geometri Nedir
Calabi-Yau manifold geometri, maiÄŸin uzamsal iliÅŸkiler ile ilgilenen alt dalıdır Eski adı Hendese. Yunanca Geo yer ve metro ölçüm birleÅŸiminden türetilmiÅŸ bir isimdir Geometri, arazi ölçümü sözcüklerinden türetilmiÅŸtir. Herodot i. Ö. 450, geometrinin baÅŸlangıç yerinin mısır olduÄŸunu kabul eder. Ona göre geometri kavramı Mısır köÂkenlidir. Sözcüğün kullanımı da Eflatun, aristo ve Thalese kadar gider. Yalnız Öklit geometri sözcüğü yerine Elements sözcüğünü yeÄŸlemiÅŸtir. Elements sözcüğünün Yunanca karşılığı stoicheia sözcüğüdür
Sponsorlu Bağlantılar
Bir kümenin üzerine konan ve kümenin öğelerini birbirleriyle ilişkilendiren bir uygun Yapı, geometri yapılmasını olanaklı kılar. Bir düzlemin üzerine doğal olarak konacak ve sezgisel uzaklık duygusunu gözetecek lise geometrisinin adı Öklit geometrisidir. Bu geometrinin tarihsel olarak ilginç ve önemli bir özelliği paralellik belitidir. Bu beliti sağlamayan ama geri kalan tüm belitleri sağlayan geometrilere Öklit dışı geometriler denir. Bunlara örnek olarak Hiperbolik geometri ya da küresel geometri verilebilir.
Günümüzde kullanılan doğru, yay, ışın, açı ortay, kenar ortay gibi birçok temel geometri teriminin Türkçeleri Mustafa Kemal atatürkün Geometri adlı eserinde yazılan eserde önerdiği terimlerden yararlanılarak kullanılmaya başlanmıştır.
Tarih ikizkenar üçgenilk geometrilerin tümü, kendi doÄŸası nedeniyle sezgiseldir. Bunlar daha çok ilk insanların çevresinde görünen doÄŸal ÅŸekillerdir. Bu geometriler daha çok görsel türÂdedir. ikinci olarak ÅŸekillerin ölçülmesi aÅŸaması gelir. Dört Genlerin ve üçgenlerin ölçülÂmesi ilk kez mısırda Ahmesin i. Ö. 1550 papirüsünde görülür.
Bu papirüs M.Ö. 1580 talihinden önce yazılmıştır, b tabanlı ve h yükseklikli ikiz kenar üçgenin alanının bh/2 olduğu verilmiştir.
Yine aynı papirüste D çaplı bir dairenin alanının d-d/92 yazımına eÅŸdeÄŸer olduÄŸu yazılmıştır. Bu yazımlara göre Pi Sayısı yaklaşık olarak 3.1605 dolayÂlarındadır. Bu formül geometrik ÅŸekilden yaklaşık olarak elde edilmiÅŸtir.
Bu formülün bana ait tabletlerde de olduÄŸu söylenmektedir. Çinin yerli geometrisi de geliÅŸkin örnekler içerir. i. Ö. 1100 yıllarında yazıldığı sanılan Çinlilerin ünlü Nine Sections DoÂkuz Bölüm kitabında dik açılı üçgen ve ispatsız olarak Pisagor teoremi vardır. Daha sonraki Çin geometrilerinde ölçümleri içeren çok zeki buluÅŸ lar vardır. Yine geometrik görünümle Pisagor teoreminin ispatı yapılmıştır. Bu geometrik ÅŸekille verilen Kitabın i. Ö. 2000 yıllarında yazıldığı sanılıyor.
Hintlilerin yerli geometrilerinde de matematiksel bir ispat yoktur. Daha çok görsel ve deneysel ölçülere dayanan kuralları vardır. Bunlar da o kadar ileri bir geometri oluÅŸÂturmaz. Bin yıllık bir süre boyunca kullanılan Yunan geometrisi ise daha çok görseldir. Eski Roma geometrisi daha çok kullanım alanlarına yöneliktir.
Arazi ölçümleri, ÅŸehir yerleÅŸimleri, su kanalları ve SavaÅŸ sanatında geometriyi Romalılar iyi kullanmışlardır. Fakat bunlar görsel geometriyi fazla kullanmamışlardır. Zaten görsel geometrinin kökeni Yunanistanda baÅŸlamıştır. Bu çalışmalar ilk kez Thalesin i. Ö. 600 yapıtlarında görülür. Thales bu teoremleri Mezopotamyada ve Mısırda kullandıklarını görür. Altı teoremle önderlik eder ve bu teoremlerin ispatlarını yapar. Matematikte ispat yapma Thalesle baÅŸlamıştır. Thalesin bu ispatları zamanla kaybolÂmuÅŸ ama, ondan sonra bunları öğrenenler gelecek kuÅŸaklara aktarmıştır. Bin yıl süren bu görsel Yunan geometrisi zamanla gerilemiÅŸ ve yeni bir çalışma getirilmemiÅŸtir.
Batı avrupanın uyanmasından önceki yüzyıla kadar Yunan kültürünü ve geometÂrisini tam olarak müslümanlar anlamıştır. Yunan klasiklerini, geometrilerini, fen bilimlerini ve felsefelerini Arapçaya çevirmelerdir. Fakat ne Öklitin ne de Apolloniusun çalışÂmalarına gerçek ve gözle görünür bir katkı ve ekler yapmamışlardır. OkullaÅŸma olmaÂdığı için gelecek gençlere bu çeviriler öğretilmemiÅŸ, bu kitaplar sadece neredeyse bir süs olarak sarayda kalmıştır. Yaptıkları hizmet, kaybolmaya yüz tutmuÅŸ Yunan klasiklerini, matematiksel üretimini ve düşüncelerini Arapça çevirileriyle avrupaya iletmiÅŸlerdir.
kadın Geometri öğretiyor.Orta çağın baÅŸlangıcında Öklitin Unsurlarının Elements çevirisinin canlandırılması, yaklaşık.1310 avrupadaki karanlık çaÄŸda biri Boethiusun 510 diÄŸeri de Öklitin i.Ö. 300 Sements isimli kitabı vardı. Bunlardan sonra Gerbertin 1000 ve Fibonaccinin 1202 geometrileri sayılabilir, ama bu geometriler isken deriye geometrilerinden ileri bir düÂzeyde deÄŸildi. Avrupanın geometrisine büyük katkı 12442 yılında ilk baskısı yapılan Öklit geometrisi oldu. Zaten çok iyi düzenlenmiÅŸ ve yazılmış olan bu geometriler Avrupaya hızla yayıldı ve her tarafında bilinir oldu
Öklitin geometrisinin ardından yavaÅŸ yavaÅŸ geometri ürünleri ortaya çıkmaya baÅŸladı. On yedinci yüz yılın baÅŸlarında analitik geoÂmetri ve 1639 yılında da Desarguesın 1593-1662 izdüşüm geometrisi basıldı. AnaÂlitik geometri Descartes 1596 -1650 ve Fermat 1601 -1665 tarafından aynı dönemÂlerde yapıldı. Fermat yaptığı çalışmaları yayınlamadığı için analitik geometrinin bulunÂması onuru Descartese verildi. Analitik geometri kısaca geometri ile cebir arasındaki iliÅŸkidir diye söyleyebiliriz. Geometri ile Cebir arasındaki iliÅŸkiyi ilk kez Descartes çıkarÂdığı için büyük bir matematikçi olmuÅŸtur. Desarguesın izdüşüm geometrisi matemaÂtikçilerin çok dikkatini çekmiÅŸ ve on dokuzuncu yüz yılda çıkacak olan geometricilere coÅŸku ve esin kaynağı olmuÅŸtur.
Analitik geometri bulunduktan sonra Apolloniusun i. Ö. 262-190 konikleri senÂtetik ve analitik olarak yeniden incelenmiÅŸtir. Sadece koniler deÄŸ il, eski Yunan geoÂmetrisi yeniden analitik olarak gözden geçirilmiÅŸtir. Sentetik geometrinin tüm problemleri bir kez de analitik olarak kanıtlanmıştır.
Üçgenleri baz alırsak, 3 çeÅŸit üçgen vardır. Bunlar ikiz kenar, eÅŸ kenar ve çeÅŸit kenar üçgenlerdir Öklit Geometrisi Öklit geometrisinin temeli nokta ile baÅŸlar. Pisagorcular noktayı küçük bir zerre olarak tanımlamışlardır. Bu tanım aslında aristodan i. Ö. 340 alınmıştır. Eflatun i. ö. 380, noktayı bir doÄŸrunun baÅŸlangıcı olarak tanımlamıştır. Bu kez doÄŸru nedir sorusu karşımıza çıkmaktadır. Altıncı yüzyılda yaÅŸayan Simplicus, uzunluÄŸun baÅŸlangıcı ve buradan doÄŸru uzar. Ayrıca bölünemez diye noktayı tanımlamıştır. Hiçbir parçası olÂmayan ize nokta denir tanımını Öklit i.Ö. 300 yapmıştır. Heron 50 da aynı sözcüÂğü kullanmış, noktayı boyutsuz bir limit veya doÄŸrunun bir limitidir ÅŸeklinde söylemiÅŸtir. Capella 460, hiçbir parçası olmayan ÅŸeye nokta denir demiÅŸtir. Modern yazarlar nokÂtayı sanki tanımlı bir limit kavramıdır diye almışlardır. Dönemimizde de, nokta kabul edilen bir kavramdır. Noktayı kabul ettikten sonra iÅŸler kolaylaşır.
Eflatuncular, ensiz uzunluÄŸa doÄŸru demiÅŸlerdir. Aynı tanımı Öklit de almıştır. Yani noktanın hareketinden doÄŸru elde edilir. DoÄŸrunun hareketiyle yüzey ve yüzeyin hareket ile de hacim oluÅŸturulur. Bundan sonra doÄŸru, yarı doÄŸru, doÄŸru parçası, yüÂzey, düzlemsel yüzey, açı, çember, daire, çap, yarıçap, paralel doÄŸrular ve dik doÄŸrular gibi bir dizi geometrik tanımlar getirilmiÅŸtir.
ispatlanamayan gerçeklere aksiyom ismi verilir. Açıkça görülen fakat ispatlanamayan gerçeklere de postülat denir. Euciitin geometrisi tanım, aksiyom ve postülatlar üzerine kurulmuştur. Zaten matematik aksiyomatik bir düşüncedir. Belli şeyleri kabul ederseniz onun üzerine matematiği kurarsınız.
Öklitin aksiyomları Şimdi, Öklitin beş aksiyomunu yazalım 1. Aynı şeye eşit olan şeyler eşittir, 2. Eşit şeylere eşit çokluklar eklenirse Sonuç yine eşittir,3. Eşit şeylerden eşit çokluklar çıkarılırsa sonuç yine eşittir,4. Birbirleriyle çakışan şeyler birbirine eşittir,5. Bütün, parçalarından büyüktür.
Şimdi de postülatlara bazı örnekler verelim iki noktadan bir doğru geçer iki nokta arasındaki sürekli doğru sonludur
Bir noktadan eÅŸit uzaklıktaki noktaların geometrik yeri bir çemberdir Tüm dik açılar birbirine eÅŸittir iki doÄŸru bir doÄŸru ile kesildiÄŸinde kesenin bir tarafında oluÅŸan iki iç açının toplamı 180 dereceden küçükse, bu iki doÄŸru bu 180 dereceden küçük açıların bulunÂduÄŸu tarafta kesiÅŸirler.
Bu postülatlar daha sonraki Yunanlı bilginler tarafından çok incelendi ve geliÅŸtirildi. Sidonlu Zeno i. Ö. I. yüzyıl farklı iki doÄŸrunun ortak bir doÄŸru parçası yoktur. Dördüncü ve beÅŸinci postulatların birer teorem olduÄŸu yine ileri sürülmüştür. Proclus 460 dörÂdüncü postulatı bir teorem olarak almış, ispatlamaya çalışmış fakat baÅŸaramamıştır. Bu postülatın tersinin doÄŸru olmasının gerekmediÄŸini de ileri sürmüş ve bunu ispatlaÂmıştır. Saccheri 1773 bu postülatı farklı bir yolla ispatlamıştır.
BeÅŸinci postülat Matematikte en çok tartışılan ve önemli olan beÅŸinci postülattır. Bu postülat daha çok paralellik postülatı olarak bilinir. Yani, bir doÄŸruya dışındaki bir noktadan bu doÄŸruya yalnız bir tek paralel çizilir ifadesi beÅŸinci postülata eÅŸdeÄŸerdir. Bu nedenle beÅŸinci postülat daha çok bu ifadeyle tanınır. tarih boyunca bu postülatı ispatlamak için giriÂÅŸimlerde bulunulmuÅŸtur. Bunlardan önemli giriÅŸimler Ptolemy 85 – 165, Nasirettin elTusi 1200, VVallis 1660, Saccheri 1733, Lambert 1766, Legendre 1794 ve diÄŸerleri tarafından yapılmıştır.
Playfair postülatı Proclusun postulatına bir alternatif Playfair 1795 getirilmiÅŸtir. Playfairin dünyaya tanıttığı postulat da şöyledir. Bir doÄŸruya dışındaki bir noktadan yalnız bir tek paralel çizilir. Ya da kesiÅŸen iki doÄŸru bir doÄŸruya ve aynı doÄŸruya paralel olamazlar. Aslında Playfairin postulatı pratik olarak 1795 tarihinden önce biliniyordu. Çünkü, bu postülatı Joseph Fenn, Öklitin Elemenfs isimli kitabını 1769 yılında Dublinde yayınladığında »azmıştı. O da, iki paralel doÄŸrudan birini kesen doÄŸru diÄŸerini de keser ÅŸeklindeydi. Proclus 460 tarafından verilen bu postülat VVilliam Ludlam 1785 tarafından da yaÂzılmıştı. Zaten bu ileri sürülen postülatların tümü Öklitin Elements isimli kitabının birinci cildinin otuz birinci sayfasında vardı. Yukarıdaki yazarların sunduÄŸu postülatlar Öklitin beÅŸinci postulatının eÅŸdeÄŸer söyleniÅŸleriydi.
ilkel geometrinin düzlemsel geometri problemlerinin temelleri Öklitin Elements isimli kitabında vardı. ikiz kenar bir üçgenin taban açıları da birbirlerine eÅŸittir. Öklitin birinci kitabının beÅŸini önermesi olarak geçen bu teorem, ilk kez Thales i. Ö. 600 taraÂfından ispatlandığını Proclus 460 söylemektedir. Yine aynı teoremin farklı bir yoldan Pappus 300 tarafından ispatlandığını Proclus söylemektedir. Bu teorem OrtaçaÄŸ boyunca matematikçilerin dikkatini çekmiÅŸ. Roger Bacon 1250 da bu teoreme deÄŸinÂmiÅŸtir.
Thalesin benzerlikleri Benzer üçgenler kavramı Thales M.Ö. 600 ve onun öncesinden baÅŸlamış, Eude-musla M.Ö. 335 devam etmiÅŸtir. Benzer üçgenler Thales tarafından yanına varılamayan uzaklıkların ölçülmesinde kullanılmıştır. Bugün orta der eceli okullarda okutulan Thales teoremleri çok sevilen kurallardır. Yalnız, yanına varılamayan uzaklıkları ölçen ilkel bazı araçlar Babilliler tarafından yapılmıştır. Öklit,, Babillilerin bu aletinin karışık bir ÅŸekil olduÄŸunu yazar. Bir ÅŸekle uydurup ispatını da veremez. Bu ÅŸeklin ispatını daÂha sonraki yüzyıllarda el Nairizi yazarı bilinmeyen birinin açıklamalarına dayandırarak verir Bunun en iyi ürünlerini de Napolyonun 1769 -1821 matematikçileri almıştır.
Thalesin benzerliklerini en iyi ve pratik olarak uygulamalarını rönesans ya zarları kullanır. Bunların en güzel ÅŸekillerini Bellinin 1570, 1569 yılında yayınladığı çalışmaÂsında görebiliriz.
Sevdiklerimize onları sonsuza kadar seveceÄŸimizi söyleriz, hatta buna biz de inanırız. Oysa sonsuz o kadar uzak ki..- Sonsuzda ne biz varız, ne dünya var, ne GüÂneÅŸ var, ne de samanyolu var. Tüm kumsallardaki tüm kum tanelerini sayabiliriz. Ya da evrenin bilinen ölçüleri içinde kaç tane molekül olduÄŸunu bile hesaplayabiliriz. Bu deÄŸerlerle düşünmeye baÅŸladığımız zaman içinde yaÅŸadığımız zaman diliminin kıymeÂtini daha iyi anlamaya baÅŸlarız. Onun ne kadar kısa, ne kadar deÄŸerli olduÄŸunu görüÂrüz. Matematikçilerin hayatı seven ama ciddiye almayan yaklaşımlarında bu sonsuz kavramıyla haşır neÅŸir olmalarının bir etkisi var mıdır dersiniz?
Peki, bu sayma iÅŸlemlerinde kullandığımız sayıların kendilerini saymaya kalkarsak? Kaç tane tam sayı vardır dersiniz.? Elbette sonsuz tane. Bu sonsuz kavramını kullanarak ondan daha büyük sonsuz kavramları da düşünebiliriz, ÖrneÄŸin bir doÄŸru üzerindeki herhangi iki farklı nokta arasındaki nokta sayısı daha büyük bir sonsuz deÄŸere karşılık gelir. insanoÄŸlu sonsuz kavramına ancak kendini tekrar eden ve döngüye giren durumÂlarla yaklaÅŸabiliyor. Sonsuz denince akla bu kavramı sanatta en iyi biçimde yakalayan ünlü grafik sanatçısı Esher geliyor. Birbirini çizen eller, birbirine dönüşen varlıklar ve içine girdiÄŸiniz zaman sonsuza kadar çıkamayacağınız resimler.
Geometri sözcüğü dünyanın ölçümü anlamına gelir. Bu bilim dalı baÅŸlangıçta düzlemdeki ve uzaydaki Akarşın, geometri deneysel yöntemlerin kullanımını çok erken bıraktı. ispat öne çıktı. Bunun tersine, ÅŸekilleri gerçek nesnelerin ideal biçimine indirÂgemeye çalıştı. Parçaları olmayan nokta, bütün noktalarda kendine benzeyen doÄŸru ve yüzeyler birer aksiyom olarak alındı. Öte yandan geometri, gözlemi de ölçmeyi de kullanmayan postülatlar ve sonuçlarla iÅŸleyen bir kanıtlama biçimine baÅŸvurdu. Babilliler ve Mısırlılarda önceleri ispat yoktu ve daha çok deneme yöntemi kullanılıyordu. Ama Thales i. Ö. 626 – 545 ve Öklitesle i. Ö. 300 gelen geometri tümüyle ispatlıydı.
Descartes ve düzlem geometrisi Cebirsel yöntemlerin etkinliÄŸini ve gücünü gösteren Descartes 1596 -1650, her tür düzlem geometri problemini bir denklemler dizisine indirgedi. Yani geometriyi aritmetikleÅŸtirdi. Bu dönemden sonra, sayısal koordinatlara dayanan bir gösterim biçimi kullanıldı ve ÅŸekilleri fonksiyonlar olarak ele aldı. Analitik geometri adı verilen bu yönÂtem, büyük bir ilerleme kaydetti. On sekizinci yüzyılda üç boyutlu uzay ve yüzeyler kuramını da kapsamına aldı. Bununla birlikte bu yaklaşım, yanlış olarak birleÅŸmiÅŸ geometri de denilen arı geometrideki ÅŸekillerin sezgisel anlamından uzaklaÅŸtı.
On dokuzuncu yüzyıl boyunca, rönesanstan beri sanatçılar tarafından araÅŸtırılan gösterim tekniklerine, izdüşümsel geometri sistemleÅŸtirilerek matematiksel bir içerik kazandırdı. Böylece, bireÅŸimsel yaklaşımın geri dönüşüne tanık olundu. Çünkü, FranÂsız matematikçi Poncelet 1788 -1867 ve Chasles 1793 -1880, ÅŸekilleri, bazı özelÂliklerini koruyarak deÄŸiÅŸtiren dönüşümlerin önemini gösterdiler.
Klasik geometri sadece pergel ve cetvel yapımı üzerinedir. Ancak daha sonraları bu yapımın soyut cebirle olan bağlantısı anlaşılınca geometri ile cebir arasında sınırlar kaybolmaya başlamıştır. Geometrideki kilometre taşları şöyle sıralanabilir. isadan önce Thales, Öklites. Apollonios, Archimedes ilk akla gelenlerdendir. Daha sonra Descartes 1637, Desar-ques 1639, lazer Carnot 1803, Jean Victor Poncelet 1822, Janos Bolyai 1823, Michei Chasles 1837, N. Lobaçevsky 1840, Bernard Riemann 1867, C. Fe1ix Klein 1872, David Hilbert 1899 ve Albert Einstein 1921 olarak sayılabilir
Geometrinin Kullanım alanları Geometri günlük yaşamın hemen her alanında gereklidir. Geometride uzunluk, alan, yüzey, açı gibi kavramlar bazı nicelikleri belirlemede kullanılır. Geometrinin en çok iç içe olduğu dallar cebir ve trigonometri, mimarlık, mühendislikler Yol, köprü, yapı, makine, gemi ve uçak yapımı maden, su ve elektrik işleri gibi bayındırlık ve zanaatla ilgili teknik çalışmalar, vb. , endüstiryel alanlar, simülasyonlar, bilgisayar programları ve grafikler i, sibertenik, tasarım, sanat vb.dir Geometrinin kullanılmadığı meslek ya da alan yok gibidir desek yerinde olur.
Geometri ve Sanat Geometri ve sanat bir Sanat eserlerinin geometrik olması onlara estetik değerler kazandırmıştır. Ünlü ressam Leonardo da Vincinin Resimde vücut oranları üzerine yaptığı çalışmalar, çizdiği eskizler bulunmaktadır.Bu orana altın oran denmektedir.italik yazı
Geometri ve perspektifte resimlerde uygulanan perspektif izdüşümsel geometrinin somut uygulamalarından biridir Perspektif üzerine ilk kitabı 1453te Leon Battista Alberti kaleme aldı Açık pencere gibi duran bir dikdörtgen çizi yorum ve buradan resmedilecek nesneye bakıyorum
Burada tek bir gözün gördüğünü tabloya yansıtmak, daha matematiksel bir anlatımla, tablo düzleminde, kişinin bir gözünün merkez alan bir izdüşümle görüntüyü oluşturmak söz konusuydu. Uzaklıkları ve açıları büyük değişimlere uğratan bu gösterim biçiminden kaynaklanmış teknik problemleri çözmek için birçok kitap yazıldı, birçok alet geliştirildi. 17.yyda Desargues, perspektif tekniğini matematiksel olarak açıklayan ilk kişi oldu.
Geometri ve Simülasyon Çağımızda yaygın olarak kullanılan simulasyon teknolojisi, gerçek olmayan bir nesnenin, durumun veya resmin gelişmiş bilgisayar teknikleriyle taklit edilerek gerçeğine benzetilmesidir.
Üretilecek olan ürünün önceden bilgisayar ortamında modellenmesi konusunda büyük bir gelişme ortaya koyan bu teknolojinin birçok sanayi dalında sıklıkla kullanılmaktadır.
Geometri ve Haritacılık Yer epilsoidini harita düzlemi üzerinde matematiksel olarak gösterme yöntemine Harita izdüşümü denir. Bu yöntem uygun izdüşümler, eşdeğer izdüşümler ve perspektif izdüşümler gibi sistemleri kapsar. Genellikle izdüşüm sistemi harita çizecek olan kişinin amacına göre seçilir. Haritacalık alanında genel olarak Küresel Geometri kullanılmaktadır.
Geometri ve Mimari Çağdaş mimarîde düzenli yüzeyler, özellikle betonun kullanımı sonucunda büyük bir başarı kazandı. Çünkü bu yüzeylerin doğrularla oluşturulması beton kalıplarının yapımını kolaylaştırmaktaydı.
Tokyo olimpiyat Stadyumunda Hiperbolik Parabolit Münihdeki Olimpiyat Stadyumunda ise "Eliptik Parabolit" ve Tek Yaygılı Hiperbolitt mimari şekiller kullanılmıştır.
Fransadaki Chartres Katedrali dönemin gizli geometri secret geometry ya da kutsal geometri sacred geometry olarak adlandırılan ilkelerine göre yapılmıştır







