Yazılar

Endülüs Nedir

Endülüs Nedir

Endülüs Nedir? Endülüs Ne Demektir? Endülüs Nedir Kısaca? Endülüs Ne Demek? Endülüs Hakkında Bilgi?

Endülüs Nedir, Endülüs 711-1492 yılları arasında iber Yarımadası’nda müslümanlığın etkisi altında bulunan bölgelere verilen isimdir.Endülüs kelime anlamı olarak “Vandallar’ın Ülkesi” anlamına gelmektedir. Müslümanların iber Yarımadasındaki varlığı en son Morisko’ların 1609 yılında ispanya’dan sınır dışı edilmesiyle son bulmuştur.

Tarihçe

valiler Dönemi (714-756)

Başkenti Şam’da bulunan Emevi devleti daha islamiyetin ilk yüzyılı olan 7. yüz yılda Kuzey Afrika’nın tümünü eline geçirmişti. 8. yüz yılın başında Emevi Devleti’nin Kuzey Afrika’daki valisi olan Musa Bin Nusayr, Emevi Halifesi Velid Bin Abdülmelik’in desteğiyle bir berber i kumandan olan Tarık bin Ziyad’ı Cebelitarık Boğazı’nı geçerek iber Yarımadası’na gönderdi.

O zamanlar iber Yarımadası Germen asıllı bir ulus olan Vizigotların elindeydi ve başkentleri Toledo kentinde bulunuyordu. Tarık bin Ziyad’ın savaşta r icat olmaması için geri dönüş olasılığını kaldırmak üzere kendi gemilerini yaktırdığı belirtilir. Tarık Bin Ziyad Vi Zigot kralı Rodrigo’yu ağır bir yenilgiye uğrattı. Vizigot krallığı parçalandı ve bütün iber yarımadası kısa bir süre içinde Müslümanların eline geçti.

750 yılına kadar Endülüs Emevilerin gönderdiği valiler tarafından yönetildi. 750 yılında abbasiler Bağdat’ta halifeliklerini ilan ettiler ve Emevi hanedanından Abdurrahman bin Muaviye, Endülüs’e kaçarak kendisini Emevi emiri ilan etti ve Kurtuba (Córdoba) kentini kendine başkent yaptı.

Emeviler Dönemi (756-1031)

Endülüs Emevileri

Bu dönem Endülüs’ün en parlak dönemi olarak bilinir. Kurtuba şehri, Bağdat ve Kahire’den sonra dünyanın üçüncü önemli bilim merkezi haline geldi. Bu dönemde günümüz avrupa bilim ve sanatının bazı temelleri Endülüs’te atıldı. Yine o dönemde Avrupa’nın genelinde sadece Papazlar ve liderler okuma yazma bilirken Endülüs’te ise halkın neredeyse tamamı okuma yazma biliyordu. Şehircilik ve şehir kültürü döneminin çok önüne geçmiştir. kültürel farklılıkların zenginlik olarak algılandığı bir çağdır. Endülüs’lerin egemenliği altındaki topraklarda Sefarad Yahudileri bugün Golden age of Jews (eng. wikipedia) olarak adlandırılan altın çağlarını yaşamışlardır.

Derken 10. yüzyıl başlarında abbasilerin gücü azalmaya başladı. Mısır’daki Fatımiler de kendilerini halife ilan ettiler. Böylece islam dininin önderliği bölünmüş oldu. Bu ortamda Endülüs Emiri III. Abdurrahman 16 ocak 929 tarihinde kendisini halife ilan etti. Endülüs Emevilerinin başarıları 11. yüzyıl başlarına kadar devam etti. 1031 yılında halifelik parçalanarak Tavaif-ül Mülk denilen küçük beyliklere bölündü.

Tavaif-ül Mülk (Beylikler) Dönemi (1031-1090)

Endülüs Emevi devletinin son halifesi olan III. Hişam 1031 yılında öldüğünde Endülüs toprakları çok sayıda bağımsız devletçiklere bölündü. Bu devletçikler hem kendi aralarında çarpışmaya başladılar, hem de ispanya’nın Hristiyan devletçiklerinin de saldırılarıyla karşı karşıya kaldılar. Bazı tavfa devletleri para karşılığı Hristiyan şövalyeleri de ordularında kullandılar. Örneğin el Cid (Arapça’daki El-Seyid adından gelir) adıyla tanınan Rodrigo Díaz de Vivar bunların en ünlüleri arasında yer alır. Bu karmaşık durum Reconquista’yı hızlandırdı ve ispanya’da islam’ın varlığını zayıflattı.

Murabıtlar Dönemi (1090-1147)

Murabıtlar

Aslen Kuzey Afrika kökenli bir hanedan olan Murabıtlar, Endülüs Emevilerinin parçalanmasını izleyen karışıklık döneminde, düzenli bir askeri güce sahip olmalarının da verdiği avantajla kısa sürede iber Yarımadasının müslüman bölgelerinin neredeyse tamamını ele geçirdiler. 1090 ve 1147 yılları arasında bugünkü ispanya’nın büyük bölümü ve Kuzey Afrika’daki bazı toprakları denetimleri altında tutarak güçlü bir devlet düzeni teşkil ettiler. ilk başlarda güçlerini korusalar da sonraları Hristiyan iber halklarının saldırıları ve Kuzey Afrikalı diğer toplulukların çıkarttığı ayaklanmalar yüzünden güçleri gün geçtikçe tükenen Murabıtlar, kendileri gibi Kuzey Afrika kökenli bir halk olan Muvahhidlerin saldırıları sonucu onların egemenliği altına girerek siyasi egemenliklerini kaybettiler.

Muvahhidler Dönemi (1146-1248)

Muvahhidler

Muvahhidler gene Kuzey Afrika kökenli bir Müslüman hanedan olup Murabıtlar Devletini yıkarak onların yerine geçtiler. 1146 ve 1248 yılları arasında bugünkü ispanya topraklarının büyük bölümünün yanısıra Kuzey Afrikadaki bazı toprakları da denetimi altında tuttular. Hristiyan saldırıları ve bazı iç karışıklıklar sonucu 1248 8242 de yıkıldılar. iber Yarımadası üzerinde hüküm sürmüş son büyük devlettir. Bu devletin yıkılışının ardından egemenliğindeki topraklarda bağımsız emirliklerden başka bir şey kalmamıştır.

Gırnata (Granada) Sultanlığı (1232-1492)

1492’de Beni Ahmer Devletinin yıkılışı ile ispanyadaki 781 senelik islam egemenliği sona erdi.

Müdeccenler ve Moriskolar (1492 – 1610)

ispanya kralı III. Felipe 22 eylül 1609 tarihli bir fermanla 1610-1614 yılları arasında Müdeccenleri ispanya’dan kovdu. 300.000 kadar Müdeccen vatanlarını terkettiler. Böylece Müslümaların ispanya’daki izi büyük oranda silinmiş oldu.

Endülüs’ün tarihi Temel Özellikleri

1.) Coğrafî ve kültürel konum itibarıyla avrupa, Kuzey Afrika ve Orta Doğu ile doğrudan ilişkili.

2.) islamiyet’in siyasi-askerî güç ve medeniyet bakımından Orta Çağ’da ulaştığı zirve ve Batı Aydınlanması’nın ya da insanlığın değer kaynağı ve aracısı.

3.) Avrupalı islam.

4.) içerisinde 7 civarında ırk ve 3 büyük semavi din mensuplarını barındıran multikültürel yapısıyla bir hoşgörü medeniyeti. Bu sebeple, 8 + 1 asırlık (711-1492+1609) Endülüs tarihinin mükemmel bir şekilde araştırılması ve anlaşılması için şunların iyi bilinmesi şarttır

1.) Orta Çağ-Yeniçağ Orta Doğu-Kuzey Afrika ve Avrupa Tarihi,

2.) Arapça, Berberice, Latince, ispanyolca, Katalanca, Portekizce ve Fransızca gibi 7 lisan.

5.) islam Dünyasına karşı Avrupa’da Haçlı düşüncesinin doğuşu ve seferlerinin başlamasına sebep olmuş bir Müslüman devleti. Bu açıdan, Doğu-Batı veya islam-Hıristiyanlık Mücadelesi Tarihinin Orta Çağ dilimindeki en önemli safhası.

6.) Müslümanların geleneksel, siyasi, dinî ve ekonomik zaaflarını ortaya koyan bir ibret sahnesi.

7.) Coğrafya-iklimsel özellikleriyle bir tabiat harikası.

8.) Endülüs Müziği

9.) Günümüzün en büyük “dayatması” sayabileceğimiz medeniyetler çatışması iddiasının anti-tezi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir