<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yenibilgiler.Com</title>
	<atom:link href="http://www.yenibilgiler.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yenibilgiler.com</link>
	<description>nedir &#124; Tanımı &#124; Anlamı &#124; ile ilgili bilgiler &#124; hakkında &#124; yazılar &#124; açıklaması &#124; nasıl &#124; faydaları &#124; yararları &#124; ne demek &#124; Bilgi &#124; araştırınız &#124; Ne anlama geliyor &#124; tarihi &#124; olur &#124; yapılır &#124; Neden &#124; kim  &#124; demek</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Jul 2009 10:02:34 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Kanser Biyolojisi</title>
		<link>http://www.yenibilgiler.com/kanser-biyolojisi/</link>
		<comments>http://www.yenibilgiler.com/kanser-biyolojisi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Jul 2009 10:02:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[kanser biyolojisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenibilgiler.com/?p=14398</guid>
		<description><![CDATA[ kanser Biyolojisi
Vücudunuz milyarlarca hücreyi içeren  canlı ve büyüyen bir sistemdir. Bu hücreler metabolizma, transportasyon ( taşıma ), salgı, üreme, ve lokomosyon (  hareket edebilme gücü ) gibi tüm  vücut fonksiyonlarını yerine getirirler Büyüme ve gelişme yeni hücrelerin sayısındaki artmanın ve bunların değişik türden  dokulara dönüşmesinin  sonucu olarak ortaya çıkar. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kanser Biyolojisi</strong></p>
<p>Vücudunuz milyarlarca hücreyi içeren canlı ve büyüyen bir sistemdir. Bu hücreler metabolizma, transportasyon ( taşıma ), salgı, üreme, ve lokomosyon ( hareket edebilme gücü ) gibi tüm vücut fonksiyonlarını yerine getirirler Büyüme ve gelişme yeni hücrelerin sayısındaki artmanın ve bunların değişik türden dokulara dönüşmesinin sonucu olarak ortaya çıkar. Yeni hücreler hücre bölünmesi ( mitoz ) süreci sırasında yaratılırlar. Değişik hücre çeşitleri, buna eşlik eden ve hücre farklılaşması denilen bir süreç ile meydana gelirler ( farklılaşma hücrelerin özel fonksiyonlar ( işlevler ) kazandığı bir süreçtir ). Hücre bölünmesi insanların normal büyüme olayı ile ortaya çıkar; hücre farklılaşması normal gelişim olayını olası kılar<span id="more-14398"></span></p>
<p>Ancak kanser ve kanser hücrelerinin biyolojisi farklıdır ve bu farklar kanserin anlaşılması açısından önemlidir.</p>
<p>Temelde vücudumuzda üç değişik hücre çeşidi vardır: Statik hücreler ( farklılaşmış hücreler ), büyüyen hücreler ( farklılaşmamış hücreler ) ve yenileyen hücreler ( bunlara stem=kaynak veya destek görevi gören hücreler de denir ve diğer türden hücreleri ortaya çıkarırlar ). Örneğin kas ve sinir dokusu hücreleri statiktir ( farklılaşmıştır ), çünkü bunlar belli bir boyuta ulaştıktan sonra bölünme ve yeni hücreleri üretme yeteneklerini kaybederler. Bu hücreler oldukça farklılaşmıştır ve zarar görmesi veya kaybolması durumunda yerine yenisinin gelmesi mümkün olmaz. Çünkü yeniden üretilemezler.</p>
<p>Vücudun büyüyen ( farklılaşmamış ) hücreleri de, organ veya doku, normal yetişkin boyutuna ulaştığı zaman büyümeyi durdururlar. Ancak statik ve büyüyen hücreler arasında temel fark şudur: Eğer doku zarar görmüşse veya bir kısmı alınmışsa, büyüyen hücre yeniden harekete geçebilir ve büyüyebilir. Karaciğer, böbrek ve hormon salgılayan bezler bu türden hücreleri içeren organlardır. Eğer herhangi bir hastalık nedeniyle bu organların herhangi bir parçası zarar görecek olursa veya ameliyatla alınırsa, organ yeniden depolanmayı yapıp normal veya normale yakın fonksiyonuna kavuşana kadar geriye kalan hücreler bölünmeye ve büyümeye devam edebilirler.</p>
<p>Yenileyen (  stem ) hücreler ölür ve düzenli aralıklarla yenilenirler. Örneğin cilt, saç ve sindirim sistemi yolunun etrafını saran tabakayı yapan hücreler ile kan eskidikçe ve öldükçe yenilenen hücrelerdir. Bu eskime ve ölme normal süreç sırasında olabildiği gibi herhangi bir yaralanma veya hastalık ile de meydana gelebilir. Bu türde yenileyen hücreler ölen ve ölenlerin yerini almak için gelişen yeni hücreler arasında bir dengeyi korumak için dahili bir mekanizma tarafından kontrol edilirler.</p>
<p>Yenileyen hücrelerin büyümenin durması sinyallerine uyma yetenekleri, bu hücrelerin ani büyümelerini, kanser hücrelerinin kontrol altına alınmamış büyümelerinden farklı kılar. Diğer hücre türlerinin aksine, kanser hücrelerinde normal hücrelerde görülen büyümeyi durdurucu kontrol mekanizması yoktur.</p>
<p>Kanser hücreleri bir ölçüde kontrol altına alınmamış stem ( yenileyen ) hücrelere benzer. Bunlar farklılaşmış veya farklılaşmamış olabilir &#8211; ancak herhangi bir sınırlama olmaksızın bölünmeye devam ederler. Çoğalarak komşu hücrelerin yerini alırlar. Kanser hücrelerinin büyümesi besin maddelerini alarak, normal hücrelerin fonksiyonlarını ve büyümesini de etkiler.</p>
<p>Halk arasındaki inancın aksine, kanser hücreleri normal hücrelerden daha hızlı büyümezler. Ancak daha uzun süre yaşarlar ve daha hızlı bölünürler. Böylelikle büyüme sürecinde daha büyük kanser hücreleri oranını yaratırlar.</p>
<p>Büyümelerini ve olgunlaşmalarını düzenleyemeyen hücrelerin hepsi kanser hücresi değildir. Bazı hücreler hızla bölünür ve tümör denilen kütleleri oluştururlar. Ancak bunlar iyi huyludur. Çünkü bunlarda kötü huylu tümöre dönüşme eğiliminin diğer özellikleri yoktur.</p>
<p><b>Kanser hücrelerini oluşturan <a href="http://www.yenibilgiler.com/tag/nedir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with nedir">nedir</a></b><br />
incelemelerden çıkan sonuçlara göre kanserlerin birçoğu hücredeki kromozomların yeniden düzenlenmesi ile birlikte görülür. Kansere neden olan temel biyolojik aşamalara ilişkin olarak yapılmakta olan bir araştırma normal bir hücrenin nasıl kanser hücresine dönüştüğünü açıklamakla işe başlamaktadır.</p>
<p>Genler, deosribonükleik asit ( Dna ) olarak bilinen kalıtımın temelini oluşturan ve gçrekli kimyasal &#8220;mavi kopyalar&#8221; olan geniş moleküllerin parçacıklarıdırlar. Genler tüm hücrelerin çekirdeğinde bulunurlar. Genlerinizdeki kimyasal komponentler dizgesi, vücudunuzdaki hücrelerin nasıl çalışacağını kontrol eden proteinlerin üretilmesi için mavi kopyalardır. Bu genler, her birimizi benzersiz yapar.</p>
<p>Onkojenler hücrelerin anormal bir şekilde bölünmesine neden olan özel gen çeşitleridir ( onkos kelimesi kütle veya tümör için kullanılır, Yunancadan gelmektedir ). Bir onkojenin normal bir biçimi ( buna proto-onkojen denir ) bizim genlerimizin normal tamamlayıcı bütünlüğünün bir parçasıdır. Proto-onkojenler tüm hücrelerimizde vardır. Normal hücrelerde pro-toonkojenlerin hücre bölünmesi ve hücre farklılaşmasını düzenlemelerinden dolayı sıkı bir kontrol altında olduğu görünür. Bunların ayrıca ameliyat gibi bir olaydan sonra yaralı vücut dokusunu onarmak için gerekli olan hücre büyümesini kontrol ettiği de görülür. Buna ek olarak bunlar organ gelişiminde de bir rol oynarlar.</p>
<p>Normal hücrelerde proto-onkojen fonksiyonunun sıkı bir kontrolü, kanseri ortaya çıkaran maddeler nedeniyle zayıflayabilir. Örneğin bir proto-onkojen, genetik uzmanlarının nokta değişimi ( point mutation ) dediği bir süreçle kansere neden olan bir gene ( onkojen ) dönüşebilirler. Bununla anlatılmak istenen şudur; bazı kanserler gen parçacıklarından birinin değişim veya dönüşüm gösterdiği noktada gelişirler. Diğer kanser hücrelerinde, proto-onkojenler Dna daki normal yerlerinden bir başka alana geçiş yapmış ve böylelikle kanser oluşturan ( onkojenik ) genlere dönüşmüş olabilirler. Bunun yanısıra bazı kanserleri harekete geçiren virüsler kendi onkojenlerini normal hücrelere enjekte edebilirler. Virüsler ile yerleşmiş bulunan yeni onkojenler normal hücre işlemleri ( süreçleri ) tarafından düzenlenemezler ( kontrol edilemezler ). Böylelikle hücreler kendi faaliyetlerini kontrol edebilme yeteneklerini kaybederler ve anormal bir şekilde bölünürler.</p>
<p>Tüm olaylarda, onkojenlerin direktifi ile yapılan proteinler oldukça büyük miktarlarda üretilirler. Sonuçta bu proteinler hücrenin anormal olarak büyümesine ve kansere neden olurlar.</p>
<p>Ancak onkojenler ve bunların protein ürünleri yalnızca bir hücrenin kansere dönüşme eğilimi için meydana gelmesi gereken bir dizi anormallik içerir. Kanser hücrelerinin birçoğunun çalışmalarını anlayabilmemiz ve bunların üremesini durdurma olanaklarımız ilkel düzeydedir. Ancak araştırmalar bizim kanser hakkındaki bilgilerimizi ve kanserin işlemesi hakkındaki bilgilerimizi artırmakta ve aynı zamanda hem kanıtlanmış bulunan, hem de deneysel aşamada olan değişik ve çok sayıda yaklaşımlar, sayısız yaşamı kurtarmaktadır</p>

	Etikletler: <a href="http://www.yenibilgiler.com/tag/kanser-biyolojisi/" title="kanser biyolojisi" rel="tag">kanser biyolojisi</a>, <a href="http://www.yenibilgiler.com/category/saglik-bilgisi/" title="Sağlık Bilgisi" rel="tag">Sağlık Bilgisi</a>, <a href="http://www.yenibilgiler.com/tag/saglik-bilgisi/" title="Sağlık Bilgisi" rel="tag">Sağlık Bilgisi</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/saglik-nedir/" title="Sağlık Nedir (12 Eylül 2008)">Sağlık Nedir</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/mukoviskoidoz-nedir/" title="Mükoviskoidoz Nedir (21 Şubat 2009)">Mükoviskoidoz Nedir</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/kanserde-beslenme/" title="Kanserde Beslenme (05 Temmuz 2009)">Kanserde Beslenme</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/kanserde-baslangic/" title="Kanserde Başlangıc (05 Temmuz 2009)">Kanserde Başlangıc</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/kanser-turleri/" title="Kanser Türleri (05 Temmuz 2009)">Kanser Türleri</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenibilgiler.com/kanser-biyolojisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanserde Beslenme</title>
		<link>http://www.yenibilgiler.com/kanserde-beslenme/</link>
		<comments>http://www.yenibilgiler.com/kanserde-beslenme/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Jul 2009 09:58:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[kanserde beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenibilgiler.com/?p=14395</guid>
		<description><![CDATA[Kanserde Beslenme
Besine hasattan başlamak üzere tüketime hazır hale gelene kadar çeşitli işlemler uygulanmaktadır.işlemler besin maddelerinde fiziksel ve kimyasal birçok değişikliğe neden olabilmektedir.Bu değişikliklerin bazılarının sağlığa zararlı olduğu görüşü vardır. Yağların ısı ve hava ile okside olması sonucu ortaya çıkan bazı ürünler ve moleküllerin birleşmesi sonucu ortaya çıkan monomer ve polimerler vardır.Bu ürünlerin hepsinin de hayvan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kanserde Beslenme</strong></p>
<p>Besine hasattan başlamak üzere tüketime hazır hale gelene kadar çeşitli işlemler uygulanmaktadır.işlemler besin maddelerinde fiziksel ve kimyasal birçok değişikliğe neden olabilmektedir.Bu değişikliklerin bazılarının sağlığa zararlı olduğu görüşü vardır. Yağların ısı ve hava ile okside olması sonucu ortaya çıkan bazı ürünler ve moleküllerin birleşmesi sonucu ortaya çıkan monomer ve polimerler vardır.Bu ürünlerin hepsinin de hayvan deneylerinde tümör oluşumuna yol açtığı ileri sürülmüştür<span id="more-14395"></span></p>
<p>Özellikle et ürünlerinin fazla pişirilmesi sonucu karsinojenik maddeye dönüştüğü bilinmektedir Bütün bunlar yiyecek hazırlanırken ateşe çok yakın ızgara edilmemesinin,tütsüleme ve yağda kızartma yöntemlerinden kaçınılmasının,uygun koşullar altında kısa süre ile pişirmenin olumsuz etkileri azaltacağı görüşünü ortaya çıkarıyor.</p>
<p><b>Katkı maddeleri</b><br />
Besin maddelerinin bozulmadan saklanabilmesi,lezzet ve görünümlerinin değiştirilmesi için doğal ve kimyasal maddeler kullanılmaktadır.Bunların bazılarının hastalığın oluşumunda olumsuz etkileri olduğu ileri sürülmektedir.</p>
<p><b>Tuz</b><br />
Diyet tuzunun hastalığın oluşumunda etken olduğunu savunanlar bulunmaktadır.Japonya ve izlanda tuzu çok tükettiklerinden yüksek risk bölgesi olarak tanımlanmaktadır.Hipertansiyonun koroner kalp hastalığı ile ilgisi olduğu ve hipertansiyonun tuz alımı ile doğrudan doğruya ilişkisi olduğu bilinmektedir.Koroner kalp hastalığı ile kanser arasında bağlantı kurulmuştur.</p>
<p><b>Sakarin</b><br />
1879 yılında toluenden sentez edilmiş ve ticari olarak 1900de kullanılmaya ve II.Dünya savaşından sonra da bazı alkollü içkilere katılmaya başlanmıştır.Sakkarini kullanan diyabetli hastalarda idrar yolları kanserlerine sıklıkla rastlanması ve deney hayvanlarında aynı kanserin sakarin ile oluşturulması bu maddenin hastalığın oluşumu ile ilgili olduğu görüşünü ortaya çıkarmıştır.</p>
<p>Bunların dışında gıdalarda ve ilaçlarda kullanılar azo boyaları ve bundan başka birçok renk verici maddenin hayvan deneylerinde karsinojenik etki yaptıkları gözlenmiş,bunların bazıları piyasadan kaldırılmış, bazılarını kullanımı ise azaltılmıştır</p>

	Etikletler: <a href="http://www.yenibilgiler.com/category/saglik-bilgisi/" title="Sağlık Bilgisi" rel="tag">Sağlık Bilgisi</a>, <a href="http://www.yenibilgiler.com/tag/saglik-bilgisi/" title="Sağlık Bilgisi" rel="tag">Sağlık Bilgisi</a>, <a href="http://www.yenibilgiler.com/tag/kanserde-beslenme/" title="kanserde beslenme" rel="tag">kanserde beslenme</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/saglik-nedir/" title="Sağlık Nedir (12 Eylül 2008)">Sağlık Nedir</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/mukoviskoidoz-nedir/" title="Mükoviskoidoz Nedir (21 Şubat 2009)">Mükoviskoidoz Nedir</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/kanserde-baslangic/" title="Kanserde Başlangıc (05 Temmuz 2009)">Kanserde Başlangıc</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/kanser-turleri/" title="Kanser Türleri (05 Temmuz 2009)">Kanser Türleri</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/kanser-nasil-olusur/" title="Kanser Nasıl Oluşur (05 Temmuz 2009)">Kanser Nasıl Oluşur</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenibilgiler.com/kanserde-beslenme/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanserde Başlangıc</title>
		<link>http://www.yenibilgiler.com/kanserde-baslangic/</link>
		<comments>http://www.yenibilgiler.com/kanserde-baslangic/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Jul 2009 09:55:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[kanser başlangıc]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenibilgiler.com/?p=14391</guid>
		<description><![CDATA[Kanserde Başlangıc
Kanser başlangıcında bilinebilirse tedavi edilebilir. Eğer zamanında tedbir alınıp tedavisine başlanmazsa insanı öldürebilir. Kanser bir insandan bir başka insana geçme özelliğine sahip olmadığı için hastalarla beraber yaşayanlara veya onlara bakanlara geçmez.
Kanser, başlangıçta ağrısız bir hastalıktır. Ancak ilerledikçe ve organlara zarar verdikçe, sinirlere baskı yaptıkça ağrılar artar

	Etikletler: Sağlık Bilgisi, Sağlık Bilgisi, kanser başlangıc

	Benzer Yazılar
	
	Sağlık Nedir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kanserde Başlangıc</strong></p>
<p>Kanser başlangıcında bilinebilirse tedavi edilebilir. Eğer zamanında tedbir alınıp tedavisine başlanmazsa insanı öldürebilir. Kanser bir insandan bir başka insana geçme özelliğine sahip olmadığı için hastalarla beraber yaşayanlara veya onlara bakanlara geçmez.</p>
<p>Kanser, başlangıçta ağrısız bir hastalıktır. Ancak ilerledikçe ve organlara zarar verdikçe, sinirlere baskı yaptıkça ağrılar artar</p>

	Etikletler: <a href="http://www.yenibilgiler.com/tag/saglik-bilgisi/" title="Sağlık Bilgisi" rel="tag">Sağlık Bilgisi</a>, <a href="http://www.yenibilgiler.com/category/saglik-bilgisi/" title="Sağlık Bilgisi" rel="tag">Sağlık Bilgisi</a>, <a href="http://www.yenibilgiler.com/tag/kanser-baslangic/" title="kanser başlangıc" rel="tag">kanser başlangıc</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/saglik-nedir/" title="Sağlık Nedir (12 Eylül 2008)">Sağlık Nedir</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/mukoviskoidoz-nedir/" title="Mükoviskoidoz Nedir (21 Şubat 2009)">Mükoviskoidoz Nedir</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/kanserde-beslenme/" title="Kanserde Beslenme (05 Temmuz 2009)">Kanserde Beslenme</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/kanser-turleri/" title="Kanser Türleri (05 Temmuz 2009)">Kanser Türleri</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/kanser-nasil-olusur/" title="Kanser Nasıl Oluşur (05 Temmuz 2009)">Kanser Nasıl Oluşur</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenibilgiler.com/kanserde-baslangic/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanser Nasıl Oluşur</title>
		<link>http://www.yenibilgiler.com/kanser-nasil-olusur/</link>
		<comments>http://www.yenibilgiler.com/kanser-nasil-olusur/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Jul 2009 09:47:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[kanser nasıl oluşur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenibilgiler.com/?p=14388</guid>
		<description><![CDATA[Kanser Nasıl Oluşur
Kanser oluşumu tıp dünyasında yoğun araştırılan konuların başında gelmektedir. Hastalığın ortaya çıkmasında rol oynayan nedenler ve mekanizmalar günümüzde oldukça iyi anlaşılabilmiştir. Kanser dokuları oluşturan hücrelerin kontrolsüz olarak çoğalması sonucu ortaya çıkan genetik bir hastalıktır. Burada &#8221; genetik &#8221; tanımlaması kansere ailevi yatkınlıktan öte, genlerdeki mutasyon denilen değişikliklere bağlı kazanılmış işlev bozukluklarını tanımlamaktadır
Çeşitli hücre [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kanser Nasıl Oluşur</strong></p>
<p>Kanser oluşumu tıp dünyasında yoğun araştırılan konuların başında gelmektedir. Hastalığın ortaya çıkmasında rol oynayan nedenler ve mekanizmalar günümüzde oldukça iyi anlaşılabilmiştir. Kanser dokuları oluşturan hücrelerin kontrolsüz olarak çoğalması sonucu ortaya çıkan genetik bir hastalıktır. Burada &#8221; genetik &#8221; tanımlaması kansere ailevi yatkınlıktan öte, genlerdeki mutasyon denilen değişikliklere bağlı kazanılmış işlev bozukluklarını tanımlamaktadır<span id="more-14388"></span></p>
<p>Çeşitli hücre içi ve dışı etkenlere bağlı olarak hücrelerde önce sınırsız çoğalma yeteneği ( ölümsüzlük ) ortaya çıkmakta, ardından eklenen mutasyonlar hücrelerin sadece bulundukları yerde değil daha uzak yerlerde de çoğalabilmesini mümkün kılmaktadır ( metastaz ). Bununla birlikte bugüne dek elde edilen veriler kanserin oluşumunu önlemeye yönelik uygulamaların çok daha büyük başarılar getirebileceğine işaret etmektedir. Çünkü bütün kanser türlerinin %60&#8242;dan fazlasının önlenebilir çevresel nedenlere bağlı olduğu kabul edilmektedir.</p>

	Etikletler: <a href="http://www.yenibilgiler.com/tag/kanser-nasil-olusur/" title="kanser nasıl oluşur" rel="tag">kanser nasıl oluşur</a>, <a href="http://www.yenibilgiler.com/tag/saglik-bilgisi/" title="Sağlık Bilgisi" rel="tag">Sağlık Bilgisi</a>, <a href="http://www.yenibilgiler.com/category/saglik-bilgisi/" title="Sağlık Bilgisi" rel="tag">Sağlık Bilgisi</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/saglik-nedir/" title="Sağlık Nedir (12 Eylül 2008)">Sağlık Nedir</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/mukoviskoidoz-nedir/" title="Mükoviskoidoz Nedir (21 Şubat 2009)">Mükoviskoidoz Nedir</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/kanserde-beslenme/" title="Kanserde Beslenme (05 Temmuz 2009)">Kanserde Beslenme</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/kanserde-baslangic/" title="Kanserde Başlangıc (05 Temmuz 2009)">Kanserde Başlangıc</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/kanser-turleri/" title="Kanser Türleri (05 Temmuz 2009)">Kanser Türleri</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenibilgiler.com/kanser-nasil-olusur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanser Türleri</title>
		<link>http://www.yenibilgiler.com/kanser-turleri/</link>
		<comments>http://www.yenibilgiler.com/kanser-turleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Jul 2009 09:42:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[kanser türleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenibilgiler.com/?p=14385</guid>
		<description><![CDATA[Kanser Türleri
Kanser türleri histolojik olarak üç sınıf içerisinde incelenmektedir. Bunlar daha çok vücudun yüzeylerini kaplayan dokulardan çıkan karsinomlar, kemik, adale, kıkırdak gibi destek dokulardan çıkan sarkomlar ve kan ve lenf düğümlerinden kaynaklanan lösemi ve lenfomalardır. Karsinomlar insan kanserlerinin %90&#8242;ından fazlasını oluştururlar. Her üç türün de biyolojik davranışı birbirinden farklıdır ve bu nedenle kanser tedavisinde kullanılan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kanser Türleri</strong></p>
<p>Kanser türleri histolojik olarak üç sınıf içerisinde incelenmektedir. Bunlar daha çok vücudun yüzeylerini kaplayan dokulardan çıkan karsinomlar, kemik, adale, kıkırdak gibi destek dokulardan çıkan sarkomlar ve kan ve lenf düğümlerinden kaynaklanan lösemi ve lenfomalardır. Karsinomlar insan kanserlerinin %90&#8242;ından fazlasını oluştururlar. Her üç türün de biyolojik davranışı birbirinden farklıdır ve bu nedenle kanser tedavisinde kullanılan cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi uygulamaları da değişiklik göstermektedir</p>

	Etikletler: <a href="http://www.yenibilgiler.com/tag/kanser-turleri/" title="kanser türleri" rel="tag">kanser türleri</a>, <a href="http://www.yenibilgiler.com/tag/saglik-bilgisi/" title="Sağlık Bilgisi" rel="tag">Sağlık Bilgisi</a>, <a href="http://www.yenibilgiler.com/category/saglik-bilgisi/" title="Sağlık Bilgisi" rel="tag">Sağlık Bilgisi</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/saglik-nedir/" title="Sağlık Nedir (12 Eylül 2008)">Sağlık Nedir</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/mukoviskoidoz-nedir/" title="Mükoviskoidoz Nedir (21 Şubat 2009)">Mükoviskoidoz Nedir</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/kanserde-beslenme/" title="Kanserde Beslenme (05 Temmuz 2009)">Kanserde Beslenme</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/kanserde-baslangic/" title="Kanserde Başlangıc (05 Temmuz 2009)">Kanserde Başlangıc</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/kanser-nasil-olusur/" title="Kanser Nasıl Oluşur (05 Temmuz 2009)">Kanser Nasıl Oluşur</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenibilgiler.com/kanser-turleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Güreş Nedir</title>
		<link>http://www.yenibilgiler.com/gures-nedir/</link>
		<comments>http://www.yenibilgiler.com/gures-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2009 05:12:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Spor Ve Beden Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[güreş]]></category>
		<category><![CDATA[güreş nedir]]></category>
		<category><![CDATA[güreşi]]></category>
		<category><![CDATA[güreşin]]></category>
		<category><![CDATA[güreşte]]></category>
		<category><![CDATA[nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenibilgiler.com/?p=14338</guid>
		<description><![CDATA[Güreş Nedir
iki kişinin özel bir alanda, belirli kurallara uyarak teknik, kabiliyet ve zekalarını kullanarak birbirlerini yenme mücadelesi. Tarihte güreşle ilgilenen milletler arasında en eskisi Türkler olmuştur. Bu bakımdan dünya milletlerinin dillerinde Türk gibi kuvvetli! sözü, atasözü halini almıştır. Tarihi kayıtlar, güreşin, Yunan ve Romalılardan önce Türkler tarafından yapıldığını tesbit etmektedir
Türk tarihinde güreş, Orta Asyada başlamış, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Güreş <a href="http://www.yenibilgiler.com/tag/nedir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with nedir">Nedir</a></strong></p>
<p>iki kişinin özel bir alanda, belirli kurallara uyarak teknik, kabiliyet ve zekalarını kullanarak birbirlerini yenme mücadelesi. Tarihte güreşle ilgilenen milletler arasında en eskisi Türkler olmuştur. Bu bakımdan dünya milletlerinin dillerinde Türk gibi kuvvetli! sözü, atasözü halini almıştır. Tarihi kayıtlar, güreşin, Yunan ve Romalılardan önce Türkler tarafından yapıldığını tesbit etmektedir<span id="more-14338"></span></p>
<p>Türk tarihinde güreş, Orta Asyada başlamış, han, hakan ve padişahlardan erlere, köylerdeki çobanlara kadar sevilerek yapılmış ve günümüze kadar gelmiştir. Savaşta Türk ordusunun güçlenmesi için yapılmaya başlanılan güreşlere, bayram, düğün ve şölenlerde de yer verilmiş, zamanla töre haline gelmiştir.</p>
<p>Malazgirt Meydan Muharebesinden sonra, Anadoluya yerleşen Türkler, burada batı tipi güreşleri görerek öğrenmişler ve yenilmezliğin örneklerini vermişlerdir. Osmanlı Devletinin her devrinde güreş sevilmiş, bir meslek olarak padişahlar tarafından himaye görmüştür.</p>
<p>Fatih Sultan Mehmed Han zamanında istanbul ve çevresinde güreş müsabakaları düzenlendiği ve kazanan güreşçilere padişah tarafından bahşiş verildiğini saray kayıt defterlerinden öğrenmekteyiz.Üçüncü Sultan Ahmed Hanın 1703-1730 Şehzadeleri için yaptırdığı1718 sünnet düğününde Okmeydanında, başta güreş olmak üzere, çeşitli spor gösterileri yapıldığı bilinmektedir.</p>
<p>Yine 1894te Gelibolu Mevlevi Şeyhi Mustafa Daniş Efendinin oğlu evlenirken düğünde çardak güreşi yüze yakın pehlivanın katılmasıyla görülmemiş bir seyirci kitlesi önünde yapıldı. Bu güreşte baş pehlivanlığa Koca Yusuf, Adalı Halil, Katrancı ve Kurtdereli gibi güçlü pehlivanların yanında başaltına da Kara Ahmed ile Bursalı Rüstem Pehlivan katılmışlardır. Bu güreşlerin baş hakemliğini ünlü pehlivanlardan Aliço yapmıştır.</p>
<p>Osmanlı devlet adamlarından Said Halim ve Abbas Halim Paşaların desteğiyle de, Hergeleci ibrahim ve Kara Ahmed gibi dünya çapında meşhur pehlivanlar yetişmiş ve bu tarihlerde de Kara Ahmed dünya şampiyonu olmuştur 1900. Osmanlı padişahlarından olan Dördüncü Sultan Murad Han ile Sultan Abdülaziz Han ünlü birer güreşçi olarak isim yapmışlar ve güreşçileri himaye etmişlerdir.</p>
<p>Bugün resmi müsabakalarda yeralan Serbest ve Greko-Romen güreş türlerinin dışında, sırf milli geleneklerimiz arasında yeralan yağlı güreş ise, Türklerin Anadoludan Rumeliye geçtikleri tarihten beri memleketimizde yapılagelen bir güreş türüdür. Bugün, yurdumuzda yağlı güreş, düğünlerin, panayırların, mola veren askeri birliklerimizin en önemli eğlencesidir.</p>
<p>Her yıl, haziran ayında Edirnenin Sarayiçi mevkiinde yapılan tarihi Kırkpınar güreşleri, Süleyman Paşa komutasında, bir gece salla Çanakkale Boğazını geçerek, Geliboluya çıkan ve Rumeli fetihlerine katılan Müslüman kırk Türk yiğidinin hatırasını anmak gayesiyle yapılmaktadır. Bkz. Kırkpınar güreşleri</p>
<p>Minder güreşleri Serbest ve Greko-Romen stilde güreşler Türkiyeye batıdan gelmiş olup, ilk defa 1903 yılında Beşiktaş Jimnastik Kulübü tarafından başlatılmıştır. Serbest stil güreşlerin karakucak güreşlerine benzemesi Türk güreşçilerinin dünya çapında başarılar kazanmasına vesile olmuştur.</p>
<p>ikinci Dünya Savaşından sonra yapılan ilk Avrupa şampiyonasında 1946, Stokholm serbest stilde 4 altın, 2 gümüş ve 2 bronz olmak süretiyle takım şampiyonluğu 1948 Londra Olimpiyat Oyunlarında 6 altın, 4 gümüş, 1 bronz madalya alarak Türkün sesini dünyaya duyurmuşlardır. Başta Yaşar Doğu olmak üzere, Ali Yücel, Hüseyin Akbaş, Nasuh Akar, Mustafa Dağıstanlı, Nureddin Zafer, Gazanfer Bilge, Celal Atik, Haydar Zafer, ibrahim Zengin, ismail Oğan, ismet Atlı, Mahmut Atalay, Ahmed Ayık, Hasan Güngör, Adil Atan, Adil Candemir, Hamit Kaplan, Ali Rıza Alan gibi milli güreşçilerimiz dünya olimpiyat minderlerinde kilolarında şampiyonluklar kazanırlarken milletlerarası Greko-Romen güreş müsabakalarındaki güreşçilerimiz, ise, serbest stildeki kadar olmasa bile, kilolarında şampiyonluklar alarak bu dalda da kabiliyetlerini göstermişlerdir.</p>
<p>Greko-Romen güreş müsabakalarında çeşitli yıllarda, kilolarında şampiyonluklar kazanan güreşçilerimizden bazıları şunlardır Dursun Ali Eğribaş, Yaşar Yılmaz, Rıza Doğan, Kazım Ayvaz, Yaşar Doğu, M. Akif Pirim, Hamza Yerlikaya.</p>
<p>Minder güreşinde rakipler değişik renkte mayo ve özel güreş ayakkabıları giyerler ve suspansuvar takarlar. Tırnaklarının uzun olmaması, saç ve vücutlarında yağlı kısım bulunmaması şarttır. Greko-Romen ve serbest güreşlerde, hiçbir yardımcı alet kullanılmaz. Greko-Romen güreşlerde kavramalar yalnız belden yukarıda yapılır. Bacaklarla oyun yapılmaz. Serbest stilde bacaklarla da oyun yapılır. Müsabakaların süresi büyükler, ümitler ve gençler 5 dakika, yıldızlar ve miniklerde 4 dakikadır.</p>
<p>Güreş sporunda yaş kategorileri ve sıkletler şöyledir</p>
<p>Minikler Yıldızlar Gençler Ümitler ve Büyükler</p>
<p>13-14 yaş 15-16 yaş 17-18 yaş 17-20/19 ve yukarı<br />
27-30 kg .. 37-40 kg &#8230;. 43-46 kg &#8230;&#8230;&#8230;. 48 kg<br />
33 kg &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..43 kg&#8230;&#8230;&#8230;.50 kg&#8230;&#8230;&#8230;.52 kg<br />
37 kg &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..47 kg&#8230;&#8230;&#8230;.54 kg&#8230;&#8230;&#8230;.57 kg<br />
41 kg &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..51 kg&#8230;&#8230;&#8230;.58 kg&#8230;&#8230;&#8230;.62 kg<br />
45 kg &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..55 kg&#8230;&#8230;&#8230;.63 kg&#8230;&#8230;&#8230;.68 kg<br />
50 kg &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..60 kg&#8230;&#8230;&#8230;.68 kg&#8230;&#8230;&#8230;.74 kg<br />
55 kg &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..65 kg&#8230;&#8230;&#8230;.74 kg&#8230;&#8230;&#8230;.82 kg<br />
60 kg &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..70 kg&#8230;&#8230;&#8230;.84 kg&#8230;&#8230;&#8230;.90 kg<br />
66 kg &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..76 kg&#8230;&#8230;&#8230;.88 kg&#8230;&#8230;..100 kg<br />
73 kg &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.. 83 kg .. 88-115 kg 100-130 kg<br />
73-85 kg .. 83-95 kg<br />
Güreşçi, bir müsabakada sadece bir sıklette güreşebilir. Bu sıklet onun müsabakalarda yapılan resmi tartı işleminde belirlenen sıkletidir.</p>

	Etikletler: <a href="http://www.yenibilgiler.com/tag/guresin/" title="güreşin" rel="tag">güreşin</a>, <a href="http://www.yenibilgiler.com/tag/gures-nedir/" title="güreş nedir" rel="tag">güreş nedir</a>, <a href="http://www.yenibilgiler.com/tag/nedir/" title="nedir" rel="tag">nedir</a>, <a href="http://www.yenibilgiler.com/tag/guresi/" title="güreşi" rel="tag">güreşi</a>, <a href="http://www.yenibilgiler.com/category/spor-ve-beden-egitimi/" title="Spor Ve Beden Eğitimi" rel="tag">Spor Ve Beden Eğitimi</a>, <a href="http://www.yenibilgiler.com/tag/gureste/" title="güreşte" rel="tag">güreşte</a>, <a href="http://www.yenibilgiler.com/tag/gures/" title="güreş" rel="tag">güreş</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/zurafa-nedir/" title="Zürafa Nedir (20 Eylül 2008)">Zürafa Nedir</a> (1)</li>
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/zorba-nedir/" title="Zorba Nedir (16 Eylül 2008)">Zorba Nedir</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/zooloji-nedir/" title="Zooloji Nedir (18 Eylül 2008)">Zooloji Nedir</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/zona-nedir/" title="Zona Nedir (16 Eylül 2008)">Zona Nedir</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/zekat-nedir/" title="Zekat Nedir (23 Eylül 2008)">Zekat Nedir</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenibilgiler.com/gures-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Güneş Yanıkları Nedir</title>
		<link>http://www.yenibilgiler.com/gunes-yaniklari-nedir/</link>
		<comments>http://www.yenibilgiler.com/gunes-yaniklari-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Jun 2009 10:32:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[Güneş Yanıkları]]></category>
		<category><![CDATA[nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenibilgiler.com/?p=14306</guid>
		<description><![CDATA[Güneş Yanıkları Nedir
Derinin güneş ışığına kısa sürede ve aşırı miktarda maruz kalması sonucunda meydana gelen bir rahatsızlık. Dalga boyu 300 namometre civarında olan ultraviyole ışınları buna sebeb olur. Işığa maruz kalan deri önce en dış tabakasını kalınlaştırarak ışığın tesirinden kendini korumaya çalışır. Hemen ardından deriye rengini veren bir pigment olan Melanin yapımını arttırır. Derinin rengi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Güneş Yanıkları <a href="http://www.yenibilgiler.com/tag/nedir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with nedir">Nedir</a></strong></p>
<p>Derinin güneş ışığına kısa sürede ve aşırı miktarda maruz kalması sonucunda meydana gelen bir rahatsızlık. Dalga boyu 300 namometre civarında olan ultraviyole ışınları buna sebeb olur. Işığa maruz kalan deri önce en dış tabakasını kalınlaştırarak ışığın tesirinden kendini korumaya çalışır. Hemen ardından deriye rengini veren bir pigment olan Melanin yapımını arttırır. Derinin rengi bu pigmentin artmasından dolayı koyulaşır. Işığa maruz kalma daha da uzarsa 1-24 saat içinde rahatsızlık belirtileri kendini göstermeye başlar. Belirtiler hafif bir kırmızılıktan derinin balonlaşmasına kadar değişir<span id="more-14306"></span></p>
<p>Yazın ilk defa güneşlenmeye çıkanlar 30 dakikadan fazla kalmamalıdır. Sabah saat 10.00dan önce,</p>
<p>akşamüstü saat dörtten sonra güneş ışınlarının en az zararlı oldukları zamanlardır. Bulutlar güneşin ultraviyole ışınlarının büyük kısmını zaptederlerse de, bir kısmını bıraktıklarından gölgede de yanma olmaktadır. Atmosferin üzerine sanki özel olarak döşenmiş olan ozon tabakası, güneşin öldürücü şualarının büyük bir bölümünü tutmaktadır. Güneş yağları ve kremleri mutlak koruyucu olarak bilinmemelidir. Bunların içinde % 5 amino benzoik asit ihtiva edenleri en faydalı olanlardır. Güneş yanığının tedavisinde ilk yapılacak olan soğuk komprestir. Ağrı giderici pomatlara rağbet etmemelidir. Şiddetli yanıklarda steroit ihtiva eden haplar doktor tavsiyesine göre kullanılabilir.</p>

	Etikletler: <a href="http://www.yenibilgiler.com/tag/gunes-yaniklari/" title="Güneş Yanıkları" rel="tag">Güneş Yanıkları</a>, <a href="http://www.yenibilgiler.com/tag/nedir/" title="nedir" rel="tag">nedir</a>, <a href="http://www.yenibilgiler.com/category/saglik-bilgisi/" title="Sağlık Bilgisi" rel="tag">Sağlık Bilgisi</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/zurafa-nedir/" title="Zürafa Nedir (20 Eylül 2008)">Zürafa Nedir</a> (1)</li>
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/zorba-nedir/" title="Zorba Nedir (16 Eylül 2008)">Zorba Nedir</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/zooloji-nedir/" title="Zooloji Nedir (18 Eylül 2008)">Zooloji Nedir</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/zona-nedir/" title="Zona Nedir (16 Eylül 2008)">Zona Nedir</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/zekat-nedir/" title="Zekat Nedir (23 Eylül 2008)">Zekat Nedir</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenibilgiler.com/gunes-yaniklari-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Güneş Santralleri Nedir</title>
		<link>http://www.yenibilgiler.com/gunes-santralleri-nedir/</link>
		<comments>http://www.yenibilgiler.com/gunes-santralleri-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Jun 2009 04:53:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[Güneş Santralleri]]></category>
		<category><![CDATA[Güneş Santralleri nedir]]></category>
		<category><![CDATA[nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenibilgiler.com/?p=14280</guid>
		<description><![CDATA[Güneş Santralleri Nedir
Güneş enerjisinin kollektörler vasıtasıyla toplanıp, ısı taşıyıcısı olarak, su, hava, helyum, sodyum ve diğer bazı maddelerden istifade edilerek elektrik enerjisi üretimi için buhar veya gaz türbinlerinden tolien gibi organik bir sıvı kullanılarak elde edilen santraller Güneş santrallerinin kollektör sistemi ve ısı akümülatörleri toplayıcı bir yana bırakılırsa, diğer klasik termik santrallerden bir farkı yoktur. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Güneş Santralleri <a href="http://www.yenibilgiler.com/tag/nedir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with nedir">Nedir</a></strong></p>
<p>Güneş enerjisinin kollektörler vasıtasıyla toplanıp, ısı taşıyıcısı olarak, su, hava, helyum, sodyum ve diğer bazı maddelerden istifade edilerek elektrik enerjisi üretimi için buhar veya gaz türbinlerinden tolien gibi organik bir sıvı kullanılarak elde edilen santraller Güneş santrallerinin kollektör sistemi ve ısı akümülatörleri toplayıcı bir yana bırakılırsa, diğer klasik termik santrallerden bir farkı yoktur. Dolayısıyle güneş santralleri randımanları açısından termik santrallerle mukayese edilebilir<span id="more-14280"></span></p>
<p>Günümüzde güneş santralleri, sosyal hayatta diğer enerji elde edilebilen metodlara göre istenilen gelişme seviyesine ulaşamadığı için, çok az kullanılmakta olup, bu hususta istenilen verime ulaşmak için çeşitli ülkeler tarafından bu santrallerin geliştirilmesi için araştırmalar yapılmaktadır. Teknolojik bakımdan ileri seviyede bulunan ülkelerde Orta ve Kuzey Avrupa, Amerika gibi kışın sert ve uzun geçmesi sebebi ile bu çeşit enerjiye olan alakayı azaltmıştır. Güneş santrallerine bilhassa az gelişmiş</p>
<p>ülkelerde kuruluş alanlarının müsait olmasından dolayı, ayrıca klasik termik santrallerin işletme giderlerinin azalması sebebiyle büyük alaka duyulmuştur. Bunun neticesi gelişmiş ülkelerin teknolojisiyle, güney ülkelerinin kuruluş alanlarının müsait olmasından dolayı, çeşitli tipte deneme mahiyetinde güneş santralleri kurulmuştur. Gelecekte güneş santrallerinin durumu, fosil yakıt fiyatlarının göstereceği gelişmeye bağlı olarak değişecektir. Akdeniz ülkeleri ve Birleşik Amerikanın güneybatı kıyıları gibi coğrafi açıdan elverişli bölgelerde, güneş 1 kW/m2 güce kadar enerji vermekte ve yılda 3000 saati aşkın bir süre parlamaktadır. Güneş enerjisi bir veya iki eksen üzerine yerleştirilmiş aynalar vasıtasıyla toplanmaktadır. Heliostat adı</p>
<p>verilen bu aynalar 500°C ısı derecesiyle çalışırlar. Ayrıca 300°C sıcaklıkla çalışan parabolik kolektörlerde toplama işleminde kullanılabilmektedir. Isı taşıyıcısı olarak su, hava, helyum, sodyum ve diğer bazı maddelerden istifade edilmektedir. Elektrik üretimi için buhar veya gaz türbinlerinden başka toluol gibi organik bir sıvı kullanılan makinalarda söz konusu olmaktadır.</p>
<p>Bugüne kadar deneme mahiyetinde iki tip güneş santralleri kurulmuştur Yatay şekilde reflektörlerden meydana gelen çiftlik tipi dikey şekilde reflektörlerden meydana gelen kule tipi santraller.</p>
<p>1. Çiftlik tipi güneş santralleri Bu tipin tesisinde, güneş enerjisi, arka arkaya bağlanmış parabolik kollektörlerin yaklaşık 0,6 m uzaklıktaki odak çizgisi üzerinde yerleştirilmiş bulunan bir boruda toplanmaktadır. Toplanan ısının iletimi ve elektrik enerjisine dönüştürülmesi üç safhada gerçekleşir. ısı taşıyıcı madde kollektörlerden geçerek, 295°Cye ısındıktan sonra, ısısını bir buhar üreticisine vererek 225°C ile akümülatör tankına döner. Üretilen buhar 285°C ve 25 bar basınç ile buhar türbününü çalıştırıp, soğuduktan sonra, buhar üreticide tekrar devreye girer ve türbünün işlettiği jenaratör elektrik üreterek şebekeyi besler.</p>
<p>2. Kule tipi güneş santralleri Bu santrallerin diğerinden önemli farkı ısı ileticisi olarak sodyum kullanılmasıdır. Sodyumun termik özelliklerinin elverişli olmasından dolayı kolektörler küçük ve hafiftirler. Bu tip santrallerde enerji kayıplarını asgariye indirmek için merkezi bir enerji kollektörü tek tek aynalardan heliostatlardan meydana gelen bir alanın odak noktasına yerleştirilmiştir. Kolektörler sabit olduğundan heliostatların aynaların ayrı ayrı güneş doğrultusunda ayarlanması gerekmektedir. Kule tipi güneş santrallerinin güçleri 100 mW gücüne kadar ulaşabilmektedir. Gelecekte yatırım değerlerinin düşürülebilmesi şansının artması ve azalmasına göre klasik santrallere göre tercih edilip edilmeyeceği anlaşılacaktır.</p>

	Etikletler: <a href="http://www.yenibilgiler.com/category/fizik/" title="Fizik" rel="tag">Fizik</a>, <a href="http://www.yenibilgiler.com/tag/gunes-santralleri-nedir/" title="Güneş Santralleri nedir" rel="tag">Güneş Santralleri nedir</a>, <a href="http://www.yenibilgiler.com/tag/gunes-santralleri/" title="Güneş Santralleri" rel="tag">Güneş Santralleri</a>, <a href="http://www.yenibilgiler.com/tag/fizik/" title="Fizik" rel="tag">Fizik</a>, <a href="http://www.yenibilgiler.com/tag/nedir/" title="nedir" rel="tag">nedir</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/gunes-enerjisi-nedir/" title="Güneş Enerjisi Nedir (15 Haziran 2009)">Güneş Enerjisi Nedir</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/guc-nedir/" title="Güç Nedir (25 Mart 2009)">Güç Nedir</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/girisimolcer-nedir/" title="Girişimölçer Nedir (13 Mart 2009)">Girişimölçer Nedir</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/zurafa-nedir/" title="Zürafa Nedir (20 Eylül 2008)">Zürafa Nedir</a> (1)</li>
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/zorba-nedir/" title="Zorba Nedir (16 Eylül 2008)">Zorba Nedir</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenibilgiler.com/gunes-santralleri-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Güneş Enerjisi Nedir</title>
		<link>http://www.yenibilgiler.com/gunes-enerjisi-nedir/</link>
		<comments>http://www.yenibilgiler.com/gunes-enerjisi-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Jun 2009 04:43:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[Güneş Enerjisi]]></category>
		<category><![CDATA[Güneş Enerjisi nedir]]></category>
		<category><![CDATA[nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenibilgiler.com/?p=14277</guid>
		<description><![CDATA[Güneş Enerjisi Nedir
Güneşten elde edilen enerji. Güneş enerjisi, son yıllarda yenilenebilen enerji kaynakları içinde, üzerinde en çok çalışılanı olmuştur. Güneş, dünyamıza ve diğer gezegenlere enerji veren büyük bir enerji kaynağıdır. Bitkiler, canlı doku üretmek ve besin yapabilmek fotosentez için güneş enerjisinden faydalanır. Rüzgar, güneş ışınlarının sıcaklık farkı hasıl etmesinden meydana gelir. Kömür ve bitki artıklarından [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Güneş Enerjisi <a href="http://www.yenibilgiler.com/tag/nedir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with nedir">Nedir</a></strong></p>
<p>Güneşten elde edilen enerji. Güneş enerjisi, son yıllarda yenilenebilen enerji kaynakları içinde, üzerinde en çok çalışılanı olmuştur. Güneş, dünyamıza ve diğer gezegenlere enerji veren büyük bir enerji kaynağıdır. Bitkiler, canlı doku üretmek ve besin yapabilmek fotosentez için güneş enerjisinden faydalanır. Rüzgar, güneş ışınlarının sıcaklık farkı hasıl etmesinden meydana gelir. Kömür ve bitki artıklarından petrol meydana gelmesi de güneş enerjisi sayesindedir<span id="more-14277"></span></p>
<p><strong>Güneş</strong><br />
ışınları, asırlardan beri yeryüzüne geldiği halde, faydalanmaya başlama oldukça yenidir. Archimedes Arşimedin M.Ö. 267 iç bükey aynalarla güneş enerjisini odaklıyarak Sirakuzayı kuşatan gemileri yaktığı iddia edilmektedir. Güneş enerjisi konusundaki çalışmalar 1600 yılında Galilenin merceği bulmasıyla artmıştır. ilk defa Fransada, Belidor 1725 tarafından güneş enerjisi ile çalışan bir pompa yapılmıştır. Mouchot, 1860 yılında parabolik aynalar yardımıyla güneş</p>
<p>ışınlarını odaklıyarak, küçük bir buhar makinası yapmıştır. ilk defa güneş enerjisi ile çalışan, hava çevrimli makinayı, 1868 yılında Ericsson geliştirmiştir. Bu yıllarda güneş enerjisi konusunda çalışmalar yoğunlaşmış, tatlı su elde edilmesi ve güneş ocakları ile ilgili çok sayıda çalışmalar yapılmıştır. Adams, Hindistanda yedi askerin yemeğini en soğuk ay sayılan Ocak ayında, konik yansıtıcılı güneş ocağıyla iki saatte pişirmiştir. Shuman ve Boys, 1913 yılında parabolik aynalar yardımıyla bir buhar üreticisi yapmışlar ve bundan faydalanarak Nil Nehrinden su çeken 50 BGdeki sulama pompasını çalıştırmışlardır.</p>
<p>Birinci Dünya Savaşı ve sonrasında petrolün önem kazanmasıyla güneş enerjisi üzerindeki çalışmalar araştırma seviyesinde kalmıştır. Güneş enerjisinin önem kazanması daha çok 1973 yılındaki dünya enerji kriziyle başladı. Petrol fiatının gittikçe artması, yeni kaynaklar üzerindeki çalışmaları artırmış, özellikle güneş enerjisi, üzerinde en çok çalışılan konu olmuştur. Güneş enerjisinin diğer enerji türlerine göre çok sayıda avantajı mevcuttur</p>
<p>a Tükenmeyen enerji kaynağı olmasıdır.</p>
<p>b Temiz enerji türüdür.</p>
<p>c Doğabilecek ekonomik bunalımdan etkilenmez.</p>
<p>d Mahalli uygulamalara elverişlidir.</p>
<p>e Çok sayıdaki ülkede faydalanılabilir.</p>
<p>f Karmaşık teknolojiye ihtiyaç duyulmamaktadır.</p>
<p>g işletme masrafları çok azdır.</p>
<p>ğ Güneş enerjisinin gaz, duman, kükürt veya radyasyon gibi zararlı artıkları yoktur.</p>
<p>Enerjiden ihtiyaç duyulduğu bölgede faydalanılabileceğinden enerjinin nakil problemi de yoktur. Güneş enerjisinin diğer enerji kaynaklarına göre çok sayıda üstünlükleri olmasına rağmen, günümüzde uygulamalarının az oluşunun sebepleri vardır</p>
<p>a Birim yüzeye gelen güneş ışınları devamlı olmadığından depolama gerekmektedir, b Enerji ihtiyacının fazla olduğu kış aylarında, güneş ışınları az ve geceleri ise hiç yoktur, c Güneş</p>
<p>enerjisinden faydalanılan birçok tesisatın ilk yatırım masrafları fazladır. Halihazırda ekonomik değildir. Günümüzde, özellikle petrol fiatlarının çok hızlı artması, güneş enerjisini gittikçe cazip kılmakta ve güneş enerjisinden faydalanılan sistemlerin sayısı her geçen gün artmaktadır. Türkiyede, güneş enerjisi konusundaki çalışmalar yenidir. Özellikle 1973 enerji krizinden sonra ülkemizde de güneş enerjisi ile ilgili çalışmalar fazlalaşmış ve 1975 yılından sonra güneş enerjisi ile sıcak su temin edilen sistemler yaygınlaşmıştır. Halen, yüzün üzerinde güneş toplayıcısı imal eden firma bulunmaktadır. Güney ve batı sahillerimizde çok sayıda güneş enerjili sıcak su sistemi mevcuttur.</p>
<p>Güneş enerjisinden faydalanma Güneş enerjisinden direkt faydalanılan sistemler, aktif ve pasif sistemler diye iki açıdan incelenmektedir. Toplayıcılar veya diğer herhangi bir dönüştürücü ile güneşten enerji teminine aktif faydalanma denir. Özellikle binaların yön, geometri ve yapı elemanlarının değişimiyle güneşten enerji teminine pasif faydalanma denir.</p>
<p>Güneş enerjisinden faydalanma şekillerinden bazıları 1 Sıcak su temini, 2 Meskenlerin ısıtılması, 3 Meskenlerin serinletilmesi, 4 Kurutma, 5 Tarımda faydalanma, 6 Güneş fırınları ve güneş ocakları, 7 Güneş pompaları, 8 Yüzme havuzlarının ısıtılması, 9 Isı pompası, 10 Elektrik elde edilmesi, 11 Soğutma sistemlerinde, 12 Tuz temini, 13 Deniz suyundan saf su elde edilmesi, 14 Yapma fotosentez, 15 Sera ısıtmasıdır.</p>
<p>Yukarıda belirtilen uygulamaların birçoğunda güneş ışınları biri ısı değiştiricisi genellikle düz toplayıcı aracılığıyla bir akışkana su, hava aktarılır. Sıcaklığı artan akışkan, faydalanma maksadına göre depolanır veya sisteme gönderilir.</p>
<p><strong>Güneş toplayıcıları Güneş</strong><br />
ışınları ile bir akışkanın sıcaklığının artmasını sağlayan gereçlere güneş toplayıcıları kollektörü adı verilir. Başka bir ifadeyle, güneş toplayıcıları, güneşin ışık enerjisini ısı enerjisine dönüştürürler. Konstrüksiyon şekline göre düz ve odaklı, kullanılan akışkan cinsine göre sıvılı ve gazlı havalı toplayıcılar olarak gruplandırılabilir. Akışkan sıcaklığının 100°Cden daha düşük</p>
<p>olabileceği sistemlerde sıcak su temini ve hacim ısıtması gibi düz toplayıcılar kullanılır. Sıcaklığın 100°Cden daha yüksek değerlerinin gerektiği durumlarda ise odaklı toplayıcıların kullanılması gerekmektedir. Pratikte, güneş enerjisinin en yaygın kullanıldığı su ısıtması gibi durumlarda 100°Cden daha düşük sıcaklıklar yeterli olduğundan düz toplayıcılar daha çok kullanılmaktadır. Toplayıcı tipi, faydalanılan enerji türüne göre seçilir. Sıcak su temininde sıvılı toplayıcılar, ev ısıtmasında havalı toplayıcılar tercih edilir.</p>
<p>Güneş ışınlarının miktarı, senenin günlerine, bulutluluk oranına, çevrenin topoğrafik yapısına ve coğrafik faktörlere bağlı olarak değişmektedir. Fazla bulutlu geçen bölgelerde, direkt güneş ışınım miktarı az olduğundan toplayıcı verimi düşüktür ve çoğu zaman hiç toplanamaz. Odaklı ve düz toplayıcıların birbirlerine göre bazı avantajları vardır. Odaklı toplayıcılarda çok yüksek sıcaklıklara çıkılabildiği halde, yapımı zor ve pahalıdır.</p>
<p>Düz toplayıcılar 1 Konstrüksiyonu daha basittir. 2 Yayılı ışınımdan da faydalanabilir. 3 Tesisatın yerleştirileceği zeminin hazırlanması kolaydır. 4 Hareketli kısımları yoktur. 5 Hava şartlarına karşı mukavim ve daha uzun ömürlüdür. 6 işletme masrafları azdır. 7 Ancak 100°C sıcaklığa kadar çıkabilir.</p>
<p>Basit ve kullanışlı olması sebebiyle pratikte daha çok kullanılan bir düz toplayıcı tipi genellikle beş kısımdan meydana gelir 1 Güneş ışınlarını geçiren ve üstten ısı kaybını önleyen, bir veya çok sayıdaki saydam veya yarı saydam örtü. 2 Enerji toplayan siyah yüzey. 3 ısı taşıyan akışkanın dolaştığı borular veya tüpler. 4 Toplayıcının alt kısmında olan, ısı kaybını azaltmak için kullanılan yalıtkan cisim cam yünü, strofor, mantar vs.. 5 Toplayıcıyı dış etkenlerden koruyan ve yukarıda belirtilen elemanları bir araya getiren kılıf.</p>
<p>Bazı toplayıcı tiplerinde de yukarıda sayılan elemanların bir kısmı bulunmaz. Mesela havalı toplayıcılarda siyah yüzey ve borular yerine siyaha boyanmış katlı camlar veya matris tipi elemanlar kullanılır.</p>
<p>Odaklı toplayıcılar 1 Yüksek sıcaklıklar elde edebilir. 2 Konstrüksiyonları daha zor ve daha pahalıdır. 3 Sadece direkt güneş ışınlarından faydalanılabilir. 4 Tesisatın yerleştirilmesi için özel yerler hazırlanmalıdır. 5 Güneşi takibeden mekanizmalara ihtiyaç duyulur. 6 işletme masrafları düz toplayıcılara göre daha fazladır.</p>
<p>Güneş enerjili sıcak su sistemleri Meskenlerde sıcak su temini için kullanılan enerji, bina için gerekli olan enerjinin % 12si mertebesindedir. Sıcak su temini için daha ziyade gaz, fuel-oil, odun veya elektrik enerjisi kullanılmaktadır. Son zamanlarda, güneş enerjisinden de istifade edilmektedir. Güneş enerjisi potansiyeli büyük ülkelerde ABD, Japonya, Avustralya vs., meskenlerin sıcak su ihtiyacının büyük bir kısmı, güneş enerjisi ile temin edilmektedir. Birçok ülkede, sıcak suyun güneş enerjisinden faydalanılarak hazırlanması için teşvik tedbirleri alınmaktadır.</p>
<p>Güneş enerjili sıcak su ısıtıcıları çok değişik şekillerde yapılabilmektedir. Basit tip sıcak su ısıtıcılarında enerji toplama ve depolama aynı kap içinde yapılır. Kendinden depolu sıcak su ısıtıcıları denilen bu ısıtıcıların avantajı, taşınabilir olmalarıdır.</p>
<p>Tabii dolaşımlı sistemler En yaygın kullanılan sıcak su ısıtma sistemlerindendir. Termosifon tipi su ısıtıcısı olarak da isimlendirilir. Sistem düz toplayıcılardan ve yalıtılmış bir depodan ibarettir. Açık veya kapalı devreli olarak yapılabilirler. Tabii dolaşımlı, açık devreli sıcak su sisteminde, toplayıcılarda ısınan su genişleyerek deponun üst kısmından depoya akar. Bunun yerini deponun altındaki soğuk su alır. Güneş</p>
<p>ışınlarının olduğu ve toplayıcı sıcaklığı depo sıcaklığından büyük olduğu müddetce sirkülasyon devam eder. Soğuk iklimlerde toplayıcılarda dolaşan suyun donma problemi vardır. Donma ihtimalinin olduğu günlerde sistemin boşaltılması lazımdır. Ayrıca, toplayıcılarda dolaşan su ile kullanılan su karışıyorsa, toplayıcı borularında korozyona sebebiyet verebilir veya kireçlenme ile boru et kalınlığı artabilir. Bu problemleri ortadan kaldırmak için, toplayıcı devresinde donma sıcaklığı düşük ve antifiriz ilaveli akışkan dolaştırılarak, sistem kapalı devreli yapılır.</p>
<p>Tabii dolaşımlı sıcak su sistemlerinde, pompaya ve otomatik kumanda cihazlarına ihtiyaç olmadığından, basit ve kullanışlıdırlar. Ancak, sirkülasyonun olabilmesi için, deponun toplayıcılardan daha yüksekte olması gerekir. Bu sebeple de sistemin yerleştirilmesi zordur.</p>
<p>Pompalı sistemler Pompalı sıcak su sisteminde, genel olarak pompa, diferansiyel, termostat, sıcak su deposu, genişleme tankı ve çek valf bulunur. Tabii dolaşımlı sistemlerde olduğu gibi açık devreli veya kapalı devreli yapılabilirler. Sıcak su üretiminde kullanılan toplayıcılar, bulunduğu yerin enlemine eşit eğimde ve güneye doğru olarak yerleştirilmelidirler.</p>

	Etikletler: <a href="http://www.yenibilgiler.com/tag/nedir/" title="nedir" rel="tag">nedir</a>, <a href="http://www.yenibilgiler.com/tag/fizik/" title="Fizik" rel="tag">Fizik</a>, <a href="http://www.yenibilgiler.com/tag/gunes-enerjisi/" title="Güneş Enerjisi" rel="tag">Güneş Enerjisi</a>, <a href="http://www.yenibilgiler.com/tag/gunes-enerjisi-nedir/" title="Güneş Enerjisi nedir" rel="tag">Güneş Enerjisi nedir</a>, <a href="http://www.yenibilgiler.com/category/fizik/" title="Fizik" rel="tag">Fizik</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/gunes-santralleri-nedir/" title="Güneş Santralleri Nedir (15 Haziran 2009)">Güneş Santralleri Nedir</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/guc-nedir/" title="Güç Nedir (25 Mart 2009)">Güç Nedir</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/girisimolcer-nedir/" title="Girişimölçer Nedir (13 Mart 2009)">Girişimölçer Nedir</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/zurafa-nedir/" title="Zürafa Nedir (20 Eylül 2008)">Zürafa Nedir</a> (1)</li>
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/zorba-nedir/" title="Zorba Nedir (16 Eylül 2008)">Zorba Nedir</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenibilgiler.com/gunes-enerjisi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gündönümü Nedir</title>
		<link>http://www.yenibilgiler.com/gundonumu-nedir/</link>
		<comments>http://www.yenibilgiler.com/gundonumu-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Jun 2009 05:03:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Gündönümü]]></category>
		<category><![CDATA[nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenibilgiler.com/?p=14271</guid>
		<description><![CDATA[Gündönümü Nedir
Bir sene içinde güneşin yer küresinin dünyanın ekvator düzleminde bulunduğu iki vakitten her birisi. Gündönümü sırasında gece ve gündüzler dünyanın her tarafında birbirine eşittir. Ancak güneş ışığının atmosferde kırılması sebebiyle gündüzler gecelerden biraz uzundur. ilkbahar gündönümü ekinoksu, itidal noktası 21 Mart civarında sonbahar veya güz gündönümü, 22 Eylül civarında meydana gelir. Artık senelerden dolayı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gündönümü <a href="http://www.yenibilgiler.com/tag/nedir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with nedir">Nedir</a></strong></p>
<p>Bir sene içinde güneşin yer küresinin dünyanın ekvator düzleminde bulunduğu iki vakitten her birisi. Gündönümü sırasında gece ve gündüzler dünyanın her tarafında birbirine eşittir. Ancak güneş ışığının atmosferde kırılması sebebiyle gündüzler gecelerden biraz uzundur. ilkbahar gündönümü ekinoksu, itidal noktası 21 Mart civarında sonbahar veya güz gündönümü, 22 Eylül civarında meydana gelir. Artık senelerden dolayı bazan bir gün önce veya sonra olabilir. ilkbahar ve sonbahar deyimleri yalnız yarım küre belirtilince fizeki anlam taşır. Çünkü ekvatorun güney ve kuzeyinde mevsimler terstir. Bununla birlikte astronomi ilminde bu isimlerle anılmaları adet olmuştur<span id="more-14271"></span></p>
<p>Gündönümleri, gök küresi üzerindeki iki özel nokta olarak da tanımlanabilmektedir. Yer ekvatorunun gök küresi üzerindeki izdüşümü, gök ekvatorudur. Yerin yörünge düzlemi olan ekliptik düzleminin gök küresi ile arakesiti ise ekliptik adı verilen bir büyük daire daha meydana getirir. Ekliptik aynı zamanda güneşin bir yıl boyunca takib ettiği yoldur. Buna göre gündönümü noktaları, güneşin ekliptik üzerinde hareket ederken gök ekvatorundan geçtiği iki noktadır. ilkbahar noktası güneş ekvatorun güneyinden kuzeyine geçerken, sonbahar noktası ise kuzeyinden güneyine geçerken olur.</p>
<p>Gündönümü, noktaları ekliptik ile gök ekvatorunun iki kesişme noktalarıdır. Arzın ekseninin 23,5° açı yaptığı yörünge düzlem ekseni etrafında 26.000 senede yaklaşık bir devir yapması sebebiyle bu noktalar yavaşça batıya doğru hareket ederler. Bu harekete gündönümü noktalarının presesyonu denir.</p>
<p>Gündönümü noktalarının presesyonu devinmesi, gerilemesi Güneş ve ayın gravitasyonel çekim kuvvetleri, arzın eksenini yörünge düzlemine dik duruma getirecek yönde bir etki yaparlar. Arz, kendi ekseni etrafında döndüğünden, bu etki arzın, yerde dönen bir topacın yerçekimi etkisi ile dönme ekseninin düşey bir eksen etrafında devinmesine jirasyon veya presesyon yapmasına benzer şekilde</p>
<p>bir presesyon yapmasına sebeb olur. Buna lunisolar ay-güneş presesyonu denir. Bu harekete gezegenlerin de etkileri katılarak genel presesyon tanımlanır. Ayrıca bu genel devinmeden ayrılmalara sebeb olan daha küçük peryodlu etkiler de vardır. Bunlar nutasyonu doğurur. Arzın presesyon hareketi yapması sonucu ekseni yaklaşık 26.000 yılda bir devinim yapar. Bugün arzın kendi etrafında dönme ekseni yaklaşık Polaris Kutup Yıldızı doğrultusundadır. Bundan yaklaşık</p>
<p>13.000 yıl sonra Vega yıldızı doğrultusuna 26.000 yıl sonra yine Polaris doğrultusuna gelecektir. Presesyon sebebiyle gündönümü noktaları ekliptik üzerinde her yıl 50 saniyelik bir yay kadar batıya hareket eder. Yaklaşık 2000 yıl önce ilkbahar noktası Ariesin birinci yıldızı takım yıldızı, koç burcu üzerindeydi. Günümüzde bu terim yine kullanılmakla birlikte ilkbahar noktası Pisces takım yıldızı, balık burcu üzerindedir. Bu presesyon sebebiyle zodyak üzerine kurulu fal bilgisi olan astroloji gibi uydurma bilimlerin esası sürekli değişmektedir. Buna rağmen yine koç işareti ile gösterilmektedir.</p>

	Etikletler: <a href="http://www.yenibilgiler.com/tag/gundonumu/" title="Gündönümü" rel="tag">Gündönümü</a>, <a href="http://www.yenibilgiler.com/category/genel-bilgiler/" title="Genel Bilgiler" rel="tag">Genel Bilgiler</a>, <a href="http://www.yenibilgiler.com/tag/nedir/" title="nedir" rel="tag">nedir</a><br />

	<h4>Benzer Yazılar</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/zurafa-nedir/" title="Zürafa Nedir (20 Eylül 2008)">Zürafa Nedir</a> (1)</li>
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/zorba-nedir/" title="Zorba Nedir (16 Eylül 2008)">Zorba Nedir</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/zooloji-nedir/" title="Zooloji Nedir (18 Eylül 2008)">Zooloji Nedir</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/zona-nedir/" title="Zona Nedir (16 Eylül 2008)">Zona Nedir</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.yenibilgiler.com/zekat-nedir/" title="Zekat Nedir (23 Eylül 2008)">Zekat Nedir</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenibilgiler.com/gundonumu-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
