<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yenibilgiler.Com</title>
	<atom:link href="http://www.yenibilgiler.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yenibilgiler.com</link>
	<description>nedir &#124; Tanımı &#124; Anlamı &#124; ile ilgili bilgiler &#124; hakkında &#124; yazılar &#124; açıklaması &#124; nasıl &#124; faydaları &#124; yararları &#124; ne demek &#124; Bilgi &#124; araştırınız &#124; Ne anlama geliyor &#124; tarihi &#124; olur &#124; yapılır &#124; Neden &#124; kim  &#124; demek</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2012 08:45:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Panik Atak Tehdidi</title>
		<link>http://www.yenibilgiler.com/panik-atak-tehdidi/</link>
		<comments>http://www.yenibilgiler.com/panik-atak-tehdidi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 08:45:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[atak]]></category>
		<category><![CDATA[panik]]></category>
		<category><![CDATA[panik atak]]></category>
		<category><![CDATA[Panik Atak Tehdidi]]></category>
		<category><![CDATA[Panik Atak Tehdidi hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Panik Atak Tehdidi nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenibilgiler.com/?p=25866</guid>
		<description><![CDATA[panik atak Tehdidi Panik Atak TehtidiBeklenmeyen bir anda ortaya çıkan yoğun endişe, bunaltı ve korku karışımı bir nöbet olan &#8220;panik atak hastalığı&#8221; orta yaşlarda doruk noktaya çıkıyor&#8230; Kadınların yüzde 20&#8242;sinin panik atak yaşadığı, bu hastalığın 25-30 yaş arası doruk noktaya çıktığı bildirildi. Uzmanlardan alınan bilgiye göre, beklenmedik bir anda herhangi bir yerde ortaya çıkan yoğun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font color="#008000"><b>Panik Atak Tehdidi</b></font></p>
<p>Panik Atak TehtidiBeklenmeyen bir anda ortaya çıkan yoğun endişe, bunaltı ve korku karışımı bir nöbet olan &#8220;panik atak hastalığı&#8221; orta yaşlarda doruk noktaya çıkıyor&#8230;</p>
<p>Kadınların yüzde 20&#8242;sinin panik atak  yaşadığı, bu hastalığın 25-30 yaş arası doruk noktaya çıktığı bildirildi.</p>
<p>Uzmanlardan alınan bilgiye göre, beklenmedik bir anda herhangi bir yerde ortaya çıkan yoğun kaygı, bunaltı ve korku karışımının yaşandığı bir nöbet olarak  tanımlanan panik atak hastalığı, her dört kişiden birinde görülüyor.<span id="more-25866"><br />
<h2>Sponsorlu Bağlantılar</h2>
<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-9546344415416295";
/* saglikalt */
google_ad_slot = "1819109676";
google_ad_width = 300;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></span></p>
<p>Kişiye kötü bir şey olacağı veya sonunun geldiği, öleceği hissi veren panik atak; çarpıntı, terleme, titreme, sarsılma, boğulma,  soluğun kesilmesi, bunaltı, karında ağrı gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Ayrıca, kontrolünü kaybedeceği korkusu, o esnada  &#8220;hayatım buraya kadarmış&#8221; duygusu, ölüm korkusu, ellerde, kollarda,  bacaklarda, başta ve birçok yerde uyuşmalar, yanmalar, karıncalanmalar da panik atağın belirtileri arasında yer alıyor.<br />
<font color="#008000"></p>
<p><b>Kadınlarda görülüyor</b></font><br />
Panik atak hastalarının yüzde 80&#8242;ini kadınların oluşturduğu belirtilirken, bu oran genel nüfusa oranlandığında her 5 kadından  birinin panik atak hastası olduğu ortaya çıkıyor.</p>
<p>Psikolojik ve biyolojik nedenlere bağlanan panik atağın en fazla  25-30 yaş arası ortaya çıktığı, çocuklarda çok az görülen bu  hastalığın, 45 yaşından sonra ise görülmediği bildirildi. Panik atağa, şehir merkezlerinde kırsal bölgelere nazaran daha çok rastlanıyor.</p>
<p><font color="#008000"></p>
<p><b>Kimler risk altında</b></font><br />
Panik atak hastalığının ne zaman ve nerede ortaya çıkacağının bilinmemesi ve tam nedeni bulunmamasına rağmen birçok kişi risk altında bulunuyor. Birinci derece akrabalarında panik ya da başka anksiyete bozukluğu olanlar, sıkıntılı, telaşlı, mükemmeliyetçi, aceleci, düşünce ve duygularını yeterince yansıtmayan insanlar panik atağa yakalanma riski taşıyor. Ayrıca, alkol ya da başka madde bağımlısı olan, sürekli baskı altında kalan, dürtülerini sürekli bastıran, yoğun bilinç altı aldatma dürtüleri içinde olan aşırı hırslı, sürekli başarı ile beslenen ve başarısızlıklarda kendini suçlayan insanlar da risk altında bulunuyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenibilgiler.com/panik-atak-tehdidi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Boy Kısalığı Nedir</title>
		<link>http://www.yenibilgiler.com/boy-kisaligi-nedir/</link>
		<comments>http://www.yenibilgiler.com/boy-kisaligi-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Jan 2012 07:48:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[boy]]></category>
		<category><![CDATA[Boy Kısalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Boy Kısalığı hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Boy Kısalığı nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Kısalığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenibilgiler.com/?p=25862</guid>
		<description><![CDATA[Boy Kısalığı Nedir Büyüme geriliğinin klinikte sık rastlanan nedenlerinden birisi yapısal boy kısalığıdır. Sıklıkla erkeklerde görülür ve ailevi yatkınlık söz konusudur. Yaşamın ilk 2-3 yılında büyüme hızı diğer yıllara göre daha düşük olma eğilimindedir. Bu hastalarda daha bebekken kemik yaşı yaşıtlarına göre daha geri kalmıştır ayrıca boy kısa kalmıştır. Bu hastalarda genellikle ergenlik geç kalmıştır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font color="#008000"><b>Boy Kısalığı Nedir</b></font></p>
<p>Büyüme geriliğinin klinikte sık rastlanan nedenlerinden birisi yapısal boy kısalığıdır. Sıklıkla erkeklerde görülür ve ailevi yatkınlık söz konusudur. Yaşamın ilk 2-3 yılında büyüme hızı diğer yıllara göre daha düşük olma eğilimindedir. Bu hastalarda daha bebekken kemik yaşı yaşıtlarına göre daha geri kalmıştır ayrıca boy kısa kalmıştır. Bu hastalarda genellikle ergenlik geç kalmıştır. Bu nedenle ergenlik çağında boy kısalığı belirgindir. Bu hastaların erişkin boyları normal sınırlar içerisinde ve hedef boylarına uygundur. Ergenlik çağındaki kısa boy ve bu sürecin gecikmesi kişinin psikolojisini bozabildiği için bir takım Hormonlarla tedavi edilmektedir.<span id="more-25862"><br />
<h2>Sponsorlu Bağlantılar</h2>
<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-9546344415416295";
/* saglikalt */
google_ad_slot = "1819109676";
google_ad_width = 300;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></span></p>
<p>Boy kısalığının önemli nedenlerinden birisi de ailevi boy kısalığıdır. Bu hastaların kemik yaşları takvim yaşına uygundur ancak boy yaşları takvim yaşından kısadır. Ergenliğe zamanında girerler ve erişkin boyları hedef boylarına uygun olarak kısadır. Büyüme Hormonu tedavisi yararsız hatta zararlı olabilir.</p>
<p>Tüm dünyada en yaygın boy kısalığı nedeni besin eksikliğine bağlı boy kısalığıdır. Beslenme bozukluğunda hastanın önce vücut ağırlığı düşmekte ve bunu takiben büyüme hızında azalma olmaktadır. Boya göre ağırlık normal olabilir. Tanı için hastanın uzun süreli boy ve ağırlık cetveli takibi önemlidir.  Alım azlığı yanında besinlerin emiliminde bozukluk yapan hastalıklar, çölyak hastalığı, çinko ve Demir Eksikliğine önemli besinsel boy kısalığı nedenleridir. Tedavisi beslenmenin düzeltilmesi ve eksik olan vitamin ve Minerallerin yerine konulmasıdır.</p>
<p>Boy kısalığının nedenlerinden birisi de şimdiye kadar anlatılanlardan çok daha az görülen büyüme Hormon eksikliğidir. Bu durum bazı genetik anormallikler nedeniyle olabileceği gibi, doğum travması (örneğin makat geliş), doğuştan beyin anomalileri ve ilerleyen yaşlarda ortaya çıkan beyin tümörleri nedeniyle ortaya çıkabilir. Bir takım hormonal tahlil ve testlerle büyüme Hormonun yanıtına bakılır ve tanı konulur. Tedavide büyüme Hormonu verilir.</p>
<p>Boy kısalığının diğer nedenleri arasında tiroid hormon eksiklği, ergenliğe erken girilmesi, kortizol fazlalığı, kötü kontrollü diyabet, Turner sendromu,  Noonan sendromu, Down sendromu, Prader Willi sendromu gibi sendromlar sayılabilir.  </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenibilgiler.com/boy-kisaligi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Alerji Kulakları Vuruyor</title>
		<link>http://www.yenibilgiler.com/alerji-kulaklari-vuruyor/</link>
		<comments>http://www.yenibilgiler.com/alerji-kulaklari-vuruyor/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Jan 2012 07:43:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[alerji]]></category>
		<category><![CDATA[Alerji Kulakları Vuruyor]]></category>
		<category><![CDATA[kulakları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenibilgiler.com/?p=25859</guid>
		<description><![CDATA[Alerji Kulakları Vuruyor Alerji Uzmanı Prof. Dr. Yonca Nuhoğlu, genelde annenin, çocuğun duymama konusunda gösterdiği belirtileri görmezden geldiğini, çocuğun bilerek yaptığını düşündüğünü bu yüzden de önemsemediğini belirterek, duyma kaybının erken dönemde fark edilerek tedavi edilmesinde annenin sorumluluğunun büyük olduğunun altını çizdi. Alerji Uzmanı Prof. Dr. Yonca Nuhoğlu, çocuklarda orta kulağın ince bir kanal ile burun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font color="#008000"><b>Alerji Kulakları Vuruyor</b></font></p>
<p>Alerji Uzmanı Prof. Dr. Yonca Nuhoğlu, genelde annenin, çocuğun duymama konusunda gösterdiği belirtileri görmezden geldiğini, çocuğun bilerek yaptığını düşündüğünü bu yüzden de önemsemediğini belirterek, duyma kaybının erken dönemde fark edilerek tedavi edilmesinde annenin sorumluluğunun büyük olduğunun altını çizdi.</p>
<p>Alerji Uzmanı Prof. Dr. Yonca Nuhoğlu, çocuklarda orta kulağın ince bir kanal ile burun boşluğuna bağlandığını, Gün içinde defalarca yutkunularak bu kanaldan orta kulağa Hava girişi sağlandığını ve kulak boşluğunda Sıvı birikmediği için seslerin rahatlıkla iletildiğini belirtti.<span id="more-25859"><br />
<h2>Sponsorlu Bağlantılar</h2>
<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-9546344415416295";
/* saglikalt */
google_ad_slot = "1819109676";
google_ad_width = 300;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></span></p>
<p>Nuhoğlu, orta kulağa hava girişini sağlayan bu kanal tıkandığında, orta kulakta sıvı birikmeye başladığını, kulak boşluğunun hava yerine sıvı ile dolmasıyla seslerin iletilmesi engelleyerek duyma kaybının başladığını söyledi.</p>
<p>Nuhoğlu, çocuklarda duyma kaybına neden olan en önemli etkenlerin başında alerjik nezle ve alerjiye bağlı burun tıkanıklığı geldiğini belirterek, &#8220;Alerjik nezlenin belirtisi burun tıkanıklığı, burnu tıkanan çocuk ağızdan nefes alması sonucu sık sık soğuk algınlığına yakalanır. Alerjiye bağlı tekrarlayan enfeksiyonlar bir süre sonra geniz etinde büyüme ile sonuçlanır ve burun tıkanıklığı daha da belirgin hale gelir. Aileler, burnu tıkalı olan çocuklarını, geceleri sebepsiz yere terlemelerinden, ağzı açık, horlayarak ve gece huzursuz uyumalarından anlayabilir. Geniz eti büyüdüğünde kulak ağrısı ve ateşle seyreden kulak iltihapları sıklaşmaya başlar, zaman zaman tıkanır ve ileri durumlarda duyma kaybı yaşanır&#8221; dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Yonca Nuhoğlu, alerjik Maddeye karşı alınacak önlemlerle burun tıkanıklığının hafiflediğini, tedavi süresince geniz etinin küçülmesinin mümkün olduğunu söyledi. Genel Anestezi altında yapılması gereken bir operasyonun alerji tedavisi ile önlenebildiğini sözlerine ekleyen Nuhoğlu, alerjinin kökten tedavisinin dilaltı damla aşı tedavisi ile mümkün olduğunun altını çizdi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenibilgiler.com/alerji-kulaklari-vuruyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Guatr Kanseri</title>
		<link>http://www.yenibilgiler.com/guatr-kanseri/</link>
		<comments>http://www.yenibilgiler.com/guatr-kanseri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Jan 2012 06:04:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[Guatr]]></category>
		<category><![CDATA[Guatr Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Guatr Kanseri hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Guatr Kanseri nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Guatr Kanseri tanımı]]></category>
		<category><![CDATA[Guatr nedir]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenibilgiler.com/?p=25857</guid>
		<description><![CDATA[Guatr Kanseri Tiroid kanseri, tiroid bezinin hücrelerinden köken alan bir kanserdir. Bu kanser, diğerlerine göre çok daha az görülür ve hastalığın seyri oldukça iyidir. Eğer doğru tanı ve tedavi uygulanırsa hastalık tamamen ortadan kaldırılabilir. Böylece kişi, uuzn süre yaşayabilir. Toplumda görülme sıklığı %4.2&#8242;dir. Hayat boyunca kadınlarda tiroid kanseri riski yaklaşık %0.7, erkeklerde ise %025&#8242;tir. Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font color="#008000"><b>Guatr Kanseri</b></font></p>
<p>Tiroid kanseri, tiroid bezinin hücrelerinden köken alan bir kanserdir. Bu kanser, diğerlerine göre çok daha az görülür ve hastalığın seyri oldukça iyidir. Eğer doğru tanı ve tedavi uygulanırsa hastalık tamamen ortadan kaldırılabilir. Böylece kişi, uuzn süre yaşayabilir. Toplumda görülme sıklığı %4.2&#8242;dir. Hayat boyunca kadınlarda tiroid kanseri riski yaklaşık %0.7, erkeklerde ise %025&#8242;tir. Bu yüzdelerden de anlaşılacağı gibi az rastlanan bir kanserdir. A.B.D’ de her yıl 12 bin yeni tiroid kanseri vakası ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>Tiroid kanseri, tek tip değildir. Sıklık sırasına göre papiller kanser, folliküler kanser, medüller kanser ve anaplastik kanser olmak üzere 4 gruba ayrılır.<br />
<font color="#008000"><span id="more-25857"><br />
<h2>Sponsorlu Bağlantılar</h2>
<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-9546344415416295";
/* saglikalt */
google_ad_slot = "1819109676";
google_ad_width = 300;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></span></p>
<p><b>TİROİD KANSERİ TİPLERİ</b></font><br />
Papiller kanser: Genellikle iyi seyreden bir kanserdir. Bütün tiroid kanserlerinin %80&#8242;ine yakını papiller kanserdir. Belirti vermeyebilir ve uzun yıllar tiroid bezinde kalabilir. Hastanın bu durumda hiçbir şikayeti olmayabilir. Her yaşta görülebilir ve gençlerde daha iyi seyreder. En sık 40&#8242;lı yaşlarda ortaya çıkar. Vücudun başka organlarına yayılabilir. Bu durumda hastalığın seyri daha kötüdür.<br />
<font color="#008000"></p>
<p><b>Folliküler kanser</b></font><br />
Papiller kanserden sonra en sık görülen tiroid kanseridir. Fakat görülme sıklığı papillere göre oldukça azdır. Bu kanser de yayılabilir. Sıklıkla tiroid bezinin zarına ve damara yayılır. Eğer zara yayılma gösteriyorsa seyri damara yayılana göre daha iyidir. Bu kanser tipi en sık akciğer ve kemiğe yayılır. Ayrıca komşu yapılara, örneğin nefes borusuna yayılma ihtimali vardır. En sık 50 yaşından sonra ortaya çıkar. Folliküler kanser, daha hızlı seyreder, tekrar etme ihtimali fazladır.<br />
<font color="#008000"></p>
<p><b>Medüller kanser</b></font><br />
Tiroid bezi kalsitonin hormonu salgılar. Bu olayı tiroid bezindeki C hücreleri gerçekleştirir. Bu yüzden bu hormonun salgısı kanser vakalarında artmıştır. Bu kanserde tiroid bezinin çıkarılması gerekir. Eğer lenf bezlerine de yayılım yapmışsa, bu bezler de ameliyatla çıkarılır. Yukarıdaki iki kanserden daha az sıklıkta görülür. Hastaların yaklaşık 1/4&#8242;ünde ailesel geçiş vardır. Yani ailesinde medüller tiroid kanseri olanlarda risk artmıştır.<br />
<font color="#008000"></p>
<p><b>Anaplastik kanser</b></font><br />
En az görülen tiroid kanseri tipidir. Çok hızlı seyreder. Tiroiddeki kitle hızlı gelişir ve büyür. Solunumu güçleştirdiği durumlarda soluk borusunun çıkarılması gerekebilir. Radyoterapi ve kemoterapi uygulanır.<br />
<font color="#008000"></p>
<p><b>TİROİD KANSERİNİN NEDENLERİ</b></font><br />
Nedeni henüz tam olarak bilinmemektedir. Fakat yapılan araştırmalara göre bazı radyoaktif maddelere maruz kalan kişilerde tiroid kanseri görülmüştür. Bu maddelerden en önemlisi uranyumdur. Örneğin Çernobil’deki nükleer santral kazasıyla beraber bu bölgede yaşayan kişilerde tiroid kanseri görülme sıklığı artmıştır. Bazı tiroid kanserlerinde ise genetik mutasyonların rol oynadığı düşünülmektedir.</p>
<p>Sık karşılaşılan sorulardan birisi tanı sırasında ya da tedavide kullanılan bazı radyoaktif maddelerin kansere neden olup olmadığıdır. Bu amaçla kullanılan maddelerin miktarları oldukça azdır. Vücuttan atılma süreleri ise çok daha kısadır. Bu yüzden kansere neden olmazlar.<br />
<font color="#008000"></p>
<p><b>TİROİD KANSERİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR</b></font><br />
Tiroid kanserlerinin birçoğunda hiçbir şikayet olmaz. Hastalık herhangi bir belirti vermez. Bazı vakalarda lenf bezleri büyümüş ya da boyunda kitle meydana gelmiştir. Hastaların az bir kısmında ise boğazda sıkıntı hissi, ağrı, nefes almada güçlük çekme, ses kısılması, yutma güçlüğü olabilir. Fakat dediğimiz gibi bunlar hastaların az bir kısmında görülür. Birçok tiroid kanseri belirti vermez. Hatta tanı anında hastaların bir kısmında başka organlara yayılma saptanır.<br />
<font color="#008000"></p>
<p><b>TİROİD KANSERİ TANISI NASIL KONUR</b></font><br />
Öncelikle kandaki hormonların miktarını belirlemek için testler yapılır. Hormon değerleri yüksek çıksa da çıkmasa da diğer tetkiklerin yapılması gerekir. Çünkü bazı tiroid kanserlerinde bu değerler yüksek bazılarında ise normaldir.</p>
<p>Yapılan ultrasonografi ile tiroiddeki kitle görülür. Fakat bu kitlenin kanser olup olmadığı anlaşılamaz. Tanıyı kesin koymak için biyopsi almak gerekir. Ayrıca tiroid kanseri tanısında en önemli tetkiklerden birisi olan sintigrafi uygulanır. Kitle ya da nodülün görüntüsü hakkında bilgi verir. Bunun dışında ince iğne aspirasyon biyopsisi dediğimiz yöntem uygulanır. Tiroidde görülen bütün kitlelere bu yöntem uygulanır. Oldukça değerlidir. Bir hasta için en az 5 kere uygulanması tanının doğruluğu açısından önemlidir.</p>
<p>Kanserin tipinin kötü olması, tümörün yayılım göstermesi, çapının büyük olması (>1cm), tedavinin geç başlaması hastalığın seyrinin kötü olmasına yol açar. Tümör tek bir odak halinde ise, yayılmamışsa, çapı küçükse hastalığın seyri daha iyidir.<br />
<font color="#008000"></p>
<p><b>TİROİD KANSERİ TEDAVİSİ</b></font><br />
Ameliyat Bütün tiroid kanserlerinde, tiroid bezi ameliyatla çıkarılır. Ameliyat sırasında hızlı mikroskobik inceleme yapılır. Trioid bezinin tamamı çıkarılır ve etrafındaki lenf bezleri de alınır. Tiroid bezinin tamamının çıkarılması, ameliyat sonrası uygulanan tedavinin etkili olması için şarttır. Yoksa, uygulanacak tedavi bir işe yaramaz.</p>
<p>Ameliyattan sonra papiller ve folliküler kanseri olan hastalar, zırhlı hastane odalarında yüksek dozda radyokaktif iyoda maruz bırakılır. Böylece vücudun başka yerlerinde kalmış olan kanser hücrelerinin öldürülmesi hedeflenir. Bu radyokatif iyotun dozu, kanserin yayılma derecesine göre değişir. Bazı vakalarda bu yöntemin tekrarlanması gerekebilir. Bununiçin 6 aylık bir sürenin geçmesi beklenir.</p>
<p>Medüller kanserde de ameliyat yapılıp, tiroid bezi ve lenf bezleri çıkarıldıktan 2-3 ay sonra kalsitonin miktarı ölçülür. Bu sürede ölçülen kalsitonin miktarı 10 pg/ml’den az ise tedavi başarılıdır ve tümör yok edilmiş demektir. Yine bu kanser tipinde de radyoaktif iyot tedavisi uygulanır. Anaplastik kanserde ise önce cerrahi ve radyoterapi, daha sonra kemoterapi uygulanır.</p>
<p>Tedaviden sonra hastalara tiroksin hormonu verilir. Çünkü TSH düzeyi düşürülmelidir. Yüksek TSH kanserin tekrarlamasına neden olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenibilgiler.com/guatr-kanseri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Hiperaktivite Nasıl Anlaşılır</title>
		<link>http://www.yenibilgiler.com/cocuklarda-hiperaktivite-nasil-anlasilir/</link>
		<comments>http://www.yenibilgiler.com/cocuklarda-hiperaktivite-nasil-anlasilir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Jan 2012 05:59:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda Hiperaktivite]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda Hiperaktivite Nasıl Anlaşılır]]></category>
		<category><![CDATA[Hiperaktivite]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenibilgiler.com/?p=25855</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklarda Hiperaktivite Nasıl Anlaşılır Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, bireyin akademik başarısı, aile hayatı, sosyal ilişkileri ve benlik saygısı üzerine çeşitli olumsuz etkileri olan ve oldukça sık görülen psikiyatrik bir bozukluktur.Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun çocuk ve ergenlerde görülme sıklığı %5-10 , erişkinlikte %4 civarındadır. Hareketlilik, dikkat eksikliği ve dürtüsellik, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font color="#008000"><b>Çocuklarda Hiperaktivite Nasıl Anlaşılır</b></font></p>
<p>Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, bireyin akademik başarısı, aile hayatı, sosyal ilişkileri ve benlik saygısı üzerine çeşitli olumsuz etkileri olan ve oldukça sık görülen psikiyatrik bir bozukluktur.Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun çocuk ve ergenlerde görülme sıklığı %5-10 , erişkinlikte %4 civarındadır.</p>
<p>Hareketlilik, dikkat eksikliği ve dürtüsellik, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun temel belirtileridir.</p>
<p>Bozulukta her üç belirti birada görülebileceği gibi, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu özellikle dikkatsizliğin ön planda olduğu ve hiperaktivite ve dürtüselliğin ön planda olduğu alt tipler şeklinde kendisini gösterebilir.<span id="more-25855"><br />
<h2>Sponsorlu Bağlantılar</h2>
<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-9546344415416295";
/* saglikalt */
google_ad_slot = "1819109676";
google_ad_width = 300;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></span></p>
<p>Bir kişide Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu ( DEHB ) varlığından söz edebilmek için, bu belirtilerin 7 yaştan önce başlamış olması, birden fazla ortamda görülüyor olması, sürekli olması ve kişinin günlük yaşamını etkileyecek boyutta olması gerekir.<br />
<font color="#008000"></p>
<p><b>DİKKAT EKSİKLİĞİ</b></font><br />
Dikkat Eksikliği ifadesinden kastedilen aslında dikkatin olmaması değil daha ziyade dikkati belli bir süreyle özellikle zihinsel uğraşı gerektiren ders çalışma, problem çözme veya çocuk için çok da eğlenceli olmayan bir görev</p>
<p>esnasında kendisini gösteren bir konsantre olamama durumudur. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklar tam tersi eğlenceli, ilgilerini çeken, renkli ve canlı görüntülerin olduğu televizyon ve bilgisayar oyunları karşısında saatlerce sıkılmadan durabilmektedirler.</p>
<p>Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna sahip çocukların dikkatlerinin dış uyaranlarca kolayca çelinebilmesi nedeniyle, sıklıkla bizlerin farketmedikleri ayrıntıları farkedebilir bu nedenle yanlışlıkla fazlaca dikkatli olarak değerlendirilebilirler.</p>
<p>Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocukların öğretmenleri sıklıkla öğrencinin derste dalgın olduğunu, kendisini dinlemiyormuş göründüğü veya kalemi silgisi veya etrafıyla ilgilendiğinden şikayetçidirler.</p>
<p>Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna sahip çocuklar sınav sırasında dikkatsizce hatalar yapma ve soruları okumadan işaretleme eğilimindedirler.<br />
<font color="#008000"></p>
<p><b>HAREKETLİLİK</b></font><br />
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna sahip hiperaktif çocuklarda görülen ve sorun olarak kabul edilen hareketlilik ise genellikle amaca yönelik olmamasıyla normal bir hareketlilikten ayırt edilebilir. Şiddetine göre, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuk oturduğu yerde kıpır kıpır olabilir veya motor takılmış gibi veya düz duvara tırmanırcasına hareketli olabilir.<br />
<font color="#008000"></p>
<p><b>DÜRTÜSELLİK</b></font><br />
Dürtüsellik, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklarda sıklıkla: sırasını bekleyememe, konuşurken söz kesme, düşünmeden hareket etme şeklinde gösterir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklar sıklıkla oyun ve okul kurallarına uymakta güçlük çekerler.</p>
<p>Bu davranışları plansız ve istemeden gerçekleştiği için sıklıkla arkasından pişmanlık ve üzüntü duygusu baş gösterir. Yapılan araştırmalar Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu ile birlikte başta  “ Karşı Gelme Bozukluğu” olmak üzere öğrenme sorunları, davranım bozuklukları, depresyon ve kaygı bozukluklarının oldukça sık görüldüğünü göstermektedir.  Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu  tedavisi sırasında bu durumların atlanmaması tedavi başarısını olumlu yönde etkileyecektir.</p>
<p>Peki Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) olan çocuklarda, bu sorunu yaşamayan çocuklarla kıyaslandığında beyin düzeyinde ne gibi farklılıklar vardır?</p>
<p>Bu bozuklukla ilgili bugüne kadar yapılmış çok sayıda çalışma vardır ve sorun çok boyutlu olarak incelenmiştir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklarda beyin görüntüleme çalışmalarıyla, beynin hacim ve işlevselliğindeki değişiklikler incelenmiş, beyinden salgılanan</p>
<p>Noradrenalin, Dopamin, Serotonin gibi nörokimyasal maddelerin düzeyleriyle ilgili çalışmalar yapılmış ayrıca bu bozukluğa sahip çocuklar nöropsikolojik testlerle değerlendirilmiş, elektrofizyolojik ve genetik çalışmalar yapılmıştır.</p>
<p>Tüm bu çalışmalar sonucunda Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu’nun (DEHB) gerçekten bir bozukluk olduğu, bu çocukların planlama, çevresel gerekliliklere göre davranışın düzenlenmesi, uygunsuz tepkilerin baskılanması, dikkat işlevleri  gibi alanlarda zorluk yaşadıkları, bunun sebebinin bu işlevlerle ilgili alanlarda birtakım işlevsel ve nörokimyasal düzensizlikler olduğu , genetik ve çevresel faktörlerin de hastalığın ortaya çıkmasında rol oynadığı gösterilmiştir.</p>
<p>Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocukların sosyal ve akademik alanda yaşadıkları sıkıntılar olduğu gibi, diğer çocuklarla kıyaslandığında olumlu yanlarının da olduğu göze çarpmaktadır. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklarda en çok göze çarpan özellikler, daha yaratıcı olmaları, enerjik, sıcakkanlı, hiperaktif, cana yakın ve dürüst olmalarıdır. Ancak dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklar, sıklıkla insanlara çabuk güvenebilirler ve kolaylıkla risk alabilirler. Arkadaş çevresi ve kötü niyetli insanlar tarafından bu yönleri kötüye kullanılabilir. Bu nedenle dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna sahip çocuklar, uygunsuz çetelere ve gruplara karışma, alkol ve madde kötüye kullanımı ve suç işlemeye yönlendirilme riski altındadırlar</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenibilgiler.com/cocuklarda-hiperaktivite-nasil-anlasilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

