Hormon Nedir

Resim bulunamadı

Hormon Nedir

Özel bezler tarafından kana salgılanan ve kan yolu ile ulaştıkları organ ve dokularda fonksiyon düzenleyici olarak çok düşük miktarları ile görev yapan organik bileşiklere uyarmaanlamına gelen hormon denilir. hormonlar, çok az miktarları ile etki etmeleri ve biyolojik katalizör gibi davranmaları nedeniyle enzimlere çok benzemekle beraber bazı yönlerden farklıdırlar.

Bunları kısaca şöyle özetleyebiliriz hormonlar etki gösterdikleri organdan başka bir organda sentezlenirler Hormonlar kullanılmadan önce dolaşıma salgılanırlar.

Yapısal olarak Hormonun mutlaka protein olması gerekmez. Küçük popipeptit, tek aminoasit veya steroid yapıda bir kimyasal madde olabilir.

Hormonlar protein yapıda ve steroid yapıda olmak üzere iki büyük sınıfa ayrılırlar. hormonların etkisini gösterdikleri hedef dokudaki aktivitesi başlıca dört faktör tarafından düzenlenir.

Sentezlendiği bezdeki sentez oranı veya ondan salgılanış oranı Bazı hallerde gerekli olan plazma içindeki özel transport sistemleri hücre zarındaki reseptör sayısı,

karaciğer ve böbrekler tarafından parçalanma hızı vücutta bulunan bezler arasında da bir Denge söz konusudur. Örneğin ön hipofizin tiropik hormonlarının hedef bezlerle olan ilişkisi gibi. Hormonlar etkileşimi genellikle iki şekilde gösterirler Hormon reseptör sistemi ve hücre içi protein sentez sistemi.

Hormon, Metabolizmaların, bünyedeki bazı aktiviteleri kontrolde tutmak için çeşitli amaçlarla ürettikleri salgılar. ‘içsalgı olarak da adlandırılırlar. Bir hücre veya hücre grubu ile diğer hücreler arasındaki kimyasal mesajcı moleküllerdir. içsalgı bezlerinde endokrin bezler üretilirler ve kana salınırlar.

Özel bezler tarafından kana salgılanan ve kan yolu ile ulaştıkları organ ve dokuları Fonksiyon düzenleyici bir etki meydana getiren ve çok düşük miktarları ile görev yapan organik bileşikler Hormon olarak tanımlanır. Hormon kelime olarak uyarma anlamına gelmektedir.

hormonları konu edinen tıp dalına endokrinoloji denilir. Endokrinoloji Hormonlarla ilgili olarak hormonları yapan endokrtin bezlerinin yapılarını, hormonların niteliklerini, dokulardaki etkilerini, normal azalma ve artma hallerini, bunun sonucu olarak da dokularda ve bütün vücutta meydana gelen değişiklikleri ve normal gelişmelerin düzeltilmesi için gerekli çareleri inceleyen bilim dalıdır.

Hormonlar aminoasid, polipeptit, protein yapısında veya steroid yapıda olabilirler ilk kez 1902 yılında Bayliss ve Starling tarafından kullanılan hormon kelimesi Yunanca kökenlidir ve işlevi uyandırmak başka bir organı çalıştırmak anlamına gelir.Günümüzde bu basit tanım kapsamına giren ama hormon olmayan pek çok madde sentezlendiğinden veya ortaya çıkarıldığından hormon,endokrin salgı bezleri adındaki sinirli vücut kesimlerince hazırlanarak salgılanan,difüzyon veya dolaşımla diğer vücut kesimlerine taşınarak en az bir doku veya organda metabolik yolu düzenleyici etkiye sahip iç bütünlüğü korumasına veya sürdürülmesine hizmet eden kimyasal maddeler olarak tanımlanmıştır.

Kısaca hormonlar canlı yapıdaki hücreler arası yönetim tarafından,belirli bir amaca yönelik olarak, bazı organlardan, dokulardan veya hücrelerden salgılatılan ve bunlara duyarlı olan diğer doku ve organlar üzerinde fizyolojik kontrol etkileri olan maddelerdir.

Hormonlar vücudumuzun doğal olarak ürettiği kimyasal maddelerdir ve üzerlerinde belirli bir etki yarattıkları çeşitli dokulara kan yoluyla taşınırlar.

Ergenlik sırasında vücudun içinde ve dışında oluşan değişiklikler hormonlar sayesinde gerçekleşirler. Hormonlar harika ve ayni zamanda gizemlidirler.Böyle olmalarına rağmen pek çok konuda suçlanırlar. YÜZDEKI LEKELER VE SiViLCELER GiBi GERÇEKTEN BAZILARI ONLARIN KABAHATiDiR.AMA BAZILARI DA DEĞiLDiR.

Hormonlar iyi yaptıkları şeyler için yeterince kredi toplayamamaktadırlar.Büyümemizi, gelişmemizi ve bütün üreme sistemimizi kontrol etmede bize yardımcı olurlar. içeride organlarımıza, organlarımızın olgunlaşmasına yardim etmekten sorumludurlar.Bu süreç sırasında vücutta inanılmaz değişiklikler olabilir.

Hormonların fizyolojik fonksiyonları stres ile başetmek, enerji üretimi, depolanmasıve kullanımı, Üreme Büyüme ve gelişme Hormonların kimyasal yapılarına göre sınıflandırılmaları

Peptid Hormonlar Steroid Hormonlar Amino asid hormonlar Hormonların yapım ve kana salınımı bir sıra dahilinde kontrol mekanizmasına bağımlı olarak meydana gelir. Hormonlar özel bir bezden kana salınır ve bu yolla etki edeceği hedef dokuya taşınırlar. Hormon sentezi kontrol sisteminin en üst basamağında beyin tabanını teşkil eden Hipotalamusyer alır. Hipotalamusa varan herhangi bir sinirsel uyarım, buradan mekanizmayı işleten çok az miktarlardaki özel hormonların salınımına yol açar. bunlara Releasing Factordenir.

Salınan bu hormonlar sinir lifleri aracılığı ile beynin orta yerinde bulunan kemik boşluğu içine yerleşmiş bulunan hipofiz bezinin ön lobuna ulaşırlar. Hipotalamustan salınan her salgılama faktörü, hipofiz bezinin ön lobundan özel bir hormonun salınımına yol açar. Sonra bu özel hormonlar hedef dokulara giderek, hedef dokunun kendine özgü hormonların salınımını uyarırlar.

hipotalamus uyarıcı faktörlerin yanı sıra inhibe edici faktörleri de salgılar. Hipotalamusun kontrolü altında bulunan hiyerarşik hormonal etki mekanizmasını gösteren şema aşağıya çıkarılmıştır.

Hormonlar
acth Adrenokortikotropik hormon
TSH Tirotropik hormon
LH Luteinize eden hormon
FSH Folikülü stimüle eden hormon
MSH Melanositleri stimüle eden hormon
GH Growth hormon

Araştırmalar hormonların iki değişik yoldan etkili olduğunu göstermektedir. Bunlardan birincisini hormon reseptör sistemi, ikincisini ise hücre içi protein sentez sistemioluşturmaktadır.

Özellikle hipofiz ön lob hormonları olan, adrenokortikotropik hormon acth, triodi stimüle eden hormon TSH, luteinleştiren hormon LH, folikülü stimüle eden hormon FSH, arka lob Hormonlarından vazopressin, paratiroid hormonu, glukogan, epinefrin, sekretin, hipotalamustan salınan faktörler hormon reseptör sistemi yoluyla etki yapan hormonlardır.

Hücre içi protein sentez yoluyla etki yapan hormonlar, steroid yapıda olan hormonlardır Hipofiz bezi ön, orta ve arka lob olmak üzere üç kısma ayrılır. Her lob etkisi bakımından birbirinden farklı hormonlar salgılar. Hipofiz hormonları polipeptid veya protein yapısındadırlar.

Hipofiz ön lob hormonları yavaş fakat devamlı etki gösteren hormonlar oldukları halde, arka lob hormonları çabuk ve kısa süreli etkiler gösterirler.

Hipofiz Ön Lob Hormonları Tirotropik hormon TSH Tiroid bezini uyararak tiroid hormonlarının bios entezini ve kana geçmesini hızlandırır. Tiroidi stimüle eden hormon da denilmektedir. Hipotalamusun kontrolü altındadır.

Adrenokortikotropik hormon ACTH Hipotalamustan salınan kortikotropin releasing faktörün kontrolü altındadır. böbrek üstü bezlerinin korteks kısmının hormonlarının salgılanmasını uyarır. Bu hormonlar kortizol, kortikosteron ve daha az olmak üzere kortizon ve deoksikortikosterondur. 39 amino asitten oluşan polipeptid yapısındadır.

Folikülü Stimüle Eden Hormon FSH Glikoprotein yapısındadır. Kadınlarda foliküllerin olgunlaşmasını sağlar ve bunu ovulasyona hazırlar. eksikliğinde menstruasyon bozukluğu ve kısırlık görülür. Hipotalamusun kontrolü altındadır.

Luteinize Eden Hormon LH Bu hormon kadınlarda FSH ile birlikte olgunlaşan foliküllerin östrojen hormonlar salgılamasını, ovulasyonu ve korpus luteum teşekkülünü sağlar. Progesteron salınımını uyarır.

Prolaktin PRL Protein yapısındadır. Kadında meme bezlerinin gelişmesini ve süt salgılanmasını sağlar. Ayrıca LH ile birlikte gebeliğin devamı için gerekli bir hormon olan progesteronun salgılanmasını hızlandırır.

Growth Hormon GH Büyüme Hormonu da denir. protein yapısındadır. Gelişmeyi sağlayan büyüme Hormonu bir çok doku üzerine ve özellikle kas, yağ dokusu, Kıkırdak ve bağ dokusu üzerine etki eder. Büyüme hormonu bu etkisini

Vücutta mevcut tüm hücrelerin protein sentezini arttırarak yağların mobilizasyonunu arttırarak, ki böylece yağların kullanımına olanak sağlar.

Vücutta, karbon Hidrat kullanımını azaltarak gösterir Çocukluk çağında büyüme hormonu yetersiz olursa Dwarfismdenilen cücelik oluşur. Hipofiz bezinin normalden çok miktarda büyüme hormonu sentez etmesi halinde gelişme çağındakilerde gigantism devlik görülür. Yetişkinlerde ise el, kol, bacak ve yüz gövdeye oranla çok uzar. Bu hale akromegalidenir.

Hipofiz Orta Lob Hormonları MSH α ve β şekilleri bilinmektedir. Bir çok canlıda cilt renginin çevrenin rengine uymasını sağlayan melanositpigmentleri vardır. Bu hormon melanositler aracılığı ile melanindenilen pigmentin depo edilmelerini arttırır. insandaki etkisi bilinmemektedir.

Hipofiz Arka Lob Hormonları Hipotalamusta sentez edildikten sonra hipofiz arka lobunda sentez edilen ve peptit yapısında olan hormonlar iki tanedir

Vazopressin, Oksitosin Vazopressin Kan basıncını yükseltir ve suyun böbrek tübüllerinde geri emilmesini arttırdığı için idrar miktarını azaltır. Bu nedenle antidiüretik hormonda denilir. Bu hormon eksikliğinde diapedes insipidusta günlük idrar miktarı çok artar.

Oksitosin Uterusun kasılmasını sağlar. Bu sebeple hekimlikte doğumu kolaylaştırmada kullanılır. Bundan başka laktasyon esnasında meme bezlerinin süt salgılamasını da arttırır.

Tiroid bezi boğazın ön tarafında larinksin hemen altında, trakeanın iki yanında ufak bir ara kısımla birbirine bağlanmış iki lobdan ibaret bir bezdir. ağırlığı 25-30 gr kadardır. Tiroid bezi, tiroid hormonları denilen, triiyodotironinve tiroksinyapımını ve kana salınımını sağlar. Tiroid hormonlarının başlıca etkisi vücut dokularının metabolik çalışmalarını arttırma şeklindedir. Yani bazal metabolizmayı arttırırlar Bazal metabolizma, vücudun m2si başına sarfedilen oksijen Hacmi veya meydana gelen ısı enerjisinin kilo kalori cinsinden ifadesi demektir .

Tiroid hormonları triglobulinşeklinde depo edilir. hidroliz edildiğinde hormon etkisi gösteren triiyodotironin T3 ve tetra iyodotironine T4 parçalanır. Kanda α-globulin fraksiyonlarına

bağlı olarak taşınır Tiroid hormonları, genel olarak protein sentezini arttırırlar. Bu nedenle dokuların büyümesini sağlarlar. Karbon hidrat metabolizmasının birçok kademesini hızlandırarak kan glikozunu yükseltir, yağ metabolizması da hızlanır. Tiroid hormonları sistolik tansiyonu arttırır, diastolik kan basıncını düşürürler, kalp atışı hızlanır.

Tiroid bezinin normalden fazla çalışmasına hipertiroididenir. Bazal metabolizma artar. Kan glukoz düzeyi normale göre biraz daha yüksektir. Tipik belirtilerden birisi gözlerin dışa fırlamasıdır. Bu hale exophtalmos denilir.

Hipotiroidizmde bazal Metabolizma düşer. Gelişme çağındaki organizmada metabolizma yavaşlar, gelişmede boçukluklar, zekâda gerileme görülür. Buna kretenizmdenilir. Yetişkinlerde ise bu belirtilerin görülmesine miksödemdenir. Tiroid hormonları karaciğerde transaminasyon ve deaminasyon yoluyla pirüvik asit ve analoglarına dönüşürler.

Kalsitonin Tiroid bezinden ve daha az olmak üzere paratiroid bezinden salgılanan ve tirokalsitonin veya kalsitonin adı verilen bir hormonda, kalsiyumun kemik depolarından mobilizasyonunu inhibe etmek suretiyle kanın kalsiyum düzeyini azaltır. Bunun yanı sıra kan fosfatlarının da düşmesine neden olur. Polipeptit yapısındadır.

Birtek polipeptid zincirinden ibaret paratiroid bezinden salgılanan bir hormondur. parathormon kan plazmasının kalsiyum ve fosfat düzeylerinin normal sınırlar içinde kalmasında etkilidir. Başlıca kemiklere ve böbrek tubulilerine etki eder. Ca+2 iyonlarının kemikler tarafından alınmasını, bağırsaklardan emilmesini ve böbreklerden geri emilmesini arttırır, fosfat iyonlarının böbreklerden geri emilimini azaltır, yani fosfat atılımına yol açar.

insülin Pankreasın langerhans adacıklarının β-hücreleri tarafından salgılanır. A ve B zincirleri denen birbirine iki adet disulfit bağı ile bağlanmış peptid zincirlerinden meydana gelmiştir. insülinin karbonhidrat, lipit, protein ve nükleik asit metabolizmaları üzerine etkisi vardır.

insülin karbonhidrat metabolizması üzerine hem glukozun hücrelere, özellikle kas, karaciğer ve yağ dokusu hücrelerine girişini kolaylaştırmak, hem korbonhidrat metabolizmasında rolü olan bazı Enzimleri aktive etmek suretiyle etki eder. insülin kan glukoz düzeyini azaltır. Bu etki dokularda glikojenez enzimlerini aktive etmesinden, glikojenoliz enzimlerini ise inhibe etmesinden ileri gelir. Glikoneogenezi baskılar.

insülinin protein ve lipit metabolizmaları üzerine de önemli etkileri vardır. insülin glukozdan başka amino Asitlerin de hücre içine girişini kolaylaştırır ve ribozomlarda polipeptit sentezini arttırır.

insülin yetmezliğinde kan şekeri yükselerek Diabetes Mellitusdenen şeker hastalığı tablosu ortaya çıkar. Bu durumda şekerin y eteri kadar kullanılmaması sonucunda, beyin dışında kalan organlar daha çok lipit ve proteinlerden enerji elde etmeye yönelirler. Protein sentezi yavaşlar. dokular glukozu yeterince kullanamadığı için glukoz idrarla dışarı atılır. Yağ asitleri oksidasyonunun artmasına bağlı olarak ketozismeydana gelir. Hastalarda glukozun idrarla atılmasından dolayı daha fazla suya, şekerin yeteri kadar kullanılmaması sonucu daha fazla yemeğe ve glukozun atılabilmesi için daha fazla idrar çıkarmaya gerek duyulur. Bu üç belirtiye polidipsi, polifaji ve poliüri denilir.

Glukagon Pankreasın Langerhans adacıklarının α-hücrelerinde meydana gelir. yapısı 29 amino asitten ibaret tek bir polipeptit zincirinden oluşur. Glukagon, insülinin aksine, kan şekeri düzeyini yükseltir. Bu etkisini glikojenolizi uyararak ve glikoneogenezisi hızlandırarak gerçekleştirir. Glukagonun kalp gücünü arttırıcı, safra akımını çoğaltıcı, mide salınımını inhibe edici bir rolü de vardır.

Genel özellik olarak yapılarında siklopentanoperhidrofenan tren halkası bulunduran hormonlardır Adrenal Korteks Hormonları Böbrek üstü kabuğu hormonları denilen bu hormonlardan iki grup önemlidir. Glukokortikoidler ve mineral kortikoidler. Glukokortikoidler Bu grup hormonların en önemlisi kortizolveya hidrokortizondur. Kortizonda diğer bir glukokortikoiddir. Glukokortikoidler karaciğerde karbonhidrat olmayan maddelerden ve özellikle proteinlerden glikojen teşekkülünü glikoneogenez arttırırlar. Protein biosentezini ve yağların yanmasını hızlandırırlar.

Ekstrahepatik dokudaki proteinlerin parçalanması sonucu serbest hale geçen amino asitlerin karaciğer tarafından alındığı, glukoneogenez için kullanılmayanların yeni protein sentezi için kullanıldıkları görülür. Lenfatik dokularda antikor yapımında azalma olur. Kortikosteroidlerin bu etkisine immünosupressifetki denilir.

Glukokortikoidlerin salınımı ACTH Adrenokortikotropik hormon kontrolü altındadır. Glukokortikoidler kemiklerden kalsiyum mobilizasyonuna neden olurlar.

Mineral kortikoidler Mineral kortikoidler Na+, K+ ve Cl- iyonlarının hücre içi ve hücre dışı sıvılarındaki dağılışını ve böbreklerden idrarla atılmalarını düzenlerler.

En önemlisi Aldosteron olan mineral kortikoidler sodyumun retansiyonunu, potasyumun sekresyonunu sağlar. Ekstrasellüler sıvıdaki potasyum miktarı düşer. Az aldosteron salınımı halinde bunun tersi olur ve potasyum artar.

Aldosteronun yanısıra çok az olarak Mineral kortikoid etkisi gösteren kortikosteron ve deoksikortikosteron gibi maddeler vardır. Mineral kortikoidler de ACTHnın kontrolü altındadır.

Adrenal Medulla Hormonları Böbrek üstü bezinin medulla kısmının hormonları sekonder bir amin olan epinefrin adrenalin ve primer bir amin olan neropinefrin noadrenalindir. Norepinefrine metil -CH3 eklenmesiyle epinefrin teşekkül eder.

Epinefrin ve neopinefrin organizmaya şırınga edildiği zaman karaciğerde glikojenoliz ve kaslarda Glikoliz hızlanır, dolayısıyla kandaki glukoz ve laktik asit miktarları artar. Kan glukozunun artması sonucunda glukozüri görülür. Norepinefrinin glikojenik etkisi epinefrininkinden 20 defa daha azdır. Neopinefrinin kan basıncını artırma etkisi vardır.

Seks hormonları kadın ve erkekte, sekonder seks karakterlerinin oluşumuna yol açan, üreme siklusunu, bununla ilgili üretim organlarının büyüme ve gelişimini sağlayan steroid yapıda hormonlardır. erkek seks hormonları androjenler ve dişi seks hormonları estrojenler olarak ikiye ayrılır.

Androjenler Erkek cinsiyet hormonları olan androjenler 19 C. atomu içerirler ve en önemlileri testosteron dur. Androjen hormonlar hem asetil Co-Adan hem kolesterolden teşekkül edebilirler. Androjen hormonlar erkek cinsiyet organlarının ve sekonder erkeklik cinsiyet karakterlerinin gelişimini sağlarlar.

Normal idrarda testosteron bulunmaz, fakat testosteronun metabolizma ürünleri olan ve androjenik aktivite gösteren bazı diğer bileşikler bulunur. Bu bileşiklerin en önemlisi androsterondur. Bunlar daha sonra sulfatlarla veya glukoronidlerle konjugasyona uğrayarak idrarla dışarı atılır.

Estrojenler 18 karbon atomu içeren dişi cinsiyet hormonlarıdır. Bu hormonlar özellikle overlerde sentezlenir. Başlıca estrojenler estron, β-Estradiol ve Estrioldur. Hipofizin gonadotrapik hormonlarının etkisiyle salgılanan estrojen hormonlar, dişi cinsiyet organlarını ve sekonder cinsiyet kararkterlerini geliştirir, menstruasyonu sağlarlar.

Estrojenlerin sentezinde asetil-Co-A ön maddedir. Bu sentez kolesterol ve androjenler üzerinden geçerek yürür. Estrojenler karaciğerde glukoronatla glukoronozid ve sulfatla birleşerek Suda çözünün bileşikler halinde idrarla dışarı atılırlar.

Estrojenlerden başka dişi seks hormonları olarak korpus luteum hormonu, relaksin ve plesenta laktojengibi hormonlar da bulunmaktadır.

Progesteron Pregnan türevi olan progesteron 21 karbon atomu içerir. Korpus Luteum adı verilen menstrual siklusun ikinci devresi sırasında meydana gelen hücreler topluluğu geniş ölçüde progesteronve estrojensalınımına yol açar. Salınan progesteron daha önce estrojen tarafından hazırlanmış bulunan endometriumda yumurtanın yerleşmesi için gerekli mukus salınımını sağlar.

Progesteron gebeliği sağladığı gibi ovariumda yeni bir folikülün olgunlaşmasına engel olur ve süt bezlerini geliştirir Bazı maddeler etki yönünden hormon gibi hareket ettikleri halde tam anlamı ile hormonlar sınıfına

girmezler. Bazıları şunlardır Gastrin Mide pilor mukozası tarafından salgılanan polipeptit yapısında bir hormondur. HCl salgılanmasını uyarır.

Sekretin Duedonum mukozasında teşekkül eden 27 amino asitten oluşur. Pankreas salınımını uyarır Kolesistokinin pankreozimin Kolesistokinin safra kesesinin salgılanarak boşalmasını sağlayan ve duedonumda sentez edilen bir hormondur. Pankreozimin ise pankreasın sindirim enzimlerinin balgılanmasını arttırır.

Angiotensin I Hipertensin böbrekten kana salgılanan reninadlı enzimin etkisiyle ⓬-globulinden teşekkül eder. Angiotensin Iden lösin ve histidin amino asitlerinin ayrılmasıyla angiotensin II meydana gelir. Bu madde kan basıncını yükseltir, aldosteron salgısının düzenlenmesinde önemli rolü vardır.

Bradikinin damar genişletici etkisi dolayısıyla kan basıncını düşürür. Düz kasların kasılmalarını da etkiler Bunlardan başka amin yapısında olan doku hormonları da vardır. Bunlar Histamin, seretonin, tiramin, asetil kolin, 4 amino bütirik Asittir

Etiketler:

Bu Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz