<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yenibilgiler.Com &#187; ne demek</title>
	<atom:link href="http://www.yenibilgiler.com/tag/ne-demek/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yenibilgiler.com</link>
	<description>nedir &#124; Tanımı &#124; Anlamı &#124; ile ilgili bilgiler &#124; hakkında &#124; yazılar &#124; açıklaması &#124; nasıl &#124; faydaları &#124; yararları &#124; ne demek &#124; Bilgi &#124; araştırınız &#124; Ne anlama geliyor &#124; tarihi &#124; olur &#124; yapılır &#124; Neden &#124; kim  &#124; demek</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2012 08:45:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Miyom nedir</title>
		<link>http://www.yenibilgiler.com/miyom-nedir/</link>
		<comments>http://www.yenibilgiler.com/miyom-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Sep 2008 11:38:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[açıklaması]]></category>
		<category><![CDATA[Anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[araştırınız]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[demek]]></category>
		<category><![CDATA[faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[ile ilgili bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[kim]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Ne anlama geliyor]]></category>
		<category><![CDATA[ne demek]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[nedir]]></category>
		<category><![CDATA[olur]]></category>
		<category><![CDATA[Tanımı]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[yapılır]]></category>
		<category><![CDATA[yararları]]></category>
		<category><![CDATA[yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenibilgiler.com/?p=1923</guid>
		<description><![CDATA[miyom nedir miyomlar özellikle hamilelik yaşayan anne adaylarında daha sık görülür. Hamilelik döneminde yapılan ültrason muayenelerinde her 100 kadından dördünce miyoma rastlanır. Peki, iyi huylu olarak bilinen miyomlar karşısında ne yapmak gerekir Sponsorlu Bağlantılar miyom, bir hastalık mıdır miyomlar, rahimden kaynaklanan ve kanser olmayan iyi huylu tümörlerdir. rahim bir kas kütlesidir ve bu kas dokusundan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Miyom nedir</strong></p>
<p>Miyomlar özellikle hamilelik yaşayan anne adaylarında daha sık görülür. Hamilelik döneminde yapılan ültrason muayenelerinde her 100 kadından dördünce miyoma rastlanır. Peki, iyi huylu olarak bilinen miyomlar karşısında ne yapmak gerekir<span id="more-1923"><br />
<h2>Sponsorlu Bağlantılar</h2>
<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-9546344415416295";
/* saglikalt */
google_ad_slot = "1819109676";
google_ad_width = 300;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></span></p>
<p>Miyom, bir hastalık mıdır Miyomlar, rahimden kaynaklanan ve kanser olmayan iyi huylu tümörlerdir. Rahim bir kas kütlesidir ve bu kas dokusundan çıkan tümörlere miyom adını vermekteyiz. Rahimde bu kas kütlesi tabiat tarafından doğum esnasında kasılıp, çocuğu rahimden dışarı atmak için gereklidir. </p>
<p>Kimlerde miyom vardır Miyomlar kadın hastalıklarının en sık olanlarından biridir. Tahminlere göre bütün kadınların yüzde 20’sinde ve 35 yaş üstü kadınların yüzde 40’ında miyom bulunmaktadır. Bunların büyük çoğunluğunda hastanın hiçbir şikayeti yoktur ve sadece elle muayenede veya ültrason muayenesinde ortaya çıkarlar.</p>
<p>Miyomlar, nasıl karşımıza çıkar Miyomlar rahimden çıktıkları zaman ya rahmin dışına doğru büyürler veya rahmin duvarının içinde kalırlar yahut da rahmin içine yani adet olunan, kanayan rahim içi boşluğuna doğru büyürler. Bu miyom tiplerinden rahmin dışına doğru büyüyeni genellikle pek şikayet vermez ancak çok büyük oldukları zaman anlaşılabilirler. Rahmin içine doğru büyüyenler ise çok küçükken dahi adet kanama düzensizlikleri yaratarak hastayı uyarırlar. Rahim duvarı içinde kalanlar ise adet esnasında şiddetli ağrılara yol açabilirler.</p>
<p>Miyomların ne gibi belirtileri vardır Miyomlarda idrar torbasına baskı olabilir ve idrar sıklığı şikayeti olabilir. En sık rastlanılan şikayet, ise adet kanamalarının artması ve uzamasıdır. iki adet arası fazladan kanamalar genellikle miyomlarda, pek görülmez. Miyomların yarattığı bu kronik uzayan adet kanamalarından dolayı genellikle hastalarda kansızlık durumu mevcuttur. Miyomlar ayrıca kasık ağrıları, ilişki sırasında ağrı, adet sırasında ağrı ve devamlı bel ve ön bölge ağrısı gibi şikayetlere de yol açabilirler. Ama yine unutulmamalıdır ki miyomların yaklaşık yüzde 50’sinin çoğunda hastanın hiçbir şikayeti yoktur ve tesadüfen bulunurlar. </p>
<p>Miyom tanısı nasıl konur Miyomların, kesin bir oluşum nedeni yoktur. Ama genellikle aileseldirler yani miyomu olan bir kadının annesinde, kardeşinde veya anneannesinde miyom olma şansı yüksektir. Miyomlar genellikle iyi huylu tümörler demiştik. Nadiren hızla büyüyen ve ağrı uyandıran bazı miyomlarda kanserleşme riski fazla görülmüştür. Ama bütün miyomları düşünürsek miyomlardan kanser olma şansı yüzde 5’in daha altındadır ve bu yüzden miyomlara yaklaşım genellikle bunların kanserle ilgisi yokmuş gibidir. </p>
<p>Miyomun büyümesi mümkün mü Miyomların büyümesi kadınlık hormonu diye adlandırdığımız östrojenlerle birlikte olur. Yani vücutta östrojenin arttığı durumlarda örneğin tüp bebek tedavilerinde veya gebeliklerde miyomlar büyür, östrojenin azaldığı durumlarda da örneğin menopoz sonrası küçülür ve büyümeleri durur. Bu yüzden miyomlu hastalara genellikle östrojen içeren tedaviler verilmemektedir. </p>
<p>Gebelerde miyoma, rastlanırsa nasıl bir yol izleniyor Gebe hasta doktora ilk defa gittiğinde bir miyom bulunursa miyomun yeri, büyüklüğü ve geçmişte yaptığı şikayetlerle ilgili olarak gebeliğin devam edip, etmemesine karar verilir. Miyomlar gebelikte büyüyebilirler ve bu büyüme özel bazı durumlarda aşırı hale gelerek, miyomun, içindeki dokuların ölmesine yol açabilir. </p>
<p>Miyom büyümüş ise bu durum gebe için riskli mi Evet, hızlı büyüyen miyom, kan damarları besleyememektedir. Bu durum aynı kalpteki kalp krizi ağrısı gibi rahimde de ağrı yaratabilir ve hastalar zaman zaman böyle şiddetli ağrılarla gebelik esnasında hastaneye başvurabilirler. Miyomun dejenerasyonu bozulması diye adlandırdığımız bu olayda genellikle tıbbi yaklaşımla çözmek mümkündür. Nadiren gebelik sırasında ameliyat gerekir ki bu durumda da erken doğum ve düşük riski ameliyattan dolayı artmıştır. Bunun için gebelikte miyomlara mümkün olduğu kadar dokunulmamalıdır ve takip edilmelidir.</p>
<p>Her gebede miyom belirtileri aynı mıdır Gebelikte miyomların yüzde 80’inde bir değişim gözlenmez. Bu anlattığımız şikayetler yüzde10’undan daha az bir grupta oluşur. Bunun için bir gebede miyom görüldüğü zaman hiçbir şikayet yokken gebeliği sonlandırmak gerekli değildir. </p>
<p>Miyom, kısırlığa neden olur mu Miyomlarla kısırlık arasında bir bağlantı sürekli olarak tartışılmaktadır. Biz tüp bebek uzmanları olarak bu konuda özellikle çok geniş araştırma ve çalışmalar yapmış bulunmaktayız. Günümüzde varılan nokta şudur ki Miyomlar genellikle kısırlığa neden olmazlar Ancak miyomlar, rahmin bebeğin büyüyeceği iç boşluğunun şeklini değiştirecek bir haldeyse ve hastada da çocuk sahibi olamama sorunu varsa bu tarz miyomların rahmin içine aşağıdan girilerek, ‘operatif histereskopi’ denilen bir yöntemle kesilip, alınmaları gebelik şansını arttırmakta, düşük şansını azalmaktadır. Bu durum özellikle tüp bebek yaptırmak isteyen hastalarda önemlidir ve bu hastalarda rahmin içine doğru büyüyen miyomların alınması bir kural haline gelmiştir. </p>
<p>Miyomun alınması şart mıdır Rahim, duvarının içinde olan veya rahim dışına doğru büyüyenlerde, miyomun boyu 5 cm’in üzerinde ise yine bu miyomların alınması önerilmektedir. Fakat dediğimiz gibi bu durum ancak çocuk sahibi olmakta zorluk çeken yani infertilite kısırlık dediğimiz olgular için geçerlidir. </p>
<p>Miyomların, küçülme ya da kaybolma ihtimali var mı Miyomların östrojenlerle büyüdüğünü söylemiştik. Dolayısıyla östrojenin az olduğu menopoz sonrası yıllarda miyomlar küçülmekte ve artık bir sorun teşkil etmemektedirler. Bunun için menopoza çok az kalmış insanlardaki miyomlarda, şikayet olsa dahi bir süre bekleyerek menopozun gelmesini beklemek ve ondan sonra bunun küçülmesini izlemek daha doğru bir yaklaşım olarak görülmektedir. </p>
<p>Miyomun tedavisi nedir Daha önce de belirttiğim gibi miyomların yüzde 50’sinin çoğunda bir şikayet yoktur. Kısırlık, şiddetli adet kanaması, uzayan adet kanamaları, idrar sıklığı veya kasık ağrıları yoksa hiçbir şey yapmamıza gerek yoktur ve bunları 6 ayda bir takip etmemiz yeterlidir.</p>
<p>Kimler için miyom ameliyatı zorunludur Premenopoz dediğimiz yıllarda büyümekte olan miyomlarda çoğu kez menopoza ulaşamadan hastanın şikayetleri ve kanamaları çok arttığı için ameliyat gerekli olmaktadır. Ama miyomların büyüklüğü 7–8 cm’e geldiği zaman ise hiçbir şikayet vermeseler de alınmalarında fayda vardır. Ayrıca hızlı büyüyen miyomlarda nadir de olsa kanserleşme riski olduğu için bunların da alınmasına sıcak bakmaktayız. </p>
<p>Bunun dışında kısırlık sorunu olanlarda rahmin içine doğru büyüyen miyomların alınması ve 5 cm üzerindeki miyomların da çıkartılmasında fayda görülmektedir. </p>
<p>Miyom, rahimde bir ya da daha fazla mıdır Miyomlar genellikle birden çok olur ve miyom ameliyatı esnasında hekimin bunları tek tek alması uzun, zor ve kanamalı bir iş olmakla birlikte tabiî ki rahmin korunması gereken durumlarda yapılmalıdır. Ben kendi pratiğimde aynı hastadan 40 tane miyom çıkarttığımı bilirim. Dolayısıyla menopoz öncesi yıllarda ki hastaların miyomlarında genellikle sadece miyomların alınması yeterli bir tedavidir. Ama ailesel bir sorun olan miyomların, alınması durumunda gelecekte tekrar yeni miyomların çıkma şansının ve hastanın bu yüzden ameliyat olma şansının da yüzde 20’lerde olduğunu belirtmekte fayda vardır. </p>
<p>Bazı durumlarda rahmin alınması da gerekiyor mu Bu konuda bazen son kararın hastaya bırakılmasını tavsiye ederim. Bazı hastalar rahimlerinin alınmasını tercih etmekte yeni ameliyat ihtimallerini göze almak istememektedirler. Ama hasta ailesini tamamlamış ve menopoza da az seneler kalmışsa miyomların değil de rahminin alınması daha doğru bir yaklaşım olarak görülmektedir. Menopoz sonrası miyomlarda ise herhangi bir değişme yoksa ameliyat gerekli değildir</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenibilgiler.com/miyom-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rahim kanseri Nedir</title>
		<link>http://www.yenibilgiler.com/rahim-kanseri-nedir/</link>
		<comments>http://www.yenibilgiler.com/rahim-kanseri-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Sep 2008 11:24:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bayanlara Özel]]></category>
		<category><![CDATA[açıklaması]]></category>
		<category><![CDATA[Anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[araştırınız]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[demek]]></category>
		<category><![CDATA[faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[ile ilgili bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[kim]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Ne anlama geliyor]]></category>
		<category><![CDATA[ne demek]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[nedir]]></category>
		<category><![CDATA[olur]]></category>
		<category><![CDATA[Tanımı]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[yapılır]]></category>
		<category><![CDATA[yararları]]></category>
		<category><![CDATA[yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenibilgiler.com/?p=1920</guid>
		<description><![CDATA[Rahim kanseri Nedir Kadınlarda adet olmak ve çocuk doğurmak için gerekli olan rahim aynı zamanda bazı kanserlerin de sebebi olabilir Rahmin, rahim ağzı ve rahmin üst kısmı olan 2 tane temel bölümü vardır. Rahim ağzı kanserleri genellikle cinsel ilişkiye geçtikten sonra sperm yaptığı bazı etkilerle olmaktadır. Ne kadar erken cinsel hayata başlanır ve ne kadar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Rahim kanseri Nedir</strong></p>
<p>Kadınlarda adet olmak ve çocuk doğurmak için gerekli olan rahim aynı zamanda bazı kanserlerin de sebebi olabilir Rahmin, rahim ağzı ve rahmin üst kısmı olan 2 tane temel bölümü vardır. Rahim ağzı kanserleri genellikle cinsel ilişkiye geçtikten sonra sperm yaptığı bazı etkilerle olmaktadır. Ne kadar erken cinsel hayata başlanır ve ne kadar doğum yapılırsa riskte o kadar artış söz konusudur. Rahmin tepe kısmının kanseri ise genellikle ileri yaşlarda ve menopoz sonrası görülür ve bu kanser rahim ağzı kanserinin tam tersi olarak hiç çocuk doğurmamış veya az sayıda çocuk doğurmuş kişilerde ve genellikle şişman, şeker hastalığı olan, yüksek tansiyonu olan olgularda daha sıklıkla görülmektedir<span id="more-1920"><br />
<h2>Sponsorlu Bağlantılar</h2>
<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-9546344415416295";
/* saglikalt */
google_ad_slot = "1819109676";
google_ad_width = 300;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></span></p>
<p>Erken teşhis için neler yapmak gerekir Rahim ağzı kanserinin erken tanısı artık günümüzde pap smear denilen teknikle yapılmaktadır. Pap smear rahim ağzından ufak bir plastik süpürge yardımı ile birtakım hücrelerin alınması ve bir cama yayılarak bakılmasıdır. Rahim ağzı kanseri kanserleşmeden önce hücrelerdeki bir takım hafif değişikliklerle başlar ve yıllar içinde bu değişiklikler yavaş yavaş artarak kansere kadar gidebilir. Dolayısı ile pap smear testini muntazam olarak hiç olmazsa yılda bir yaptıran kadınlarda rahim ağzı kanseri çok erkenden anlaşılarak basit yakma, dondurma veya rahim ağzının bir kısmını alma tedavileri ile ortadan rahatlıkla kaldırılabilir. Günümüzde muntazam jinekologuna giden ve pap smear testini muntazam yaptıran kadınlarda artık rahim ağzı kanseri olmak ve bundan hayatını kaybetmek pek de mümkün değildir. </p>
<p>Pap smear testleri aynı zamanda rahmin tepe kısmının kanserinde de etkilidir. Ancak tam garantili değildir. Rahim ağzının diğer kısmının kanseri de çoğu kez adet kanamalarında şiddetlenme, adet kanaması dışında kanamalar ve özellikle menopoz sonrası kanamalar yaratarak kendisini belli eder ve bu tarz kişiler doktora gittikleri zaman muayene, ültrason ve rahim içinden alınarak tanı erkenden konabilir. </p>
<p>Rahim ağzı kanserinin hasta tarafından ilk hissedildiği şikayet genellikle kötü kokulu akıntılar ve ilişki sonrası kanamalardır ki bu durumda bazen teşhis konduğu zaman kanser ilerlemiş durumdadır ve tedavisi de güçtür. Bunun için hastaların bu tarz şikâyetleri beklemeden muntazaman pap smear testlerini yaptırmalarını özellikle vurgulamak istiyorum. </p>
<p>Ölüm risk oranı nedir Rahim ağzı kanseri yukarıda belirtildiği gibi zaten pap smear yardımı ile kanser olmadan önce yakalanabilir ve kişi bundan tamamen kurtulabilir. Rahim ağzı kanserinin erken devrede yakalanması durumunda yine yapılan ameliyatlar ve ışın tedavileri ile yaşama oranı çok yüksektir. ileri durumlarda ise öldürücü olabilir. </p>
<p>Rahmin tepesinin kanserleri de genellikle kanama yarattığı ve doktor hastayı erken götürdüğü için sıklıkla erken evrelerde yakalanır ve yine bunlar ameliyatlar ve ışın tedavileri ile çok başarılı bir şekilde tedavi edilebilir. </p>
<p>Hpv virüsü nedir Rahim ağzı ile bağlantısı var mıdır Hpv virüsü Human Papilloma Virüs kelimelerinin baş harflerinden oluşmuştur ve insan siğil virüsü diye Türkçe tercüme edilebilir. Cinsel organlardaki ufak ufak siğiller yaratabilir. Bazen bu siğiller vulvada, vajinada, makatın içinde ve dışında ve rahim ağzına kadar ilerleyebilir</p>
<p>Bu virüsün özellikle bazı cinsleri (16. ve 18. cinsleri) rahim ağzı kanseri, vajina kanseri yaratabilir. Bunun için pap smear testinde bir kişinin siğili olmasa bile bu tarz virüslere rastlanabilir. Rastlandığı zaman da mutlaka tedavi edilmeleri gereklidir. Hpv virüsü cinsel ilişki ile geçer. Erkeklerde bazen siğil yaratabileceği gibi erkeklerde hiçbir belirtisi olmayabilir. Ülkemizde Hpv virüsü son zamanlarda sıklıkla görülmektedir. Bu da toplumdaki cinsel ilişki serbestliğinin artması, özellikle Türkiye&#39;ye yurt dışından gelen genel kadınların erkeklere bulaştırması ile de oluşmaktadır.</p>
<p>Pap smear testi ne sıklıkla yapılmalıdır Kadınların rahim ağzından hücre alınması ve incelenmesi diye özetleyebileceğimiz pap smer testi hiçbir sıkıntısı ve sorunu olmayan kadınlarda yılda bir kez, pap smear testinde bozukluk olmuş veya kendisinde siğil virüsü tespit edilmiş kişilerde 6 ayda bir veya doktorun tercihine göre daha sık yapılması gereklidir.</p>
<p>ince yayma tekniği nedir Pap smear testini genellikle rahim ağzındaki hücrelerin bakılması diye anlatmıştık. Bu hücrelerin arasında rahmin ağzından dökülen hücrelerin olduğu gibi orada olmaması gereken iltihap hücreleri, akıntı parçaları ve kan gibi şeyler görülmektedir ki bu bazen teşhisi güçleştirmektedir. Bunun için son zamanlarda ince yayma tekniği ortaya çıkmıştır. Bu teknikte alınan hücreler bir sıvıya konmakta ve bu sıvıda çevrilerek temizlendikten sonra bir takım filtrelerden geçirilip sadece kanser olması muhtemel hücreler ayıklanmakta ve sadece bunlara bakılmaktadır. Dolayısı ile ortam daha temiz ve birtakım yabancı maddelerden ayıklandığı için teşhis çok daha kolay olmakta ve teşhiste aynı zamanda bilgisayarlardan da yararlanılmaktadır. ince yayma tekniği ile pap smear testine güven çok ciddi bir şekilde artmıştır. Aynı zamanda ince yayma tekniği ile kişideki Hpv virüsünün de var olması durumunda bunun kanser yapan tür olup olmadığı ile ilgili özel bir testte yapılabilmektedir. Bu test standart pap smear testinde yapılamamaktadır. </p>
<p>Bir kadının rahminin olmaması ne derece kadının vücudunu etkiler Vücuda zararı var mıdır Kadında rahim alınıp yumurtalıklar bırakıldığı zaman menopoz yaşı etkilenmemektedir ve kişi menopoza girmemektedir. Menopoz sadece yumurtalıkların alınması veya çalışmaması durumunda olan dengesizliğe denilmektedir. Rahmin olmaması durumunda kişi adet olmaz ama bütün hormonları aynı şekilde faaldir. Rahmin alınmasının dolayısı ile menopoz yaşına veya cinsel hayata hiçbir etkisi yoktur. Eşin cinsellikten aldığı hazzı etkilemez ve vücuda bir zararı yoktur. </p>
<p>Kan testi ile genetik kanser riski testi konusunda bilgi verebilir misiniz Bazı kan testleri günümüzde bazı kanserlerin genetik yani aileden geçip geçmediği konusunda bilgi vermektedir. Bunun en meşhuru BRCA–1 ve BRCA-2&#39;dir. BRCA–1 meme kanserinin kalıtsal olarak geçip geçmediği konusunda bize bilgi verir. BRCA–2 ise hem meme kanseri hem de yumurtalık kanserinin ailesel olup olmadığını bize bildirmektedir. </p>
<p>Kadın kanserlerinde meme kanseri, rahim kanseri kısmen kalın bağırsak kanseri, yumurtalık kanserlerinde ailesel bir eğilim söz konusudur. Bu eğilim en kuvvetli olarak meme kanserinde mevcuttur. Annesi, kız kardeşi gibi birinci derece akrabalarında meme kanseri olan kişilerin kendilerine bu testin yapılması ve bunun pozitif bulunması durumunda kanserin geçen yakınında da bu testin yapılarak aynı genin onda da mevcut olup olmadığı araştırması çok önemlidir. Bu test yapılıp da kişide ailesel eğilim olduğu zaman da bundan korunmanın yolları kendisine detaylı bir şekilde anlatılır. </p>
<p>BRCA-2&#39;nin pozitif olması durumunda da yumurtalık kanseri ile ilgili aynı yakınlık söz konusudur. Bu grupta da genellikle doğum kontrol hapı kullanma gibi yumurtalık kanserini önleyici tedbirlere başvurmak uygun olabilir ve kişinin kendi ailesini tamamlayıp da menopoza yakın yaşa geldiği zaman da her iki yumurtalığın alınarak bu kanserden hayat boyu kurtulması dahi düşünülebilir. </p>
<p>Aynı zamanda kanda Ca 125 gibi yumurtalık kanserini, CEA gibi kalın bağırsak kanserini ve Ca 19–9 ve Ca 15–3 gibi meme kanseri ile ilgili bir takım kan markerleri da bakılabilir ve bunlar da bu tarz kanserlerden korunma yönünde bize yardımcı olabilir.</p>
<p>Bu testin psikolojik etkileri var mıdır Neden BRCA–1 ve BRCA–2 testinin yapılması ve pozitif bulunması durumunda bu testi yaptıran kişilerde psikolojik sıkıntıya, depresyona ve ölüm korkusuna yol açabilir. Bu yüzden testler yapılmadan kişi ile detaylı konuşup pozitif çıkması durumunda tutulacak yol detaylı bir şekilde anlatılmalıdır. Bu testlerin pozitif çıkması kişide hiçbir zaman o kanser olacak anlamına gelmemekte sadece şansının yüksek olduğunu söylemektedir. Dolayısı ile bu kişilerin hayatları boyunca alacakları tedbirlerle de bu kansere karşı önlenmeleri ve bu kanserden kurtulmaları söz konusudur. </p>
<p>Bu testin doğruluk oranı nedir BRCA–1 ve BRCA-2&#39;nin pozitif çıkması durumunda kişilerde bu kansere yakalanma şansı hemen hemen yüzde 50&#39;lere yaklaşmaktadır. Ancak kalan yüzde 50&#39;de bu kanser olmamaktadır. Yine de bu oran önemli bir oran olduğu için mutlaka bir takım tedbirler alınmasını gerektirmektedir. </p>
<p>Genetik kanseri için en yakın aile bağlantısı nedir Kimden kime daha yoğun geçiş olur Bu konulardaki en yaygın ailesel kanser meme kanseridir. Bütün kadınlar hayatlarında yüzde 10 civarında meme kanserine yakalanma şansı ile karşı karşıyadırlar. Özellikle birinci derecede akrabalarda bu kanser olduğu zaman meme kanserine yakalanma şansı 2 kat artmaktadır. Aynı oran yumurtalık kanserleri için de söz konusudur. Rahim ve kalın bağırsak kanserlerinde de yine anne tarafından kız çocuklarına geçiş görülebilir ve bu tarz kanserleri geçiren kişilerin çocuklarını da yakından takip etmek gerekmektedir. </p>
<p>Rahim kanseri, tanıya dönük dünyadaki son çalışmalar nelerdir ya da ne gibi çalışmalar yapılıyor Günümüzde rahim ağzı kanseri için artık yaygın pap smear kullanımından dolayı bu kanserin görülme sıklığı çok azalmıştır ve bundan dolayı ölüm çok nadirleşmiştir. Rahim tepesinin kanseri de yine daha önce de belirtildiği gibi kanama anormalliği yaptığı için çoğu kez hastayı korkutup doktora getirten erken bir belirtidir ve bu yüzden de erken tedavilerle rahim kanserlerinden kurtulma oranı yüzde 90&#39;lar civarındadır.</p>
<p>Meme kanseri ise ailesinde meme kanseri olanlarda mamografi denilen yönteme 30–35 yaşlarında başlıyoruz ve ailesinde olmayanlarda 35 yaşından sonra başlıyoruz. Buna 2 yılda bir 50 yaşına kadar devam ediyoruz. 50 yaşından sonra ise yılda bir yapılmaktadır. Bu tarz incelemeler ve kişinin kendi memesini ayda bir muayene etmesi ve zaman zaman jinekologa gittiğinde de doktorun muayenesi ile erkenden tanı konabilir. Günümüzde artık meme kanserinin geç tanısı giderek azalmakta, erken tanı artmaktadır.</p>
<p>Erken tanı sayesinde memenin tabanı alınmamakta ve sadece küçük bir bölgesi alınmakta ve yapılan ilaç ve radyoterapi ile de kişinin sadece hayatının değil memesinin de kurtulması amaçlanmakta ve ulaşılmaktadır ve başarılmaktadır. </p>
<p>Kalın bağırsak kanseri içinse Amerikan Kanser Derneği 5 yılda bir kolonoskopi önermektedir ve bu sayede pek çok tümör erkenden yakalanabilir</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenibilgiler.com/rahim-kanseri-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rahim Kanseri</title>
		<link>http://www.yenibilgiler.com/rahim-kanseri/</link>
		<comments>http://www.yenibilgiler.com/rahim-kanseri/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Sep 2008 11:18:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bayanlara Özel]]></category>
		<category><![CDATA[açıklaması]]></category>
		<category><![CDATA[Anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[araştırınız]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[demek]]></category>
		<category><![CDATA[faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[ile ilgili bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[kim]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Ne anlama geliyor]]></category>
		<category><![CDATA[ne demek]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[nedir]]></category>
		<category><![CDATA[olur]]></category>
		<category><![CDATA[Tanımı]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[yapılır]]></category>
		<category><![CDATA[yararları]]></category>
		<category><![CDATA[yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenibilgiler.com/?p=1917</guid>
		<description><![CDATA[Rahim Kanseri Çoğunlukla rahim boynunda ve vajinanın başlangıç kısmında meydana gelen bir hastalıktır. Çok düşük yapan veya çok doğuran kadınlarda daha fazla görülür. Tıp dilinde uterus kanseri denir. Vajinadan kan veya fena kokulu akıntı gelir. Böyle durumlarda, vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir Sponsorlu Bağlantılar kanser Kanser anormal vücut hücrelerinin başıboş kontrolsüz bir şekide üremeleri ile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Rahim Kanseri</strong></p>
<p>Çoğunlukla rahim boynunda ve vajinanın başlangıç kısmında meydana gelen bir hastalıktır. Çok düşük yapan veya çok doğuran kadınlarda daha fazla görülür. Tıp dilinde uterus kanseri denir. Vajinadan kan veya fena kokulu akıntı gelir. Böyle durumlarda, vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir<span id="more-1917"><br />
<h2>Sponsorlu Bağlantılar</h2>
<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-9546344415416295";
/* saglikalt */
google_ad_slot = "1819109676";
google_ad_width = 300;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></span></p>
<p>kanser Kanser anormal vücut hücrelerinin başıboş kontrolsüz bir şekide üremeleri ile meydana gelen bir çeşit hastalıktır. Başka bir deyişle vücutta meydana gelen kötü tümörlere kanser denir. Kanser hücreleri, ya etraftaki dokuları istila ederek ya da ak veya kırmızı kan damarları ile vücudun diğer taraflarına yayılır</p>
<p>Buna metastaz yavrulama denir. kanserin esas nedenini bilinmemekle beraber, hava kirliliği, ve sigaranın kansere zemin hazırlayıcı oldukları ileri sürülmektedir. Kanserden korkmayınız, geç kalmaktan korkunuz Bu nedenle aşağıdaki belirtilerin biri görüldüğü zaman doktora başvurunuz. &#8211; Makat veya rahimden gelen anormal kanama veya akıntılar Göğüslerde veya vücudun herhangi bir yerinde görülen ve ele gelen şişlik veya sertlikler iyileşmeyen yaralar &#8211; Ses kısıklığı veya belirli bir sebebi olmayan öksürük &#8211; Yutma güçlüğü ve hazım bozuklukları Ben ve siğillerde görülen değişmeler. Bu işaretlerin herhangi biri iki haftadan fazla devam ederse mutlaka doktora başvurmak gerekir. kanserin görüldüğü yerler aşağıda gösterildiği şekilde tespit edilmiştir</p>
<p>Beyin ve omurilikte %1 &#8211; Ciltte %10 &#8211; Tenasül yollarında, erkeklerde %10, kadınlarda % 6 &#8211; Memelerde %14 &#8211; Sindirim sisteminde %25 &#8211; Solunum yollarında, erkeklerde %2, kadınlarda %3 &#8211; Karaciğer ve safra kesesinde %3 &#8211; Diğer organlarda %8 Bu bilgilerin ışığı altında, akciğer, deri, dil, dudak, gırtlak, mide, incebağırsak, kalınbağırsak, mesane, meme, ve prostat daha fazla görüldüğü söylenebilir. Kanser tedavisinde uygulanan makro biyotik gıda rejiminin çok etkili olduğu, bu rejimi uygulayan hastaların iyileştikleri ve sağlıklı kimselerin de kanser olmadıkları ileri sürülmektedir</p>
<p>Makro-biyotik Gıda Rejimi Bir günlük gıdanın, %60&#39;ı buğday, arpa, mısır, darı, esmer pirinç veya çavdar unundan yapılmış gıdalardan seçilir. %23-25&#39;i hayvan gübresiyle gübrelenmiş bahçelerden toplanmış taze ve olgun meyvelerden, patates, patlıcan, ıspanak, veya domatesten seçilir. %5-10&#39;u tahıl veya sebze çorbalarından seçilir. %10-15&#39;I deniz ürünleri arasından veya soya fasulyesi, taze fasulye, kırmızı pancar veya şalgamdan seçilir. Haftada bir kere beyaz etli balık yenebilir. Ancak her hafta pişirme şeklini değiştirmek gerekir. Haftada iki kere de fazla şekeri olmayan meyveler yenebilir</p>
<p>Çay içilebilir. Aşağıdaki yiyecek ve içecekler de yasaktır. Beyaz unla yapılmış ekmek, pasta gibi şeyler, beyaz pirinç, tavuk, peynir, yumurta, konserveler, dondurulmuş yiyecekler, şeker, üzüm, şekerli meyve suları, olgunlaşmış meyve ve sebzeler, kuru fasulye, ve kuru bezelye, mercimek, mantar, pekmez, bulama, çikolata, kakao, gazoz dahil bütün meşrubatlar, ve alkollü içecekler, turşu, sirke, hardal, sofra tuzu, bayat yiyecekler, sığır eti. Yukarıda anlatılan gıda rejimi hiç aksatılmadan uygulanmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenibilgiler.com/rahim-kanseri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Balon Nedir</title>
		<link>http://www.yenibilgiler.com/balon-nedir/</link>
		<comments>http://www.yenibilgiler.com/balon-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Sep 2008 10:33:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[açıklaması]]></category>
		<category><![CDATA[Anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[araştırınız]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[demek]]></category>
		<category><![CDATA[faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[ile ilgili bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[kim]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Ne anlama geliyor]]></category>
		<category><![CDATA[ne demek]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[nedir]]></category>
		<category><![CDATA[olur]]></category>
		<category><![CDATA[Tanımı]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[yapılır]]></category>
		<category><![CDATA[yararları]]></category>
		<category><![CDATA[yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenibilgiler.com/?p=1907</guid>
		<description><![CDATA[Balon Nedir Buhar sorununu bilimsel yönden geliştirmesinden ötürü Watt, bu devrimlerin kaynağı sayılmalıdır. Ondan önce Newcomen&#39;in makinesi ağır ve zor ilerliyor, teknik yerinde sayıyordu. Watt’ın aracılığıyla bilimin işi ele alması üzerine bu yavaş gidişte birden bir canlanma görüldü. Tekniğin ilerleyişi bir devrim niteliğini aldı, olayların akışı büyük bir hız kazandı. Bilim, insanlık tarihinde üçüncü defa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Balon Nedir</strong></p>
<p>Buhar sorununu bilimsel yönden geliştirmesinden ötürü Watt, bu devrimlerin kaynağı sayılmalıdır. Ondan önce Newcomen&#39;in makinesi ağır ve zor ilerliyor, teknik yerinde sayıyordu. Watt’ın aracılığıyla bilimin işi ele alması üzerine bu yavaş gidişte birden bir canlanma görüldü. Tekniğin ilerleyişi bir devrim niteliğini aldı, olayların akışı büyük bir hız kazandı. Bilim, insanlık tarihinde üçüncü defa müdahalede bulunuyordu, ama bu müdahalesi, toplumda bundan böyle büyük bir rol oynayacağını kanıtlayacak nitelikteydi<span id="more-1907"><br />
<h2>Sponsorlu Bağlantılar</h2>
<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-9546344415416295";
/* saglikalt */
google_ad_slot = "1819109676";
google_ad_width = 300;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></span></p>
<p>Şimdilik bütün rolü, yalnızca icat edilmiş bir makinenin geliştirilmesi ve mükemmelleştirilmesiydi. Ama bundan sonra tam tersine bir oluşumla karşılaşılacağı anlaşılıyordu. Çünkü bilim bazı dallarda tekniğin kendisinden önce davranmasına meydan vermeyecek kadar ilerlemişti. Artık mucite hangi yönün daha elverişli ve hangi bulguların daha yararlı olacağını bilim gösterecekti. Söz hakkı, usta teknisyenlerin değil, bilimsel düşünce ve deneylerle ilerleyen bilim adamlarınındı. Bu dönemin bilimi en çok gazlar konusunda, ilerlemiş bulunduğuna göre, en göz kamaştırıcı icadını da elbette bu alanda verecekti.</p>
<p>Bu döneme kadar gaz teorisini kuranlar fizikçiler olmuştu yani gazların yalnız fiziksel özellikleri üzerinde durulmuştu. XVII. yüzyılın ortalarına doğru kimyacılar da bu konuya ilgi göstermeye başladılar, o güne kadar yalnız bir tür hava var sanılıyordu o da soluk aldığımız hava Fransa&#39;da Lavoisier ve Berthollet ingiltere&#39;de Cavendish ve Priestley isveç&#39;te Scheele Rusya&#39;da Lomonosov genel olarak kullanılan hava teriminin birçok gazları kapsadığını kanıtladılar 1772&#39;de Priesley, bu konuda yazdığı bir eserinde gazların bir dökümünü yaptı. Saydığı gazlar şunlardır ateş havası oksijeni kastediyordu</p>
<p>sabit hava karbonik gaz, güherçileli hava azot bioksidi, yanar hava hidrojen, flogistikli hava azot vb. Ayrıca bunların yanarlığı, yoğunluğu gibi özelliklerini de açıklıyor sabit havanın deney kabının dibinde kalan ağır bir gaz, yanar havanın hafif ve uçucu olduğunu anlatıyordu.</p>
<p>Briestley&#39;in keşiflerinin yarattığı heyecana kapılanlar arasında Etienne Montgolfier 1745 . 1799 adlı Annonayli bir Fransız da vardı. Tanınmış bir kağıt fabrikatörünün oğlu olan Montgolfier, Soufflot ile birlikte Paris&#39;te mimarlık öğrenimi gördükten sonra babasının fabrikasında çalışmak üzere ülkesine dönmüştü. Fransa&#39;da bilimsel zekasını kullanmak, yeni yöntemler keşfetmek ve Fransız kağıtçılığına yenilikler getirmek fırsatını buldu.</p>
<p>Deneylere güvenen, zeki, metotlu ve sakin bir insandı. Bu kişiliğiyle de ağabeyi Joseph&#39;in tam karşıtıydı. Kardeşi kadar yaratıcı ve parlak bir zekaya sahip olan Joseph 1740-1810, hayalci, iradeli ve ateşli bir gençti. Aslında bu iki zıt yaradılış birbirlerini tamamlıyordu. Joseph garip bir fikir ortaya attı mı, Etienne onu hemen dengeler, yoluna koyar ve uygulardı. Vivarais dağının doruğunda uçuşan bulutları kıskanmak, suni bulut meydana getirmeyi ve onun asılları gibi uçuştuğunu düşlemek ancak Joseph gibi birinin aklına gelebilirdi. Çevresindekiler varsın kahkahayla gülsünler Buna bir Etienne gülmemişti çünkü Priestley&#39;in kitabında havadan daha hafif ve daha ağır ofan gazlar olduğunu okumuştu. Bunlardan biri, bir zarfa doldurulabilse havada yükselemez miydi?</p>
<p>Bu zarfın atmosferde, hiç değilse kendi yoğunluğuna eşit bir gaza rastlayıncaya kadar yükselmesi mantık gereğiydi. Hemen deneylere girişerek kağıttan bir kese yaptı, bunu demir parçaları üzerine sülfirik asit dökerek elde ettiği yanar havayla hidrojen doldurdu. Kesekağıdı bir süre uçtuktan sonra düştü. Gaz çok inceydi, kağıttan geçip havaya karışmıştı. Daha elverişli bir gaz bulmak gerekliydi.</p>
<p>iki kardeş, bu defa nemli samanla yün yaktılar, çıkan gazla doldurulan kese tavana kadar yükseldi. Bu yükselişin nedeni, o günlerde sanıldığı gibi, saman-yün karışımının kimyasal bir özelliğinden ileri gelmiyordu. Isınan havanın daha hafif olduğunu isviçreli fizikçi Horace de Saussure 1740-1799 o yıllarda kanıtladı.</p>
<p>Bu olaylar sırasında, iki kardeş ipekten paralelyüz biçiminde iki metre küplük bir zarf imal ettiler. Bunu sıcak havayla doldurunca uçtuğunu ve tavana gidip yapıştığını gördüler. Bu deneyden cesaret alarak yirmi metre küplük bir zarf imal etmeye koyuldular. Bu defa, deneylerini açık havada yaptılar. Balon, kendisini ateşin üstünde tutan ipleri kopartarak havalandı ve 300 metreye yükseldi. Böylece Montgolfier kardeşler kendilerini var güçleriyle çalışmalarına verdiler. Hemen 11.50 metre çapında, 750 metre küp hacminde yeni bir balon imal ettiler. Bu balon ambalaj bezinden yapılmış ve kağıtla astarlanmıştı. 215 kilo geliyor, ayrıca 200 kilo da yük alıyordu. Başarılarının daha geniş yankılar yapması ve daha çok kişi tarafından izlenebilmesi için deneylerini Vivarais Meclisinin toplanacağı 5 Haziran 1783&#39;te uygulamaya karar verdiler.</p>
<p>O gün bütün şehir halkı alanda toplanmıştı. Tam ortada içi boş şekilsiz bir balon durmaktaydı. Montgolfier kardeşlerden biri, resmi kişilere doğru ilerledi. Sayın meclis üyeleri, bu büyük keseyi buharla dolduracağız. Az sonra göklere yükseldiğini göreceksiniz, dedi. Kesenin altında samanla yün yaktılar. Seyirciler, kesenin kırışıklarının açılıp şiştiğini ve kusursuz bir küre biçimini aldığını gördüler. Bunu sekiz kişi zor zaptediyordu derken ansızın bıraktılar! Kalabalığın soluğu kesilmişti. Balon yükselmeye başladı 2.000 metre kadar gittikten sonra birden söndü ve hareket noktasından 4 km. uzakta bir bağa ağır ağır düştü.</p>
<p>Bu olay yalnız bilim dünyasında değil bütün dünyada büyük bir heyecan yarattı. Ezeli düş gerçek olmuş, ağırlık yenilmiş, insan dehası göklerin egemenliğini ele alarak bulutlarla, kuşlarla boy ölçüşür duruma gelmişti. Bilimler Akademisi, böyle olağanüstü bir olaya tanık olmak istedi. Deneyin masraflarını yüklenerek tekrarlanması için Montgolfier kardeşleri Paris&#39;e çağırdı bir yandan da uzmanları deneyin ayrıntılarını hazırlamakla görevlendirdi.</p>
<p>Jeolog Faujas de Saint-Fond deneye katılma kaydı açtı yapımcı Anne-Jean Robert 1758-1820 balonun imalini ele aldı tanınmış Fizikçi Jacques Charles 1746-1823 de girişimin bilimsel yönetimine atandı.</p>
<p>Özellikle gazların genleşmesi konusunda incelemeler yapmış olan Jacques Charles yalnız meslektaşlarının saygıyla eğildikleri bir bilim adamıydı. Uçan bir makine meydana getirme işiyle görevlendirildiğinde, bilimsel bir ruhla işe koyuldu ve sıcak hava yerine hidrojeni kullanmaya karar verdi. Ne yazık ki, Robert&#39;in Mariot Kanunundan haberi olmadığından kusursuz bir küre biçimi vermek için balonu iyice doldurdu. 27 Ağustos 1783&#39;te, Paris halkının yarısının toplandığı Champ-de-Mars&#39;da toplar atılmaya başladı. Bu işaretle havalanan balon, bir anda 1.000 metreye yükselip bulutların arasında kayboldu. insan zekasının bu &#39;mucize&#39;si karşısında kalabalık bağırıyor, haykırıyor, kucaklaşıyor, ağlaşıyordu. ne var ki, balon yükseğe çıkınca aşırı gerilmiş, patlamış ve Paris&#39; ten yirmi kilometre uzağa düşmüştü.</p>
<p>Bu sırada Etienne Montgolfier de, Paris&#39;e gelmiş ve Montgolfiere imal etmeye başlamıştı. Bu yine küre biçiminde, altın renkli işlemelerle süslü mavi bir balondu Altına bir kafes asarak içine bir koyun, bir horoz, bir de kaz koydukları balonu, Versay sarayında kral, kraliçe ve saray mensupları önünde salıvermeye karar verdiler. Kararlaştırılan zamandan üç saat önce, sarayın parkları ve civar sokaklar görülmemiş bir kalabalıkla dolmuştu.</p>
<p>Saat ikide halatlar kesildi ve balon &#39;yolcularını&#39; alarak havalanmaya başladı. On dakika sonra da Vaucresson koruluğuna indi. Herkes hayvanların yolculuğu nasıl geçirdiklerini öğrenmek için oraya koşuştu. Hedefe ilk varan Pilatre de Rozier, kafesi açınca hayvanlar sağ salim dışarıya fırladılar. Böylece atmosferin yüksek tabakalarının canlılar için solunuma elverişsiz olmadığı da kanıtlanmış oldu</p>
<p>Bu gözlem gözü pek bir insan olan Pilatre&#39;i çok heyecanlandırmıştı. insanların önlerinde açılan bu yepyeni egemenlik alanının kaşiflerinden yalnız hayvanlar olmasına gönlü razı gelmiyordu. Bu yeni dünyayı insan keşfe çıkmalı ve bu kişi de kendisi olmalıydı.</p>
<p>Pilatre yalnız gözünü budaktan sakınmaz kişi değil, aynı zamanda bir bilim adamıydı da. Montgolfierler onun verdiği ölçüler üzerine, 20 metre yüksekliğinde 16 metre çapında bir balon imal etmeye koyuldular. Sıcak havanın girdiği alt deliğin ağzına sorgun ağacından küçük bir bölme eklediler. Ocağı meydana getirecek olan saman yığınını buraya doldurdular</p>
<p>Deney günü yaklaştıkça sorumlu kişileri bir korkudur alıyordu. Bir insanın kendisini böyle çılgınca bir tehlikeye atmasına izin verilecek miydi? XVI. Louis, Kurban olarak insan verilmek isteniyorsa, ölüme mahkum kişileri koşsunlar bu işe! diye emretti. Pilatre bundan gocundu, Göklere yükselme onurunu aşağılık canilere mi vereceğiz? Hayır, asla bu olmayacak, diyerek dostlarından D&#39;Arlandes Marki&#39;si François-Laurent&#39;ı kralı ikna etmeye gönderdi.</p>
<p>Deney günü saat 13&#39;te balon gözü pek yolcusunu ve ona katılan D&#39;Arlandes&#39;i de alarak Muette bahçesinden havalandı. Balon ve yolcular 1.000 metre yükseklikten Paris&#39;in üstünde dolaştılar. Sokaklar, balkonlar, hatta damlar insan almıyordu. Balon Butte-aux-Cailles&#39;a yumuşak bir iniş yaptı. Yolcular, yer çekiminin bin yıllık zincirlerini kıran yiğit şövalyelere yaraşır bir zafer alayını artlarına takıp başkente döndüler.</p>
<p>Patlamalı motorlar ve havalı lastikler, mekanik -uygarlığın iki temel icadı olmuştu. Yöremize bir göz gezdirmek bu iki icada neler borçlu olduğumuzu anlamaya yeter. Özel arabamızdan traktöre, motosikletten otobüs ve sanayi motorlarına kadar her şey bunlara dayanmaktadır. Şimdi bunlara bir de uçağı eklemek gerekir.</p>
<p>Ikarus&#39;un şairane hayalini gerçekleştiren işte bu patlamalı motor ve havalı tekerlek oldu. Ne var ki bu, sayısız bilim adamlarının uzun ve inatçı çalışmalarına, Lalande gibi bazı bilginlerin, saçma şeylerle uğraşıyor denilip alaya alınmalarına, hatta bazılarının hayatına mal oldu. Bununla birlikte, kabul etmeliyiz ki, bazı çılgınların imal ettikleri ilkel araçlarla kuşlar örneği uçacaklarını ileri sürmeleri karşısında, kuşku ve inansızlık gösterenler, bütünüyle haksız değillerdi. Gerçi Lalande&#39;ın zamanında aerodinamik bilimi mevcut değildi, ama bu girişimlerin iyi bir sonuca ulaşamayacağını anlamak için statiğin belli başlı kanunlarını bilmek yeterliydi.</p>
<p>Hareketli kanatlar takıp uçacağını öne süren cüretli mucit cahil kişi olsa gerekti çünkü o kanatlarla üstüne dayanacağı havanın direnciyle kendi öz ağırlığını oranlamayı bile bilmiyordu, insanın kuş olmadığını, bunun sonucu olarak onlar gibi kanatları idare edecek kadar güçlü karın kaslarına sahip bulunmadığını da unutuyordu. Zaten XIX. yüzyılda girişilen bütün uçan adam deneyleri halkın kayıtsızlığıyla karşılaşmıştı. Halkın aklı ancak havadan daha hafife erebiliyordu. Böylesi, yolcusunu kazasız belasız taşıyabilecek tek hava aracıdır, deniyordu. Gerçi balon güdümlü bir araç değildi ve ilerlemek için rüzgarın sürüklemesine uymak gerekiyordu, ama günün birinde bunun da çaresinin bulunacağına herkes inanıyordu.</p>
<p>Güdümlü balon karşılarına yine o bildik havadan daha hafif sorununu çıkartmaktaydı. Çünkü güdüm ancak motorla olabilirdi. Bu durumda motor hem çok hafif, hem de dümeni ve pervaneyi çevireceğinden aynı zamanda güçlü olmalıydı. Görülüyor ki, güdümlü balon, sadece buharlı makinenin tanındığı bir dönemde gerçekleşebilecek bir tasan değildi. Sözgelişi Giffard&#39;ın, 1852&#39;de kendi balonuna taktığı buharlı makine 450 kilo ağırlığında ve olup olacağı 3 beygirgücündeydi. Üç beygir de etkili bir güdüm sağlayabilecek bir güç değildir.</p>
<p>Elektrik motorlarının icadı araştırmalara yeni bir yön kazandırdı ve mucitlerin hevesini körükledi. 1883&#39;te Gaston ve Albert Tissandier kardeşler elips biçiminde ve 28 m. uzunluğunda bir balon imal ettiler. Buna, pillerle beslenen bir Siemens elektrik motoruyla döndürülen bir pervane de eklediler. Bütün bunların toplam ağırlığı 300 kiloyu bulmuştu ve bir buçuk beygirlik gücü vardı. Öyle ki bu girişimde de gerekli güdümün elde edilmesi mümkün değildi.</p>
<p>Balonlara güdümlülük verme fikri yavaş yavaş bir efsane olarak görünmeye başlamıştı ki, 1884&#39;te Charles Renard 1847-1905 yaptığı deneyle bunun aksini kanıtlayabildi. Bu havacı 8 beygirgücünde ve 564 kilo gelen bir elektrikli motor koymayı başardı. La France adını verdiği 50 metrelik balonuyla 7.600 km.&#39;lik bir uzaklığı gidip döndü. Deney ispatlayıcıydı ama olağanüstü bir başarı ve gelecek vaat etmeyen bir gösteri gibi görünüyordu. Gerçi motorun gücünü artırabilirlerdi ama güçle birlikte ağırlık da artıyordu.</p>
<p>Patlamalı motorların yaygınlaşması ve gelişmesi yeni ufuklar açtı. 1897&#39;de Alman Woelfert balona, bir Daimler motoru yükledi. Deutschland adını verdiği bu balon 28 m. uzunluğundaydı ve iki pervaneliydi. Ama ne yazık ki havacı, bu hacimdeki bir hidrojen balonunun içinde alev saçan bir patlamalı motor oturtmanın barutla ateşi bir arada bulundurmak demek olduğunu düşünememişti. Öyle ki 14 Haziranda yaptığı deneme faciayla sona erdi.</p>
<p>Balonla patlamalı motoru bağdaştırmayı ilk başaran ünlü Brezilyalı Alberto Santos-Dumont 1873-1932 oldu. Ve 19 Ekim 1901&#39;de Deutsch armağanını kazandı. Bu armağanın, Sint-Cloud&#39;dan hareket edip Eyfel&#39;in çevresini dönecek ve hareket noktasına inecek ilk balona verilmesi kararlaştırılmıştı. Santos-Dumont&#39;un balona nasıl hakim olduğunu görenler şaşmış ve hayran olmuşlardı. Balonda güdüm savaşı kazanılmıştı. Henüz uçak sözü edilmediği ve Ader&#39;in ordunun anlayışsızlığını görüp kabuğuna çekildiği bu dönemde meydan güdümlü balonundu,</p>
<p>Fransa&#39;da ve Almanya&#39;da mucitler ve halk heyecan içindeydi. Cüretli zenginler yarışırcasına mucitleri kışkırtıyorlardı. Zengin Fransız sanayicisi Paul Lebaudy 1858 -1937, 1902&#39;den başlayarak bir seri güdümlü balon yapılması için bir servet harcadı, ama bunların çoğu facialarla son buldu, içlerinde en şanslı olan, Mühendis Julliot&#39;nun yapısı Liberte 1909, 63 m. uzunluğunda 12.50 m. çapındaydı ve 120 beygirlik bir motor ona 40 km.&#39;lik hız vermekteydi.</p>
<p>Almanya&#39;da bu işlerin başında Graf von Zeppelin bulunmaktaydı 1838-1917. Sarsılmaz bir inançla çalışmakta ttan bu kişiyi halk heyecanıyla ve imparator da lütuflarıyla desteklemekteydiler. Birçok acı tecrübeler geçirdiği ve facialara tanık olduğu halde, bu manevi desteklemeler sayesinde umutsuzluğa düşmedi ve gerçekten dev bir hava filosu meydana getirmeyi başardı. Zeplinler kafes şeklindeki demir iskeleti! dev iğler olup taşıdıkları hidrojen balonları sayesinde havalanmaktaydılar, ilkinin boyu 128 m. ve hacmi 11.000 metre küptü 1900. Ve iki tane 16 beygirlik motorla işlemekteydi. Sonuncusu 1936 Avrupa ile Amerika arasında ticari bir havacılık hattında çalışıyordu bunun hacmi 105.000 metre küptü ve motoru da 2.650 beygirgücündeydi. Salonu, yemekhanesi konforlu ve fresklerle süslüydü ayrıca bir sigara salonuna, duş odasına da sahip olan bu güdümlü balon 50 yolcu taşımaktaydı.</p>
<p>Zeplinler dev araçlardı sonuncusunun boyu 200 m.&#39;yi buluyordu. Fakat o oranda da tehlikeliydiler çünkü taşıdıkları hidrojen faciaya sebep olmak için bir kıvılcım bekliyordu. Eninde sonunda güdümlü balon yok olmaya mahkûmdu.</p>
<p>1914&#39;ten başlayarak Graf von Zeppelin, 148 m. uzunluğunda ve 600 beygirgücünde bir motorla işleyecek olanı Zeppelin IVün montajıyla uğraşıyorken uçak deneme safhasından çıkmış, askeri ve sivil alanda parlak bir geleceğe doğru uçmaya başlamıştı bile.</p>
<p>Balon, XX. yüzyılın başında en mükemmel durumuna geliyor ve bir yığın mucit güdümlüsünü de imal edebileceklerini ileri sürüyorlarken, havadan daha ağır olan bir şeyin ardından koşanlar bulunduğuna herkes şaşıyordu.</p>
<p>Oysa böyle düşünenler yanılıyorlardı çünkü tabiatta balona, benzeyen bir örneğin bulunmamasına karşılık kuşlar, havadan daha ağırın tipik örnekleriydi. Uçurtma çoktan beri biliniyordu. insanı taşıyabilmesi için daha büyüğünü imal etmek yeterdi. Bir yığın araştırmacı işte bu mantığı yürütüyor ve bu uğurda kurbanlar veriyorlardı, insan kaslarının uçmak için yeterli güçte olmadığını çabuk anladıklarından tek umutları motora kalmıştı.</p>
<p>Sorunu bilimsel olarak ilk inceleyen ingiliz George Cayley 1773-1857 oldu hatta vatandaşı William Samuel Henson 1842&#39;de elli metre boyunda tek kanatlı bir uçak bile imal etti. Ama uçuramadı, çünkü ağırlık ve güç sorunu henüz çözümlenmemişti buharlı makineyle çözümlenecek gibi değildi. Öyle ki, yapılacak bütün denemelerin boşa gitmesi kaçınılmaz bir sonuçtu. Gerçekten de 1895&#39;te ingiliz mühendisi Hiram Maxim 1840-1916 ve büyük Amerikalı fizikçi Samuel Langley&#39;in 1834-1906 1903&#39;teki denemeleri başarısızlıkla sona erdi.</p>
<p>Buharlı uçan makineyi uçurmayı başaran tek mucit Fransız Clement Ader 1890 ve 1897 oldu. Balonun aracılığı olmaksızın göğe yükselebilen ilk insanın Ader 1841-1925, P.T.T.&#39;de mühendisken mucitlik hevesiyle işinden çıkmıştı. Başarılı oldu ve epey de para kazandı. O zaman kendini rahatça, havadan daha ağır sorununu incelemeye verdi. Yaklaşık bir milyon frank harcadı, ama amacına da ulaştı. 9 Ekim 1890&#39;da, pervanesi 20 beygirgücündeki bir makineyle dönen ve ağırlığı beygir başına 15 kg. olan aracı yerden kalktı.</p>
<p>Yedi yıl sonraki başarısı yerden kalkmakla da kalmadı bir hamle yaparak 300 m. uçtu. Bu başarıyı gerçekleştirdiği aracı birer ufak buhar makinesiyle dönen, iki pervaneli ve 16 metre boyunda koca bir yarasaydı. Ader makinenin kendisini alıp götürdüğünü, aşağıda yerin hızla gömüldüğünü ve rüzgarın gücüyle, hazırlanan pistin dışına sürüklendiğini görünce soğukkanlılığını kaybetti. Motoru durdurarak kendini inişe koyuverdi. Anlayışla karşılanması gereken böyle bir telaş, buna rağmen aleyhine oldu çünkü deneyde hazır bulunan Savunma Bakanlığı delegeleri denemeyi yeterli bir başarı saymadılar ve bakanlığın desteğini reddettiler. Çaresiz ve umutsuz kalan Ader havacılığın dikenli yollarından usulca uzaklaştı.</p>
<p>Ader&#39;in başarısızlığı, havadan daha ağırın başarılı sonuca varabilmesi için hafif makinenin yeterlj olmadığını, bu aracı kullanmayı bilmek de gerektiğini ispatlamıştır. Aracın itici bölümünde kusur yoktu beygir başına 3 kilo gelmekteydi ki, bu gerçekten büyük bir başarıydı. Ancak, resmi deney için sınırlanan alanı geçmiş olsaydı bile pratik bir makine haline gelemeyecekti aracın itici bölümünü başarıyla meydana getirmişti, ama aerodinamik bölümün sırrını keşfedememişti. Ader&#39;in pilotluğu bilmediği kadar aracı da uçmayı bilmiyordu.</p>
<p>Bütün öncüler gibi Ader de bir makinenin uçabilmesi için kuşa benzemesi gerektiğini düşünmüştü. Buna inanıldığı için de leyleğin, akbabanın uçuşu inceleniyor, kanatları ve bunları nasıl kullandıkları gözlemleniyordu. Ama araştırmacılar tabiatı kılı kılına taklit etmenin söz konusu olamayacağını tahmin edebilmeliydiler. Hayvanların imkanları ayrıdır, insanınki ayrı. Onları inceleme, kopya etmeye varacaksa yararsızdı tersine bunların işleme mekanizması anlaşıldıktan sonra insanın imkanlarıyla oranlanarak bir sonuca varmak gerekirdi.</p>
<p>Bunu böyle anlayıp araştırmalarını bu açıdan yapan ilk bilim adamı Alman Otto Lilienthal 1848-1896 oldu. Kendini bütün kalbiyle ve ruhuyla uçma sorununa verdi bu sorunun bilgini, yapımcısı, akrobatı, fizyolojisti oldu. Kırk üç yaşında olduğu halde kanatlar takıp her seferinde biraz daha uzun uçuşlar yapmaktaydı. Aracı 4 m. kapsamlı ve 14 metrekare havayı kaplayan bir planördü</p>
<p>Yelkensi aracının ortasında durur, kendini bir tepeden aşağıya atar, havada mümkün olduğu kadar uzağa gidecek şekilde süzülmek için ne manevralar yapılacağını ve yükselen hava akımlarından yararlanma yöntemlerini araştırırdı. Yaptığı iş ölüme kafa tutmak değil, onu yudum yudum yenmekti. Ama hışmına gelmedi de değil aracı 1896 yılında bir gün havada kırıldı ve Lilienthal hayatını bu serüvende kaybetti. Ama gelecek kuşaklara hazine değerinde bilgiler ve havacılığın doğmasına imkan hazırlayan gözlemler bıraktı. Bu hazineyi Fransız Ferber ve Amerikalı Chanute ve Langley buldular, değerlendirdiler ve yararlandılar.</p>
<p>Amerikalı mühendis Octave Chanute&#39;ün 1832-1910 özelikle kayda değer katkıları oldu. Mouillard&#39;ı tanımış ve Lilienthal&#39;m deneylerini dikkatle izlemişti. Birinin teorik çalışmalarından yararlanıp ötekinin izinden gitmeye karar verdi. Kişisel deneyleri onu, Almanın planöründe değişiklikler yapmaya götürdü Onun tek katlı kanadının yerine iki katlısını koydu ve bir de stabilizatör, yani doğrultuyu düzeltmeye yarayan bir kuyruk ekledi. Bu aracı sırtına alır ve hava kendisini kaldırsın diye bayır aşağı koşardı. 1897&#39;de bu şekilde 109 m. uçmayı başardı.</p>
<p>Göğün fethi konusunun en ateşli aktüalite olduğu bu dönemde Chanute&#39;ün kendisinin ve Lilienthal&#39;in deneylerini anlatan kitabının yayımlanması kuşkusuz yankılar yaratmıştı ve bir yığın heyecanlı genç, Ader&#39;in deyimiyle uçucu olma hevesine kapılmıştı. Bunlardan ikisi, Dayton&#39;da Ohio bisiklet satıcılığı yapan otuz iki ve otuz sekiz yaşındaki Wilbur 1867-1912 ve Orville Wright 1871-1948 kardeşler oldu.</p>
<p>Wright kardeşler Chanute&#39;ün deneylerinin izinden gitmek kararında olmakla birlikte apayrı bir yol izlediler. Acele işi bir yana bırakıp ağır ama emin adımlarla gitmeyi bildiler. Önce işi ayrıştırdılar ve güçlükleri tek tek bulup bunları gidermenin yollarını bulmaya çalıştılar. Araştırmalarına, çift kanatlı Chanute planörüyle başladılar 1889. Sonunda havaya daha iyi hakim olabilmek için arka planda karın üstü yatmanın, stabilizatör kuyruğun yerine bir derinlik dümeni kullanmanın ve dümenin, gözlerinin önünde olması için öne yerleştirmenin daha iyi olacağını gördüler. Bundan başka geriye bir direksiyon dümeni eklediler, taşıma yüzeyini de genişlettiler. Kısacası Wrightlar ilkel uçurtmayı 1902&#39;de, binden fazla deney ve uçmanın verdiği tecrübelerin sonucunda Lilienthal ve Chanute&#39;ünküne kat kat üstün bir planör durumuna getirdiler.</p>
<p>1903&#39;te Wrightlar yerden kesilmek için dıştan yardım almaya son vermeyi düşündüler ve bu amaçla araca bir motor takmaya karar verdiler. Bunun için de 20 beygirlik bir Fransız motoru aldılar. Yeni &#39;uçak&#39; 17 Aralık 1903&#39;te havalandı. En çok 260 metrelik uçuşlar yapabiliyor ve bu, o zamanlar binlerce kilometre aşan Conste Hation&#39;un yanında hiçten öteye gideceğe benzemiyordu.</p>
<p>Ama bu gibi olumsuz düşünceler şu gerçeğin yanında saçmaydı Havacılık doğmuştu. Gerekli iki önemli unsurun, hafif motor ve aerodinamik tekniğin, zamanla deneyler ve bilimsel çalışmalar ilerledikçe gelişeceği kesindi.</p>
<p>Wright kardeşler böyle sessiz sessiz çalışırlarken Avrupa da boş durmuyordu. Onun da mucitleri Lilienthal, Ader ve Chanute&#39;un deneylerini, kendilerine özgü dehalarıyla devam ettiriyorlardı, izledikleri yöntem. Amerikalılarınkinden bambaşkaydı. Onların ağır ve emin adımlarla gitmelerine karşı, Avrupalılar çılgın bir cüretle ve ya batar ya da çıkar zihniyetiyle ilerlemekteydiler. Yüce olmasına yüce bir yöntemdi bu, ama hem insanca, hem paraca pahalıya mal oluyordu</p>
<p>Yüzbaşı Fernand Ferber 1862-1909, Mühendis Robert Esnault-Pelteri, Gabriel Voisin, ve Louis Breguet gibi teknisyenlerden başka bir yığın spor meraklısı ve çılgın amatör de işin peşindeydiler. Teknisyen, sanatçı, salon adamı olsun hepside Cyrano&#39;nun ülkesine yaraşır zarif bir gözü peklik gösteriyordu ve halkın kulağı onlardaydı. Santos-Dumont, Henri Ferman, Louis Bleriot halkın heyecanını uyandırıyorlardı. Peki ya bilim? Bilim bu ampirik ve tehlikeli denemeler safhasını izleyecekti.</p>
<p>Bilindiği gibi, Wright kardeşler buluşlarını 1908&#39;de Fransa&#39;da açığa vurdular, ama o zaman Fransız uzmanlar onlara ulaşmış hatta geçmiş bulunuyorlardı. ilk uçak motorları hizmete girmişti bile bunlar Leon Levavasseur&#39;un 1863 -1922 V motorlu Antoinette ve Laurent Seguin&#39;in ünlü rotatif Gnöme&#39;uydu. Birkaç ay önce de teknisyen Paul Cornu&#39;nün yaptığı ilk helikopter ve Breguet ile Fizyolojisi Charles Richet&#39;nin ortak yapımları Gyroplane&#39;ı jiroplan havalanmış bulunuyordu. Bunları da çok geçmeden 1910&#39;da Marsilyalı mühendis Henri Fabre&#39;ın hydravion&#39;u deniz uçağı izleyecekti</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenibilgiler.com/balon-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Balonu Kim icat Etti</title>
		<link>http://www.yenibilgiler.com/balonu-kim-icat-etti/</link>
		<comments>http://www.yenibilgiler.com/balonu-kim-icat-etti/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Sep 2008 10:28:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[icatlar]]></category>
		<category><![CDATA[açıklaması]]></category>
		<category><![CDATA[Anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[araştırınız]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[demek]]></category>
		<category><![CDATA[faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[ile ilgili bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[kim]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Ne anlama geliyor]]></category>
		<category><![CDATA[ne demek]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[nedir]]></category>
		<category><![CDATA[olur]]></category>
		<category><![CDATA[Tanımı]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[yapılır]]></category>
		<category><![CDATA[yararları]]></category>
		<category><![CDATA[yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenibilgiler.com/?p=1904</guid>
		<description><![CDATA[Balonu Kim icat Etti Sonradan çok geliştirilen, kontrolü, daha doğrusu belirli yönlerde güdümü mümkün olan tipleri yapılan balonun mucidi bir kişi değil, Joseph ve Etienne Mongolfiyer Kardeşler adını taşıyan iki kardeştir Sponsorlu Bağlantılar ilk balon da 1783 yılının 5 Haziran günü, Fransa&#39;nın Annonay kasabasından havaya uçurulmuştu. Joseph Mongolfiyer kardeşinden 15 yaş daha büyüktü. Babaları, ilk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Balonu Kim icat Etti</strong></p>
<p>Sonradan çok geliştirilen, kontrolü, daha doğrusu belirli yönlerde güdümü mümkün olan tipleri yapılan balonun mucidi bir kişi değil, Joseph ve Etienne Mongolfiyer Kardeşler adını taşıyan iki kardeştir<span id="more-1904"><br />
<h2>Sponsorlu Bağlantılar</h2>
<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-9546344415416295";
/* saglikalt */
google_ad_slot = "1819109676";
google_ad_width = 300;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></span></p>
<p>ilk balon da 1783 yılının 5 Haziran günü, Fransa&#39;nın Annonay kasabasından havaya uçurulmuştu. Joseph Mongolfiyer kardeşinden 15 yaş daha büyüktü. Babaları, ilk balonun uçurulmasıyla insanlık tarihine geçen Annonay kasabasında bir kağıt fabrikasının sahibiydi. Sonradan mimar olan Etienne&#39;e karşılık, abisi Joseph okulunu bitirmeden babasının yanında çalışmaya başlamıştı. Bir süre mimarlık yapan Etienne de bu işi sürdürmedi. Babasının kağıt yapım yerinde çalışmaya başladı. </p>
<p>iki kardeşin en büyük merak ve ilgisi, havayla ilgili konulardı. Çok geçmeden, bu merak ve ilgilerinin doğrultusunda deneyler yapmaya koyuldular. Bulutlar gibi havada yol alan bir gemi,bir araç yapmak istiyorlardı. Joseph, iki metre çapındaki şemsiyelerle bazı denemeler yaptı. Büyük bir şemsiyenin alt tarafına bir sepet bağladı. Sepetin içine bir koyun koydu ve bunu kasaba civarındaki yüksek bir tepeden aşağı attı. Daha sonra aynı denemeyi kendi de gerçekleştirdi. Böylece, ilk paraşüt uygulanmış oluyordu. </p>
<p>Açık havada ateş üzerinde kurutulan bir gömleğin kabararak havalanması, Mongolfiyer kardeşlere ilk balonun yapımı için temel fikri verdi. Taftadan dört köşe bir torba diktirdiler. Torba alt tarafından ısıtılınca, havalandığını gördüler. Aslında, torbanın içine dolan dumanla uçtuğunu sanıyorlardı. Isınan havanın genleşerek dış havadan daha hafif hale gelmesi ve torbanın bu nedenle uçtuğu gerçeği onlara yabancıydı. Buna rağmen, deneylerini geliştirerek, 1783 yılının 5 Haziran günü ilk balonu uçurmak onuru onlara aittir. </p>
<p>Kasaba alanındaki denemeden 4 ay sonra, Rosier adında bir genç Mongolfiyer Kardeşlerin yaptığı balonla uçtu. ilk uçuşta balon iple yere bağlıydı. ikinci uçuşta serbest bırakıldı. </p>
<p>ilk büyük denemenin ardından 1 yıl geçince, Mongolfiyer Kardeşler La Gustave adını verdikleri dev bir balonla kendileri uçtular. Aynı yolculukta, kendilerinden başka beş yolcu daha vardı ve bunlardan biri kadındı</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenibilgiler.com/balonu-kim-icat-etti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

