomb olmalıdır. Elektronların sükûnetteki kütlesi ise 9,107.10-28 g olup, hidrojen atomu kütlesinin 1/1837sidir atomun bir parçası olarak elektron Buraya kadar elektronların serbest haldeki özelliklerinden söz edildi. Atomu meydana getiren temel elemanlar olarak elektron için Bkz. atom

Elektronların kuvantum teorisi Atom teorisinde gelişmenin ilk adımı Niels Bohr tarafından atılmıştır. Bohr atom yapısı için planet sisteminin klasik elektro mekanik teoriye göre kararlı olmadığını biliyordu. Çünkü sürekli ışıma, sürekli enerji kaybı demektir. O halde enerjisi sürekli azalan elektron çekirdeğe gittikçe yaklaşmalıydı. Diğer taraftan atom yapısının planet sistemine benzediği de çok kesindi.

Bohr elektromekanik kanunlarının atomlara uygulanamıyacağını, buna karşılık kuantum mekaniğinin geçerli olduğunu söyledi. Bohr, elektronun atom çekirdeği çevresinde daire şeklinde bir yörüngede döndüğünü ve bir planete benzeyen böyle bir elektronun dönme impulsunun klasik mekanik kanunlarından beklenenin tersine devamlı değişmediğini, bunun, n bir tam sayı, h planck sabiti olmak

üzere, n.h/2.ye eşit bir değeri alması gerektiğini söyledi. Bu şekilde elektronlar, için yalnız belirli yörüngeler söz konusu olabilir ve elektronların bu belirli yörüngelerde hareketi klasik düşüncelerin tersine, bir enerji vermez. elektronlar bu yörüngeler üzerinde sürekli değ il, ancak sıçramalı olarak diğer yörüngelere geçebilir. işte çeşitli yörüngeler n değerleriyle belirlenebilir. elektronların kinetik potansiyel enerjileri kuanta sayısı olan ne bağlıdır. O halde elektronun döndüğü belirli yörüngeler için n.= 2 . r yazılabilir.

Heisenberg belirsizlik prensibi Elektronun hem bir dalga hem de bir tanecik gibi davrandığı gözlenmiştir. Belirsizlik prensibi, herhangi bir deneyde bir elektronun aynı zamanda hem bir Dalga hem de bir tanecik olarak hareket edemeyeceğini gösterir. Bir elektronun yeri belirlenmek istendiğinde momentumu, momentumu belirlenmek istendiğinde ise yeri kaybedilmektedir. Bu prensibe göre, bir taneciğin hareketini belli eden enerjisi veya momentumu ile yerinin aynı zamanda büyük bir

prezisyonda doğrulukta tayini mümkün değildir. Eğer .x bir elektronun yerinin tayinindeki belirsizlik ve .p de momentumun tayinindeki belirsizlik ise .x . .p = hdir. Burada, h planck sabiti ve h= 6,625.10-27 erg.s gibi çok küçük bir değer olduğuna göre, momentum ve yerin aynı prezisyonla tayin edilemiyeceği anlaşılır. Ancak bir elektronun en fazla bulunma ihtimali olan bölgeler söz konusudur. Bunlara orbital ismi verilmektedir ve kuantum sayıları ile tanımlanırlar. Bkz. Element

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir