Masa Tenisi Hakkında Bilgiler

masatenisihakkinda[1]

Masa Tenisi Hakkında Bilgiler

Bir masanın iki tarafındaki sporcuların ellerindeki raketler yardımıyla küçük bir topu, masanın ortasına gerilmiş ağ üzerinden karşı tarafa geçirmeye çalıştıkları spor dalıdır. Masa tenisi, 16. yüz yılda İngiltere’de yemek masalarının üzerinde lastik bir topun, rakete bezeyen kasnaklar aracılığıyla fırlatılarak oynanması sonucu tesadüfen ortaya çıktı. İlk zamanlar “ping pong” adı verilen bu oyun, 19002 yılında kurulan Ping Pong Birliği’nin, 1921-22 yılları arasında tekrar oluşturulması ile birlikte “Masa Tenisi” olarak anılmaya başlandı.

Masa tenisi, 2 veya 4 oyuncunun birbirlerine topu ileri geri olarak attığı ortasında ağ olan masanın üstünde oynanan bir oyundur.

Kuralları
Masa tenisi ortasında 15.25 cm yükseklikte ağ olan bir masa üstünde oynanır. Masanın yüksekliği 76 cm, eni 152.5 cm boyu 274 cm’dir. Masanın kenarları 2 cm kalınlığında beyaz çizgi ile çizilir. Uzun kenarların tam ortasına çiftli maçlarda sahaların ayrılması için 0.3 cm kalındığında beyaz çizgi ile çizilidir. Ağ masanın her iki tarafında 15.25 cm dışarı taşacak şekilde gergin kurulur. altında ve üstünde boşluk kalmayacak yapıdadır. Top 4.0 cm çapında, 2,7 gr ağırlığındadır. 30 cm den bırakılan top 23 cm kadar sıçrar. (10 yıl önce topun çapı 3.8 cm’ yken hızlanan raketler, oyunların çabuk bitmesi, servis ağırlıklı oyunlara döndü. Çözüm olarak top çapları büyütüldü)

Raket’in belli bir standart şekli ve ağırlığı yoktur. Raket en az %85 tahtadan imal edilmiş olmalıdır. Üstüne düz veya pütürlü kalınlığı en fazla 0.4 cm kalınlığına kadar lastik yapıştırılır. Raketin elle tutulan yerleri hariç tamamen lastikle kaplı olması gerekir. Raketin iki yüzeyini kullanan oyuncular raketin bir yüzeyine siyah, diğer yüzeyine kırmızı lastik kullanmak zorundadırlar. ITTF standartlarına uygun olarak üretilen raket yüzleri ITTF amblemi taşır. Oyuncular raketlerini, karşı oyuncuya ve hakem’e oyun öncesi göstermek durumundadır.

Maç benzer raketli oyunlar gibi tek sayılı setin kazanılması ile sona erer. Her bir set 11 sayıdan ibarettir. Oyuncular 2′şer servis kullanmaktadır. Servis top elden falsosuz olarak çıkarılır, raketle vurulur (diğer raketli oyunlardan farklı olarak) top önce kendi sahasına, sonra ra kip sahaya atılır. Geçerli bir serviste top ağa değmemelidir. Geçerli servis gibi oyuncunun kendi sahasına, ağa dokunarak karşı sahaya geçen servislere net denir. Net’de servis tekrarlanır. 3 net bir sayı değildir. Hata olana kadar tekrarlanır. Geçerli servisi karşılayan karşı oyuncu topu doğrudan rakibinin sahasına atar. Artık top sadece karşı sahaya atılır. Buna ralli denir. Her hata bir sayıdır. Serviste 7 yıl önce oyuncunun topu gizlemesi yasaklanmıştır. (Bedenle veya raketle topun gizlenmesi yasaktır) 11 sayıya ilk ulaşan seti kazanmış olur. Eğer 10-10 skoruna ulaşılmışsa 2 fark yapan seti kazanır. Maçı 3,4,5 veya 7 seti alan oyuncu kazanır.

Çiftli oyunlarda servis masanın oyuncunun kendi sahasında ortasından beyazla ayrılmış masanın sağ tarafından karşı masanın sol tarafına atılarak yapılır. Oyuncular her servis de servis karşı tarafa geçer. Servis kullanmaya başlayacak tarafın oyuncuları önce masada yer değiştirir, sonra servis kullanır. Tenisten farklı olarak oyuncuların her top gelişinde sırayla topu masada karşı tarafa atması gerekir. Oyun sırasında top karşı tarafa geçirilmeye çalışılır. (Servis dışında tüm karşı alana top atılabilir). Maçı 5 veya 7 seti alan taraf kazanır.

Tarihçesi
Bu sporun salon tenisi adıyla bilinen en eski şekli 1880 li yıllarda Hindistan ve Güney Afrika’daki İngiliz ordusu tarafından oynanırdı. Puro kutularının kapaklarını raket, yuvarlatılmış şarap şişesi mantarlarını da top olarak kullanırlardı. File olarak da kitapları kullanıyorlardı.

1890′lı yıllarda İngiltere’de bu oyunun diğer versiyonları geliştirildi. Bunlar “whiff whaff” ve “gossima” gibi değişik isimlere sahiptiler ve Parker Brothers firması masaya kurulabilen portatif net, dışı file kaplı küçük bir top ve minyatür raketlerden oluşan salon tenisi kitleri satmaya başladı.

1900 yılında Amerika’yı ziyaret eden İngiliz James Gibb, dönerken yanında bazı içi boş selüloid toplardan getirdi ve arkadaşlarıyla salon tenisini bu topları kullanarak oynamaya başladı. Gibb, topun rakete ve masaya çarptığı zaman çıkardığı sesi temsil eden “ping pong” ismini kulanmaya başladı…

Fakat 1901 yılında İngiliz spor ekipmanları üreticisi olan John Jacques “Ping Pong” ismini kendi adına tescil ettirdi ve bu ismin Amerika haklarını Parker Brothers firmasına sattı. Onlar da yeni kitlerini bu isimle çıkardılar.

Bir başka İngiliz, E. C. Goode, 1902 yılında tahta raketinin yüzeyini pürüzlü lastikle kaplayarak topa falso vermeyi başardı. Aynı yıl İngitere’de Ping Pong federasyonu kuruldu fakat isim hakkının Parker Brothers firmasında olmasından ve dolayısıyla ekipmanların çok pahalıya çıkmasından dolayı 3 yıl sonra kapandı.

Buna rağmen diğer üreticilerin genel bir isim olan table tennis (masa tenisi) adı altında sattıkları ekipmanlarla bu spor İngiltere ve Avrupa’da sessizce yaygınlaştı. 1921 yılında İngiltere’de yeni bir masa tenisi federasyonu kuruldu. Peşinden de 1926 yılında İngiltere, İsveç, Macaristan, Hindistan, Dani marka, Almanya, Çekoslovakya, Avusturya ve Galler’in Berlin’de yaptıkları toplantıda Fédération Internationale de Tennis de Table (International Table Tennis Federation – Uluslararası Masa Tenisi Federasyonu) kuruldu.

İlk dünya şampiyonası 1927 yılında Londra’da yapıldı. Bu yıldan 2. dünya savaşına kadar tüm şampiyonalar Macaristan’ın egemenliği altında geçti. Bu zamanların en iyi oyuncuları bayanlarda yedi dünya şampiyonası kazanan Macar Maria Mednyanszky ve beş defa dünya şampiyonu olan yine Macar Viktor Barna’ydı. Çekoslovakya ve Romanya’lı sporcular da bazı şampiyonaları kazandılar.

Amerika Ping Pong Federasyonu 1930 yılında kuruldu fakat sadece Parker Brothers firmasının ekipmanları kullanılabildiği için üye sayısı fazla olamadı. 1933 yılında iki ra Kip federasyon daha kuruldu. Bunlar U.S. Amatör Masa Tenisi Federasyonu ve Ulusal Masa Tenisi Federasyonuydu. Bu üç grup 1935 yılında birleşerek U. S. Masa Tenisi Federayonu adını aldı. 1994 yılında da adını U.S.A. Table Tennis olarak değiştirdi.

İkinci dünya savaşından sonra bir süre daha orta Avrupalı oyuncuların egemenlikleri sürdü. 1953 yılından itibaren Asya’lı oyuncuların egemenliği başladı. Asya’lı yıldız oyuncuların aniden ortaya çıkmalarının bir sebebi Japon Horoi Satoh’ın 1952 yılında ilk defa kullandığı süngerli lastiklerin kullanılmaya başlamasıdır. Bu yeni malzeme oyunu hızlandırdı ve oyuncuların topa daha fazla falso vermelerine imkân sağladı.

Asya’lı oyuncular “Penholder tutuşu” adı verilen ve raket sapının baş parmak ile işaret parmağı arasında tutulduğu bir tutuş şekli geliştirdiler. Bu tutuş şeklinde her tür vuruş için raketin aynı yüzünü kullanıyordu (artık bu tutuş ile raketin her iki yüzünü de kullanan oyuncular vardır). Bu tutuş bugün birçok üst seviye uluslararası oyuncu tarafından kullanılmaktadır.

1988 yılında masa tenisi erkek ve bayanlarda tekler ve çiftler müsabakalarını içeren olimpik bir spor haline geldi.

Türkiye de Masa Tenisi
Türkiye’de masa tenisinin ilk olarak 1920′lerden sonra Robert Kolej’de oynanmaya başladığı bilinmektedir. Daha sonra bu spor başta İstanbul olmak üzere tüm yurtta yayılmaya başlamıştır. Hatta İstanbul’da Altınordu Spor Kulübü’nde ilk turnuva düzenlenmiştir.

1930 yılında ilk İstanbul Şampiyonası düzenlenmiş ve Galatasaray Spor Kulübü’nden aynı zamanda yüzücü ve boksör olan Raşit Bey İstanbulsporlu rakibini yenerek sarı-kırmızılı kulübü bu dalda ilk şampiyon unvanını kazandırmıştır. Bu gibi gelişmelere rağmen bir süre sonra Türkiye’de duraksamaya başlayan masa tenisi, 1966 yılında tenis Federasyonu’ndan ayrılıp, kendi federasyonunu kurunca tekrar yükselişe geçmiştir.

1948-70 arasında Fenerbahçe ve Beyoğluspor’un üstünlüğünde geçen yıllar, 1970′lerde Çinli masatenisi ustaları getiren Eczacıbaşı’nın da rekabete dahil olmasıyla daha renkli bir hal almıştır.

İlk Federasyon Başkanı gazeteci Ali Abalı olmuştur. Geçmişten bugüne kadar gelen Oktay Çimen, Gür Han Yaldız, Gen çay Menge, Peng Fei Jiang gibi sporcular Türk masa tenisini uluslararası müsabakalarda temsil etmiş, Türkiye’de masa tenisinin belli bir noktaya ulaştığını kanıtlamışlardır.2008 Pekin Olimpiyatları’nda Türkiye’yi masa tenisinde aynı zamanda Fenerbahçe Spor Kulübü’nde spor yapan Çin asıllı Türk sporcular Melek Hu ve Cem Zheng temsil etmişler, Melek Hu bu sporda Türkiye’ye olimpiyatlarda elde ettiği ilk galibiyeti kazandırmıştır

Etiketler:

Bu Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz