Yazılar

Gemi Nedir

Gemi Nedir

Gemi Ne Demektir? gemi Nedir Kısaca? Gemi Hakkında? Gemi Ne Demek? Gemi Nedir? Gemi Hakkında Bilgi?

Gemi Ne Demek, Gemi ilk yelkenliler, birçok kalın kirişin yanyana bağlanmasıyla yapılıp, ortasına tek bir dört köşe seren yelkenin basıldığı kısa bir direk yerleştirilmiş teknelerdi. 1947 de Norveçli gezgin Thor Heyerdahl ve arkadaşlarının Büyük okyanusu aştıkları Kon Tiki, bu tür ilkel bir teknenin balsa tahtasından yapılmış bir benzeriydi günümüzde Oslodaki Kon-Tiki müzesindedir. Kesin olarak bilinen en eski gemi, firavun Keopsun M.Ö. 1960-3908 cenaze töreni için yapılmış, mezarının yanındaki bir hendekte kumla kaplanmış olarak bulunan, güvertesiz teknedir. 40 m uzunluğundaki, en büyüğü 23 m uzunluğunda 600 ayrı kereste parçasından yapılmış bu teknenin, yalnızca Keopsun cenaze töreni için kullanıldığı, ne denize açıldığı ne de Nilnde yüzdürüldüğü düşünülmektedir

Ancak, Mısırlıların akdenizde ticaret amacıyla buna benzer gemiler kullandıklarını gösteren pek çok kanıt vardır.

Gene o dönemden kalma belge ve resimlerden, her bir yanında 18 er kölenin çektiği küreklerle yürütülen gemiler, de bulunduğu anlaşılmaktadır. Mısırlılar ayrıca, geminin ortasına diktikleri seren direğine dikdörtgen biçiminde bir yelken basarak, rüzgarın doğal gücünden de yararlanmışlardır. Bu tür gemiler bordanın iskelegeminin sol yanı geminin, sağ yanı için sancak terimi kullanılır yanından sarkıtılan çok büyük bir kürekle yönetilirdi.

Fenike, Yunan ve Roma gemileri M.Ö. 1000den 250 ye kadar akdeniz kıyılarının büyük bölümüne egemen olan Fenikeliler, Mısırlıların gemi tasarımı geliştirmişler, Akdenizde ticaret amacıyla uzunluğu yaklaşık 30 myi bulan tekneler ve Cebelitarık Boğazından çıkarak Scilly Adalarına hatta Herodotosa inanılırsa, Ümit Burnunun çevresinden dönüp Hint Okyanusuna uzanmak için daha büyük gemiler yapmışlardır.

Romalıların kullandıkları kürekli ve yelkenli gemi Yunanlıların kullandıkları kürekli ve yelkenli gemi Daha o dönemde, avrupa sularında kullanılan gemi türlerinin tekne bölümünü yapmak için gerekli temel ilkeler iyice geliştirilmişti. Geminin çatısı baş bodoslamalar pruva, kıç bodoslamalar ve alabandadan alabandaya ıskarmozlarla birlikte, boydan boya uzanan bir omurga içermekteydi

Daha sonra kalaslarla kaplanıp, üstü de zift tabakasıyla örtülerek, iskelet su geçirmez bir tekneye dönüştürüldü. tahta çivilerin yerini demir çivilerin almasıyla, dolayısıyla da geminin ince uzun kereste parçaları güven altına almasıyla, iskelete daha çok güç vermesi için yatay kirişler eklenmesi dışında, yapı gereci olarak metal tahtanın yerini alıncaya kadar, gemilerin yapımında büyük bir değişiklik olmadı.

Roma yakınındaki mezarlarda bulunan duvar resimlerinden anlaşıldığı kadarıyla, M.Ö. 450den başlanarak küpeşte ekleme yoluyla, gemilerin, yük taşıma kapasitesi arttırıldı. Gene aynı resimlerden anlaşıldığına göre, bazı gemilerde her biri yelkenli iki direk kullanılmaya başlandı. Romalılar yolcuları ve personeli yükten ayrı tutmak amacıyla, gemilerine kısmen güverte yapmaya da başlamışlardı. Ayrıca, gemi yelkenlerinin açısını baş ve kıç doğrultusunda ayarlayarak, geminin, rotasını arkadan esen rüzgardan başka bir yönde tutabileceklerini de anlamışlardı.

Çin ve Ortadoğu gemileri Uzakdoğuda Çinliler cung jong adını verdikleri değişik bir tekne tasarımı geliştirdiler. içleri oyulmuş iki kanoyu kalas kullanarak birleştirdiler. Daha sonra yanları, kıç ve başı yaparak, altı düz, tahta bir kutu, yani omurgasız bir gövde ortaya çıkardılar. Takoz biçiminde bir eklenti bu kutunun başını oluşturuyordu. kıçı da, arkadan gelecek dalgayla ıslanmayacak biçimde yapılmıştı. içerde, tam ortada bir yerde, ikinci bir düşey su geçirmez kutu, dümen küreğini içermekteydi.

Çin cungu, yol aldığı sulara ve yelkenini dolduran rüzgarlara çok iyi uyum sağlıyordu. Baş ve kıç yelkeninin Çin uyarlaması, yaklaşık i.Ö. 250den başlanarak, yani Batı dünyasının bulmasından 15 yıl önce kullanıma girmişti. Sonradan cunglar güverteli ve çok daha büyük yapılıp, çapraz tahta setlerle ayrı kamaralara bölündü bu gelişme Batıda ancak birkaç yüzyıl sonra gerçekleşmiştir Marco Polo, 50den çok özel kamarası olan bir cungdan sözetmişti. En büyük cunglar, Batıda 18. ve 19. yüzyıllarda yapılan kare yelken donanımlı gemiler daha büyüktü.

Çinlilerin denizcilik alanında en büyük buluşları hasır yelkendi. Tam boy tirizlerle sertleştirilen bu yelkenler, rüzgarın şiddetine göre jaluzi gibi çekilip indirilebiliyor, böylece cung, her havada çağdaş bir yarış yatı gibi yol alabiliyordu. Batıda tasarımcılar, küçük yatların daha etkili olabilmesi için tam tirizli yelkenlerin çizimini yapmışlardır ama ancak elektrikle çalışan makaralı sarıcının gelişmesi sonucunda, çağdaş yelkenliler cunglarla eşit oranda rahat yelken kullanma olanağına kavuşmuşlardır.

Japonlar, Cavalılar ve öbür Doğu halkları da, kendilerine uygun biçimlerde cunglar yapmışlardır. Çok çeşitli olan bu tekneler, 17. yüzyıldan önce yapılmış herhangi bir Batı teknesinden üstündüler. Denize daha yatkın oldukları gibi, rüzgara da çok daha iyi uyum sağlıyorlardı. Bu nedenle, temel cung tasarımı günümüze kadar varlığını sürdürdü. Cunglar hala Çin kıyıları açıklarında, Yangtze Nehrinde ve öbür Çin ırmaklarında yolcu ve yük taşımaktadırlar. Cungun biraz değişik bir çeşidi olan sampan da, günümüzde genellikle kıçtan takma bir motorla kullanılmaktadır.

Kuzeydoğu Musonlarının sürekli rüzgarları Hint okyanusunda özel bir durum yarattığı için Araplar, iranlılar ve Hintliler de, rüzgara uyum sağlayan üç köşeli latin yelkeniyle donatılmış bir tekne türü geliştirmişlerdi. Günümüzde Kızıldeniz , Basra Körfezi ve Hint okyanusunda işleyen üçgen biçimli yelkenli tuvalar, 2000 yıl öncekilerden çok az değişiklik gösterirler. Nil ırmağında kullanılmış Mısır felukaları da, tuvanın bir uyarlamasıdır. Latin donanımlı teknenin baş ve kıç yelkenlerini kullanmak Güç olmasına karşın, söz konusu sularda rüzgar sabahtan akşama kadar tek yönden estiği için, tuvalar bakımından herhangi bir kullanım güçlüğü sözkonusu değildi.

ilk Avrupa gemileri, Belirgin omurgası, geniş sığ gövdesi ve kürek biçimi yekesiyle Viking gemisi, uzun deniz yolculuklarına son derece uygundu M.S. 7. yüz yılda avrupada tekne tasarımında yeni bir çağ başladı. 1863te Hollandada Flensburg yakınında bulunan Nydam kayığının kalıntılarından ve daha sonra ingilterede Sutton Hoo gemi mezarlığında ortaya çıkarılan tekneden anlaşıldığı kadarıyla, Vikinglerin denizaşırı akınlarını gerçekleştirdikleri tekneler uzun ve dar oldukları gibi, kolayca kıyıya oturmaları için de su çizgisi üstündeki bölümleri çok alçaktı. Bazen küreklerle yürütülen bu tekneler, genellikle tek, büyük Kare yelkenle yönetiliyorlardı

Yüzyıl sonraysa Viking gemileri, 1880de Norveçte Gokstad gemi mezarlığında kalıtıları ortaya çıkarılan geminin de gösterdiği gibi, 25 m uzunluğunda ve iki başlı olmuştu. Baş ve kıç görkemli bir kıvrımla yükseltilmişlerdi. başın üstünde gemi aslanı gibi oyma bir süs vardı. Her borda tirizinde, 16 kürek için delikler açılmıştı

Geminin orta yerinde dikili tek bir direk büyük, kare ve boyanmış bir yelken taşıyordu. Bayeux duvar halısından anlşaşıldığı kadarıyla, 1066 da ingiltereyi istila eden Fatih Williamın kullandığı gemiler de aynı tasarımın ürünleriydi. Yalnız bunlar kısmen güverteli oldukları gibi, başta ve kıçta birer ka sara küçük kale vardı. Buradan askerler, borda bordaya gelmeden önce, düşmana ok atıyorlardı.

Bu dönemde, başlıca seyir aracı olarak yelken, küreğin yerini almaktaydı. 12. yüzyılda kürek yelkenin yerini dümenin alması, gemilerin yönetimini büyük ölçüde kolaylaştırdı. Bu gelişmeleri direk ve yelken sayısının arttırılması izledi Birkaç küçük yelkenin, tayfalar tarafından büyük bir yelkene oranla daha kolay kullanılldığı anlaşılmıştı.

13. yüzyılda Kuzey Avrupa sularında tek direkli kag şalupa en kullanışlı gemi türüydü. akdenizin daha sakin sularının kıyılarındaki gemicilikte daha ileri ülkelerse, iki güverteli, ince gövdeli karavelayı geliştirmişlerdi. Başlangıçta, iki direk üstüne latin yelkeni donanımlı olan karavela, kısa sürede pruva direği, anadirek grandi ve mizana direği dikilerek üç direkli oldu. ilk iki direkte kare yelkenler, üçüncüsünde latin yelkeni kullanılıyordu.

Keşifler Çağının gemileri 14. yüzyılda küçük bir ticaret gemisi olarak ortaya çıkan karavela karavel, Portekizliler tarafından daha büyük bir okyanus gemisi, niteliğinde geliştirilip, keşifler için kullanılmıştır

Caravela Redonga, kare yelkenli karavela15. ve 16. yüzyıllarda Bartolomeu Dias, Ferdinand Magellan, vb.nin gerçekleştirdikleri büyük keşiflerin tümü, karavelalarla yapılmıştır. Gerçi bunların hiçbiri günümüze kalmamıştır ama Christopher Columbusun Santa Maria sının tam boy kopyaları son yıllarda yapılmıştır. Bu kopyalarından, bu teknelerin nasıl şeyler oldukları konusunda iyi bir fikir vermekte, ilk gezginlerin böyle zayıf, küçük teknelerle yolculuklarını tamamlamayı nasıl başardıklarını anlamakta güçlük çekilmektedir.

Avrupadan yola çıkıp Ümit Burnunu dolaşarak Uzakdoğuya ve Atlas Okyanusunu aşarak batıda Yeni Dünyaya ulaşan bütün deniz yollarının açılmasıyla birlikte, deniz yoluyla yapılan ticarette de büyük bir artış oldu. Hacmi artan malların taşınması için daha büyük ticaret gemileri gerekiyordu. ispanyollar, 1600 tonajlık kadırgalar yaparak, büyük ticaret gemileri yapımını başlattılar. Bu gemiler ve daha sonra ortaya çıkan kalyonlar üç güverteli ve gabya çubuklu kadırga 19. yüzyıl ortalarında buhar la çalışan tam donanımlı gemilerin habercisi oldular.

17. ve 18. yüzyıllarda gemiler 17. ve 18. yüzyılların karavela türü yelkenli gemileri, 19. yüzyılda tahta gövdelerin yerini önce demir, daha sonra da çelik gövdeler alıncaya kadar, gemi yapım sanatının en başarılı örnekleri oldular. East Indiamen Doğu Hindistan adamları denen bu gemilerin bazıları 60 mden uzun, 15 mden genişti ve 5 güvertesiyle, 2.000 tonu aşmaktaydı.

Lord Horatio Nelsonun amiral gemisi HMS Victory ilk olarak Hollandalılar tarafından tasarımı yapılan çift direkli gezi yatıBütün bu gemiler, başka ülkelerin savaş gemilerine ve korsanlara karşı korunmak için toplu savaş gemileri gibi 24 lük ve 32 lik borda toplarıyla silahlandırılmıştı. Ayrıca çoğu tavlun direkleri, gabya çubukları, babafingo direkleriyle donatılmıştı ve yolcular için lüks kamaraları olan ilk yelkenli gemilerdi.

Bu görkemli gemilerden hiçbiri günümüze kalmamıştır ama 1628 de tamamlanan ve yakın dönemde Stokholm limanının dibinden çıkarılarak, Stokholmde korunan isveç savaş gemisi Vasa ile 1778 de tamamlanan, günümüzde ingilterede Portsmouthda kuru bir havuzda korunan Lord Horatio Nelsonun amiral gemisi HMS Victory, neye benzedikleri konusunda fikir vermektedir.

East indiamene benzer ticaret gemileri, ingiltere ve Fransa tarafından sömürgeleştirilmiş Batı Hint adalarının değerli ürünlerini avrupaya getirmek için kullanılırken, kıyıdan kıyıya ve iç sularda ticaret yapmak için daha küçük tekneler de yapılmaktaydı. Bunlar Newcastledan Londraya kömür taşımada, iç sularda ve açık denizde balık avcılığında kullanılıyorlardı.

ilk olarak Hollandalılar tarafından tasarımı yapılan ve 2. Charles tarafından ingiltereye getirilen gezi yatları da, bu dönemde ortaya çıkmıştır. Bu tekneler ya iki direkli ya da genellikle tek direkli yapılıyorlardı.

19. yüzyıl gemileri Üç direkli kliper türü gemi olan USS Constitution James E. Buttersworthun çizimiyle, kliper türü gemi olan Flying Cloud19. yüzyılda yük taşıma kapasitesi daha fazla olan daha büyük gemilere duyulan gereksinme, dört yedi direk taşıyan daha büyük tekneler yapımına yol açtı. Aynı biçimde, ABDde altın arayıcılarını doğu kıyısından Kaliforniya ve Avustralyanın altın madenlerine taşımak, ingilterede Çin çayı ticaret, yapmak için daha hızlı gemilere gereksinme duyulması, kliper gemileri denen, kare yelken donanımlı, zarif görünümlü ve çok hızlı tekneler yapılmasını sağladı

Hem yolcu, hem de yük taşıyan, en iyilerinin hızı Saatte 18-20 deniz milini bulan kliperler, Lightning Şimşek ve Flying Cloud Uçan bulut gibi çarpıcı isimler taşıyorlardı. Bir günde 436 deniz mili yol alan Lightning in hızına 20. yüz yılın Buharlı gemi leri bile ulaşamamaktadır.

Dretnot, Atlas Okyanusunda Cunard buharlı gemilerini çoğu zaman geride bırakan en hızlı kliperlerden biriydi. New Yorktan Liverpoola 13,5 günde ulaşmayı başarmıştı. Donald McKayin 4.555 tonluk Great Republic Büyük Cumhuriyet adlı kliperiyse, günümüze kadar yapılmış en büyük tahta gemiydi 102 m. uzunluğunda olan bu geminin dört seren direği, 0,6 hetardan çok yelken bezi taşımaktaydı.

Kleperler ile avrupa, Amerika ve Çin arasında düzenli seferler yapan hızlı, ince görünüşlü yelkenli tekneler olan posta gemileri, dönemlerinin en hızlı gemileriydi. Bunlar Posta ve resmi hükümet yüklerinin yanısıra, büyük elçiler gibi özel yolcular da taşıyorlardı. Ama taşıma kapasiteleri oldukça sınırlıydı. ingiliz çay ticareti için hız çok önemli olduğundan, güvenli ama daha yavaş buharlı gemiler ortaya çıktıktan sonra bile, kliperlerin yapımı sürdürüldü. iki ingiliz kliperi Thermopylae ile Cutty Sark arasındaki ünlü yarış, 1872 gibi geç bir tarihte yapıldı.

20. yüzyıl gemileri 20. yüz yılda, cungların hala yaygın olarak kullanıldığı Uzakdoğu dışında buharlı gemiler, aşağı yukarı bütünüyle yelkenli gemilerin yerini aldı. 1934te yalnızca tam armalı 40 yelkenli gemi yüzer durumda kalmıştı. Bunlardan 16sı çeşitli ülkeler tarafından eğitim amacıyla kullanılıyor, geri kalanlardan çoğu, Şili ve Avustralyadan Avrupaya ucuza kuru yük taşıyorlardı.

Günümüzde de yalnızca 20 büyük yelkenli kalmıştır ve tümü Eğitim amaçlı kullanılmaktadır Gemi türleri Buharlı ve Motorlu gemiler Buharlı gemiler

Robert Fultonun Clermont isimli yandan çarklı buharlı gemisi ısambard Kingdom Brunelin SS Great Britain isimli gemisi 1774 te James Wattın buhar makinesini geliştirmesinden sonra, 1776 da Fransız Claude François 13 mlik bir tekneye bir Watt buhar makinesi taktı. 1802 de iskoç mühendis William Symington 1763-1831, krank donanımlı ilk yandan çarklı gemiyi yapmayı başardı. 1807 de, Robert Fulton Clermont adlı 45 mlik teknesine bir Boulton ve Watt buhar makinesi taktı. Clermont ilk yolculuğunda, 4,5 mlik çark kanatlarıyla New Yorktan Albanye gidip geldi ve bu 240 kmlik uzaklığı 62 saatte aldı.

Fultonun Clermontu ilk başarılı buharlı gemidir, Fultonun prototip gemisini izleyen yandan çarklı vapurlar, gerek hız, gerek manevra yeteneği bakımından yeterli oldukları gibi, ırmak ve koy taşımacılığına çok iyi uyum sağladılar. Ama çark kanatları, okyanusun dalgalı sularına uygun değildi.

Buharlı gemiler çağına aslında çok yavaş bir gelişmeyle ulaşıldı. Yangından sakınan ve yeni mekanizmaya güvenmeyen gemi yapımcıları, buhar gemilere tamamlayıcı olarak direkler, serenler ve yelkenler eklemekten geri kalmadılar 1819 da Atlas Okyanusunu geçen ilk buharlı gemi olan ABD yapımı Savannah ın bir düzine yelkeni vardı 27 günlük yolculuğu sırasında yalnızca 80 saat çalıştırdığı buhar makinesinden çok daha fazla, yelkenlerini kullanmıştı. 1838 de ingiliz gemisi Sirius, Atlas okyanusunu tam anlamıyla buhar gücüne dayanarak geçen ilk gemi oldu. Ama yolda yakıtı tükendiği için, direklerini ve tahta eşyasını yakmak zorunda kaldı.

Aynı yıl, çark kanatlarına buhar sağlayan dört kazanlı ve 72 m uzunluğunda tahta bir gemi olan Great Western, Bristol-New York arasını saatte 8 deniz mili ortalama hızla 15 günde aştı ve düzenli okyanusaşırı sefer yapan ilk buharlı gemi oldu. Bundan esinlenen Sir Samuel Cunard, 1840tan başlayarak kendi deniz yollarında, ortalama 15 günde ayda iki kez Liverpool-Boston yolculuğu yapan tahta yandan çarklı buharlı gemileri sefere soktu. Cunardın öncülüğünde açılan bu yolu kısa sürede öbür deniz yolları izlediler Royal Mail Steam Packet Company Büyük Britanyadan Batı Hint Adalarına, Peninsular and Oriental Steam Navigation Company de ingiltere, Hindistan ve Çin arasında düzenli seferler düzenledirler.

Great Western, döneminin en ünlü gemi tasarımcısı olan Isambard Kingdom Brunelin bir mühendislik başyapıtı oldu. Brunel, Atlas Okyanusunun kaba dalgalı sularında büyük gemilerin üstünlüğünü ve onlara itici gücü sağlayacak yeterli yakıtı taşımak için büyük kömür ambarlarının gerektiğini çok iyi anlamıştı. Gemi tasarımına başlıca katkısı olan çift karina, ölümünden sonra yüzyıldan uzun süre kullanımda kaldı. Brunelin Great Britain Büyük Britanya 1843 dünyanın ilk büyük demir gemisi ve pervaneyle hareket eden ilk teknesi oldu.

Motorlu gemiler Pervaneli gemiler Archimedesin pervane uskur ilkesi herkesin bildiği bir şeydi ama, gemi güdümüne uyarlanması için ilk girişimler ancak 1830 yıllarında gerçekleştirildi. Fransız Frederic Sauvage, isveçli John Ericsson ve Robert Wilson ile Francis Pettit Smith, bu buluşa katkıda bulundularsa da, aralarında patent alan tek kişi, Smith oldu. Birkaç yıl içinde, pervane tasarımının gelişmiş türler, Avrupa ve ABDde yapılan bütün buharlı gemilerde ve deniz teknelerinde kullanılmaya başlandı.

ısambard Kingdom Brunelin Great Eastern isimli gemisi ilk pervaneler bir uçak pervanesine benzeyen çok ince iki kanattan oluşuyordu. Ama kısa sürede üç kanatlı, dört kanatlı ve çok kanatlı pervaneler kullanıma girdi. Makinelerin beygirgücünün gün geçtikçe artması da pervanelerin geliştirilmesine katkıda bulundu. Bir süre sonra gemilere birden çok makine ya da motor koyulmaya başlandı böylece her makine kendi pervanesini çalıştırarak ona itme, Hız ve manevra yeteneği kazandırdı.

Brunelin üçüncü gemisi Great Eastern 1858 de denize indirildi. 211 m uzunluğunda, 27.400 tonluk bu gemi, 400 personel, 4.000 yolcu taşımaktaydı ve 19. yüzyılın sonuna kadar dünyanın en büyük gemisi olarak kaldı. Great Eastern, altı direk ve oldukça gösterişli yelkenler içermesinin yanı sıra, bir buhar makinesi tarafından çalıştırılan yandan çarklı kanatlar, ikinci bir makine tarafından çalıştırılan bir pervane, dümen dolabına enerji veren üçüncü bir buhar makinesi taşıyordu.

Sonraki 20 yıl içinde, pervaneli gemiler yandan çarklıların yerini aldıkça, motorları da güne geçtikçe gelişti. Daha güçlenen makinelerin çoğu, çeşitli türlerden bileşik makinelerdi. Buhar önce yüksek basınçlı bir silindirde kullanılıyor, sonra alçak basınçlı öbür silindirlere aktarılıyordu. 19. yüzyılın ikinci yarısından sonra benimsenen karşılıklı hareket eden buharlı makine, silindirleri dikey olarak piston kollarının ve krankların üstüne yerleştirilen üçlü ya da dörtlü bir gen işleme motoruydu. Yeni geliştirilen kazan çeşitleri de çok daha yüksek basınçlarda buhar üretecek yetenekteydi.

Türbinli gemiler Günümüz transatlantiklerinden MSC Orchestra Pistonlu buhar makinelerinde daha fazla gelişme gerçekleştirilemeyeceğine inanıldığı sırada, buharlı türbin, gemi güdümünde önemli bir gelişmeyi gerçekleştirmeyi başardı. ingiliz mühendisi Sir Charles Algernon Parsons, 1884 te türbin güdümlü bir dinamo bulduktan sonra bunlardan 200ü geminin ışık sistemlerine enerji vermek için kullanılıy ordu, dikkatini geminin hareket sistemlerini güçlendirmeye yöneltti. ilk türbin güdümlü teknesi Tarbinio, 1897de ingiliz donanmasının önünden saatte 34 deniz mili hızla geçerek Amirallik Dairesinin büyük ilgisini çekti ve çok geçmeden buluşu destroyerler gibi küçük savaş gemilerinde benimsendi

1905 te dretnot adı verilen yeni ve daha büyük savaş gemilerine de takılıp, daha sonra bütün savaş gemilerinin vazgeçilmez hareket ettirici yürütme gücü oldu. Türbin güdümlü ilk ticaret gemisi 1901 olan King Edward adlı küçük ingiliz posta gemisi, iskoçyada sefere koyularak saatte 20 deniz mili hız yapmayı başardı. Cunardın Carmania sı, buhar türbinli ilk okyanus gemisi oldu 1904 Gene Cunard şirketinin Lusitania ve Mauritania bu ikincisi, yaklaşık çeyrek yüzyıl Atlas okyanusunda sefer yapan en hızlı gemi olarak kaldı, Parsons türbinleriyle donatıldılar. Çok geçmeden de Parsons türbinleri, okyanus aşırı sefer yapan bütün yolcu gemilerine takıldı.

Kömür ateşi çağında, buharlı türbin yüksek hızlı bir gemiyi çalıştırmak için en üstün nitelikli araçtı ama karşılıklı hareket, üç pistonlu motor kadar ekonomik değildi. Yakıt olarak petrolün Kömürün yerini alması, sonuçta bu durumu değiştirdi. Rudolf Dieselin, dizel motorunun patentini 1892de almasından sonra, küçük hollanda tankeri Vulcanus, 1910da dizel motorlu ilk ticaret gemisi oldu.

Türbinli bir gemi olan, dünyaca ünlü RMS Titanic20. yüzyılın ilk yılları, den izcilik tarihinde iki çağın çakıştığı bir dönemdir Herhangi bir büyük limanın kıyı şeridinde hâlâ uzun direkli ve çapraz serenli yelkenliler ile buharlı gemilerin duman kümelerinin ve bacalarının birbirine karıştığı görülüyordu. Hemen her tür geminin, gerek yelkenli, gerek buhar gücüne dayanan çeşitleri vardı. Römorkör ve liman römorku gibi bazılarıysa, yalnızca buharlı yapılıyordu

Ayrıca, bir denizcinin ustalığı hala yelkenli konusundaki bilgisiyle ölçülmekteydi. Cunard denizyolları daha elli yıl süreyle, yelkenli gemilerde çalışmış kaptanlara öncelik tanıyacaktı. Bunun nedenlerinden biri büyük bir Buharlı geminin gövdesine çarpan dalgaların ve rüzgârların hareketini anlayıp ona göre davranmanın, bir yelkenli teknede karşılaşılan durumlar kadar güç olmasıydı. Bu yüzden, özellikle fırtınalı durumlarda, buhar gücüyle çalışan büyük gemileri yönetmek için yelkenlide kazanılmış ustalık çok değerliydi.

20. yüzyılın ilk otuz yılı geride kaldığında, Batı ticaret gemilerinin filolarında artık yelkenli tekneler görülmez oldu. 1960 yıllarının sonlarında, bütün ticaret gemilerinin, yaklaşık %60ı dizel motorlu, %30u buhar türbinliydi yalnızca %10unda hâlâ eski alternatif hareketli buharlı makineler kullanılıyordu. Bu arada, petrol aşağı yukarı orta yakıt haline gelmişti bununla birlikte, günümüzde hâlâ az sayıda büyük gemi kömür kullanmayı sürdürmektedir.

Özel amaçlı gemiler Yolcu gemileri Yolcu gemisi Nautica istanbul limanında SS United States isimli gemi RMS Queen Mary isimli gemi ile Rus Foxtrot sınıfı Denizaltısı şu an Long Beach, Kaliforniyada hotel olarak hizmet vermektedir

Konteyner gemisi, konteyner taşımada kullanılan bir gemi türüdür Supertanker AbQaiq isimli gemi, ham petrol taşımada kullanılmaktadır20. yüzyılın ilk yarısında büyük yolcu gemileri okyanuslara egemen olmuşlardı. ingiltere, okyanus seferlerinin çoğunu uzun süredir denetimi altında tutmaktaydı. Ama yüzyılın ikinci çeyreğinde Fransız, italyan ve ABD denizyolları, çok daha süratli ve daha lüks gemilerle rekabete başladılar. Bununla birlikte, ikinci dünya Savaşından sonra hava yolculuğunun gelişmesi, hem de SS United States in 1952de okyanusu 3 gün, 10 saat 40 dakikada aştığı sırada, yolcu gemilerinin saltanatına son verdi.

Yirmi yıl içinde büyük yolcu gemilerinin çoğu Hizmet dışı kaldı. Geriye kalanlar da ya gezinti gemisi olarak kullanıldı ya da yüzer müze olarak havuza çekildi Kaliforniya Long Beachteki Quenn Mary transatlantiği gibi.

Yük gemileri 20. yüzyılın ortalarından bu yana yük gemilerinin amaçlarında ve yapımında da önemli değişiklikler oldu Belirli limanlar arasında belirlenmiş rotalarda çalışan şileplerden, nerede navlun bulurlarsa oraya giden buharlı tramp gemilerine kadar. Karışık yükler için en uygun olanı üç ada denen türdür. Bu adalar, geminin kalkık zartası kıç güverte üssü, orta yerdeki palavra üst yapısı ve baş kasaradır. Tahıl, maden filizleri, kömür, ya da petrol gibi aynı türden ambalajsız yükler de başka tasarımlar gerektirmiştir.

Tankerler Ana madde Tanker Ticaret ve mezarna gemileri, tahıl ve maden filizi taşırlar. Ham petrol taşımacılığı için yapılan tankerler ilk olarak 1885te ortaya çıkmıştır. Birinden öbürüne sızıntıyı engellemek için tankları ya da sarnıçları öbür boşluklardan ayıran batardolar kofedamlar, genleşme mezarnaları, mekanik havalandırma tertibatı ve soğuk havalarda petrol ağdalılığını azaltmak için buharlı ısıtma gibi özel bazı nitelikler gerektirirler.

Boş tanklarını suyla doldurarak baş ve kıç dengesini koruyabilirler. Bu nedenle, makineler kıça yerleştirilebilir ve pervane şaftları kısaltılabilir. Bazı yolcu gemilerinin de makineleri kıçtadır. Bu yüzden günümüzde genel yük gemisinin silüeti, şilep diye anılan eski dökme demir yük gemilerininkinden oldukça farklıdır.

RO-RO, özellikle taşıt araçlarını taşımada kullanılan bir gemi türüdür RO-RO ve Konteyner gemileri Ancak bu ayrım bile, günümüzde iki yeni tür genel yük taşıyıcısının gelişmesi sonucu ortadan kalkmaktadır Özel ambalajlı yüklerin her iki ucundaki açıklıklardan gemiye alındıktan sonra rampalar aracılığıyla baştan kıça uzanan bölmelere yerleştirildiği ro-ro ya da makaralı ve tekerlekli gemi standart ambalajlı yüklerin özel yükleme sistemleriyle güverteye çekildiği ve güvertedeki bölmelere yerleştirildiği konteyner gemisi. Bu tür gemiler genellikle taşıt araçlarını ve gemiye tekerlekli yatak üstünde kaydırılan her çeşit ambalajlı yükü taşımak için kullanılmaktadır.

Süpertanker Ana madde Süpertanker Bu arada, tenkerler de ingiltere ve ABDde aynı zamanda yapılan 12.000 tonluk, 15 mil hızlı tankerlerden çok daha değişik tanınmazlık sınırına yakın bir biçimde gelişmişlerdir. Süpertanker denilen ve 24.900 dwtlik dev gemiler ilk olarak 1949da yapılmıştır. Süveyş Kanalının 1956da ve 1967de kapatılması, Ortadoğu petrollerini Avrupaya ulaştıran en kısa yolu engellediğinden, Ümit Burnunun çevresinden dolaşmak zorunda kalınmış, büyük tankerlere duyulan gereksinmelerden ilk yararlananlar Japon tersaneleri olmuştur

Japon tersaneleri, önce 100.000 tonluk, daha sonra da 250.000 – 275.000 tonluk ve çok büyük ham petrol taşıyıcısı Ultra-Large Crude Carriers, ULCC supertankerler yapmak için yeniden yapılandırılmışlardır. Bu dev gemilerin ekonomik başarısı ve oldukça güvenli çalışma yöntemleri, daha da büyük gemilerin yapımına yol açmıştır Petrol taşıma kapasitesi 400.000 tonu bulan ham petrol taşıyıcıları. Üstelik, büyüklükleri bunun iki katını bulacak tankerlerin yapımı için çalışmalar da sürdürülmektedir.

Ekonomik kaygıların bu tür büyük gemileri zorunlu kılmasına karşılık, güvenlik etmenleri, gemicilik dünyasında bazı kuşkulara da yol açmaktadır. Supertankerlerin yolları boyunca çok sık durması gerektiği gibi, manevra yetenekleri de azdır Manş Denizi gibi dar ve sisli deniz yollarından geçerlerken, öbür gemiler için büyük bir tehlike oluştururlar karaya oturma ya da çarpışma gibi durumlarda denize bol miktarda petrol dökülebilir ayrıca, boş tanklarda gaz patlaması tehlikesi vardır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir