<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yenibilgiler.Com &#187; hastalığı</title>
	<atom:link href="http://www.yenibilgiler.com/tag/hastaligi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yenibilgiler.com</link>
	<description>nedir &#124; Tanımı &#124; Anlamı &#124; ile ilgili bilgiler &#124; hakkında &#124; yazılar &#124; açıklaması &#124; nasıl &#124; faydaları &#124; yararları &#124; ne demek &#124; Bilgi &#124; araştırınız &#124; Ne anlama geliyor &#124; tarihi &#124; olur &#124; yapılır &#124; Neden &#124; kim  &#124; demek</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2012 08:45:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Kedi Tırmığı Hastalığı</title>
		<link>http://www.yenibilgiler.com/kedi-tirmigi-hastaligi/</link>
		<comments>http://www.yenibilgiler.com/kedi-tirmigi-hastaligi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 Oct 2011 06:16:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kedi]]></category>
		<category><![CDATA[Kedi Tırmığı Hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kedi Tırmığı Hastalığı hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Kedi Tırmığı Hastalığı nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Tırmığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenibilgiler.com/?p=25451</guid>
		<description><![CDATA[kedi Tırmığı Hastalığı insanlarda ev kedileriyle temas sonucu meydana gelen bir hastalık. hastalık etkeni kesin olarak gösterilmemiş olmakla beraber, bir virüs olduğu tahmin ediliyor. Hastalık ilk olarak 1930’larda Fransa ve ABD’de fark edildi. Bu hastalık dünyanın her yerinde görülmektedir. insanlara hastalığı geçiren kedilerde, hiçbir hastalık emaresi olmamaktadır. Virüsün, kedinin tükrük ve tırnaklarından izolasyonu mümkün olmamıştır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font color="#008000"><b>Kedi Tırmığı Hastalığı</b></font></p>
<p>insanlarda ev kedileriyle temas sonucu meydana gelen bir hastalık. Hastalık etkeni kesin olarak gösterilmemiş olmakla beraber, bir virüs olduğu tahmin ediliyor. Hastalık ilk olarak 1930’larda Fransa ve ABD’de fark edildi. Bu hastalık dünyanın her yerinde görülmektedir. insanlara hastalığı geçiren kedilerde, hiçbir hastalık emaresi olmamaktadır. Virüsün, kedinin tükrük ve tırnaklarından izolasyonu mümkün olmamıştır. Hastalık, öldürücü olmayan, bütün vücudu tutan bir hastalıktır. Başağrısı, hafif<span id="more-25451"><br />
<h2>Sponsorlu Bağlantılar</h2>
<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-9546344415416295";
/* saglikalt */
google_ad_slot = "1819109676";
google_ad_width = 300;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></span></p>
<p>ateş, lenf bezlerinin iltihabı ve şişmesiyle kendini gösterir. Kuluçka süresi 10 ila 30 gündür. Genellikle hastalık öncesinde kedilerle bir temas sözkonusu olabilir. Yara yeri kızarır ve şişer burası iyileşip böcek ısırığı görünümünü alırken çevre lenf bezleri şişmeye başlar. Genellikle 1-5 cm çapa ulaşırlar, içinde cerahat olur. Ağır hallerde göz tutulması, merkezi sinir sistemi tutulması ve sinir iltihapları görülebilir. Hastalığın seyri genellikle selimdir; büyüyen lenf bezleri 1-3 ayda eski hallerine dönerler. Hastalıktan korunmada, kedilerle temastan sakınmak şarttır. Bugün için, hastalıklı kedilerin tesbit edilmesi mümkün değildir. Etkili bir tedavi usülü yoktur; apseleşmiş lenf bezleri açılıp cerahatin boşaltılması faydalı olabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenibilgiler.com/kedi-tirmigi-hastaligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Koroner Kalp Hastalığı Nedir</title>
		<link>http://www.yenibilgiler.com/koroner-kalp-hastaligi-nedir/</link>
		<comments>http://www.yenibilgiler.com/koroner-kalp-hastaligi-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Aug 2011 06:04:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[damar sertleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Koroner]]></category>
		<category><![CDATA[koroner kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Koroner Kalp Hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Koroner Kalp Hastalığı nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenibilgiler.com/?p=24872</guid>
		<description><![CDATA[Koroner Kalp Hastalığı Nedir Kalbin yüzeyindeki damarlar kalp kaslarına kan taşıyan koroner atardamarlardır.Zamanla bu atardamarların içinde lipit birikir ve bunların sertleşmesine, daralmasına ve içinden geçen kan miktarının azalmasına yol açar.Ateroskleroz denen bu durum halk arasında “damar sertleşmesi” olarak bilinir.İskemi (geçici kansızlık) kalp kasını işlemesi için gerekli oksijen ve besleyicilerden yoksun bırakır.Daralmış atardamarlar içinde bazen oluşan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font color="#008000"><b>Koroner Kalp Hastalığı Nedir</b></font></p>
<p>Kalbin yüzeyindeki damarlar kalp kaslarına kan taşıyan koroner atardamarlardır.Zamanla bu atardamarların içinde lipit birikir ve bunların sertleşmesine, daralmasına ve içinden geçen kan miktarının azalmasına yol açar.Ateroskleroz denen bu durum halk arasında “damar sertleşmesi” olarak bilinir.İskemi (geçici kansızlık) kalp kasını işlemesi için gerekli oksijen ve besleyicilerden yoksun bırakır.Daralmış atardamarlar içinde bazen oluşan kan pıhtıları kan akışını tümüyle durdurur.<br />
<font color="#008000"></p>
<p><b>Kalp Yeteri Kadar Kan Alamazsa Ne Olur</b></font><br />
Vücuttaki atardamarların daralması yüksek tansiyon yol açar.Kalbin daha fazla kan pompalamak için daha fazla çalışması gerekir.Koroner kalp hastalığının öteki ciddi sonuçları arasında anjin ve miyokart enfarktüsü (kalp krizi) yer alır.Anjinin belirtileri arasında genellikle göğüste hissedilen ağrı ve yanma hissi, basınç veya çarpıntılar da eşlik edebilir.Ağrı omuzlarda veya kollardaymış gibi gelebilir.Birkaç dakika süren belirtiler genellikle dinlenme veya nitrogliserin gibi laçlarla hafifler.Ancak bazen hiç belirti olmayabilir; buna sessiz iskemi denir.Özellikle istirahat halinyken meydana gelen anjin gittikçe şiddetlenebilir veya daha uzun sürebilir ve bu gelecekteki daha ciddi bir kalp krizinin uyarısıdır.<span id="more-24872"><br />
<h2>Sponsorlu Bağlantılar</h2>
<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-9546344415416295";
/* saglikalt */
google_ad_slot = "1819109676";
google_ad_width = 300;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></span></p>
<p>Kalp krizi genellikle lipit veya kan pıhtısının arteri tümüyle tıkaması sonucu oluşur.Kan tedarikinin aniden durması kalp kasında ciddi, çoğu kez de sürekli veya ölümcül tahribata yol açar.Kalp krizleri genelikle hiçbir uyarı veya belirti görülmeden meydana gelir.Otuz dakika veya daha fazla süren ağrı dayanılmaz olabilir ve istirahat etmeden ya da nitrogliserin almadan geçmez.<br />
<font color="#008000"></p>
<p><b>Koroner Kalp Hastalığı Önlenebilir mi</b></font><br />
Koroner kalp hastalığının ileri yaş, erkek olmak veya ailede kalp hastalığının bulunması gibi bazı risk faktörleri sizin kontrolünüz altında değildir.Ancak yaşam tarzını değiştirmek anjini kontrol altına almak ve kalp krizini ya da kalp krizinin tekrarlamasını önlemeye yardımcı olacaktır.</p>
<p>Sigarayı Bırakın. Kalbiniz hastaysa, sigarayı bırakmak çok önemlidir.Doktorunuzla birlikte sizin için en uygun stratejiyi belirleyin.</p>
<p>Yediklerinize Dikkat Edin. Atardamardaki yağlı birikintiler kolesterol içerir.Yediklerinizde doymuş yağ ve kolesterol miktarını azaltmanız lipid oluşumunu asgariye indirir.Tuzu azaltmak da arterdeki sertleşmeyi azaltabilir.</p>
<p>Kilo Verin. Vücut ağırlığı ortalama kilosunun %30 üzerinde olanlarda koroner kalp hastalığı riski büyüktür.Uygun bir beslenme programıyla kilo vermek ve egzersiz yapmak kalbinizin üzerindeki yükü hafifletir.</p>
<p>Egzersiz Yapın. Hareketsizlik koroner kalp hastalığı açısından büyük bir risk faktörüdür.Yaşınız ne olursa olsun, egzersiz yapmak atardamar sertleşmesi ve koroner kalp hastalığı tehlikesini azaltır.Kilo verme veya egzersiz programına başlamadan önce doktorunuzla konuşun.</p>
<p>Tansiyonunuzu Düşük Tutun. Yukarıdaki stratejiler aynı zamanda tansiyonu düşürmeye yardım eder; bu da koroner kalp hastalığı riskini azaltır.Buna ilaveten doktorunuz tansiyon düşürücü bir ilaç yazabilir.</p>
<p>Şeker Hastalığını Gözleyin. Şeker hastasıysanız, diyet, egzersiz ve kilo vermek kan şekerinizi kontrol altında tutmanıza yardım eder.İlaçlar da gerekli olabilir.</p>
<p>Kendinizi Eğitin. </p>
<p>Kalp krizinin belirtileri şunlardır:</p>
<p>.Göğüste 2 dakikadan uzun süren baskı, doluluk, sıkışma veya ağrı<br />
.Omuza, kollara veya boyna yayılan ağrı.<br />
.Baş dönmesi, yorgunluk, terleme, mide bulantısı veya nefes darlığı.<br />
<font color="#008000"></p>
<p><b>Koroner Kalp Hastalığı Nasıl Tedavi Edilir</b></font><br />
Anjinin tedavisindeki ilk seçenek genellikle ilaçtır.İlaçlar arterlerdeki kan akışını iyileştirir veya kalbin aşırı çalışmasını önler.Nitrogliserin, beta-blokerler, kalsiyum kanal blokerleri gibi atardamar spazmı riskini azaltan ve düzensiz kalp atışlarını kontrol eden seçenekler vardır.Aspirin kan pıhtılaşmasını önleyebilir; bu amaçla aspirin almadan önce doktorunuzla konuşun.E vitamininin de bazı yararları olabilir, ancak bunlar kanıtlanmamıştır.Kalp krizi meydana geldiğinde kan pıhtılarını hızla çözmek için trombolitik ilaçlar verilir.Ameliyat hem kalp krizi tedavisinde hem de anjin ve kalp krizini önlemek için kullanılan bir seçenektir.</p>
<p>Anjiyoplasti lipit tabakasını düzleştirmek için atardamarın içine bir sonda sokularak atardamarın genişletilmesine veya özel bir kazıma aletiyle lipidin kesilmesine dayanan bir tekniktir.Bir başka yöntem de vücudun herhangi bir yerinden alınan toplardamarın koroner atardamara dikilerek bloke olmuş bölgenin pas geçilmesidir (baypas işlemi).</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenibilgiler.com/koroner-kalp-hastaligi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hipertansiyon Ve Böbrek Hastalığı</title>
		<link>http://www.yenibilgiler.com/hipertansiyon-ve-bobrek-hastaligi/</link>
		<comments>http://www.yenibilgiler.com/hipertansiyon-ve-bobrek-hastaligi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Jun 2011 07:42:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[hipertansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Hipertansiyon Ve Böbrek Hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[ve]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenibilgiler.com/?p=24776</guid>
		<description><![CDATA[Hipertansiyon Ve Böbrek Hastalığı Yüksek kan basıncı toplumda önemli bir sağlık sorunudur. Vücutta oluşturduğu tahribat nedeniyle kişi ve toplum için önemli sorunlar oluşturmaktadır. Günümüzde kalp hastalıklarının en önemli risk faktörlerinden birisidir. Ayrıca kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği ve beyin kanamalarının nedenlerinin başında gelir. Bu duruma rağmen hastalar yüksek tansiyona pek önem vermezler. Hipertansiyon sinsi bir hastalıktır [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font color="#008000"><b>Hipertansiyon Ve Böbrek Hastalığı</b></font></p>
<p>Yüksek kan basıncı toplumda önemli bir sağlık sorunudur. Vücutta oluşturduğu tahribat nedeniyle kişi ve toplum için önemli sorunlar oluşturmaktadır. Günümüzde kalp hastalıklarının en önemli risk faktörlerinden birisidir. Ayrıca kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği ve beyin kanamalarının nedenlerinin başında gelir. Bu duruma rağmen hastalar yüksek tansiyona pek önem vermezler. Hipertansiyon sinsi bir hastalıktır ve çoğu zaman vücuttaki tahribatını belirti vermeden gerçekleştirir. Tedavisi tüm hayat boyunca devam eder ve yakın takibi gerektirir.</p>
<p>Kan basıncı, damar içinde dolaşan kanın dağılıp toplanmasını sağlayan bir mekanizmadır ve oluşmasında birçok faktör rol oynar. Kan basıncını, esas itibariyle kanı iten güç (kalp) ve bu gücün karşılaştı~ı direnç oluşturur. Kalbin oluşturduğu atım hacmi sistolik (büyük) tansiyon, direnç ise diyastolik (küçük) tansiyonu meydana getirir.<span id="more-24776"><br />
<h2>Sponsorlu Bağlantılar</h2>
<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-9546344415416295";
/* saglikalt */
google_ad_slot = "1819109676";
google_ad_width = 300;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></span></p>
<p>Hipertansiyonun tanımlanmasında ve tahribatını derecelendirilmesinde bazı testler yapmak gerekir. Bu testler hemen her laboratuar ve klinikte yapılabilir. Kısaca belirtilirse her hipertarısiyonlu hastaya, kan sayımı sedimarıtasyon, idrar, EKG, akciğer grafisi, açlık kan şekeri, üre, kreatinin, kollesterol, trigliserit, HDL, LDL, ürik asit, potasyum, kalsiyum, ultrasonografi gibi testleri uygulayıp, takibini bu duruma göre planlamak gereklidir.<br />
<font color="#008000"></p>
<p><b>Böbrek Ve Kan Basıncı</b></font><br />
Yüksek tansiyonun nedenlerinin en başında böbrek hastalıkları gelir. Bu hastalıklar, ya böbreği ilgilendiren nefrit, kist, tümör, taş vb. olabildiği gibi, damarlardaki bir daralma veya böbrek üstü bezinin hastalıkları ile ilgili olabilir. Her yüksek tansiyonlu hastada yapılabilecek bir idrar tahlili, üre ve kreatinin tayini veya böbrek ultrasonografisi ile bu hastalıkların önemli bir kısmına teşhis konulabilir.</p>
<p>Hipertansiyonun en önemli hedef organlarından birisi böbreklerdir. Esansiyel olarak adlandırdığımız nedeni belli olmayan yüksek tansiyonlu hastaların, eğer tedavi edilmezlerse, %15&#8242;i böbrek yetmezliğinden vefat eder. Ayrıca henüz dializ uygulanmayan kronik böbrek hastalarının tansiyonu kontrol altına alınmazsa; hastalıkları daha hızlı ilerler.</p>
<p>Bilindiği gibi, böbrek hastalarında koroner kalp hastalığı ihtimali normale göre yüksektir. Kontrolsüz hipertansiyon bu ihtimali daha da arttırır. Yapılan çalışmalar, yüksek kan basıncının kontrolü ile böbrek hastalarında kalp komplikasyonlarının azaldığını göstermiştir.<br />
<font color="#008000"></p>
<p><b>Tedavi</b></font><br />
Böbrek hastalarında kan basıncındaki hedef 140/90 mmHg’nın altına düşürmektir. Böbrek hastalığı ile birlikte hipertansiyon varsa bunun en önemli nedeni sıvı fazlalığıdır ve hastaların önemli bir kısmında tuz kısıtlaması ve idrar çoğaltıcı ilaçlar verilerek tedavi sağlanabilir. Bazı hastalarda ise kanlarında renin olarak adlandırılan bir hormon hipertansiyonun rıeden olabilir. Bu hastalar tedaviye dirençlidir ve renin seviyesini azaltacak ilaçlar kullanılabilir.</p>
<p>Tüm tıbbi tedavi ve tuz kısıtlamasına karşın eğer yüksek tansiyon kontrol edilemezse ve böbrek bozukluğu hızla ilerlerse, tedaviye yardımcı olmak amacıyla seyrek olarak hemodialize alınarak hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir.</p>
<p>Kronik böbrek hastalığında hipertansiyon ve kan yağ oranlarındaki anormallikler damar sertliğine bağlı kalp hastalıklarının en önemli nedenlerindendir. Eğer sigara içiliyorsa bu risk daha da artar. Bu hastalar sigarayı bırakmalı ve kan yağ oranları da normale getirilmelidir.</p>
<p>Dializ uygulanan böbrek hastalarında su alımındaki fazlalık yüksek tansiyonun en önemli nedenidir. Bu hastalar sıvı alımına çok dikkat etmelidirler. Eğer düzgün dializ uygulanıyor ve hastada su kısıtlamasına dikkat ediyorsa, hipertansiyon önemli bir problem oluşturmaz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenibilgiler.com/hipertansiyon-ve-bobrek-hastaligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Astım Hastalığı</title>
		<link>http://www.yenibilgiler.com/astim-hastaligi/</link>
		<comments>http://www.yenibilgiler.com/astim-hastaligi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Jun 2011 07:37:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[astım]]></category>
		<category><![CDATA[Astım Hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Astım Hastalığı hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Astım Hastalığı nedir]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenibilgiler.com/?p=24773</guid>
		<description><![CDATA[Astım Hastalığı Astım, dış ortamda bulunan çeşitli alerjenler (alerjik reaksiyona neden olan madde), sigara dumanı, duygusal faktörler, egzersiz, soğuk havaya maruz kalma gibi tetikleyici faktörlere karşı, havayollarının (bronşların) daralması ile kendisini gösteren ve ataklarla seyreden kronik bir akciğer hastalığıdır. Ataklar dışında çoğu kez hiçbir yakınması olmayan hastada atak sırasında nefes darlığı, öksürük, hışıltılı solunum, güçlükle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font color="#008000"><b>Astım Hastalığı</b></font></p>
<p>Astım, dış ortamda bulunan çeşitli alerjenler (alerjik reaksiyona neden olan madde), sigara dumanı, duygusal faktörler, egzersiz, soğuk havaya maruz kalma gibi tetikleyici faktörlere karşı, havayollarının (bronşların) daralması ile kendisini gösteren ve ataklarla seyreden kronik bir akciğer hastalığıdır. </p>
<p>Ataklar dışında çoğu kez hiçbir yakınması olmayan hastada atak sırasında nefes darlığı, öksürük, hışıltılı solunum, güçlükle balgam çıkarma, göğüste sıkışıklık hissi gibi belirtiler vardır ve bu belirtilerin şiddeti hastadan hastaya çok büyük değişiklikler gösterebilir. Ataklar genellikle gece sabaha karşı ortaya çıkar, kendiliğinden veya ilaç kullanarak geriler ve kaybolur ancak yeni bir atakla tekrar ortaya çıkar. Tedavi görmemiş ya da düzensiz tedavi görmüş olgularda, zamanla atak sıklığı ve şiddeti artar. Bu hastalarda, nefes darlığı, hışıltılı solunum ve göğüste sıkışıklık hissi gibi belirtiler süreklilik kazanabilir.</p>
<p>Astımın görülme sıklığı, ülkeden ülkeye değişmekle birlikte yaklaşık olarak 10%-15% kadardır ve gelişmiş ülkelerde oranın daha yüksek olduğu bilinir.<span id="more-24773"><br />
<h2>Sponsorlu Bağlantılar</h2>
<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-9546344415416295";
/* saglikalt */
google_ad_slot = "1819109676";
google_ad_width = 300;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></span></p>
<p><font color="#008000"></p>
<p><b>Astım için risk faktörleri nelerdir</b></font><br />
Astım için risk faktörleri genetik ve çevresel faktörler olmak üzere iki ana grupta ele alınabilir. Genetik faktörlerden en önemlisi alerji varlığıdır. Alerji genetik geçiş gösterir. Bu geçişten sorumlu bazı genler tanımlanmıştır. Çevresel faktörler ise alerjenlere, mesleksel bazı toz ve kimyasal maddelere, sigara dumanına ve hava kirliliğine maruziyet; sık sık viral üst solunum yolu enfeksiyonları geçirmek olarak sıralanabilir. Yapılan çalışmalarda tüm dünyada astıma en sık neden olan alerjenin ev tozu akarları olduğu görülmüş ve bu durumun yaşamın başlangıcında, yani bebeklik döneminde evde yoğun olarak ev tozu akarlarına maruz kalmanın sonucu olduğu anlaşılmıştır. Yine çevresel faktörlerde sigara dumanına maruz kalma son derece önemlidir. Örneğin gebelik döneminde sigara içen annelerin, çocuklarında astım ve diğer solunum sistemi hastalıklarının daha sık görüldüğü saptanmıştır. Sigara aynı zamanda ortamda bulunan alerjenlere karşı duyarlılık gelişmesine sebep olmaktadır.<br />
<font color="#008000"></p>
<p><b>Hastalığa ait belirti ve bulgular nelerdir</b></font><br />
Astım, karakteristik olarak ataklar halinde seyreden; nefes darlığı, göğüste sıkışıklık hissi, hışıltılı solunum, öksürük, zor çıkarılan çok koyu, sert ve yapışkan balgam gibi yakınmalara neden olan akciğer hastalığıdır. Hastaların birçoğunda astımla birlikte alerjik rinit (saman nezlesi, alerjik nezle), sinüzit, alerjik konjonktivit (göz alerjisi), egzama gibi hastalık öykülerinin de olduğu saptanır. Yine hastaların atakları ile ilgili özellikler sorgulandığında, bunların çoğu kez gecenin ilerleyen saatlerinde ve sabaha karşı ortaya çıktıkları veya tetikleyen faktörlerle (alerjen, soğuk hava, kirli hava, sigara dumanı) karşılaşma durumunda geliştikleri anlaşılır.</p>
<p>Atakların şiddeti sadece hafif bir öksürükten, yoğun bakıma yatmayı gerektirecek ciddi solunum yetersizliğine kadar çok geniş bir yelpazededir. Ataklar kendiliğinden gerileyebilir ya da geçebilir ancak hasta çoğu kez astım ilaçlarını kullanarak rahatlar. Atak sırasında astım tanısı koymak hekim için kolaydır çünkü hastalığın karakteristik muayene bulguları vardır. Atak dışında ise hastalığın öyküsü hekimi astım tanısına yönlendirir. Tanı için hastadan akciğer grafisi, solunum fonksiyon testleri, alerji testi, bazı kan tetkikleri istenilir. Genellikle, atak dönemi dışında akciğer grafisi ve solunum fonksiyon testleri normaldir. Alerji testlerinde ise ev tozu akarları, ağaç, çiçek, tahıl polenleri, evcil hayvan tüy ve epitelleri gibi alerjenlere karşı reaksiyon görülebilir.<br />
<font color="#008000"></p>
<p><b>Tedavi</b></font><br />
Astım; hastalık çok ilerleyip geri dönüşümsüz safhaya girmediği sürece kolaylıkla kontrol altına alınıp tedavi edilebilen bir hastalıktır. Astım tedavisinde kullanılan ilaçlar temel olarak solunum yoluyla alınır ve bu ilaçlar 2 grupta ele alınabilir. Birinci grupta semptom giderici yani hastayı rahatlatıcı ilaçlar yer alır. Bunlar yine solunum yoluyla kullanılan ilaçlardır ve atak belirtileri ortaya çıktığında hekimin önerdiği şekilde kullanılır. Etkileri 1-2 dakika içerisinde başlar ve hastanın nefes darlığı, hırıltılı solunumu, öksürüğü azalır ya da kaybolur. Semptom giderici ilaçların genellikle hastalığı tedavi etme ya da kontrol altına alma gibi etkileri yoktur. İkinci grupta ise hastalığı tedavi eden ya da bir başka deyişle kontrol altına alan ilaçlar yer alır.</p>
<p>Bunların büyük bir kısmı solunum yoluyla kullanılmakla beraber tablet yada enjektabl bazı ilaçlar da, gerektiğinde bu amaçla kullanılabilir. Hastalığın seyri ve hastanın yaşam kalitesi temel olarak bu ilaçlar ile belirlenmektedir. Düzenli tedavi gören hastaların büyük çoğunluğunda, astım yaşamı olumsuz yönde etkilemez. Ancak eksik ya da düzensiz tedavi veya bilinçsiz ilaç kullanımı, hastalığın giderek ilerlemesine, atak sıklık ve şiddetinin artmasına ve nihayetinde hastanın sürekli ataktaymış gibi nefes darlığı ve diğer şikayetlerle yaşamasına neden olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenibilgiler.com/astim-hastaligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hodgkin Hastalığı</title>
		<link>http://www.yenibilgiler.com/hodgkin-hastaligi/</link>
		<comments>http://www.yenibilgiler.com/hodgkin-hastaligi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 Jan 2011 06:06:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Hodgkin]]></category>
		<category><![CDATA[Hodgkin Hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Hodgkin Hastalığı nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Hodgkin Hastalığı tanımı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenibilgiler.com/?p=23724</guid>
		<description><![CDATA[Hodgkin Hastalığı Vücuttaki lenf bezlerinin kötü huylu bir tümörü. 25-30 ve 60-70 yaşları arası en sık görüldüğü dönemlerdir. Erkeklerde daha sık görülen bu kanser çeşidi umümiyetle boyundaki bezlerden başlar. Başlangıçta boyundaki şişlikten başka belirtisi yoktur. Daha sonra vücutta bütün lenf sistemine yayılarak belirtiler vermeye başlar. Ateş, kilo kaybı, gece terlemeleri ve şiddetli kaşıntı önemli belirtileridir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font color="#008000"><b>Hodgkin Hastalığı</b></font></p>
<p>Vücuttaki lenf bezlerinin kötü huylu bir tümörü. 25-30 ve 60-70 yaşları arası en sık görüldüğü dönemlerdir. Erkeklerde daha sık görülen bu kanser çeşidi umümiyetle boyundaki bezlerden başlar. Başlangıçta boyundaki şişlikten başka belirtisi yoktur. Daha sonra vücutta bütün lenf sistemine yayılarak belirtiler vermeye başlar. Ateş, kilo kaybı, gece terlemeleri ve şiddetli kaşıntı önemli belirtileridir. Boyundaki büyümüş olan bezeler, bir çuvala doldurulmuş cevizler gibi his verirler. Bezelerin bir tarafta sayıları daha fazladır.</p>
<p>Hastalığı yapan habis hücrelerin karaciğer, dalak, kemikler ve diğer organlara yayılması ile kişide buralarla ilgili belirtiler başlar.Kesin teşhisi büyümüş bir lenf bezinin çıkarılıp, alınan kesitin mikroskopta incelenmesi ile konulur. Hastalığı yapan hücrenin çeşidine göre dört ayrı cinsi vardır. Hastalığın teşhis edildiği sırada vücuttaki yaygınlık derecesine göre tedavide değişik yollar seçilebilir.<span id="more-23724"><br />
<h2>Sponsorlu Bağlantılar</h2>
<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-9546344415416295";
/* saglikalt */
google_ad_slot = "1819109676";
google_ad_width = 300;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></span></p>
<p>Erken safhada yakalanan hastalarda radyoaktif ışınlama ile tedavi % 90’a yakın bir başarı sağlamaktadır. ileri dönemlerinde teşhis edilen hastalarda ilaç tedavisi, bazan da her ikisi birden kullanılmaktadır. Vücutta ortaya çıkan habis urların tedaviye en iyi cevap verenlerinden birisi olan bu hastalıkta ileri dönemlerde bile iyileşme oranı yüksektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenibilgiler.com/hodgkin-hastaligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

