Kırıkkale Tarihi

Resim bulunamadı

kırıkkale Tarihi

xvı. ve xvıı. yüzyıllarda, doğudan gelen çeşitli türk aşiret ve cemaatlerinin anadoluda – bilhassa orta anadoluda- iskan edildikleri bilinmektedir. bunlardan oğuz, oğuz Han adı verilen büyük bir oymağın ankara yakınlarında, o zamanki söyleyişiyle kırıkkala ya yerleştirildikleri belgelerde ifade edilmektedir

ilin adı kırıkkalenin adının, şehrin 3 km. kuzeyindeki kırıkköyü ile kendin merkezindeki kaletepenin kısaltılarak birleştirilmesinden ortaya çıktığı söylenir. bu ismin halk tarafından9 yakıştırıldığı kanaatı yaygın olmakla beraber bölgenin ismi osmanlı arşiv belgelerinde, şimdiki haliyle kırıkkala biçiminde geçmektedir

yörükan taifesinden olduğu zikredilen oğuz oymağı, anadoluyu türkleştirerek ve islamlaştırarak, türk vatanı haline getiren, aynı zamanda türkmen adıyla da bilinen büyük bir aşirettir. bu durumda bölgenin adının en az 400 yıllık bir tarihe sahip olduğunu kabul etmek gerekir.

türklerden önce yörenin çok eski bir tarihi geçmişi mevcuttur. bugün kırıkkale, il sınırları içinde kalan bazı tarihi kalıntılar, ören yerleri ve höyüklerin varlığı ile bazı araştırma ve incelemelerde m.ö. yıllara ait arkeolojik buluntulara rastlanması, kırıkkalenin, coğrafi alanının ne kadar eski bir yerleşim sahası olduğunu gösterir.

kırıkkalenin eskiçağ tarihi kırık kale ili ve çevresinin eskiçağ tarihini aydınlatacak bir arkeolojik kazı henüz yapılmamıştır. ancak bölgenin tarihi coğrafyasına ışık tutacak bazı bilimsel çabalar da yok değildir. kırşehir kaman kalehöyükte arkeolojik kazılar yapmakta olan japon bilim heyetinin ilimiz sınırları içerisinde kalan alanda yapmış olduğu yüzey araştırmaları dikkate değer bulgular ortaya koymuştur.

kırıkkale, ili ve çevresinin kalkolitik çağı japonların 1990-91 yılları arasında kırık Kale il merkezi ve ona bağlı ilçe ve köyleri kapsayan yüzey araştırmalarında toplam 21 höyük ve düz iskan saptanmıştır. bu merkezlerden toplanan seramik örneklerinin değerlendirilmesi sonucu bölgenin kızılırmak kavsi dışında kalan alanda neolitik çağ ve sonrası, kızılırmak kavsi içinde kalan alanda ise bu dönemi ta kip eden kalkolitik çağı, eski tunç çağı, assur ticaret kolonileri çağı hitit imparatorluk çağı zayıf, frig ve hellenistik-roma çağları ile bizans, selçuklu ve osmanlı dönemlerine ait yerleşim birimleri ve bu dönemlerin kültürle rini yansıtan kalıntılar saptanmıştır.

kırıkkale ili ve çevresinin kalkolitik çağı kırıkkale ili ve çevresinde yapılan yüzey araştırmalarda, kırıkkale ili delice ilçesi yeniyapan Köyün ün doğusunda doğal bir tepeden, delice ilçesi çongar kö yünün 3.5 km doğrultusunda yer alan 8.5 m yüksekliğindeki kültepeden keskin ilçesi cinali köyünün 2 km kuzeybatısında yeralan 8 m yüksekliğindeki sulucatepeden ve kırıkkale ili merkez ilçe sınırları içinde kalan kuzeren köyünün 3.5 km güneybatısında yer alan 8.5 m yüksekliğindeki kuzeren höyüğünden derlenen çanak çömlek parçaları kalkolitik döneme tarihlenmiştir.

kalkolitik çağ genelde mö 5000-3000 yılları arasına yerleştirilmektedir. maden aletlerin yanında taş aletlerin kullanılmasından ötürü bu devire tarihçiler taş maden devri anlamına gelen kalkolitik çağ adını vermişlerdir. bu kült ürün önde gelen iki özelliği bakır aletlerin giderek taşın yerine geçmeye başlaması ile kökleri neolitik çağa uzayan boya bezemeli çanak-çömleklerdir

anadoluyu erken kalkolitik çağın sonralarında farklı bir etnik grup muhtemelen trakyadan gelen bir kavim istila etmiş, birçok yerleşim yerini yakıp yıkmışlardır. erken ve geç kalkolitik dönemler arasında bir ara evre özelliğini gösteren orta kalkolitik çağı konusunda fazla bir bilgi yoktur. hatta böyle bir evrenin varlığı bile tartışma konusudur

uzun süreli bu karanlık ara dönemi izleyerek kabaca mö 4. bin yıla tarihlenen kalkolitik çağın son evresine gelinir. bu dönemde anadoluya balkanlar üzerinden gelen göçmen kafileleriyle ilişkili olarak Nüfus ve yerleşme yerlerinin sayısında da artış olmuştur

orta anadoluda çorum dolaylarındaki büyük güllecek ve alacahöyük, yozgat yakınlarındaki alişar ve ankara yakınlarındaki yazırhöyük bu yeni dönemde anadoluya yayılmaya başlayan kuzey ege ve balkan etkili merkezler arasındadır. kırıkkale ve çevresindeki kalkolitik merkezler de bu etki alanında değerlendirilmelidir

bu dönemde gittikçe büyüyen köyler birara surla çevrilerek tahkim ettirilmiş, madenin kullanımı ve beraberinde getirdiği ekonomik sosyal canlılığa paralel olarak yeni mesleklerin ortaya çıktığı ve dolayısıyla değişik etnik grupların bir arada yaşamaya başlaması, günlük yaşamın bir çok alanına mutfak kül türün, dini yaşam, yarı mimarisi vs. yenilikler getirmiştir.

kırıkkale ili ve çevresinin eski tunç çağı kırıkkale ili ve çevresinde yapılan yüzey araştırmalarda, kırıkkale ili delice ilçesi yeniyapan köyünün doğusunda, doğal bir tepeden yeniyapan aynı ilçenin çongar köyünün 3.5 km doğusundaki 110m çapındaki ve 8.5 m yüksekliğindeki kütlepeden, keskin ilçesi efendi köyünün 2 km güneyinde, kılıç özü nün dere yatağı kenarında kurulmuş olan 91 m çapında 10 m yüksekliğindeki alibaz dan, aynı ilçenin kavurğalı köyünün 2 km güneydoğusundaki 210 m çapında,15 m yüksekliğindeki kavurğalı dan, keskin ilçesi armutlu köyünün 1.5 km güneydoğusundaki 200 m çapında 13 m yüksekliğinde armutlu dan, aynı ilçenin cinali köyünün 2 km kuzeybatısındaki 100 m çapında, 7 m yüksekliğindeki sulucatepe den,

keskin ilçesi köprü köyünün 500 m kuzeybatısında, kızılırmak ın hemen kenarında yer alan 280 m çapında 32 m yüksekliğindeki büyükkaletepeden aynı ilçeye bağlı ceritkale köyünün 2 km güneyinde, ömer kuru dere yatağında yer alan 170 m çapında ve 6 m yüksekliğindeki yaşar çayır dan, yine keskin ilçesine bağlı karağıl köyünün 1 km güneydoğusunda, dinek dağının batı kıyıhalil inceli köyünün 2.5 km kuzeybatısında kızılırmak ın yatağında yer alan 155 m çapında ve 8.5 m yüksekliğinde tepe kıyıhalil ince ‘den aynı ilçenin bıyık aydından çatal sögüt höyüğünde derlenen seramik parçaları eski tunç çağına tarihlenmiştir.

kırıkkale ili ve çevresinin orta tunç çağı assur ticaret kolonileri evresi kırıkkale ili delice ilçesi, çongar köyü kültepe höyüğünden, keskin ilçesi efendi köyünün alibaz höyüğünden aynı ilçenin kavurgulı köyü höyüğünden, armutlu höyüğünden, balışeyh ilçesinin öz höyüğünden ve merkez ilçeye bağlı çatal söğüt höyüğünden derlenen seramiklerin bir kısmı assur ticaret kolonileri evresine tarihlendirilmiştir.

orta tunç çağı mö 2000-1400 yılları arasına tarihlenir ve assur ticaret kolonileri ile eski hitit dönemlerini kapsar. orta tunç çağı anadolusunun en çarpıcı özelliği mezopotamya ile başlayan çok sıkı ve örgütlü bir ticaret ilişkisi bunun sonucunda da yazının öğrenilmiş oluşudur.

assurlu tüccarlar 200-250 merkepten oluşan kervanlarıyla anadolunun s ilah yapımında gereksinim duyduğu k alay madeni ile güneyin beğenisine göre dokunmuş ince kumaşlar getirip karşılığında ise altın, gümüş ve değerli taşlar götürüyorlardı. mö 1925 yıllarında bu yeni ticari düzenle ilişkisi olarak anadoluda assurca karum liman denen pek çok pazar yeri kurulmuştu. bunlardan en ünlüsü ise kaneş karumuydu. bugün kayseri yakınlarındaki kültepe de yer alan kaneş aynı zamanda güçlü bir hitit beyliğinin de merkeziydi

orta anadoluda daha sonraları hitit devletinin başkenti olacak hattuşa boğazköy, alişar, aksaray yakınlarındaki acemhöyük ve konya yakınlarında karahöyükte de karumlar oluşturulmuştu. assurdan orta anadoluya uzanan yol üzerinde ise assurca wabartum konuk-konak denen küçük konaklama birimleri oluşturulmuştu. anadoludaki karum ve wabartumların hukuki ve siyasi konumları bilim adamları arasında tartışmalı bir konudur

kimi bilim adamına göre sömürgelerin idari merkezi, kimilerine göre de yerli beylere vergisini ödeyen serbest ticaret bölgeleridir. koloni çağının son evresinde kültepe kaneş pazar karumu yeri, orta anadoludaki pek çok yerleşme yeriyle birlikte mö 1725 yıllarında bir yangınla son buldu. muhtemelen yerli beylerin bir iç hesaplaşması sonucu bu olaylardan sonra hitit devleti belirmeye başladı.

eski hitit devleti evresi kırıkkale ili ve çevresinde yapılan yüzey araştırmalarda, kırıkkale ili, sulakyurt ilçesi, kıyıhalilincili köyü höyüğünden ve keskin ilçesi, köprü köy büyükkaletepe höyüğünden derlenen seramik parçalarından bir kısmı eski hitit çağına tarihlenmiştir.

assur ticaret koloniler evresinde anadolunun irili ufaklı bir sürü beylik tarafından paylaşıldığını daha önce belirtmiştik. bu beyliklerden adını bilemediklerimiz içinde önemlileri şunlardır. neşe kaneş, hattuş, mama, puruşhanda, kuşşara, zalpa. ancak kökeni kuşşara ya dayanan pithana oğlu anitte mö 1750 lie orta anadolu da merkezi bir devlete doğru ilk adım atılmıştı

neşe, zalpa ve hattuşu eline geçiren anitte kendisini gal lugul büyük kral unvanını taşıyacak kadar güçlü hissediyordu. anittedan 100 yıl kadar sonra, aynı soydan gelen kuşşaralı labarnanın hattuşu başkent yapıp, kente hattuşa, kendisinede hattuşalı anlamına gelen hattuşili mö 1650-1620 adını vermesiyle hitit devleti resmen kurulur.

yerli anadolu oldukları kabul edilen hattili beylere karşılık hint-avrupalı hititlerin kökeni konusunda fazla bilgi yoktur. anadoluya bir göçle dışardan mı geldiler bu göç nereden ve hangi tarihte oldu. bu soruların y anıtları doyurucu belgeleriyle verilebilmiş değildir. ı. hattuşilinin hattuşayı başkent yapmasıyla birlikte eski hitit devleti hızlı bir biçimde gelişmeye başladı

içte otoriteyi sağlayan ı.hattişuli, ilk hedef olarak suriye yi seçmişti. kızılırmakı kırıkkalenin güneyinde ordu suyla birlikte geçen ı.hattuşili, suriyenin önemli şehirlerinden alalahı ele geçireceği sefere çıkıyordu.alalahı ele geçirerek daha ileri harekatlar için büyük bir avantaj elde etti .sefer dönüşünde fırata doğru ilerleyerek malatya yakınında ırmağın karşı kıyısına geçti

batı anadoludaki arzava ülkesi zapt edildi. bunu izleyen ı.murşili döneminde halep hitit devletinin sınırları içine sokuldu.babil fethedildi. mö 1594. böylelikle hitiler kısa bir sürede yakın doğunun etkin siyasal güçlerinden biri olarak adlarını duyurdular. eski hitit devletinin genişlemesi ı.murşilinin,babil seferi dönüşünde bir entrika sonucu öldürülmesiyle son buldu.

ilimiz sınırları içinde kalan alanda bu çağa ait yerleşim yerlerinin çok sınırlı merkez olması dikkat çekicidir. ancak herhalukarda bu dönemin bölgemizde de temsil edilmesi, ilimiz eski çağ tarihi açısından önemli bir bulgudur ve aynı zamanda yukarıda anlatılan kültür doku su çerçevesinde değerlendirilmesidir. dönemin anadolu tarihi açısından önemi dikkate alındığında, bölgemizde bir arkeolojik kazının yapılmasının değeri daha kolay anlaşılmaktadır.

kırıkkale ili ve çevresinin genç tunç çağı kırıkkale ili ve çevresinde yapılan yüzey araştırmalarda, kırıkkale ili delice ilçesi, çongar Köyü, kültepe höyüğünden, delice ilçesi harekli köyü beşiktepe mevkiinden ve merkeze bağlı balışeyh kasabasının 4.5 km kuzeydoğusundaki öz höyüğünden derlenen seramik parçaları arasında bazı örnekler hitit imparatorluk çağına tarihlenmiştir.

hitit imparatorluk çağı kültürü hemen her yönüyle temelleri daha koloni çağında atılan eski hitit kült ürünün devamı niteliğindedir. hitit imparatorluk çağının en görkemli anıtı bizzat başkentleri hattuşanın kendisidir

hitit uygarlığının en önemli merkezlerinden ikincisi ise, başkentin yakınlarındaki alacahöyüktür. kabartmaları önasya dünyasının ilk anıtsal örnekleri olmaları bakımından büyük önem taşırlar. zile yakınlarındaki maşathöyük, yozgat yakınlarındaki alişar, çorum yakınlarındaki ortaköy, malatya yakınlarındaki aslantepe, elazığ altınovada korcutepe, güneyde tarsus-gözlükule ve mersin-yümüktepe önde gelen öteki hitit merkezleri arasındadır.

ilimiz sınırları içinde kalan merkezlerin aynı kültür geleneğinin temsilcileri oldukları kesin olmakla birlikte, bu kültürün içindeki konumu ve katkıları ise bir arkeolojik kazı sonucunda açıklık kazanacaktır.

mö 1200-800 yılları arasındaki zaman diliminde anadoluda herhangi bir kültür kalıntısına rastlanmadığında “karanlık dönem” olarak adlandırılmaktadır. hitit imparatorluğunun yıkılışına neden olan kavim veya kavimlerin bir süre 400 yıl gibi göçebe yaşadıkları ve sadece hayvancılıkla uğraştıkları var sayılmaktadır. dolayısıyla bu döneme ilişkin herhangi bir kültür kalıntısının günü müze kadar gelmeyişi bu şekilde yorumlanmaktadır.

ilin ve çevresinin demir çağı kırıkkale ili ve çevresinde yapılan yüzey araştırmalarda kırıkkale ili delice ilçesi, çongar köyü, kültepe höyüğünden, delice ilçesi harekli köyü beşiktepe mevkiinden, keskin ilçesi kavurgalı höyüğünden, armutlu köyü armutlu höyüğünden, köprü köyü büyüktepe höyüğünden, ceritkale köyü yaşçayır höyüğünden, karağıl köyü horpağan tepeden, kevenli köyü acıözü, çifteli köyü höyüktepeden ve kaldırım köyü sarımusalı höyüklerinden, sulakyurt ilçesinin bıyıkaydın höyüğünden, hasandede kasabası çatal söğüt höyüğünden derlenen seramiklerin bir kısmı demir çağına tarihlenmiştir.

bu çağın demir çağı diye adlandırılmasının temel nedeni, dönemin silah ve diğer aletlerinin çoğunun demirden üretilmiş olmasıdır. bunun yanı sıra mö 9. yüz yılın sonlarından itibaren anadolunun yeniden mö 3 bin yılının sonlarında olduğu gibi bir çok irili ufaklı güç arasında paylaşmış olması böyle bir adlandırmaya gidilmesinin diğer bir nedenidir. bu çağla birlikte bölgemizdeki iskanın yeniden yoğunlaşması dikkat çekici bir durumdur

anadoludaki hitit çekirdek sahasının hemen her merkezde hitit yerleşmesinin üzerine frig yerleşmesin kurulmuş olması dönemin nüfus yoğunluğunu yansıtması açısından da önemli bir durumdur. japonlar, kırıkkale ili ve çevresindeki höyüklerden derledikleri seramiklerin bir bölümünü demir devri seramiği olarak tanımlamışlardır ve friglere bağlamışlardır.

frigler mö 1200lerin başlarında truva savaşı sırasında boğazlar üzerinden anadoluya gelmiş ve ancak mö 8.yyın ikinci yarısında merkezi polatlı yakınlarındaki gordion olan bir devlet kurabilmişlerdir.

ilimiz sınırları içinde kalan büyükkaletepe höyüğünün konumu büyüklüğü ve yüzeyinden ele geçen geyik motifleriyle tipik frig seramiği dikkate alındığında bu merkezin friglerin önemli bir yerleşim birimi olduğu anlaşılmaktadır. bu höyükte yapılacak bir arkeolojik kazının ilimiz eskiçağ Tarihinin aydınlatılmasına büyük katkılar sağlayacağı şüphesizdir.

kırıkkale ili ve çevresinin roma ve Bizans dönemi kırıkkale ili keskin ilçesi cinali köyü sulucatepden, ortasöken köyü düz yerleşmesinden, haydardede köyü kılıç mevkii düz iskanından, çelebi ilçesi kaldırım köyü, sarı musalı höyüğünden ve karaağıl köyü hopağan tepeden sulakyurt ilçesi bıyıkaydın köyü höyüğünden, ilimize bağlı kazmaca köyü öküztepe düz yerleşmesinden, merkez ilçe hacılar kasabası asar höyüğünden, merkez ilçesi kızıldere köyü, kuzeren höyüğünden ve hasandede kasabası çatal sögüt höyüğünden derlenen seramik parçalarından bir kısmı roma ve bizans dönemlerine tarihlenmiştir.

roma ve bizans dönemlerine ait çanak-çömlek parçaları, kızılırmak yatağında yer alan düz yerleşim yerlerinde özellikle kırıkkaleden güneye doğru uzanan bölgede bulunan höyüklerde bol miktarda derlenmiştir. bu tür çanak-çömlek parçalarının çok sayıda ele geçtiği höyüklerde ve düz yerleşim yerlerinda prehistorik malzemelere rastlanılmamıştır. bu roma ve bizans döneminde yeni yerleşim yerlerinin kurulduğunu kanıtlamaktadır

dikkati çeken ayrı bir özellikte höyüklerden çoğunun doğal tepeler üzerine kurulmuş olmasıdır. ayrıca genel kaideye uyularak, bu höyüklerin büyük bir çoğunluğunun yanında da akar suyun veya su kaynağının varlığıdır.

anadoluda Roma imparatorluğunun egemenliği mö 129 yılında pergamon krallığının ilhakıyla başlamışlardır. pergamon devletinin arazisi anadoluda ilk roma eyaleti olan provinicia asia olrak yeniden düzenlendi. bu eyalete başkent olarak da ephesos seçildi.

kesin olarak belirlenmiş olmamakla birlikte kapadokyanın bir roma eyaleti olarak romaya vergi vermeye başladığını tarih genelde mö 63 yılı kabul edilmektedir. kapadokya eyaletinin sınırları kuzeyde samsun amisosdan doğuya doğru karadeniz pontus euxens, doğuda fırat ve büyük ermenistan, doğuda toros dağları, batıda galatia ve pamhylia ile çevrili olan bu eyaletin başkenti kaisareia kayseri idi. mö 395 yılında roma imparatorluğunun ikiye bölünmesinden sonra Kapadokya eyaleti doğu roma sınırları içerisinde kaldı.

ankara Anadolu Medeniyetleri müzesinde sergilenen ve sulakyurt ilçesinde bulunan tarihi paraların tetkikinden yörede m.ö. romalıların yaşadığı tespit edilmiştir.

türklerden sonra malazgirt zaferinin 1071de kazanılmasından sonra anadolunun kapıları türklere açılmış, buralar hızlı bir şekilde türk- islam diyarı haline getirilmiştir. işte o dönemlerde kırıkkale ili dahilinde bulunan bazı yerlerinde ilk fethedilen islam, beldelerinden olduğu görülmektedir.

bu konuda prof. dr. beşir atalay kırıkkale ve çevresinin özel bir konumu vardır yani orta anadolunun ortasındadır. çok korunmuş, dışa geç açılmış ve yine de az açılmış bir bölgedir. 1071 yılında malazgirt muharebesi ile müslüman türklerin anadoluya açılışından itibaren yerleşilen, badireli günlerde dahi hiç işgal görmemiş bir özelliğe sahiptir

etnik dağınıklığı az olan fazla karışmamış bir bölgedir. dini homojenlik ise çok belirgindir. Türkiyenin en az kültür değişmesi geçiren bölgesidir. denilebilir ki kültür safiyeti önemli oranda korunmaktadır. demektedir. 1995 dünya hoşgörü-manas-abay yılı vıı. uluslar arası edebiyatı semineri ve ı. uluslar arası türk dünyası kültür kurultayı bildirileri , s-159-161

prof. dr. sadık tural da ankara, kırşehir, konya, çorum, çankırı, yozgat ve bugünkü kırıkkale ilimizin sınırları içinde olan arazi türklerin çok benimseyip yurt edindiği, yaylak ve kışlak yerleri olmak üzere seçtiği coğrafya alanlarıdır. ahmet yesevîden hasandedeye gönül erleri yy-1997, s- 215

11. yüzyıldan sonra kırıkkale yöresine oğuz-türkmen boyları yerleştirilerek iskana açılmıştır. bu konuda prof. dr. ismail öz çelik kırıkkalelinin karakeçili ilçesinde yaşayan karakeçililer, anadolunun diğer yerlerinde yaşayan karakeçililerle akrabadırlar. karakeçililer osmanlı kayıtlarında ulu yörük şeklinde anılan ve diğer bazı boylarıda ihtiva eden birliğin koludur. demektedir. tarihten günümüze karakeçililer, yy-2003, s-95

kırıkkale yöresi ile ilgili prof.dr. faruk sümer oğuzlar , prof. dr. cengiz orhonlu osmanlı imparatorluğunda aşiretlerin iskanı, prof. dr. fuat köprülü türk edebiyatında ilk mutasavvıflar, prof. dr. hikmet tanyu ankara ve çevresindeki adak yerleri vs. eserler mevcuttur.

türk ve islam aleminin büyük mutasavvıfı ve evliyası hoca ahmet yesevinin oğlu haydar sultanda anadoludaki bu mücadelede de yer almıştır.

bu mücadelenin, kırıkalenin en yüksek dağlarından biri olan behrek dağı eteklerinde ve civarında konur kasabası, haydar sultan ve halil dede köylerinin bulunduğu mahallerde yapılmış olması kuvvetle muhtemeldir. hatta haydar sultanın yaptığı savaşta, kafirlere esir düşerek, bugün aynı isimle anılan bu köydeki kuyuya hapsedildiği ve kabrinin de burada bulunduğu ve bu zatın hoca ahmet yesevinin oğlu olduğu kaynaklarda geçmektedir.

diğer taraftan, balışeyh ilçesinin de o dönemlerde, yani anadoluda ilk kurulan türk yerleşim alanlarından olduğu bilinmektedir. buradaki taştan yapılmış eski cami ve türbe selçuklular tarafından 1121 yılında inşa edilmiştir.

aslında kırıkkale bölgesi tarihini ankara tarihiyle birlikte düşünmek, incelemek ve araştırmak uygun olur. çünkü çok yakın olması nedeniyle buralar, eskiden beri ankaraya bağlı bir yöre olarak kalmıştır

Ankaranın türklerin eline ilk olarak 1073 yılında geçtiği dikkate alınırsa, kırıkkale bölgesinin de- genel olarak- aynı yıllarda türkleşmeye ve islamlaşmaya başladığı kabul edilebilir. bazı haçlı seferleri sırasında buralar tekrar bizanslıların eline geçmiş olmasına rağmen xıı. yüzyıldan itibaren selçukluların hakimiyetine kesin olarak geçmiştir. daha sonraki asırlarda orta asyadan, anadoluya göç eden oğuz türk boylarından pek çok aşiret ve cemaat kırıkkale bölgesinde iskan edilerek, buralar bütünüyle türk ve islam diyarı haline getirilmiştir.

cumhuriyet döneminde kırıkkale bilindiği gibi kırıkkale temelleri 1925lerde atılan bir Cumhuriyet şehrimizdir. 70 yıllık gelişmesi, büyümesi ve bugüne taşınması mkek ile olmuştur. kırıkkalenin kurulduğu arazi kırıkköyü arazileriydi. kırıkköyü 1925ten önce 12 hanelik küçük bir köy idi. kaletepe ise 3-4 km.ötede, aslında bilinen anlamda bir kale olmayıp boz toprakların oluşturduğu bakımsız ve ağaçsız bir tepeydi. 1960 yılından itibaren ağaçlandırma çalışmaları başlatılmıştır.

kırıkkale şehrini ortaya çıkaran esas sebebin 1921 yılında buralarda imalatı harbiye fabrikasının kurulmasına karar verilmesi ve 1925 yılında top ve mühimmat fabrikalarının temellerinin atılmış olmasıdır. o tarihlerde kırıkköyünün muhtarı olan hüseyin kahya ile yahşihan köyü öğretmeni hüseyin avni beyin bu olaylarda yardımcı oldukları bilinmektedir.

şehrin kurulması ve gelişmesi ile ilgili prof. dr. beşir atalay kırıkkalenin tarihini 1925li yıllarda başlatmak mümkündür. şehrin çekirdeğini oluşturan fabrikaların temeli 1925 de açılmıştır. kurtuluş savaşından sonra yeni devletin yeni yönetimi orta anadoluda savunma sanayi kuruluşu için bir yer aramıştır. başkent olarak da ankara seçildiği için başkente de yakın bir yer aranmıştır

belki orta anadolu bu tür bir sanayi için güvenli bir bölge olarak görülmüştür. işte kırıkkalenin bulunduğu boş tarlalar heyetin dikkatini çekmiştir. arazi sahiplerinin özellikle kırık köylü hüseyin kahyanın heyete yakın ilgisi bu bölgenin seçilmesine etkili olduğu söylenir. 1995 dünya hoşgörü-manas-abay yılı vıı. uluslar arası edebiyatı semineri ve ı. uluslar arası türk dünyası kültür kurultayı bildirileri , s-159-161

1925 yılında top ve mühimmat fabrikasının temellerinin atılması, kırıkkalenin şehirleşmesinin çekirdeğini oluşturur. aynı kuruma bağlı fabrika sayısı arttıkça personel ve işçi sayısı da artar. görülmemiş biçimde nüfus artışı görülür. yeni gelen işçilerin konutları ve halka halka mahalleler çevreye yayılır. demiryolu, fabrikalarla yerleşim bölgesi arasında sınır oluşturulur.

ilk aşamada, fabrikaların teknik ve idari personeli için yapılan sosyal tesisler ve az sayıda lojman da hemen tren istasyonu civarında yapılır. fazla konut yoktur. çünkü çalışanlar, yani işçiler askerdir ve kışlada kalırlar. sonraları sivil işçilerin işe alınmasıyla konut bölgeleri genişlemiş burası kentin merkezi olmuş, istasyon mahallesi adını almıştır. sanayi kesimine ait sosyal tesis ve işletmelerde aynı yerde genişleyerek fabrikalar mahallesi adını almıştır.

1931-1941 yılları dönemi kırıkkalenin gelişmesinde ikinci aşamayı oluşturur. hizmete açılan fabrika sayısı hızla çoğalmış, buna bağlı olarak da işçi ihtiyacı artmıştır. kırıkköyünden ve çevre köylerden akın akın işçiler gelmiştir. bu dönem şehre rastgele bir yerleşmenin de başladığı dönemdir. bu dönemde 6 mahalle daha oluşmuştur. ovacık, yeni doğan, hüseyin kahya, tepeb aşı, gürler ve kurtuluş mahalleleri, devlet daireleri ve okulların bir bölümünün kurulma ve açılması bu dönemdedir

1929da belediyelik, 1944 yılında da ilçe olan kırıkkale, küçük bir kasaba görünümünü alır. kentin bir sanayi şehri olarak öneminin artması ve artan Nüfusun baskısıyla, çallıöz, güzeltepe ve sanayi mahalleri kurulmuştur.

1945 ve 1950lerdeki nüfus artışı ve hızlı göç olayı ile sadece yakın çevredeki köylerden değil orta, doğu, güneydoğu ve Karadeniz Bölgesi illerinden hızlı bir nüfus akışı olmuş ve kırıkkale büyümüş ve gelişmiştir. 1955lerde konut alanları samsun karayolu üzerine, kuzeye doğru taşmış ve doğya da genişlemiştir. karyaka ve kızılırmak mahalleleri de bu dönemde oluşmuştur.

şehrin gelişmesi ile ilgili prof. dr. sadık tural ise bize göre şahrin asıl önemli ve incelemeye değer yanı milli bütünleşmenin örneği olmasıdır. öncelikle çevre illerden kırşehir, çankırı, çorum, yozgat daha sonra da hemen hemen türkiyenin her ilinden bir aile mutlaka kırıkkalede, yaşamıştır

gerek bürokratik, gerekse bedeni hizmet alanlarında 1934-1964 döneminde kırıkkaleye uğramamış pek az insan vardır. sonra fabrikanın Nüfusu yerinde saydı. ilk emekliler geldi önce, 1968 ve 1969 sonra 1970-1980 döneminde makine kimya fabrikalarında çalışan idealist ustalar emekli oldular. emekli olanlardan bir kısmı geldikleri kasaba veya Köylere, bir kısmı başka şehirlere göçtü. göç veren bir şehir oluverdi kırıkkale emekliler için mahmutlar veya balışeyh yahut yahşihan veya uygun bir köy- kasaba uydu kent haline getirmek için hiç kimsenin aklından geçmedi diyor.

1960lı yıllarda kırıkköyü ve yuva köyünü mahalleleri içine katan kırıkkale, 1970li yıllardan itibaren hızlı nüfus artışıyla birlikte mahallerini de artırmıştır. 1925 lerde 12 hanelik bir köyden 2001de 25 mahalleli ve 205.208 nüfuslu bir yerleşim alanı ortaya çıkmıştır.

il oluşu kırıkkale 21 haziran 1989 tarih ve 3578 sayılı yasa gereğince merhum Cumhurbaşkanı turgut özal baş bakan iken tarafından yapılan törenle il olmuştur. ilk valisi fikret güven 17 Ağustos 1989 tarihinde yapılan törenle il valiliği görevine başlamıştır

Etiketler:

Bu Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz