Yazılar

Kul Hakkı Nedir

Kul Hakkı Nedir

insanların karşılıklı ilişkilerinden doğan birbiri üzerindeki hakları. islam dininde Müslümanların gözetmesi gereken haklar. Hakkullah (Allahü tealanın hakkı) ve kul hakkı olmak üzere iki kısımdır. Hakların gözetilmesi ve yerine getirilmesi açık ve kesin bir şekilde bildirilmiştir. Başkasının malına, canına, namusuna zarar veren kul hakkı altına girmiş olur. Kul hakkı Allahü tealanın hakkından önde gelmektedir. Çünkü Allahü teala çok merhametli olup hiç bir şeye muhtaç değildir. insanlar ise, çok şeye muhtac olup, cimridirler. Kul hakkı ile ilgili Peygamber efendimiz buyurdu ki

Birisinin hakkını alan kimse, ölmeden önce, onunla helallaşsın! Paranın, malın geçmeyeceği kıyamet gününe, üzerinde kul hakkı bulunarak gitmesin! Dünyada yapmış olduğu ibadetleri, orada hak sahibine verilecektir. ibadeti yoksa veya biterse, hak sahibinin günahları, buna yüklenecektir.

Bir kimsenin, başkasına zarar vermesi, malını çalması ve yemesi, iftira etmesi, dövmesi, sövmesi, yaralaması, ücretsiz birinin çocuğuna iş gördürmesi, alay etmesi, gıybetini yapması, kalbini kırması, eli ve dili ile eziyet etmesi kul haklarındandır.

Kul hakkının en mühimi hoca ve ana-baba hakkıdır. Gayr-i müslimlerin haklarına tecavüz etmek müslümanın hakkına tecavüz etmekten daha büyük günahtır. ibn-i abidin şöyle buyrulmaktadır

“Zımmiye, yani gayri müslim vatandaşa zulmetmek, Müslümana zulmetmekten daha fenadır. Hayvana işkence ise daha fenadır.”

Kıyamet günü hak sahipleri, haklarını mutlaka alacaktır. Hatta boynuzsuz koç, boynuzlu koçtan vurma hakkını alır. Dünyada hak sahibine hakkı ödenmezse veya hakkını helal etmezse, ahirette iyilikleri alınıp hakkı olana verilir.

Kul hakkından kurtulmak için, hak sahiplerinin hakkı ödenir, helallaşılır, ona iyilik ve dua edilir. Hak sahibi ölmüş ise, çocuklarına, varislerine haklar verilip ödenir. Varisleri bilinmiyorsa, o mikdar para fakirlere sadaka verilip sevabı hak sahibine niyet edilir.

Bir gün, Resülullah efendimiz Eshabına buyurdu ki: “Müflis kimdir, biliyor musunuz?” Eshab-ı kiram da: “Bizim bildiğimiz müflis, parası, malı olmayan kimsedir” dediler. Bunun üzerine Peygamber efendimiz; “Ümmetimden müflis şu kimsedir ki, kıyamet günü namazları ile, oruçları ile ve zekatları ile gelir. Fakat, kimisine sövmüştür, kiminin malını almıştır. Kiminin kanını akıtmıştır. Kimini dövmüştür. Hepsine bunun sevaplarından verilir. Haklarını ödemeden önce sevapları biterse, hak sahiblerinin günahları alınarak buna yüklenir. Sonra Cehennem’e atılır” buyurdu. imam-ı Rabbani buyurdu ki: “Bir kimse, peygamberin ameli gibi amel işlese; fakat üzerinde çok az kul borcu olsa, bunu ödemedikçe Cennet’e giremez.”

Kul hakkı
ile ilgili olarak Peygamber efendimiz vefatından birkaç gün önce sevgili Eshabına buyurdu ki: “Benim üzerimde kimin hakkı var ise gelsin, hakkını benden alsın. Ve helallaşalım!” O anda hazret-i Ukaşe isimli Sahabi hemen ayağa kalkarak dedi ki: “Ya Resülallah! Siz bana bir gün şöyle elinizle vurmuştunuz, ben o hakkımı sizden almak istiyorum! Peygamber efendimiz buyurdu ki: “Gel ya

Ukaşe! Hakkını benden al!” o anda bütün Eshab-ı kiram hayretle hazret-i Ukaşe’ye bakıyorlardı. Hazret-i Ukaşe, Resülullah efendimizin yanına giderek dedi ki:”Ya Resülallah! Siz bana gömleksiz olarak sırtıma vurmuştunuz.” Hemen Peygamber efendimiz gömleğini sıyırıp buyurdu ki: “Vur ya Ukaşe!” Resülullah efendimizin aşkıyla yanan hazret-i Ukaşe hemen Peygamber efendimizin mübarek sırtındaki Nübüvvet Mührü’nü gayet nazikçe öpüp dedi ki: “Ya Resülallah! işte benim maksadım bu idi.”

Bu hali gören Eshab-ı kiram, hazret-i Ukaşe’ye gıbta ettiler, imrendiler. Çünkü Nübüvvet Mührü’nü öpen kimsenin kavuştuğu seadeti biliyorlardı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir