Yazılar

şanlıurfa Tarihi

şanlıurfa Tarihi

şanlıurfanın Göbekli tepe mevkiinde yapılan Kazılarda şanlıurfa Tarihinin M.Ö. 9000 Tarihine kadar dayandığına dair bulgular ve tapınak bulunmuştur. 1984 yılında Fransız araştırmacı Gautierin başlattığı ve 1946dan sonra Prof. Kılıç Köktenin sürdürdüğü yüzeysel araştırmalardaki buluntular, şanlıurfa, ve çevresinin Paleotik yontmataş, dönemde MÖ 500.000-8.000 insan yaşantısına sahne olduğunu göstermektedir

Prof. Kılıç Köktenin Birecik ilçesi sınırlarındaki bulduğu el baltası bölgenin en eski tarihi kalıntısı olarak, yontmataş devrinde avcılık ve toplayıcılıkla geçinen insanların bu sıcak ve bol çeşitli hayvan yaşamına elverişli toprakları yurt tutuklarını göstermektedir. atatürk barajı göl alanında kalacak höyüklerde 1979 yılından bu yana yapılan yerli ve yabancı arkeolojik kazılarda bulunan domuz ve diğer hayvan iskeletleri o devirlerde bölgenin sık bir ormanlığa sahip olduğunu kanıtlamaktadır.

1964 yılında Bozova ilçesi, Göl başı mevkisinde yapılan arkeolojik kazılarda paleolitik dönem kalıntıları yanında neolitik dönem MÖ 7250-5500 yerleşmelerine rastlanılmıştır. Ayrıca 1982 yılında şanlıurfa, müzesi Müdürlüğünce Bozova ilçesine bağlı Şaşkan iğdeli köyü yakınlarındaki küçük ve büyük Şaşkan höyükleri arasında kalan arazide yapılan arkeolojik kazılarda elde edilen bulgulardan bu bölgenin ilk defa günümüzden 7000 yıl önce toprağa bağlanan insanlar tarafından iskan edilmeye başlanıldığı anlaşılmaktadır.

Neolitikten sonraki ilk medeniyet evresi kalkolotik dönem 5500-3200 buluntuları, şanlıurfanın, Bozova ilçesine bağlı Kurban Höyük, Lidar Höyük ve Siverek ilçesine bağlı Hasek Höyük kazılarında tespit edilmiş, ayrıca aynı kazılarda ilk tunç Çağına ait MÖ 3200-1800 çok sayıda değerli eserler ele geçirilmiştir.

dicle ve Fırat arası topraklar için MÖ ikinci bin yıllarına ait hitit çivi yazılı metinlerde rastlanan ilk ad Hur Memleketleridir. MÖ birinci bin yarısında ise asur vesikalarında bölgenin Hanigalbat adıyla anıldığı görülmektedir. Bu ad, MÖ 13. Yüzyıl ortalarında çöken Mitanni-Hanigalbat devletini çekirdek arazisin teşkil etmiş olmasına dayanır görünmektedir.

Mitanni devletinin çökmesiyle şanlıurfa bölgesine bir Sami kavimi olan haramiler kitleler halinde gelip yerleşmişlerdir. Daha sonra bölgeye Asuriler hakim olmuş, bu devlet MÖ 610 yılında iran ve yeni Babil devletleri tarafından yıkılmış ve şanlıurfa bölgesine Elcezire iranlılar hakim olmuştur.

Büyük iskender istilası MÖ 331 ve bunu izleyen Helenistik devirde şanlıurfa tarihin belgelerle daha belirgin olarak izlemek mümkün olabilmektedir. Büyük iskenderin ölümünden sonra parçalanan imparatorluğun şanlıurfa bölgesi Selevkosların elinde kalmıştır.

Selevkoslar devrinde Grek ve Makedonya yurtlarında şanlıurfa bölgesine büyük bir oranda göçler olmuş ve bunlar eski Grek adetlerine göre kurdukları şehirlere eski yurtlarındaki bazı mahalle ve şehirlerin adlarını vermişlerdır,

Selevkoslar MÖ 334de Süryanilerin Urhai Orhay – şanlıurfa kasabası üzerine Edessa adıyla bir kent kurmuşlardır. Edessa Makedonyanın başkenti Aigainin şimdiki Vodena bir mahallesinin adıdır ve şanlıurfaya kurucuları olan Makedonyalılar tarafından verilmiştir. Fakat yerli halk bu yabancı ismi benimsememiş ve kente Urhai demeye devam etmiştir.

MÖ 334-136 yılları arasında şanlıurfada hüküm süren Selevkostlar bu bölgede Edessadan başka Carhae yeni bir plana göre düzenlenmiş Harran Mekadono polis Birecik, Nikeph orion Rakka, Anthemsia Suruç kentlerini kurmuşlar ve buralara kendi halklarını yerleştirmişlerdir.

MÖ 137 yılında canlanan bizim Eşkaniyan, Batılıların Arsakid dedikleri iran devleti bütün Mezopotamyayı yeniden eline geçirdi ve bu tarihten çok az sonra da şanlıurfada, tarihinde ilk ve son defa olmak üzere yerel bir şehir krallığı kuruldu. şanlıurfa dışına bile taşamamış olmasına rağmen, Osrhoene Krallığı adını taşıyan bu küçük devlet MÖ 132 de Arjaw Elde Aryu tarafından kurulmuştur. MS nisan 216 dan 242 yılına kadar Manu ıX. Osrhone Kralı ünvanını almış, ancak onun bir Roma kolonisi haline getirilmiş Edessada hiçbir hüküm nüfuzu olmamıştır

Bu krallık 242-244 yıllarında ikti sene gibi kısa bir süre son defa olarak Abgar Xı.nin Gordianus ııı. Tarafından şanlıurfaya hükümdar tayin edilmesiyle ihya edilmiş, fakat bu Roma imparatorunun öldürülmesi sonrasında halefi Philippus, Sasani hükümdarı Şapur ile anlaşmayı tercih ederek Mezopotamyayı iranlılara terk etmek üzere bir anlaşma imzalamış, ancak bu anlaşma tatbik edilememiş ve mezopotamya yine Romalıların elinde kalmıştır. Fakat bu sırada Orshoene Krallığı kesin olarak tarihe karışmıştır MS 244.

MÖ 132 – MS 244 yılları arasında 376 yıl devam eden Orshoene Krallığı, para basacak kadar özgür ve güçlü iran devletine kafa tutamayacak kadar güçsüzdü.

şanlıurfa Krallığının bütün dünyaya yayılan esas ünü Hıristiyanlıkla ilgisidir. Kral V. Abgarın Kara Abgar-Büyük Abgar MS 13-50 yılları arasındaki ikinci saltanat devresi Hıristiyanlık tarihi bakımından çok önemli sayılır. Bütün Hıristiyanlık alemince meşhur olan Abgar Efsanesine göre bu zat, Hz. isaya mektup yazarak Hıristiyanlığı tebasıyla birlikte kabul ettiğini bildirmiş ve Hz isayı dinini yaymak üzere şanlıurfaya, davet etmiştir

Bu davet üzerine Hz. isa, yüzünü sildiği mendile çıkan mucizevi resimini havvarilerinden Addai ile birlikte Kara Abgara göndermiştir. Hıristiyanlık aleminde kutsal sayılan bu men dilin uzun süre şanlıurfayı düşmanlardan koruduğuna inanılmış, MS 944 yılında Bizans imparatorunun doğudaki kuvvetlerinin Komutanı ıoannes Kurkuas şanlıurfa üzerine yürüyerek bu mucizevi resmi almayı başarmış ve onu büyük bir törenle istanbula götürmüştür.

Mandilion, Hıristiyan sanatında oldukça yer tutmuş ve hayali resimleri bir çok batı müzesini süslemiştir Bu ilgi çekici efsanede kral V. Abgarın Hıristiyanlığı kabul etmiş olması, tarihi gerçeklere uygun değildir. Hıristiyanlığı ilk kabul eden hükümdar, aynı hanedana mensup, aynı adı taşıyan ıX. Abgardır ve bu olay 214 yılında gerçekleşmiştir.

3. – 6. yüz yıllar boyunca şanlıurfa ve bölgesi Romaya bağlı kaldı. Romalılar şanlıurfa başta olmak üzere bütün şehirlerin surlarını yenileyip güçlendirdiler.

halife Hz. Ömer 634-644 zamanında ırak orduları komutanı Saad bin Ebu Vakkasın gönderdiği Abdullah bin Alban idaresindeki ordu 639 yılında şanlıurfayı, almış ve Orshoneyi Diyarı Mudar adıyla Şam eyaletine bağlamıştır. islam idaresi şanlıurfadaki Hıristiyan halka azami hoşgörüyü göstermiş, islamın bu tutumu karşısında yerli halk kısa zamanda kendi arzularıyla Müslümanlığı kabul etmiştir.

Emeviler ve abbasiler zamanında cereyan eden iç ve dış olaylar esnasında şanlıurfa daima islam imparatorluğunda kalmış, ancak abbasilerin dağılma yıllarında 1030 yılında Bizans hakimiyetine girmiştir.

Selçuklu Sultanı Melikşah, komutanlarından Emir Bozanı şanlıurfanın fethine gönderdi. Emir Bozan şehri üç ay sıkı bir şekilde kuşattı. Bu şiddetli kuşatma sırasında dışarıdan yardım göremeyen şehir halkının ileri gelenleri bozanın yanına giderek şanlıurfayı ona teslim ettiler mart 1087. Böylece şanlıurfa Selçuklu hakimiyetine girmiştir.

şanlıurfa, 1098 de ı. haçlı Seferleri sırasında Prens Baudouin de Boulogne tarafından zaptedilerek Haçlı Kontluğu idaresine girmiştir.

Musul Atabeyi Nurettin Zengi 1144 te şanlıurfayı alarak Haçlı Kontluğu idaresine son vermiş, onun bu haraketi ıı. Haçlı seferlerine başlamasına neden olmuştur.

Eyyübilerden Artuklulara geçen şanlıurfa, Moğol tahribinden sonra Karayülük Osman Bey tarafından Akkoyunlu idaresine geçirilmiş, daha sonra Memlük hakimiyetine girmiş, 1516da Mercibadık Savaşı neticesinde Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır.

1650 yıllarında şanlıurfayı ziyaret eden ünlü seyyah evliya Çelebi, Seyahatnamesinde şanlıurfadan şu şekilde bahsetmektedir.

Nuh tufanından sonra kurulan eski şehirlerden biri de şanlıurfadır. Semud kavminden Rohay adında bir hükümdarın yapısıdır. Hz. ibrahimi bu şehirde Nemrut ateşe attırmıştır. Hz. isa, buraları kayserinin idaresinde iken, gelip bir kiliseye inmiş. Onun için buraya Deyri Mesih derler. Havvariler burada incili gayet hazin bir sesle okurlarmış. Onun için makama Rehavi demişlerdir.

Nihayet Emevilerden Muaviye Şamda iken, asker gönderip burayı Rumlardan alarak islam ülkelerine katmıştır. Sonra Abbasilerden Memun bir sebeple buraya gelip ibrahim Halil Türbesini t amir ettirmişlerdir. Birçok hükümdarın eline geçtikten sonra H.922 tarihinde Yavuz Sultan Selim Mısıra giderken burasını Hadım Sinan Paşa almıştır.

Kalenin dört tarafı gayya kuyu su gibi uçurum kayalardır. kale kapısının iç yüzünde bir cami vardır. şanlıurfa camileri hepsi 22 mihraptır. ibrahim Halil camii, Hasan Padişah Camii, pazar Camii, Dabbakhane Camii, Ahaveyn camii ve Çakeri Camii içerisinden ibrahim Halil suyu geçerek havuz ve şadırvanları canlandırır. 67 kadar mahalle mescidi vardır.

Sekiz Hamamı vardır. Çarşı ve pazarı toplam 400 dükkandır. iki bedesteni vardır. Saraçhanesi ibrahim Halil nehri kenarındadır…

XVı. yüzyıl sonlarında Kara yazıcı Abdülhalim isyanı nedeniyle çok kanlı olaylara sahne olan şanlıurfada karışıklık kısa zamanda bastırılmıştır. 1837 yıllarında Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa kenti kısa bir süre elinde tutmuştur.

Osmanlı imparatorluğunun ı. dünya Savaşından yenik çıkması üzerine şanlıurfa 24 Mart 1919 tarihinde ingilizler tarafından işgal edilmiş, 30 ekim 1919 tarihinde yine ingilizler tarafından Fransızlara devredilmiştir. 11 Nisan 1920 de Fransızları kesin yenilgiye uğratan şanlıurfalılar bu zaferlerinin anısı olarak tbmmnin kararıyla 1984 yılında şanlı ünvanına kavuşmuşlardır

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir